TÜRKİYE'DE ÖTEKİ OLMAK
0
Yorum
1701

kez okundu..

 

TÜRKİYE'DE ÖTEKİ OLMAK
Erkem Tufan Aytav’ın Demokratikleşme sürecinde Türkiye’de Öteki Olmak kitabı toplumumuzda yaşayan Yahudi, Rum, Başörtülü, Ermeni, Süryani, Kürt, Alevi ve Çingene kesimlerinin öne çıkmış kişileriyle yapılan röportaj kitap.
Sözlükte diğeri, başkası anlamına gelen kelime Batı’nın batı dışı toplumları kategorize etme sürecinde siyasal bir içerik kazanarak kavramsallaşmıştır. Dolayısıyla hem sosyo-kültürel hem de psikolojik anlamda indirgemeci yaklaşımları da içermektedir. Bu yaklaşımın toplumun kesimleri üzerinden devam ettirilmesi ise bir başka sorunlu duruşun göstergesi olsa gerek. Artık ötekiler öteki tanımını içselleştirmiş ve kendilik inşasında kullanmaktadırlar. Oysa insan hakları etnik kökenden bağımsızdır. İnsan olmanın bi-zatihi kendisi toplumsal arenada mevcut imkanlardan yararlanma hak ve sorumluluğu anlamına da gelir.
Toplumumuzda yer alan farklı dini ve etnik kimliklerin yaşadığı sorunlardan bizi haberdar eden kitap kategorizasyonun indirgemeciliğinden kendini kurtaramamıştır. Nitekim yazar sıralamada en sona kalan Çingeneler bölümünde itiraf etmek durumunda kalmıştır.  Ne de olsa her metin yazarının sosyo-kültürel aidiyet mekanizmalarını yansıtır.
Kitap aynı zamanda ulus devlet olma sürecinde toplumunu meydana getiren kesimlerin yaşadıkları hak ihlallerinden de haberdar ediyor. Mesela soyadı kanunun çıkmasıyla yaşananların, farklı etnik ve dini kimliklere ki seyri hem ilginç hem de benzer. Türkiyenın soyadı macerasını bir arkadaşımız çalışıyor. Tamamlasa da bu konuda daha kapsamlı bilgilere sahip olsak.
En sıkıntılı süreç toplumu meydana getiren kesimlerin topyekun yaşadığı ‘dil’le ilişkili duruşlarında karşımıza çıkıyor. Dili tamamen değiştirilen bir millettin farklı kesimlerin dil talebine karşı takındığı tavır da sayfalarda çok rahat izlenmekte. Ayrıca dil – coğrafya ilişkisinin etnik kökenin fevkinde bir yapısı olduğunu da öğreniyoruz. Türkçe konuşan Türkiye Rumları, Rumca konuşan Girit Türkleri… vs.
Farklı kesimlerin karşılıklı ilişkilerde yaşadığı yoksunluk üzerinden kendilik inşası büyük kente gelince deliniyor. İnsan böyle bir durumda benzer sorunu yaşayan diğer kesimlerle karşılaşınca hem rahatlıyor hem de benzerlik ilişkisi kuruyor. Gerçi bu kısa sürüyor ve hemen ‘ama siz/biz’ üzerinden ayrışarak yoksunluk inşası devam ettiriliyor. Etnik ayrışma olarak bakarsak sadece kürt kesiminin kitapta yer alması bir eksiklik. Zaten sorularda bunu yansıtan yazar ‘diğerleri yeteri kadar mücadele etmedi hemen asimile oldular’ deyip kendilik inşasını olumlayan cevabı alıyor. O zaman topluma katılımda başarılı olmak, kente dahil olmak ve birlikte olmada farklılık boyutunu daha özel alana çekmek sorunlu bir duruş gibi tanımlanmış oluyor.
Farklı olmanın karşılıklı ilişkilerde ki duruşunu besleyen kültürel ve dini backroundu da yakalamak mümkün. Bu anlamda röportaj veren kişilerin toplumsal kodların içinde harekat alanı gittikçe azalan ve fakat aksiyon kadını/adamı olmaktan kaynaklanan başarılarını da gözlemlemekteyiz. Bununla birlikte yaşanan problemlerde siyasal yapının hatalı kararlarında her kesimin de nasibini aldığı bir gerçek. Kaldı ki gücü elinde bulunduran bir dönem sonra her şeyi unutup benzerlerinin türevi oluyor. Güç büyülü bir şey. Bunda başarılı olmak için hem maddi hem de manevi eğitimini tamamlamamak gerekiyor.
Kitaptaki en büyük sorunsal bence, kategorilerin oturtulduğu zeminin kaygan ve eksik olması. Din farkı üzerinden baktığımzda Yahudi, Ermeni, Rum, Süryani, varken İslam üzerinden baktığımızda başörtüsü maduruyla yapılan bir söyleşi, İslami mezhepler üzerinden baktığımızda sadece Alevi var diğerleri yok, Etnik köken olarak baktığımızda ise sadece Kürt var diğerleri yok, ve sosyal ayrışan olarak da sadece Çingeneler var. Bu anlamda kitapta popüler ve konjüktürel bir format izlenmiş olmaktadır.
Sonuçta insan olmak iyi ve fakat zor bir süreç. Bunun azami gayret istediği de bir gerçek. Bununla birlikte karar mekanizmalarının insani olandan çok güç merkezli şekillenmesi insan haklarında ihlalleri de kaçınılmaz kılıyor. Nihayetinde insan sosyal bir varlık olduğundan yaşadığı topluma uyum gösterme çabası içinde olur. Bunu diliyle yaptığı gibi diniyle ve kültürüyle de yapar. Yoksa Anadolu mozaiki nasıl ortaya çıkacak. Öteki kelimesi ve bunun üzerine oturtulan toplumsal ayrışma dışında ilginç, rahat ve okunası bir kitap, tavsiye edilir. 22. 7. 2012 Nevin Meriç
 
22.7.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.