Samet Ağaoğlu, Arkadaşım Menderes
0
Yorum
918

kez okundu..

                                                                  ARKADAŞIM MENDERES:

Samet Ağaoğlu

 

Samet Ağaoğlu 16 yıl tabir yerindeyse Adnan Menderes’in yanından hiç ayrılmayan kişi. Bu yakınlık kitabın satırlarındaki duygu durumlarından da çok rahat gözlemleniyor. Demokrat Partinin kurulması ile çok partili hayata geçen Türkiye demokrasisi o yıllarda ciddi bir imtihandan geçmektedir adeta. Neredeyse yarım yüzyıl süren tek partili hayattan ayrılacaktır. Ve bu sancılı sürecin nasıl geçeceği başlarda kimsenin bilgisi dahilinde değildir. Nitekim Samet Ağaoğlu illerde daha yeni yeni teşkilatını kurma aşamasında olan Demokrat Partiye katılmak için Ankara’ya gittiğinde Adnan Menderes  ve Celal Bayar onu karşılar. Menderes’in ilk sözü; Siyasete hem de bizimle girmek isterken iyi düşündünüz mü olur? olur ve devamında ama kolay değil içinde ve sonunda çeşitli hadiseler olabilecek, sizi yoracak bir hayat… der.  Ağaoğlu’nun kararım kat’i cevabıyla partiye ilhak gerçekleşir. Bu anlamda DP kurucuları bu sürecin hiç de güllük gülistanlık olmadığını - önceki dönemin baskı ve sindirme politikalarını da bildiklerinden- bilakis çok sancılı olacağının farkındaydılar ama ne kadar ileri gidilebilirdi!... Bu soru ne kurucular ne de iktidarı alaşağı edenler tarafından önceden düşünülmüş ve planlanmış değildi bana göre… Kervan yine yolda düzüldü ve halkın biraz nefes aldığı on yıldan sonra Türkiye yeniden bir alt-üst oluşla karşı karşıya geldi.

Serbest Fırka’nın üç aylık deneyimlenmesinden sonra iktidara ortak olacak yeni bir parti DP 1946 kuruldu. 1960 ihtilaliyle o deneme de akim bırakıldı. Siyasi irade artık daha temkinli en ufak bir hak arayışını ‘laik temellere muhalefet’ algısıyla mecz edilerek her on yılda bir ihtilaller sürecini başlattı. Tek parti zihniyetine uzak bütün muhalif hareketler bir biçimde siyaset ve iktidar alanından uzaklaştırılıyordu. Bu yaklaşım hala varlığını devam ettirirken kullanılan argümanların önceki deneyimlemelerle benzerliği dikkat çekici. Bu anlamda Türkiye siyasası üst yapı aklının izin verdiği kişi ve gruplar tarafından şekillendirilmekte halk oyu veya çoğunluk hak ettiği yere varamamaktadır diyebiliriz.

Halkın dine karşı teveccühü, ve bu alanda serbesti talepleri de siyaseti belirleyen kurucu iradenin yaklaşımı çerçevesinde olmaktadır. Nitekim Atatürk zamanında konan Arapça ezan okuma yasağı, DP iktidarıyla kaldırılmıştır. Ne var ki 1960 ihtilali subayları özellikle İstanbul’da bu yasağı tekrar devreye koymanın imkanlarını aramışlardır. Bu anlamda ülke siyasası halk memnuniyeti ve bunu gerçekleştirme yollarından çok, belirlenen formatı gerçekleştirecek tip halk oluşturmayı öncelemektedirler. Bu kabul ülkenin hem insan gücünü hem de entelektüel gelişmesini gerileten hatta engelleyen bir durumdur. Kurumsal yapıların oturmaması, ülke eğitim politikalarının değerlerden yoksunluğu…vs bunlarla alakalıdır diyebiliriz.

Bu girişten sonra ülkemizdeki DP deneyiminin nasıllığına geçebiliriz.  Kitap bir nevi DP kuruluşundan kapatılışına kadar geçen sürede parti içi ve dışı hadiseleri kişi bazlı olarak kısaca ele almak şeklinde düzenlenmiştir. Adnan Menderes’in merkezde olduğu bir kurguyla içeride ve dışarıda yaşananlar Türkiye siyasasının o yılları bir film şeridi gibi satırlara işlenmiştir. Dolayısıyla senaryolaştırılmaya da elverişlidir.

Demokrat partinin ezici çoğunlukla iktidar olması CHP’de şok tesiri yapar.  İlk yıllar muhalefetin bu şaşkınlığı içinde geçer. Ondan sonra da İsmet İnönü başkanlığında muhalefetin bütün dinamikleri devreye konulur. Hem siyasi aktörler hem kurumlar tam gaz iktidarı yıpratma ve yerinden etme sürecini başlatırlar. Ne Türkiye’nin biraz nefes alan halkı, ne de birbiri peşi sıra açılan tesisler durdurmaz muhalefetin oyunlarını. Nitekim Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün yakın arkadaşı Rauf Orbay’a DP’den aday olması teklif edilince: bu memlekette tezvir ve iftira makinaları kırılıp yok edilmedikçe politika çok zor yapılır. Demokrasi çok zor kurulur. Dikkatli olunmalıdır. Bakın ben Atatürk’ün tabi ölümüne bile tahammül edemeyecek adamken ona suikast tertip etmekle sulandırıldım… sakın ola ki kurucularınız birbirine düşmesin muhalifler buna çalışacaklar. Nitekim ben, Kazımkarabekir ve öteki arkadaşların Atatürk ile aralarını nasıl açtılar. Sırf bu yüzden memleket büyük acılar çekti demiştir. 124 Orbay’ın söyledikleri her dönemde yapılmakta ve her dönemde etkili olmaktadır.

