SİRETLER VE SURETLER/ Beşir Ayvazoğlu
0
Yorum
1772

kez okundu..

 

SİRETLER VE SURETLER/ Beşir Ayvazoğlu
 
Haziran 2011
 
Beşir Ayvazoğlu’nun yazdığı kitaplara baktım, çoğunlukla biyografi üzerine çalışmış. İyi de yapmış. Daha önce “Defterimde Kırk Suret”i okumuş ve okutmuştum (gençlere). Elhak onu da beğenmiştim, bu kitabı da beğendim. Yine kırk kişi var kitapta. Bunlardan üçünün ismini daha önce duymamıştım. Kitabın asıl kazancı bu belki de. Evvelce tanımadığınız isimleri duymuş, tanımış olmak.
 
(Yukarıda bahsettiğim Ortaylı’nın kitabında ise 19 ismi daha önce hiç duymamıştım. Altmış bir’de on dokuz. Demek ki Ortaylı’nın bahsettiği dünya bana daha uzak bir yer imiş. Hadi bi de İsmail Kara’nın “Sözü Dilde Hayali Gözde”sine bakalım. Yirmi iki kişiden onunu tanımıyormuşum. Oldu mu şimdi? Ortaylı’nın çağdaş akademik ve kültürel dünyasından uzak olduğumuz gibi İsmail Kara’nın ilim irfan muhitlerine de yabancıyız. Ne kaldı geriye? Popüler kültür mü? Demek ki neymiş? Okumalarımızı daha dikkatli ve seçkin bir gözle yürütmeliymişim. Zaten bu çevrelerin gerçek muhitlerine girme ihtimalimiz sıfırın altında. Bari onları okuyarak bu açığı kapatalım.)
 
Biyografi okurken neye odaklanırsınız? Ben başarıya odaklanırım. Bu insanların nasıl olup da başardıklarını, hikayelerinin içinden çıkarmaya çalışırım. Keşke bunun notlarını da tutmuş olsaydım. (Belki biri yapar.)
 
Gördüklerimden aklımda kalan şu ki başarı sadece çalışmanın sonucu değildir. Bazılarının “uygun şartlar ve fırsatlar” dediği “kader”in rolü de azımsanamayacak kadar belirgindir. Çalışma olmadan hiçbir “uygun ortam” bizi başarılı yapmaz ama tek başına çalışma da sonuca götürmez.
 
Eh biliyoruz ki kaderin bize kısmet ettiklerinden ve etmediklerinden sorumlu değiliz. Biz işimize bakmalıyız, yani çalışmaya. Ama çoğu zaman bir gözü karalık yapıp risk alamadığımızdan, karşımıza çıkan fırsatları teptiğimizde de kaderi suçlamamalıyız. Kader bize varacağımız sonucu armağan etmez, sadece o sonuca götürecek yolları açar önümüze. O yola girip girmemek bizim sorumluluğumuzdadır artık.
 
Önümüzde yolların açılması çoğu zaman tanıştığımız kişilerin vesilesiyle olur. O yüzden insan içine çıkmak (sadece kapanıp çalışmayla olmuyor yani) önemlidir. Bu kitapta da göreceksiniz pek çok başarılı insanın hayatı, zamanında tanıştığı falanca ya da filancaların ona sağladığı vizyonla değişmiş, ufukları açılmış, seçimlerini yapmış ve yola koyulmalarını kolaylaştırmıştır. Yani “gelin tanış olalım” önemlidir ve Koca Yunus’un sözü dinlenmelidir.
 
Yazar önsözde yaptığı işin “fertten yola çıkarak toplumun kılcal damarlarına ulaşmak” olduğunu belirtiyor ve tarihçilerin, hatta sosyal bilimcilerin bile bu damarı kolay kolay yakalayamayacaklarını söylüyor. Aynen düşündüğüm gibi “ferde yakın plandan bakmanın, onu besleyen damarları ve o damarlardan kalbe ve beyne ulaşan kaynakların niteliğini anlayabilmenin” tek yolu olduğunu iddia ediyor. “Evlerde alınan ilk terbiye, ilk bilgiler, okunan ilk kitaplar, ilk çevreler, yeni fikirlerin üretildiği ve tartışıldığı kahvehaneler ve benzeri mahfiller, adı duyulmamış yol göstericiler…Yer altı suları gibi gizli ve gürül gürül…” Yazara göre edebiyatın, felsefenin ve müziğin de öncelikle bu dünyaya nüfuz etmesi gerekiyor. Başarılı politikacılar da bu dünyaya nüfuz etmeyi başaranlardan çıkıyor. (Peki vaizler? Onlar bu dünyaya nüfuz edemezlerse halleri nice olur?)
 
Kitapta ele alınan şahsiyetleri öne çıkan vasıflarıyla sınıflandırmak istedim. Yani hangi alandan kaç kişi anlatılmış diye merak ettim. Siz de bilirsiniz ki toplumun önüne düşmüş mümtaz şahsiyetler tek yönlü insanlar değildir. O yüzden bu sınıflamada hayli zorlansam da sonuç şu oldu: Kiminin askeri, kiminin ilmi yönü güçlü olmakla beraber ağırlıklı olarak siyaset ve devlet adamlığıyla öne çıkmış 8 kişi. Araştırmacı ya da aktivist yönlerini bilsek de gazeteciliği ile tarihe geçecek 3 kişi. 2 mimar, 2 müzisyen. Araştırmacı kişilikleriyle çok büyük katkıları olmakla beraber sanatçı kişiliği öne çıkmış 4 kişi. 7 edebiyatçı ve çeşitli sahalardan 14 ilim adamı. Nasıl? Bu insanları besleyen kaynakları, geldikleri noktaya varış maceraları, çevrelerinde onları destekleyenlerin bilmeden ne büyük hayırlara kapı açtıklarını öğrenmeye değmez mi? Bu yaştan sonra onlardan biri olabilme şansımız Allah bilir ya yoktur. Ama elinden tutup, sırtından itekleyiverdiğimiz birileri de olmazsa ne işe yaramış oluruz ki şu dünyada? Fatma Bayram 29.6.2011
 
 
 
 
 
 
29.6.2011 tarihinde yazıldı..
Fatma BAYRAM

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.