ŞEHRİM AŞK
0
Yorum
1822

kez okundu..

ŞEHRİM AŞK

Leyla İpekçi- Timaş 2013

Şehrim Aşk Leyla İpekçi'nin son kitabı. Roman olarak tanımlamışlar ama bana daha çok otobiyografi, hatıra gibi geldi. Daha doğrusu içinde bulunulan mekanlardan- şehirlerden yola çıkılarak yapılan iç konuşmalar. Benin zamandan bağımsız hareketliliği çerçevesinde geçmiş - bugün muhasebesi. Bir nevi manevi uruç. Mekanın tarihsel derinliğinde sahip olduğu üstün şahsiyetlerle birlikte yol alan bir nefes ve nefsin kelimelere dönüşen halinden oluşan metin.

Bir aşk kitabı, benin ilahı aşka doğru yol alışında kullanması gereken araçlar, kainat, noktadan küreye doğru süren uruç. Toprak, evdeki bahçede ayak basılan yer, insanın mayası, ana kucağı, ölü denizde yerin ve göğün en yakın mesabesi.... Sizi sürekli yüksek debili ırmak gibi kuşatan kelimelerle birlikte hop oturup hop kalkmak...aşkın halleri ve mekanları kitabın satırlarında…

Kitap her ne kadar dört şehre dair olsa da en çok Mekke Medine var satırlarla. Değil mi ki Mekke Şehirlerin anası, ibadette istikametimiz, insanın ana kucağı asli vatanımız bir de en sevgilinin doğduğu yer olunca istikameti de Mekke doğru oluyor haliyle... Medine Hz. Peygamber aleyhisselamı misafir eden onu koruyan kollayan şehir, onun ile Medineleşen şehrimiz...

Kitabın ana teması aşkta tevhid. Bütün mahlukat O'nu tesbih eder'den yola çıkan İpekçi metninde bu temayı ince ince işlemekte. Gün olur Mekke çölünde, Hira Mağarasında, gün olur Medine uhud dağı, hurma bahçesinde… Ama her zerre metinde bir biçimde yolunu bulup aşka yönelişini haykırmakta... Tevhid her zerrede kelimeler üzerinden cümleye dönüşmekte.

Duygu aşk, makam uruç; Miraç Peygamber aleyhisselamdan mümınlere sirayet eden bir aşk mertebesi... Aşkta aslolan tevhidi anlama ve algılama imkanı. Mekan Mescidi Haram, Mescidi Aksa, insan halden hale geçişte. Bir Hz. İsa, bir İbrahim geliyor zihne, el-halil'de Halilullah, Beytu'llahm'de İsa Kelimullah ve daha niceleriyle birlikte aşkın hallerine yolculuk biteviye...

İpekçi kelimeler namusumuzdur. Benim işim, daha doğrusu kendimi anlattığım en önemli araç. Bunu Hak uğrunda kullanmalıyım;. 'aşkımı, sevgimi, ilişkilerimi, ibadetlerimi, imanımı, dünyamı hep kelimelerle anlamlandırıyorum. Bize emanet verilmiş kelimeleri evladımmış gibi taşımaya çalışıyorum.' diyor. Bir kelime virtüözü adeta. Kısa, yalın ve fakat çok derin anlamlar barındırıyor cümleleri. Zaten duası da var kelimelere dair. Ey rızkın kaynağı! Bana öyle kelimeler ver ki aşkımın ruhu olsun. Bugüne dek duymadığım tekipleri, bir araya getirmediğim bileşimleri, hiç kullanmadığım kelimeleri yazdır ya Rabbi! Bu anlamda İpekçi’de kelimeler bir ibadet misyonu da üstleniyor. Bir yazarın böyle bir duası olması gerektiğine de örneklik ediyor.

