SULTANAHMET'TE CUMA İSTANBUL'DA BİR CEVELAN
0
Yorum
866

kez okundu..

SULTANAHMET'TE CUMA İSTANBUL'DA BİR CEVELAN

 

Rutin gündelik işleri bitirip Kur'an okumaya geçtiğimde birden bu günün cuma ve Ramazanın ilk cuması olduğunu hatırladım.  Sultanahmet'te cuma kılmak arzusu geldi içime. Zaten bir kaç gündür Ramazanı ihya edememekten kaynaklanan hayıflanmalarım oluyordu. Bir problem varsa çözüm de vardır ama biraz hareket, çaba gerekiyor dedim. Neredeyse emekli olduktan sonra hiç cuma kılmadım desem yalan olmaz. Hatırlamadığıma göre kılmamışım. Hem Ramazan hem eski cuma hatıralarının motivasyonuyla düştük yollara. Biraz geç kaldığım içim hızlı hareket etmeliyim. Bu da koşar adım yürüme modu oluyor. Yolda görenler ne diyordur diye de düşünmeden edemiyorum. Marmaraya yetişmek için yürüyen merdivenleri bile hızlı hızlı tırmandım nihayet bir vagondan adımımı içeri attım. Artık gerisi kolay içeride de yürümeye devam edebilirim ama nefes nefese kaldığımdan bu mümkün olmadı. Boş bir koltuk hemen imdadıma yetişti de hızlı hızlı atan kalbimi yavaşlatmam mümkün oldu. Sirkeci’de ineceğim ama hangi kapıdan çıkmalıyım. Sirkeci yapıp tramvaya mı binsem veya valilik çıkışını kullanıp biraz daha mı yürüsem hangisi daha önce beni mekana kavuşturur diye düşünmekteyim şimdi . İlk hedef cami içinde yer bulmak, olmadı da avluda da kılarım hava güzel diye düşünüyorum. Tramvay beklemek, kalabalık stresi beni valilik çıkışına yönlendiriyor. Hem kurumsal hayatımdan aşinalığım da var madem hatıraları yaşatacağız dedik başlayalım o vakit.

Namaza 10 dakika var. Tabi yine hızlanmam lazım. Yokuş yukarı bu sıcakta pek mümkün değil ama hedefte cuma olunca yapılacak bir şey yok. Yine hızlı ayarında Babıali yokuşunu çıkıp Divanyolu’nun kestiği ışıklardan karşıya geçiyorum.

Önümde Firuzağa cami, yol kenarında olduğundan her an ziyaretçisi var. Müftülükte gün boyu mukabele okuma programı yapmış. Hafızların biri gidiyor diğeri geliyordu geçen senelerde. Bu sene bilemiyorum; bu dar vakitte camiye girmedim tabi. Diğer yanda  akşam Nihat Hatipoğlu'nun program yaptığı sahne var. Henüz kimse yok zaten güvenlik koruyor bir sürü alet edevat var ne de olsa. Geçen senelerde iftardan  sonra hele teravihte Belediye’nin ramazan eğlenceleri babından yaptığı konserler tam bir felaketti. Bu sene olmaz inşallah. Mübarek gecede bangır bangır caminin dibinde konser mi olurmuş. Perhiz ve lahana turşuları artık sayılamayacak kadar çoğaldı… Ve ben koşar adım bu yükseltiye ait merdivenleri de inip Sultanahmet’e yöneliyorum. Kadınlar kapısı ta arka yan taraf olduğundan orta kapıdan gireyim diye düşünürken ilk kapıya varmanın cazibesi beni avluyla buluşturuyor. Asırlık çınarların serinliği ve rüzgarında avlu namaza hazırlanan cemaatle dolu. Yan tarafta abdest kuyruğu var. Bir çok açıdan dünyanın en anlamlı duruşu sanki gibi geliyor bana. Merdivenleri çıkıp iç avluya giriyorum. Önceden Diyanet Kitap Fuarı olurdu burada ama artık kaldırmadığından Beyazıt Meydanı'na taşındı. Çok da güzel oldu. Avlu boş sayılır bu ilk şaşkınlığım. Çünkü yerde sergiler cemaati oturmuş namazı bekliyor bulacağım diye düşünüyordum. Ama sadece yan taraflarda var sergi ve cemaat. Bunlar açık hava cemaati. Caminin içine girilmediğinde namaza dahil olmak pek mümkün olmuyor gibi geliyor bana. Neyse avluyu geçip diğer kapıdan çıkıyorum. Bir grup kadın ziyaretçi başlarında rehberleri cuma namazı nasıl kılınır eğitimi alıyorlar. Nihayet camiye cumaya kadın ziyaretçi getirip, namazla alakalı hiç bilgi verilmemesi dönem bitmiş diyorum. Bu çok ciddi bir problemdi. Bilenler cemaate dahil ettiklerinin namaza dair bilgilerinden de sorumlu bence...   

