TARİH ÖĞRENİRKEN OKUDUKLARIM
1
Yorum
2655

kez okundu..

 

TARİH ÖĞRENİRKEN OKUDUKLARIM/
OKUMAK ÜZERE ALDIKLARIM- Fatma Bayram.
Son iki yıldır “Eş-Zamanlı Tarih Okumaları” dersine katılıyorum. Yaratılıştan başladık, şu sıralar MS 1000-1500 aralığındayız. Usul şu: Önce bir tarih aralığını belirliyor hocamız, sonra da uygarlığın beşiği Mezopotamya’dan başlayıp ilgi sırasına göre bütün çevre medeniyetlerde aynı tarih aralığında neler yaşandığını okuyoruz. Daha doğrusu hocamız haritalar, görseller eşliğinde anlatıyor, biz de dinliyor (ve harıl harıl yazıyor)uz. Her bölgenin siyasi tarihi anlatıldıktan sonra, o medeniyetin inanç, kültür ve sanatını, o dönemde, o bölgede yaşamış peygamberler, büyük dinlerin mezhep ve ekolleri gibi dinler tarihi sahasını ilgilendiren detaylarını da işliyoruz. Her bölümün sonunda da hocamız okumamız için bir-iki kitap, (ne yazık ki bazen) izlememiz için de film öneriyor. Şimdi sizlerle, tavsiye kitaplardan bazıları hakkındaki (neden sadece bazıları derseniz unutmayın ki ben de sizlerden biriyim, bizler her tavsiye edilen kitabı okur muyuz ki…) izlenimlerimi ve hocamız gerekli görmediği halde benim coşup aldığım, bir kısmını okuduğum, bir kısmını da beklettiğim kitapların da bazılarını paylaşmak istiyorum.
  1. TARİHTE NELER OLDU,  Childe, Gordon
İlk derslerini kaçırdığım “Eş-Zamanlı Tarih Okumaları” dersinde ilk tavsiye edilen kitaplardan biriydi “Tarihte Neler Oldu”. Hocamız 14 Ekim 2009’da önermiş, ben Kasım 2009’da almış, okumuş ve fişlemişim kitabı. Şimdi yaklaşık bir buçuk sene sonra altı çizili satırlar, alınan notlar ve hatırda kalan etkileyiciliğinden yararlanarak onu değerlendirmeye ve sizi de okumak için heveslendirmeye  (neme gerekse) çalışacağım.
Önce kitabın değerini göstermesi için kimlerin tercüme ettiğine bakalım: Alaeddin Şenel ve Mete Tunçay. (ya demiştim ben size bu kitap önemli diye…Yalnız öyle berbat bir şekilde ciltlenmiş ki; okurken sayfalar açtığınız yöne gönüllü bir şekilde dönüvermek yerine kolalanmış patiska gibi dimdik durmaya uğraşıyorlar bu bir. İkincisi daha yirmili sayfalardayken cilt dağılmaya başlıyor ki bu durum, alınacak, okunacak, saklanacak ve lüzumu dahilinde tekrar tekrar okunacak bir kitap için en son düşünülecek kötülüktür.)
Yazarımızın Avustralya asıllı, Marksist olduğunu saklamayan, özellikle tarih öncesi dönemler hakkında kuşatıcı bilgiye sahip ve bu alandaki bilgilerini Avrupa uygarlığının eşsizliğini ortaya koymak için seferber eden bir kişi olduğunu daha önsözden öğreniyoruz. O halde bu kitabı okumama gerek yok diyenler bu yazıyı okumayı da burada kesebilirler.
İnsanın dili öğrenme sürecinin anlatıldığı ilk sayfalarda, dilin gelenekleri aktarırken, bu aktarma sürecinde bir taraftan da onları etkilediğini öğreniyoruz. İlerledikçe, inanmayacaksınız ama manevi bir donanımdan (bu bir ideoloji de olabilir) yoksun kalındığında toplumların varlıklarını sürdürmeye pek aldırmadıklarını, fakat inanılan tanrının sözleri toplumun doğasına, gelişmesine ve refahına aykırı olması durumunda da o toplumun tanrısıyla birlikte yok olduğunu görüyoruz.
