YÜRÜMEYE ÖVGÜ
0
Yorum
2212

kez okundu..

YÜRÜMEYE ÖVGÜ

 David Le Breton

 

Mart 2011

28.11.2008 tarihli Zaman gazetesinde Beşir Ayvazoğlu’nun bir yazısını okudum: “Yürümeye Övgü” Bu kitaptan bahsediyordu Ayvazoğlu. Hemen o günlerde aldım ve okudum. Ancak aradan geçen yaklaşık iki buçuk yıldan sonra, bu kitap hakkında yazmak üzere kalemi (klavyeyi) elime aldığım bugünlerde neredeyse yürüyemez halde olmam ilginç bir zamanlama.

Değer verdiğim birilerinin tavsiye ettiği, tavsiye etmese de methettiği kitaplar, her zaman, okunacaklar listemin üst sıralarına hop diye konmuştur. Bunda da öyle oldu. Üç vakte kadar edindim kitabı ve hemen de  okudum.

Yürüme esnasında yaşananlar, yaşanacaklar (uyumak, yaralarla savaşmak, sessizlik, şarkı söylemek ve hepsinden önemlisi yolculuğu yazmak)  ve yürümenin çeşitleri (uzak yürüyüşler, kent yürüyüşü, kutsal yürüyüşler) kitabın temel eksenini oluşturuyor. Yürüyüşe çıkmadan yanına alınması gerekenlerin sayıldığı “Eşyalar” bölümü, yürüyüşün, şehir çocuğu olan (ve de maalesef trekking ya da dağcılık gibi hobileri de olmayan) bizlerin sandığı gibi, ceketini alıp çıkmakla olmayacağını, ciddi bir ön hazırlık gerektirdiğini anlamamıza yardımcı oluyor.

Ayvazoğlu kitabı tanıtırken şunları söylüyor:

“Söze “Yürüyüş dünyaya açılmadır!” cümlesiyle başlayan Le Breton, geçici veya sürekli olarak bedenle yaşamak anlamına gelen yürüyüşün insanı sadece hayattan zevk almaya değil, aynı zamanda derin düşünceye yönelttiğini, modern hayat şartlarının zorladığı aceleciliğe ve telaşa boyun eğmekten kurtardığını söylüyor. Yürüyerek yorulan bir insan için dinlenme sırasında yenen yemek kadar lezzetlisi yoktur. Çok sade bir yemek bile bazen muhteşem ziyafetlerin veremediği zevki verir. Yakıcı bir susuzluktan sonra içilen bir bardak suyun yaşattığı hazzı, ayakta duramayacak kadar yorulduktan sonra kuru toprakta veya taze çimenler üzerinde çekilen bir uykunun tadını sadece yürüyüşçüler bilir. Yürüyüş hayatın sıradan anlarını değiştirir ve yeni biçimler altında yeniden yaratır, Le Breton’a göre.”

Kitaptan birkaç alıntı:

“Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içinde yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.”

“Yürüyüş bir kaçış, modernliğe bir naniktir.”

“Yürüyüş hiçbir duyuyu..ihmal etmeyen eksiksiz bir duyumsal deneyimdir.”

“On gün birisiyle birlikte yürümek, on yıl onunla birlikte yaşamak demektir. Kusurları ve de nitelikleri hızla dökülür.”

“Modernlik gürültünün egemenliğidir.”

“Şarkı yürüyüş arkadaşıdır, zihinsel bir dengeleyicidir.”

“Kesin olan şu ki yürüyen insan genellikle otomobil kullanan ya da trene veya uçağa binen biri gibi kibirli olmaz çünkü attığı her adımda dünyanın acımasızlığını ve yolda rastladığı insanlarla dostça uzlaşma gerekliliğini hissederek asla insan olduğunu unutmaz.”

“Bir kenti arşınlayarak kendini keşfetmenin bir başka biçimi, gerçeküstücüler gibi, sokaklarda, rasgele, başıboş dolaşmaktır.” (Bu tip yürümeleri oğlumun “hadi kaybolalım anne” talebiyle birkaç kez biz de yapmıştık.)

“Aylak, amatör bir sosyologdur ama aynı zamanda da güçlü bir romancı, bir gazeteci, bir siyaset adamı, bir anekdot toplayıcıdır.”

“Yürüyüş yaşama sıkıntısı ya da acısına karşı bir ilaçtır.”

“Yürüyüş insanı kendisine tanıtır ve bunu narsistik biçimde değil, yaşama zevki ve toplumsal ilişki içinde yapar.”

“Biz yolculuk yapmıyoruz, yolculuk bizi meydana getiriyor ve bozuyor, yaratıyor bizi.”

Sonuç olarak aslında hiçbir zaman iyi bir yürüyüşçü olmayan ve –yukarıda da söylediğim gibi- bugünlerde zorunlu olarak atıla yirmi-otuz adımdan sonra şiddetli ağrılarla oturma ihtiyacı duyan benim gibi birinin bu kitaptan bahsetmesi oldukça ironik. “Yaşayamayanlar yazarmış” ilkesine bir de “yaşayamayanlar okur ve yazarmış”ı mı eklesek nedir? Fatma Bayram 22.3.2011

 

26.4.2011 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.