Ve kadınlar kapısına geldim. Bir kaç erkek de buradan girmek için yelteniyor ama görevli izin vermiyor. Bir şok daha camiye giren erkeğe diğer kapı tavsiye ediliyor. Bunlar güzel gelişmeler ama namaza yakın bu çizgi kalkar. Bunun için cami adabı lazım kadın ve erkek için tabi ... Camiye giriyorum yine tahmin ettiğim kadar dolu değil Allah Allah ben erken mi geldim galiba saate mi yanlış baktım ama Marmaray’ın saati de aynıydı. Neyse yukarı katın merdivenlerini çıkıyorum. Bir kaç yıldır hanım görevliler var camide. Bir güzel uygulama daha. Ama camide cumada olduklarını hatırlayıp biraz daha ufak seslerle cemaati yönlendirseler çok daha iyi olacak. Dibindeki hanıma bile yüksek sesle komut vermek çok itici Görevlinin gösterdiği yer yan tarafta camiyi tam olarak görme imkanı vermiyor. Bu olmadı şimdi madem cami tenha o zaman daha iyi bir mevzi bulabilirim diye kalkıp görevlinin arkasından geçip diğer bölümde oldukça geniş oturan iki kişinin ortasına yerleşiyorum. Görevli gördüğünde işlem bitmişti ve artık kimse için yapacakları bir şey yok. Müthiş mevzi cami tam açı göz hizamızda. Vaiz sohbet ediyor ama ben dualarım ve  hatıralarımlayım. Tabi en çok da bu sıkışık zamanda böyle bir imkan nasip olduğu için şükür ve hayret makamında ... Bir resim çekip twet atma işini de halledip cami cemaat moduna geçeyim diyorum. İşlem bittikten sonra telefonun sesini de kısıp cemaate dahil oluyorum. Artık yavaşlayabilir nefesimi rahatlatabilirim. Yandaki hanımlar da benim yaptıklarımı yapıyorlar sesi kısmak hariç. Bizler vaazı dinlerken cami de dolmaya başladı. İnsanlar ya tatile çıkmışlar ya da yakın camileri tercih etmişler diye düşünüyorum. 

Ve ezan okundu. İmam cemaati namaza hazırlıyor. Safları sıklaştırın, öne gelin boşlukları doldurun, telefonları kapatın mübarek cumayı kılmaya hazır olun. Bir güzellik daha: paldır küldür namaza geçilmeden biraz cemaatin hazırlanması iyi oldu. Nitekim yandaki hanımlar  bu anons üzere telefonlarını kapatıyorlar...

Sünnet kılınacak cemaat ayakta ama müezzinler birbirlerinin kulağına bir şey fısıldama peşinde: bu nasıl iş namazı başlatmaları gerekmiyor mu? Artık naçar herkes kendi tekbirini kendi alıyor ve başlıyorlar sünnete. İç ezan okunuyor. Ezanın caminin içinde de okunması güzel oluyor. Ezanı duyunca yeni okuduğun Yaşar Turnagür hocanın hatıratı aklıma geliyor. Bu memlekette uzunca yıllar yaşanan ezan yasağı, yine bir ramazanda ve cuma günü kalkmış. O gün Sultanahmet Caminin her bir şerefesinde bir müezzin ayrı ayrı ezan okumuş. Tam yarım saat sürmüş bu okuma. Durumdan habersiz cemaat korkuyla caminin dışına çıkmış neler oluyor diye... Yeni cami ve Beyazıt camileriyle münavebeli okunmuş ezanlar. Elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden önce anlayıp korumayı nasip eyle Ya Rabbi diyorum ... Dışarıda okunan ezan  dışarıdakilere içeri de okunan içeridekiler için sanki. Cumaya hazırlık ve davetin önemine dair sürekli hatırlatmalardan biri. 

İmam hutbeye çıkıyor, her bir basamak dua ve niyaz üzere. Ezanın bitmesini beklerken biraz sonra okuyacağı hutbeye  göz gezdiriyor. Ve hutbe başlıyor. Bu hafta yaşana terör saldırıları bütün ülke olarak canımızı yaktı.  Hutbede bunun üzerine. Allah Allah hutbenin tarzı da değişmiş. Ayet mealleri önceden olduğu gibi cümle halinde değil kelime kelime veriliyor. Fenzur… dedikçe imam insan iliklerine kadar ürperiyor. Hafif bir Üstivani metodu mu diye düşünüyorum. Üstüvani de Ayasofta vaizi olarak ünlenmişti. İmamın teatral yanı da baskın, çok güzel ve tesirli bir hutbe okuyuşu var.. Bu yöntemi beğendim. Daha etkileyici bütün cemaat uyanık bana göre ... Arkamda ağlama sesleri geliyor, bir hanım yüklenmiş dünyayı yardım istiyor sanki. Allah merhamet etsin. Ezan bitti.