Kitabı okumaya devam edecekseniz, bir yandan okurken bir yandan da tarih devirlerinin isimlerini, her devrin ayrıt edici özelliklerini gösteren bir şema oluşturmanızı şiddetle öneririm. Hele de benim gibi orta öğreniminizden aklınızda kalan tek şey dışarıdan bitirme sınavlarıysa bu şemaya ihtiyacınız tartışılmazdır.
Tarih öncesi devirlerin nesini merak edelim de bu kitabı okuyalım diyenlere bir cevap vermek gerekirse (hiçbir şeyin gerektiği yok da kendi kendimize vazife uydurma mesleğinin iflah olmaz sevdalıları olduğumuzdandır kendimize ettiğimiz bu eziyetler), insanlığın ortak şuuraltının oluştuğu bu ilk dönemleri bilmenin, insanoğlunun ürettiği dinleri, inançları, gelenekleri, hikâyeleri, destanları anlamayı ne denli kolaylaştıracağını hatırlatırız. Tabii bu ilk çağların insanlarının tarıma başladıkları dönemin anlatıldığı sayfalarda ilk tarım insanlarının kullandığı aletleri bugün Anadolu’nun köylerinde kullanıldığını görebileceğimizi öğrenmek göğsümüzün şişini indirip omuzlarımızı düşürse de ne yapalım bilgi bilgidir.
Bu kabilden olmak üzere bilinesi bilgiler:
  • İ.Ö. 3000’lere gelindiğinde sarhoş edici içkiler Avrupa’da ve Asya’da çoğu toplumların zorunlu ihtiyaç listesine girmişti.
  • Bu döneme kadar gerçekleştirilen bütün icat ve keşifler kadınların eseriydi.
  • Deniz hayvanlarının kabukları uzunca bir süre en değerli değiş tokuş aracı (:para)ydı.
  • Uluslar arası bilim yolunda atılan ilk adım: Maden işleme bilgisi
  • Tarihte kültürün yayılmasının en etkin yolu: Ticaret
  • İlk günlerinden bugüne kadar şirk inancının amacı: iyi hasat, uygun mevsimde yağacak yağmur, savaşta zafer, aşk ve iş hayatında başarı, çocuk, servet, sağlık ve sınırsız uzunlukta bir ömür
  • Tarih boyunca sömürülen halkların kandırılma sürecindeki en önemli vaat: Ölümsüzlük
  • Refah düzeyi arttıkça lüks mallar orta sınıf için zorunlu ihtiyaç malları haline geldi.
  • Kişiyi çalışmaktan kurtaracak en eski icat: Haydutluk
  • Yeni savaş araçları icat edildikçe bunlar üzerinde tekel kuran prenslerin kudret ve servetleri artmıştır.
  • Orta sınıflar, kendilerinin üstündeki kralları ve din adamlarını taklit ederek, servetlerinin çoğunu, sonraki yüzyıllara hiçbir ilerici değişme izi bırakmayan, iyi gömülme, sihir ayinleri, köleler, kokular ve mücevherler gibi manevi ya da maddi mal ve hizmetlerin satın alınması için harcadılar.
  • Ucuz demir, tarımı, endüstriyi ve savaşı demokratlaştırmıştır.
  • Demir çağında uygarlık yalnızca tunç çağında olduğundan daha geniş bir alana yayılmakla kalmadı, daha derinlemesine de yayıldı; halk tabakalarına daha fazla indi.
  • Sikke paranın kullanılmaya başlandığı her yerde onu tefecilik, ipotekler ve borç köleliği izledi.
  • Borçlularla alacaklılar arasındaki mücadeleler ilk siyasal çatışmaların başlıca nedeni olmuştur.
  • Fenikeliler ve Etrüskler deniz ulaştırmasının ucuzluğundan, Yahudiler ve Romalılar barbarlıktan doğrudan doğruya uygarlığa geçmekten yararlanan toplumlardı. Yalnızca Yunanlılar her ikisinden de yararlandılar.
  • Kölelik kurumunu haklı göstermek için “doğal kölelik” kavramını icat eden ilk çağ filozofu: Aristo
  • Constantinus’un Hıristiyanlığa geçişi yeni dinin bir zaferi olduğu kadar totaliterliğin de bir zaferidir.
  1. DÜNYA TARİHİ, Mc Neil
