Yer- Gök Birlikte Cuma Kılmışız ama Farza Ulaşamamışız!.
0
Yorum
1532

kez okundu..

 

Yer- Gök Birlikte Cuma Kılmışız ama Farza Ulaşamamışız!.
Cumanın nimetlerinden yararlanmak için Meral ile düştük yollara. Önce Kubbealtı da fotokopi çektireceğiz. Şimdi ki adı net kitap olan (eski adını unutmuşum) sokağa girerken aradığım kitabı sormak aklıma geldi. Hemen merdivenleri çıkıp alışık olduğum kapıya yöneldim ki iç dizayn değişmiş. Kalın kadifeyle kaplanan bir kapıya çarptım. Perde tam kamufleyi göstermediği için içerisi de gözüküyor. Oda takımı falan koymuşlar birkaç kişi dinleniyor. Kitaplarda iyice azaldı. Yeni sahipleri tam yerleşmedi mi, başka sorunlar mı var bilmiyorum ama mekanın eski kitap dolu halinden gittikçe uzaklaşıldığı görülüyor. Yeni konsept böyle mi olacak. Neyse beni çok da ilgilendiren bir yer değil zaten.
Aradığım kitap Boğulanlar ve Kurtulanlar/ can yayınlarından. Bellek – hafıza ilişkisinde önemli bir yerde durduğu okuduğum bir makaleden yola çıkarak anlaşılıyor. Kitap yok ama pazartesi getireceklerini söylediler. Bu da bana uyar deyip ayrılıyorum. Sırada Kubbealtı. Fotokopileri de hallettik ve arşivin önünden Sultanahmet’e doğru yol alıyoruz. Betül aradı. Zihninde bir çok hikayeyi barındıran ve fakat sorumlulukları da olan arkadaş.   Neyse biraz takviminin biraz ilerlemesi gerekir. Yani henüz vakti olanlar sınıfından. Turuncu dergisi adına çalışıyormuş. Bir haber dosya yapacakmış. Bildiklerimizi söyledik. Tramvay yolundan geçiyoruz.
At meydanını geçerken bu yol üzerinde yürürken kendini İmparator Kostantin zamanında hissedebiliyor musun. Hipodrumda yarışlar yapılıyor ve ahali bağırıyor veya Fatih zamanında … ama Topkapı sarayı henüz yapılmadığı için buralar sakin de olabilir … yeni düzenlemeler yaya yolunu genişletti. Daha rahat ve çarpmadan yürünüyor. Her zamanki avlu kapısından giriyoruz. Merdivenler sakin görülüyor içeri girip kadınlar mahfeline geçiyoruz. Bütün üst kat kadın cemaatle dolu. Geçen hafta bu kadar kalabalık değildi. Tatil arifesi yaramış galiba. Bugün karne günü kızlar da karnelerini alacaklar. Bakalım akşama hazırlıklı olmalıyım … merdiven başındaki bölüme geçip önde bir yer ayarlamak istiyorum. İki turistin ortasında yerleştirerek yer buldum. Nedense sıkışmaya niyetleri yok. Zaten çok sıkışmaları gerekmiyor ama Meral arkada kaldı … yoldaki arkadaşlık safta akamete uğradı. Artık mevcut durum üzerinden kendi pozisyonumuza geçiyoruz.
Kürsüde Emrullah hoca var. Vaiz efendinin işi var heralde Hoş Emrullah hoca da vaaz edebilir. Eğitimden , öğretimden anlatıyor. Ben fazla dinlemiyorum. Üzerimde bir ağırlık var. Cuma yorgunluğu olabilir. Hava da bir güneş bir sel sürekli değişiyor. Dün Ankara’ya dolu yağmış. 80 yılda bir görülen afet olarak tanımladı Belediye. İstanbul bu düzeyde olmasa da havanın karmaşıklığını bütün boyutlarıyla yansıtıyor ve yaşatıyor. Dış ezan okunuyor. Emrullah hoca vaazı bitirdi. Cemaat namaz için hazırlandı. Bütün camiiçi, avlu kadın erkek cemaatle dolu. Güzel bir manzara bu kadar kalbin kıyam üzere kıbleye yönelmesi. Ne bileyim işte beni her zaman etkiliyor…
Sünnete başladım. Safta yabancılar olduğundan önce etrafa bakıp anlamaya çalışıyorlar. Herkesi kendi kılıyor görünce sünnet olduğunu anladılar ve onlarda kıldı. İç ezan bugün çok hüzünlendirdi. Zaten hazır mıydım bilmiyorum… Yarın babalar günü ama hutbe konusu aile ve çocukların ‘fitne’ olduğunu, Allah’tan uzaklaştırdığı söyleyen ayetlerden düzenlenmiş. İnsanın kafasına takılmadan olmuyor işte. Babalar gününde ‘baba – çocuk’ ilişkisine dikkat çeken ayet ve hadisler olabilirdi diye. Zihin işte bağlamdan ve konjüktürden bağımsız çalışamıyor.
Namazda da bu konsepteki ayetler okunuyor. Bu kadar derinlikli anlamı kavrayıp Allah ile direk bağlı olmak hiç kolay değil. Gerçi bize gelen sorular üzerinden düşündüğümde daha kolay  anlaşılıyor. Yetmiş yaşında bir teyzeye kuran öğretmiştim onu hatırladım şimdi. Kızım oğlum torunum derken bu yaşa kadar eğitimden mahrum olmuş. Torunu da üniversiteye gittikten sonra ancak kendine vakit ayırabilmiş. Birde bu çocuklar evlenmiyor diye şikayet eden hanımı hatırladım. Kaç yaşına kadar bakacağız, ne evleniyorlar ne bize ibadet ettiriyorlar, hacca gideceğiz engel oluyorlar demişti. Bu örnekler sanırım hutbenin içeriğine uyuyor ama yine de bu günün anlamına uygun daha farklı bir baba formulasyonu oluşturulabilirdi.
Sırada farz var. Yanımdakilerden birisi ayaklarını iyice açtı. Demek ki ayakların dokunmasını isteyenlerden ama ben istemiyor, kapandıkça kapanıyorum o da abartmıyor. Namaz bitti. Arkadaki hanımlardan biz farzı kılalım diye bir ses duyunca gülümsüyorum. Artık bu gibi durumlar kadın cumaları klasiği haline geldi.  Yer gök birlikte Cuma kılmışız ama farza ulaşamamışız. Neyse bugün cumadan önce  kendi başına öğle namazı kılan hanımlara rastlamadık. Diğeri de zamanla olacak heralde… Nevin Meriç 17.6.2011
17.6.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.