Artık kametteyiz. Ayakları namaza hazırlamak için kametin başında kalkıyorum kıyama. Cemaat de yavaş yavaş kalkıp kıyamı düzgün yapmak için uğraşıyor. İmamın tekbiriyle cuma başlıyor, Fatiha’nın açtığı kapıdan devam ediyoruz Amerrrasulüyü okuyor. Dua dua üstüne. Ses, kıraat namaz tam kıvamında.  İkinci rekatta da yine dua ayetlerinden devam ediyor. Aliimrandaki ayetler… genelde  namaz sonunda okuduğum dua ayetleri … Konsept üst düzeyde derken bir telefon sesi. Bu vatandaş imamı duymamış veya önemsememiş demek ki. Ne var ki mesele imamı duymak değil, cemaat olmak için çaba sarfetmek. Bu da evvel emirde  diğer musallileri rahatsız etmemekten geçer.  Günümüzde hep karşımızdakinden anlayış bekleniyor. Tamam da, senin bu konuda çaban ne. Unuttuysan hatırlatıldı işte … dahası yok ama anlayana. Allahtan mikrofonun ses ayarı çok iyi, hem yüksek hem de kulağı tırmalamıyor. Bunu nasıl başardılarsa. Mikrofonun sesi telefonun sesini bastırıyor... Tahiyyatla namazı bitiriyoruz.

Sırada cumanın sünneti var dört rekat. Ona başlıyorum ama kadınlar mahfili çok hareketli gidenlerin yanında şimdi ne kılacağını bilmeyenlerin öğrenme talepleri ortalığı kapsıyor. Biri niyet etmedim diyor,  diğeri öğleni kılmayacak mıyız.? Yanımda ki ben de ilk defa kıldım bana da söyleyin diyor.? Hey Rabbim namazdan sonra mı bunlar söylenir. Kaldı ki namaza başlamadan oradaki görevli nasıl kılacaklarını söylemişti. Birden görevli cumaya niyet etmeyenin namazı olmamıştır öğleni kılın diyor. Artık dayanamıyorum selama da geldim zaten. Selam verip arkamı dönüyorum. İmama uyan kimsenin namazı olmuştur öğlene gerek yok diyorum. İmam da niyet ettiğine göre cuma namazınız kabuldür inşaallah diyorum. İmama uymak böyle bir şey zaten...  Bu sefer yanımdaki kadın bana da bir anlat diyor. Tamam da bunlar namazdan önce olmalı niye sormadınız diyorum. Zor iş vesselam. Önceden söyleme, ihtar, eğitim yetmiyor pratik de lazım. Pratik olmasa öğrenme nedir ki. Hayırlısı. Herhangi bir yere yetişme derdim yok, emekli moduna geçip bir ilki daha gerçekleştirmek için tesbihi bekliyorum. Ama hocaların hiç öyle çabaları yok. Cami neredeyse boşaldı. Ben de tesbih olmayacak herhalde diye ayaklanıyorum tam camiyi çıktım başladı artık ayakta ihya ediyoruz. Yine iç avludan geçiyorum. O da ne sergiler toplanıyor. Demek ki iç avlu da dolmuş. Peki cemaat ezanla mı geliyor camiye. 10 dakika öncesi bomboştu buralar diye düşünüyorum. İmamın duası başladı. Bu sefer oturmalıyım kapının yanındaki sekiye yerleşiyorum. Çıkan cemaat ise ayakta. Hep birlikte imamın duasını aminliyoruz. Çok uzatmadı kararında bir dua ve Elhamdülillah çok güzel bir cuma oldu. Uzunca bir süre ara vermenin özlemiyle birlikte çok keyif aldım. İnşaallah kabul olmuştur. Dış şartlar iyi de hayırlısı havf reca da yol alıyorum.