Yine bir Alaeddin Şenel çevirisi. “Tarihte Neler Oldu” ile aynı zamanda edindiğim ama derslerimizin devamına paralel olarak okuduğum için hâl^^a yarısına bile gelemediğim bir kitap. Aynen bizim derslerimiz gibi “Dünya Tarihi” de eş-zamanlı olarak anlatıyor dünya tarihini haritalar eşliğinde. Her ana bölüm (yazar “kesim” diyor) bittiğinde dileyen okuyucunun yararlanabileceği “ileri okumalar listesi” verilmesi benim gibi kitaba el yordamıyla değil de akıllı uslu tavsiyelerle ulaşmayı tercih edenler için önemli bir özellik (ah bir de İngilizce kaynakları okuyabilseydik). Mütercim tarafından kitabın sonuna eklenen kronoloji de aynı şekilde değer katıyor kitaba. Özet bir dünya tarihi (812 sayfa) okumak isteyenler için, diliyle, sistematiğiyle ortaya koyduğu yetkin bir özet olma vasfını 1967’den beri baskı üstüne baskı yaparak kanıtlayan “Dünya Tarihi”ni özellikle İslam Medeniyeti’nden bahsederken takındığı kaçınılmaz oryantalist tutumun farkında olmak kaydıyla tavsiye ederim.
  1. KELİMELER ŞEHRİ, Manguel, Alberto
Adından da anlaşılacağı gibi dillerin birbirine karıştığı Babil’den bahsediyor Manguel bu kitabında. Ama onun bir konu etrafında ne çok şeyden bahsettiğini bilenler tahmin etmişlerdir bu vesileyle dilden, felsefeden, edebiyat, tarih ve toplumbilimden de bahsettiğini. Onu okurken kürsüsünün üstünden soğuk ve nesnel bir ses tonuyla konuşan bir akademisyeni değil; aynı konuyu torunlarına anlatan bir dedeyi dinler gibi hissediyorum, bir kitabın hem öğretici, hem zevkli hem sıcacık olabileceğini görerek. Nasıl olup da bu kadar çok şey bilebildiği ise insanı hasetten ikiye ayıracak kadar hayranlık uyandırıcı.
  1. ORTA ASYA, Roux, Jean-Paul (okunmak üzere bekliyor)
  1. DÜNYA TARİHİ, NTV Başvuru Kitapları (ara sıra, birkaç sayfa şeklinde okunuyor hâlâ)
  1. PEYGAMBERİN HIRKASI, Mottahedeh, Roy (uzun bir süre önce başladım. Çok da iyi gidiyordu. Araya başka şeyler girdi. İran İslam devriminin ana tema olduğu bu kitap aslında bütün sistemleriyle koca bir iran tarihini kurgusal bir çerçevede vermeyi hedeflemiş ve çok da iyi başarmış. Bu nedenle ona yeniden başlayıp, ciddi ciddi okuyup değerlendirmeliyim. Aceleye gelecek bir kitap değil.)
  1. BEN CYRUS, Vidal, Gore
Tarih hocamızın, biraz da diğerlerinden ayrı bir vurguyla tavsiye ettiği bu kitabı Berlin seyahatinde yanıma aldım. -üstelik minicik puntoyla- 700 sayfalık oku oku bitmez hacmine rağmen bir çırpıda bitiverdi.
Perslerin, Babillilerin, Hint, Çin ve Yunanın MÖ 5. yüzyıldaki tarihini, hem de tam benim sevdiğim şekilde, günlük hayatın ayrıntılarına dek anlatıyor Vidal. (Gore Vidal’in tarih anlatımını o kadar beğendim ki diğer bütün kitaplarına da tek tek baktım internetten. Ne yazık ki diğerleri benim –en azından bugünlerde- hiç ilgilenmediğim Amerikan tarihine dairdi. Dolayısıyla ben de bu kitapla yetindim.)
baş kişisi Ben Cyrus’un öz yaşam öyküsü çerçevesinde, dönemin, adı geçen bütün medeniyetlerindeki yönetim biçimlerini, saray usul ve entrikalarını, diplomasiyi, siyasi tarihi, ekonomiyi, inançları, kültürel yaşantıyı, adet ve alışkanlıkların ardındaki açıklamaları; kısacası, en alttan en üste bütün toplumsal yapıyı, neredeyse kusursuz bir kurguyla anlatmak istemiş Gore Vidal ve fazlasıyla başarmış.
 
