UMRE GÜNLÜĞÜ-I:HAYALİN HAKİKATE DÖNÜŞTÜĞÜ AN:
1
Yorum
2181

kez okundu..

UMRE GÜNLÜĞÜ-I

HAYALİN HAKİKATE DÖNÜŞTÜĞÜ AN:

KABEYE BAKARAK NAMAZ KILMAK-

umre-kabeBu sene temmuz ayının ilk iki haftası umrede geçti elhamdülillah. İnsanın planının ötesinde olan bu gibi hoşluklar gerçekten çok memnuniyet verici. Marmara, İstanbul ilahiyat ve İstanbul Müftülüğü organizsazyonuyla gerçekleşen bu program ileriye dönük olarak önemli bir boşluğu dolduracak gibi görünüyor. Normal umre paket programlarının ötesinde entelektüel ve tarih ve kültür merkezli eğitim programları da umrenin daha farklı boyutlarda geçmesine zemin teşkil edebilir. Tabi zamanla. Şimdilik el yordamı ve bireysel gayretlerle devam eden bir program. Benim ilk sivil ziyaretim olacak. Görevli gitmek de çok güzel ve özel bir imkan. Ama orada öncelik haklı olarak görev olmak zorunda yoksa hacıların irşatı aksar ki buna izin veremeyiz. O yüzden sivil de gidip oraları kendinize ayırdığınız bütün vakitlerde görmeniz gerekiyor diye düşünüyorum. Bakalım benim niyetim böyle Allah kolaylaştırın…

Umrenin ibadet yönü kadar, tarihi-kültürel arkaplanı da önemli. Yıllardır okuduğunuz bilgi sahibi olduğunuz veriler ete kemiğe bürünüp sizinle hemhal oluyor veya öyle olmasına zemin hazırlıyor. Bu anlamda da daha derinlikli bir seyr ü sefer olma imkanına sahip. Hoş sadece Kabe ve Mescid-i Nebevi de yeter ama bunu dışındaki bilgilenmelere dair mekan gezileri ve oralarda nefes alıp tarihi tecrübeyi yad etmek de önemli diye düşünüyorum.

İlk güzergahımız Mekke olarak tayin edilmiş. Dolayısıyla önce Cidde’ye oradan da Mekke’ye geçeceğiz. İhrama da burada girilecek. Uçağımız gece bir gibi Atatürk havaalanından kalktı. Gün ışırken Cidde’deydik. Sabah namazlarını havaalanında kıldık ve otobüslerimizi bekledik. Onların da gelmesiyle Mekke’ye doğru yol aldık. Cidde Mekke arası yakın bir - bir buçuk saat kadar. Ve saat 9-10 gibi Mekke’deydik. Hemen otele yerleştik. Oldukça büyük ve güzel bir oteldeyiz. Arkadaşımın işi çıktı gelemedi ve klimadan rahatsız olduğum için yalnız kalacağım. Biraz dinlenmek en iyisi bu yorgunlukla umre tavafını yapmak iyi olmaz. Heyecan ve şehrin, otelin gürültüsü uyumaya fırsat vermiyor ama biraz olsun dinlendik. Saat on gibi Kabe’ye doğru yola çıktık. Büyük gruba katılmadım. Ne de olsa tecrübeliyim. Umremi kendim yapabilirim. Gerçi daire tabibimizin oğlu da umrede ve onun ilk umresi. Doktor hanım bana emanet etti. Ve Mehmet’le birlikte yola çıktık. Önce tavaf. Elimizde umre kitapçığı var. Tavaf dualarını oradan okuyacağız. Bu dualara mecbur değiliz ama hem çok güzeller hem de şavtları saymak böyle daha kolay oluyor. Abdülaziz kapısından Kabe’ye girdik. Bizim yol güzergahımız bu kapıya çıkıyor. 100 yakın kapısı olduğu söyleniyor. Bazılarının da hikayesi var. Vecdi Akyüz hoca daha sonra bundan bahsetti ama benim için geç elde edilmiş bilgiydi. Bir sonraki sefere inşallah… bir de bütün enerjimizi tavafa hasretmek durumundayız. Tavafı aksatacak durumlara fırsat vermek istemiyoruz. Yine de Kabe kapılarıyla ilgili yerinde yapılacak bir bilgilendirme de iyi olurdu. Dolayısıyla kendi adıma Kabe’nin içinde olanlarla yetiniyorum