 İstikamet Müftülük: arkadaşların Ramazanını kutlayayım istiyorum. Kolay değil 15 sene birlikte çalıştık. Yolda eczacı Bilgi Hanıma uğruyorum. Kur'an okuyormuş tilavet secdesini şaşırmış. Onu da halledip Nurisomaniye bulvarından yürüyorum. Paşabahçe kapanmış. Yerine ya yemek ya da kuyumcu mu açılacak. Bir kebapçı daha açılmış çünkü. Altı aylık uzaklığın hayata dahil ettikleri nüanslar… Müftülüğün merdivenleri. Odaların önüne basamaklar yapılmış. Girip çıkarken  hadi sekmeyi geçtim düşme tehlikesi vardı. Orijinalite iyi de atların yerini oda yaparsan kapısına tahtadan da olsa basamak koymak lazım. Neyse bu tehlike de hallolmuş. Her şey benim gitmemi bekliyormuş sanki. 190 kapandı.   Fetva odası değişti. Lavabolara hanım temizlik elemanı alındı da biraz temizlik gördü çalışanlar. Müftülüğün girişi de daha bir şık yapılmış ama çiçekleri yok. Onlar niye konmuyor anlamıyorum koca merdivenler çok çıplak geliyor insana.  Arkadaşlarla görüşüyorum. Hanımlar olarak sadece fetva var zaten. Genelde de öyle olur. Buradaki görevliler mobildir sürekli Süleymaniye, Nuriosmaniye arasında gider, gelirler. Fetva ise daha oturaklı bir iş olduğundan elemanı da yerinde durur. Ama bu daha çok ilçeden nöbete gelenler içindir. Daimi personelin de merkezde başka görevleri vardır. Bir çok komisyonlara katılır. Arkadaşlar beni görünce şaşırıyorlar. Konuşup halleşip hasbıhalden sonra,  seni biraz daha sık görürsek hemen emekli olacağız diyorlar. Ben de şaşırıyorum tabi. Neden emekli olmak kötü bir şey mi! Herhâlde emekliliğine sevinen ve  yaradığı çok az insan var diye düşünüyorum...

Neyse buraya kadar gelmişken Beyazıt Dini Yayınlar Fuarına uğramamak olmaz. İstikamet Beyazıt. Hoş fuardaki bir çok yayın bende de var. Yine de çocuk kitapları bulabilir miyim Bayramda gelenlere hediye babından diye yollardayım. İnsan yayınları standa Cemal hocayla karşılaştık. Yine bir emeklilik sohbeti ne bileyim genlerde var heralde bu saatte dış mekanda ve kendi belirlediğim format üzere hareket etmek o kadar az oldu ki hayatımda bunun keyfine varmak istiyorum diyorum. Ben de yaklaştım diyor. Çocuk kitapları olmasa da yine birkaç kitap aldım.  Sırada Taksim var. Yerin altındaki yollar İstanbul'u insana yaklaştırdı.  Veznecilere yöneliyorum. Bir kaç gün önce olan saldırının olumsuz, soğuk yüzü hala sokaklarda. Yapılacak bir şey yok vadesi gelen emaneti teslim eder ama hayat bütün çelişkileriyle devam eder... Veznecilerde asansör kuyruğu az ben de deneyeyim bu sefer,  dön merdiven dön merdiven (6-7 tane var galiba) başım dönüyor deyip asansör kuyruğuna giriyorum.  Normalde kalabalık olduğundan binmem asansörlere... Ve tren hemen atlıyor Taksim'e yola koyuluyorum. Üç  dört durak sonra Taksimdeyim. Burada merdivenden çıkıyorum, dik ve daha az çünkü. Meydan da masalar var iftar veriliyor demek ki. İstiklale yönelip ilerliyorum baştanbaşa geçip tünele gideceğim. Geçen anneme Beyoğlu evlendirme dairesinin önemli bir bölümünün Galata Mevlevihane’si haziresine yapıldığını söylemiştim. Erenlere bir selam ve okumayla devam ediyorum. Acaba önündeki yokuştan mı insem tünele mi binsem derken kendimi tünelde buluyorum iyi oldu. Galata köprüsünü de yürüyeceğim düşünülürse çok yorucu olacaktı. Galata Köprüsünün her zamanki müşterileri balıkçılar işleri başında. Hatta bir kova balığı ortalığa boşalttı birisi ne arıyordu anlamadım. Ne olacak bu balıklar atılacak mı satılacak mı anlamadım. Üsküdar iskelesine geldim vapur desem değil motor desem değil midilli modunda yeni deniz taşıtını bekliyorum. Kadıköy'e eski vapurlar Üsküdar'a yeni midilliler ... Neyse Marmaray Üsküdar vapur müşterisini epey azalttı. Ama bu güzel havada Marmaray doğru bir seçim değil diyor, gelen yavru vapurun arka tarafına mevzilenip İstanbul silueti eşliğinde Üsküdar'a Kabe toprağına ayak basıyorum. Elhamdülillah. Bu gün İstanbul'un üç ana karasında güzel bir seyrü sefer oldu. Başı hızlı devamı sakin akan bir nehir gibi yol aldım İstanbul’da. Allah devamını nasip etsin sağlık ve afiyet üzere inşaallah diyorum. İşte İstanbul böyle olduğu için cefasına da katlanılıyor. Bazen insanın üstüne çok geliyor ama bir kıyıya inip, havasını koklayıp, nefesini ensenizde hissettiğinizde yine de razı olup dönüyorsunuz mekanınıza ...

Nevin Meriç

 

11.6.2016 

11.6.2016 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.