Türkiye’de Hukuk ve Siyaset Çalışmaları: Otobiyografik Bir Anlatı
0
Yorum
1505

kez okundu..

 

Türkiye’de Hukuk ve Siyaset Çalışmaları: Otobiyografik Bir Anlatı
Ergun Özbudun
18 Şubat 2013 – bisav
 
Hatırat okumalarım, otobiyografi anlatılar üzerinden devam ediyor. İnsan ve hayat ilişkisinde kişi, konjüktür, mekan ve daha bir çok etkeni gözlemleme imkanı veren akışlara sahip bu külliyat. Ben de bu saikle mesai sonrası Ergun Özbudun hocanın otobiyografi sunumunu için yola revan oldum.
Şehirde’de ders veren Özbudun’un sunumuna öğrencilerinin teveccühü mekanı değiştirmeye neden oldu. Neyse hızlı bir sirkülasyonla yeni mekanda yerlerimizi aldık artık otobiyografi 70 küsur yıllık bir hayat bize gümüş tepside sunulacaktı. Ne mutlu bize.
Özbudun hoca benim hayatımın çok da anlamı yok diye başladı konuşmasına. O yüzden hayatımı çok özet geçip demokratik anayasa yazımı ve siyaset bilimi hakkında sorularınız üzerinde açılan bir konuşma yapacağım dedi. Bu gibi otobiyografik anlatı dinleyeceğim diye gidip ‘hayatım anlamlı değil’ vurgusu yapılan konuşmalar da çok geriliyorum. Bakılan tarafa göre değişen sonuçlar bir beklenti üzere oluşturulan gruba dahil edilmemeli bence. Konsept neyse ona riayet önemli diye düşünüyorum. Nihai planda yetmiş küsür yıllık bir hayat, cumhuriyet ilk dönem kuşağını tanımış, tek partiden iki partiye geçiş sürecinin içinde yaşamış ve demokratik anayasa yazımı için uğraş verirken bunu ülkemize ait örnekliğinde ki eksikliklere kafa yormuş bir insanın konuşacak çok şeyi olmalıydı.
Dolayısıyla çok kısa neredeyse bir özgeçmiş formatında gerçekleşen otobiyografik sunum akabinde konuşma adeta anayasa dersi modunda geçti. Neyse ki hukukçu keskinliği bütün geçişlerde süre kullanımını azalttı ve sıra sorulara geldi. Soruyu haklı olarak hocanım sunumuyla benzerlik kurarak tesbit edecekken, oturum başkanının ‘otobiyografi moduna uymayan soruları müdahale ederim’ ikazı salonda yankılandı.
Böylece anayasa, ülkemizin demokratik anayasa yazımı süreci ve hocanın dahil olduğu Anglosakson hukukuna dair kodları merkeze alan sorular kurgulayacakken, otobiyografiyi zorlayan başkan arasında kaldı hazirun.  Sorular başladı. Hukukçu veya anayasa hukukçusu olmanızı besleyen süreçlerin içine ülkenin darbeler tarihinin katkısı var mıdır?. e-muhtırayı da bu sürece dahil edersek dinleyicilerin hemen hepsinin bir darbe sürecine dair deneyimi olduğu da bir gerçek?. Ne mutlu ki Özbudun hoca darbe ile asistanlığı döneminde tanışmış. Oldukça geç bir dönem. Dolayısıyla anayasa hukukçuluğuna dair tercihinde darbelerin etkisi olmadığını öğrendik.
Diğer bir soruda hocalarına dairdi. Özbudun’un bize anlatmadığı dönemleri öğrenmek istiyorduk. Fevziye Abdullah Tansel’in annesi hocası olmuş. Bir de yaşadığı küçük anekdotları alabilseydik hikaye tamam olacaktı. Ama cevaplarda da hukukçu kararlığı çok belirgindi. Kısa ve net cümlelerin arasından kazara açılan kapıların arkasını doldurmakta bizim hayallerimize kaldı. Beklentiyi normalize etmek bir türlü öğrenemediğimiz bir haslet galiba. Artık gitme vakti saatim geldi ama herkesin içinden çıkıp gitmek olmaz. Hala bu gibi hasletleri yaşatıyoruz işte. Ne de olsa biz de eski toprak olmaya doğru hızla yol alıyoruz. Konuşmanın kesintiye uğradığı zamanı bulmak için soru sorulma anını bekliyordum ki şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım bir durum yaşandı ve elektrikler kesildi. Bu fırsatı değerlendirmek nasıl olur diye hızla düşünürken ışıklar geldi ama bende  kapının önündeydim.
Yani daha iyi bir sunum olabilirdi ama hocanın hatıralarını yazdırmanın bir yolu bulunmalı diye düşünüyorum. Madem konuşmuyor bari yazarak kişi – dönem ilişkisinde gelecek kuşaklara yardımcı olabilir.  Nevin Meriç / 22.2.2013
 
22.2.2013 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.