Kapıdan girer girmez Kabe kendini göstermez. Sütunlar ve biraz yol var. Ama sütunları biraz geçtikten sonra bir parçası size kendini gösterir. İşte orada yeryüzünün ilk evi. Sade ve bir o kadar da görkemli. Dünya Müslümanlarının yılın her gününde akın ettiği yer. Önce gözler hasret gideriyor. Bu manzara artık sizi bırakmaz. Özlem, hasret ve kavuşma temmuz sıcağında daha da alevlenip, göz yaşı olarak dışarıya çıkıyor. Metafa inmeden merdiven başında biraz Kabe’yi seyrediyoruz. Mehmet’te hacerü’l esved bölümünü gösteriyorum. Oraya kadar gidip istilam edip tavafa başlayacağız diyorum. Tamam diyor, artık bana tabii…

Tavafı yaptık sıra sayda. Ve Safa’ya doğru yol alıyoruz. Hz Peygamber (sav) zamanında ve bir 30 yıl öncesine kadar Kabe’nin dışında bu bölge şimdi içinde. Merdivenleri geçip Safa’ya çıkıyoruz. Böyle giderse tepe hiç kalmayacak. O yüzden birazını koruma altına almışlar. Camdan korunma duvarı çekmişler. Güzel olmuş. böylece kalan tepe kısmını görüyorsunuz. Daha önce yoktu. Anlaşılan her geldiğimizde başka bir yenilikle karşılacağız. Say Safa Merve arasında yürüyüş demek. Tavaf gibi toplamda yedi kere olmalı.  Kısa bir bölümü hızlı olarak gidiliyor hatta koşuluyor demeliyim. Hervele yani. Yeşil ışıkla yeri belirtmişler. Daha rahat oluyor. Kadınlar hervele yapmaz diyorlar ama sağlam bir dayanağı yok. Dolayısıyla ben de hervele yapıyorum. Hem Hz Hacer’in hatırasını anarken bir eksiklik yapmayalım değil mi. Sayın da sonuna geldik. Korktuğum başıma geldi bir hanım kadının hervele yapması günah dedi. Bende sizin bu müdahaleniz günah dedim. Yanında kocası vardı kadına müdahale etti. Mehmet ilahiyatlı değil ama dini konuları öğrenmeye çok meraklı. Tam bilmiyorum ama bu herveleyi yapan kadın değil miydi diye sordu. Ya gördünüz mü dışarıdan bir insan bile söylediğinizi yanlışlayabiliyor. O zaman daha bir anladım ki buralarda en mübarek amel susmak. İnsanlar farzlarda bir yanlış yapmıyorlarsa müdahale etmemek. Yoksa diğeri daha sorunlu oluyor. Neyse sayı da bitirdik. Ezan okundu. Namazı da kılıp ihramdan çıkacağız. Otele gidip ihramdan çıkıyoruz. Grup öğle namazından sonra tavaf yapmış.

Umre de kadınların namaz kılması için bölümler ayrılmış. Hepsi de gözün önünü kapatan Kabe’yi görmeyi engelleyen korunaklar. Hatta bodrum katı da kadınların namaz yeri olarak ayrılmış. Tabi buna itirazım var. Ama ilk gün ve umreden çıkacağım için yorgunum şimdi bununla mücadele edemem. O yüzden korunaklı yerlerden birine geçiyorum ama Kabe’yi görebilmek için de yol ağzına oturuyorum. Tepemden epey geçen oluyor eee yola oturursan buna da katlanacaksın. Neyse vakit geliyor… ezan okundu. Sünneti kılıyorum. Farz için bayağı bekliyoruz. Burada uygulama böyle, farzla sünnet arasında 20-25 bazan yarım saat bekleniyor. O yüzden oteli yakın olanlar ezanla odalarından çıkıp cemaate dahil olmaları mümkün. Bizim otel biraz uzak. Kabe’ye 15 dakika mesabesinde, namaz saatlerini bilerek gelmeliyiz.

Ve farz için kamete geçildi. Herkes ayakta, Kabe’de bütün ihtişamıyla karşımızda. Artık gözler karşıya bakıyor. Hayalin hakikate dönüştüğü yerdeyiz çünkü… burada en güzel durumlardan biri de Kabe’yi seyrederek namaz kılmak. Şükredeceğimiz bir nimet daha ve ne kadar az şükreden bir yapımız olduğu tekrar içimi acıtıyor. İnsanın gafleti de şükrü engelleyen bir durum. Ne bileyim içimden hep şükretmek geliyor, dualarım da şükür üzerine. Buraya kadar gelince bir başka dua yapmak anlamsız geliyor. Dünya ve ahiret saadeti, huzur ve kabul olan ibadetler üzerine bir hayat… hayat başka ne ki… artık otele gitmeli ve ihramdan çıkmalıyız. 20.7.2010

Nevin Meriç

17.4.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
herşeyinhayırlısıbuhayattabulsunbizleriamin


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.