  1. İPEK YOLU, Uhlig, Helmut (okunmak üzere bekliyor)
  1. AKDENİZ (MEKAN, TARİH, İNSANLAR VE MİRAS), Braudel, Fernand (bilmem ki okur muyum bu kitabı? Pek ümit yok..)
  1. İNSANIN HİKAYESİ, Davis, James
Hayatımın en buhranlı dönemlerinden birinde (Temmuz 2010) okumuşum bu kitabı. (Bu dönemde okuduğum diğer kitaplar: Araf/Elif Şafak, Yaşlılık Günlüğü/Salah Birsel, Papağanname/Salah Birsel, Amerikalı Tolstoy/Salah Birsel, Belleğin Kuytularından/Hilmi Yavuz, Ayaşlı İle Kiracıları/Mahmut Şevket Esendal, Dorian Gray’in Portresi/Oscar Wilde, Sırça Hayvan Koleksiyonu/Tennessee Williams)
Dünya tarihinin kısa, hızlı, akıcı bir özetiymiş meğerse “İnsanın Hikayesi”. Ben ne ummuştum? Daha çok bir kültürel antropoloji okumayı hayal etmiştim sanırım. İstediğim şey olmadığını anladığımda bile bırakamadım. (sanırım istediğim şey için “Özel Hayatın Tarihi”ni okumalıyım. Ama ne yazık ki  o da beş koca ciltte sadece batıyı anlatıyor.)
Panoramik şehir turu gibi bir şeydi bu kitabı okumak. Yazarının da dediği gibi: “İnsanın öyküsünü yazmak bir bavul hazırlamaya benziyor; her şeye yer bulamıyorsunuz.”
Dünya tarihinin önemli bir olayının bir kesitini veren, detaylı tarih bilgileri içermiordu;aksine bütünü, daha özet ve genel bilgilerle veriyordu. Bu sayede de olayların birbiriyle ilişkisini görmede ve detaylarda kaybolmadan bütünü yakalamada daha çok yardımcı oldu. (bir yandan tarih derslerimiz devam ederken bazı bölümleri dönüp tekrar okumak gerekecek.)
  1. TARİH BOYUNCA KENT, Mumford, Lewis (okunmak üzere bekliyor)
  1. ÖZEL HAYATIN TARİHİ, Ariés, Philippe; Duby, Georges (Allah’tan ümit kesilmez deyip başladım bu koca beş ciltlik ansiklopediyi birinci cildinden okumaya. Defalarca söylediğim gibi çok çok üzgünüm ki sadece Batı’nın özel hayat tarihi bu. Kıskanıyorum yalan değil. Allah rızası için birileri bizim medeniyetimiz için de bu kapsamda bir özel hayat tarihi yazsın…)
  1. GENEL KÜLTÜR DİZİSİ, YKY
Diziden Bir Örnek: KÜLTÜRÜMÜZÜN ŞAFAĞI BABİL
Kitabın başarısının nedenleri: (biz orta yaşlılar için fazla küçük olan puntoyu saymazsak) çok iyi bir baskı, bol resim ve bir medeniyeti, bütün görünümleriyle, kısa, zevkli okunan bir metinle özetleme. (Sonuç: bu serinin diğer kitaplarını da okumalıyım, duygusu.)
Babil’e ve Mezopotamya’ya ilgi duymamın temel nedeni; yeryüzünde ortaya çıkmış ilk medeniyetlerden birini üreten bu insanların, düşünme, üretme, inanma biçimlerini anlamak istememdir. Belki de bu yolla, bugünkü medeniyetimizin şuuraltını daha yakından tanıyabiliriz.
Bu okuma sürecinde insanoğlunun bilimsel (yazı, matematik, coğrafya, astronomi..), sosyal (yönetim ve organizasyon, şehirleşme, işbölümü..), kültürel (sanat, edebiyat, inanç..) konulardaki buluşlarının temel itkisinin, entelektüel meraktan çok ihtiyaçların zorlaması olduğunu öğrenmek beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da tarihte (ve bugün) yaşadıklarımızın arkasında ekonomik gerekçelerin bulunması da ekonomi bilimine (daha önceleri sıfıra yakın olan) saygımı artırdı. Bütün bu süreçler hakkındaki bilgilerimiz eldeki buluntuların yorumlanmasına dayandığından (ve her yorum da içinde bir parça kişisellik barındırdığından) kesinlik içermiyor.
Yine bu dönemlere ait okumalar, insanlar tarafından uydurulmuş dinlerin, yöneticilerin otoritesini pekiştirmek, halkı daha kolay yönetip elindeki ürün fazlasına sahip olmak üzere kullanılmaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğini gösterdiği için insanlığı şirkin her çeşidinden (bilhassa da yöneticilerin bir nevi ilah gibi görülmesinin yol açtığı gönüllü sömürülmeden) kurtarmak için çalışmanın ne büyük bir insanlık görevi olduğunu gösteriyor.