Aşk kitabının öznesi olan yazar, hayatın akışına kapılarak bir çok yerde çocukluğuna, gençliğine, bugün arasında hareket halinde. Zamandan bağımsız zihin vakit üzerinden ben’e böyle akışlar yaşatır çünkü. Bir bayramı özelde de kurban bayramına dair çocukluk hatırasını yokladığında; bayramlar olağan günlerdi benim için. Kimse gelmez, kimseye gidilmez, giyinip süslenilmez, hediye beklenilmez... Hediyeleşmek diye bir şey çok yabancıydı bana... İçim burulur hep bayram geldiğinde. Çocukluğuma dönemem çünkü... diye düşünürken bulur kendini. Bu ve benzeri örnekler kitabı otobiyografik okumalara da dahil etmekte. Benin zamanla mukayyet hatıraları, mubarek mekanlardan geçerken yaşanan arınma sürecinde kendisiyle birliktedir ve onlarda yıkanır yerli yerine konulur.

Kitabın önemli bir bölümü hatta çoğu Mekke Medine üzerinedir. Bu anlamda bir Hac kitabı da denilebilir. Hacca gideceklere ve dahi tekrar gideceklere bu açıdan da okunması tavsiye edilir. Evin sahibinin daveti öyle bir ikramdır ki mekanda en ufak taşından, beden de her zerreye kadar agah olmayı gerektirir. Buna dair yaşanmışlıklardan örnekler de bulursunuz kitapta. Elimizde sadece atacağımız taşları koyduğumuz keseler. Avucumuzun içinde taşlaşmış günahlarımız! Bundan başka bizim biz olduğumuza dair hiç bir şey yok. Ne bir isim ne bir kimlik ne telefon. Cennetten düşmüş Adem ile Havva gibi öylece kalmışız Mina'da. Ne bende ne de Ahmet'te öfke var, taşları çok güçlü bir biçimde isabet ettirdim' diyor Ahmet halen 'ibadet bu öyle iki saniyelik faso fiso değil ki. Bizi beklemeyenlerin kabahati...'  Ve bir Hızır yetişir zorda kalanların hepsine olduğu gibi: simsiyah gözleri kıpır kıpır, merhametli, sevecen ve sakin. bizim Hızır'ımız o...'

Butün mahlukatın Allah'ı zikretmesi gerçeği İpekçi’nin satırlarına yansır. Her ne kadar fıkıh olumsuzlasa da aşk temalı bir kitapta olması gereken budur zaten: Yedi tavafı üst üste yapmak... Kırk dokuz şavt... Derken ilk kez gördüğüm bir yüzü beliriyor Kabe'nin. O'da yorgun arkadaşım gibi, o da kaynağına çekilmiş. Bana bu bir alamet olarak gözüküyor. Allah‘ın evim dediği Kabe'yi tavaf ettikçe Kabe altın saçlı bir baş olmuş, susuz dudaklar olmuş. Biz ise Allah'ın Evi'ne girmişiz. Hakk; kalbimizde tecelli etmiş. Kabe yedi çarpı yedi kez insan olmuş!' diye yazan İpekçi hakikatin bir başka yüzüne ışık tutuyor. Bu bağlamda disiplinler birbirlerini öteleyerek değil iç içe halkalar halinde tamamlayarak yollarında ilerlemeli. Sınırların keskin olması insanın seyr-u sülukunu olumsuz etkilemekte diye düşünüyorum. 

Sonuç olarak keyifle okuduğum sizlerin de okuyacağı ve üzerinde düşüneceği önemli bir kitap. Bana göre tek tırmalayan nokta kapaktaki 'roman' tanımı. Çünkü kitabın kurgusu yaşanmışlıkların dizaynından başka bir şey değil. Ne bir karakter ne de bir kurgu. Neyse o kadar kusur kadı kızında da bulunur diyelim ve edebiyatın da sınırlı olabileceğini hatırlayalım...

not: kitabın değerlendirilmesine denk gelen günün mevlit kandili olmasının bir anlamı olabilir mi? kitabı yazanın ruh halinin okuyuculara da sirayeti böyle bir şey olsa gerek. Yoksa fıkıh kalıplarından çıkıp anı farklı formatta düşünebilmek başka nasıl mümkün olabilirdi ki... Kitabın etkisi işte böyle bir şey…

Nevin Meriç

11.1.2014

12.1.2014 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.