Kitap hakkında yazacaklarımı bitirince, heyecanla şu notu düşmüşüm: “Şimdi sıra Gılgamış Destanı’nı okumakta…”
  1. GILGAMIŞ DESTANI
Bir ameliyat sonrası (Mart 2010), nekahet döneminde, zorunlu yatak istirahatı sırasında okunanlar arasında Gılgamış Destanı. (Bu dönemde okunan diğer kitaplar: Kültürümüzün Şafağı Babil/Jean Bottero, Sufi/Lale Bahtiyar, Okuma Günlüğü/Alberto Manguel, Tatar Çölü/Dino Buzzati, Babamın Bavulu/Orhan Pamuk, Cool Anılar/Jean Baudrillard)
İnternette araştırırken pek çok versiyonu olduğunu gördüm bu destanın. Ben gençler için yazılanı tercih ettim. (Neden şaşırdınız?) İyi de yapmışım. Zaten eski zaman destanlarını okumayı sevmem. Bu nedenle bu kısa ve yorumsuz metin, okumayı sürüncemeye bırakmadan tamamlayabilmek için iyi bir seçimdi. (Başladığımız her kitabı bitirmek zorunda olmadığımızı düşünürüm. Bir kitabı okurken sıkılmanın da zihinsel ve ruhsal bir işaret olarak hayra yorulup derhal okumayı kesmek gerektiğine inanırım. Belki de bu nefsimin allayıp pullayıp akıllıca öne sürdüğü bir kaçıştır. Öyle ya da böyle, defalarca elini uzatıp tekrar tekrar vazgeçsen de, bir gün mutlaka kendini, onu okumak zorunda hissettiğin temel kitaplar vardır ya; işte onlardan biri bu destan. )
Destanlar, masallar, efsaneler (her ne kadar ben onları okumayı sevmesem de) insanlığın ortak şuuraltının en önemli ipuçlarını verdiği için bilinmek zorunda.
Destanda güç, kuvvet ve erkeklik abartılı bir önemle vurgulanıyor. İç içe geçmiş olaylar anlatılırken pek çok tema, pek çok öğüt peş peşe sıralanıyor. Kendimce bu temalardan görebildiklerim:
    • Günümüzde “ruh ikizi” denilen, insanın dengi olan ve bizi tam olarak anladığını düşündüğümüz bir dostun nasıl bir temel ihtiyaç olduğu (Gılamış/Engidu dostluğu)
    • Şehirli/medeni olanın yabani/öteki olanı evcilleştirmesi
    • Bu evcilleştirme sürecinde kadın cinselliğinin kullanılması
    • Babil’in sapkın inançları
    • Nuska, istihare, rüya tabir etme, ölünün arkasından gelenlere yemek yedirme gibi bazı uygulamaların ve yedi kıtlık yılı ile Üzeyir’in uyutulması gibi bazı Kur’an kıssalarının bu destanda yer alması(nın, benim için, dinlerin ve inançların evrenselliğini/bütün dinlerin aslının İslam oluşunu göstermesi)
    • “erkeklik” için savaşma ve avlanma becerisinin önemi
    • Büyük bir üzüntü ve yas içindeki Gılgamış’a, avuntu için, hazları tatmin etmeye yönelik hedonist bir yaşamın tavsiye edilmesi
    • Tufan hakkında detaylar
    • Tanrıların sırlarını öğrenmek için düşlerin bir yol olması
    • Uykusuzluğa dayanamayışımızın ölümlülüğümüze delil olması
 
  1. TARİHTE TÜRKLER, Güngör, Erol (bilmem okur muyum? Emin değilim. Ama her gün açtığım kitap dolabımdan kaynak kitapları ya da okunmuş kitapları sakladığım asıl kitaplığa henüz gitmediğine göre bir ümit var demektir.)
  1. TÜRKLERİN TARİHİ, Roux, Jean-Paul (okunmak üzere bekliyor)
 
  1. DÜNYADA NELER OLDU, Lloyd, Christopher (tarih serisinden son aldığım bir kitap bu. Ne yapacağıma henüz karar vermedim.)
 
SONSÖZ
Tarihi kimin yazdığı, kimin yaşadığından daha önemli. Hikayemizi başkaları anlattıkça bize biçilen rolü kabul etmekten başka seçenek kalmıyor.
26.4.2011 tarihinde yazıldı..
Fatma BAYRAM

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
"Tarihi kimin yazdığı, kimin yaşadığından daha önemli. Hikayemizi başkaları anlattıkça bize biçilen rolü kabul etmekten başka seçenek kalmıyor." Eyvallah hocam...
Şadiye Çimen


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.