1950 Nitekim C Bayar Atatürk’ü sevmek ibadettir diyecek kadar tutkuludur.  Cumhurbaşkanı seçildiği gün hükümetten Anıtkabir’in bir an önce bitirilmesini rica etti. Çankaya'da mahzene atılmış heykeli çıkartarak bahçeye koydu. Resimleri dairelere asıldı, paralara yine kondu. Atatürk hatırasına saygı kanunu çıktı. Ama  Atatürk'e hıyanetten yargılanmaktan kurtulamadı.  188.

DP henüz yeni yeni  teşkilatlandığı yıllarda halkın teveccühü iktidarı tedirgin eder ve dönemin Başbakanı Recep Peker’in; hareketlerine dikkat etsinler İstiklal mahkemeleri henüz kaldırılmadı diye tehdidi çok da normaldir ülke siyasi dilinde…  İftira ve arkadan oyma siyasetine demokrat parti ancak on yıl dayanır. Bir ihtilalle iktidar alaşağı edilir. Yaklaşık altı yüze yakın DP mv yargılanma süreci, Menderes, Fatin Riüştü Zorlu ve Hasan Lütfi Polatkan'ın idam kararıyla sonuçlanır. Oysa iktidara verilecek ceza iktidardan düşürmek olmalıdır. Peki bu idamlar da nedir o vakit. Bu CHP iktidarının halk oyuyla ülke siyasasında söz sahibi olunmasına verdiği cezadır. Bu anlamda oylar halka ait olabilir ama iktidar hiçbir vakit değişmez mantığı egemendir. Nitekim sonraki yıllarda CHP karşıtı partilerin iktidar süreçleri hep iktidar oldunuz ama bakalım muktedir misiniz sloganı eşliğinde kabullenilir. Bu da bir anlamda tehdit gözdağıdır.

Peki idamlardan düşünülen maksat yerini bulmuş mudur evet neredeyse kırk yıl Demirel iktidarlarıyla ülke 70 sente muhtaç, tüptür, ettir bütün zaruri ihtiyaçların kuyruklarla zar zor temin edilebildiği, kurumsal hizmet sektörlerinin yerlerde süründüğü bir devreye girmiştir. Karar vericiler memleket elden gidiyor naraları altında memleketi sürekli dipte tutma eylemlerini devreye koyarlar adeta. İşte Samet Ağaoğlu'nun bu kitabı hem Türkiye'nin çok partili hayata geçme sürecinin nasıl başladığını hem de DP iktidarının partileşme- siyaset ilişkisini, kişi/ler bazlı olarak ele almaktadır diyebiliriz. Menderes’in en yakınındaki kişinin eseri olması kitabı daha da öne çıkarmaktadır. Yazım dilinin rahatlığı da okumayı kolaylaştırmaktadır.

Samet Ağaoğlu kitabına Menderesin idamından sonra yaşadığı duygu durumuyla başlar. ölümünden bu yana ciğerlerime dolan hava onunla olan güzelliklerden yoksun, kupkuru boğuyor, biraz da yakıyor derken annesinin ölümüyle yaşadığı duygu durumlarıyla benzeştirir. Böylece her iki yakın kaybı sonrası yaşananlar benzer ve farklı yönleriyle hem bireyde hem de satırlarda açığa çıkar.  Buna benzer duyguları annemin ölümünden sonra da sezmiştim. Odam hasta annemin yattığı odanın tam üstündeydi. Annem sabahlara kadar inliyor, ben bu iniltilerle uykuya dalıyor, sabah da gözlerimi yine bu seslerle açıyordum. Bir gün annem öldü. Odamı derin bir sessizlik kapladı. Derin, garip, boğan bir sessizlik. Uyku aylarca ta o evden çıkıncaya kadar haram oldu bana. Ama Menderes'in boşluğu ile başlayan ürpermeyi giderecek hiç bir şey yok, O yaşadığım sürece beni kovalayacak...

Türkiye tek parti iktidarından ciddi anlamda bunalmıştır. 2. Dünya savaşı bitince siyasette muhalif arayışlar başlar. Bu aşamada Nuri Demirağ devreye girer ve Milli Kalkınma Partisi'ni kurar. O da uzun soluklu olmaz ama ülkenin bir başka partiye ihtiyacı artık gizlenemez. Bu durumu iyi gören Bayar ve arkadaşları dörtlü takriri imzalayarak partiden ayrılır ve DP kurarlar.  DP milletvekillerinin önemli bir kısmı bir biçimde CHP’den atılan, küsen, istifa eden bir anlamda siyaseti bilen ve fakat siyaset dışı kalan kişilerdir. Ayrıca Tek parti  iktidarının da bir çok yönlerden tanıdığı bildiği kişilerdir. Bu durum siyaset dilinde de kendini belli eder. Siyasetçinin demecinde dikkatli olması icapeder. Böyle olmayanlar eleştirilir: Paşa affetsinler halk önünde konuşmaları laubalidir. Mesela biz onlara Hanyayı Konyayı göstereceğiz gibi sözler halkın yetişme terbiyesi üzerine tesir eder ve karşı tarafı bu nevi konuşmalar şirret yapar.. 59

Menderes’in çevresinde diğer büyük adamlarda olduğu gibi  müsbet menfi birer köşe sahibi olan adamlar vardır. Nasıl İnönü, Bayar, Orbay, Karabekir, Cebesoy, Şükrü Kaya, Recep Peker  bir kenara bırakılarak Mustafa Kemal anlatılamazsa, dr Mükremin Sarol, Fevzi Lütfü  Karaosmanoğlu, Fuat köprülü, Sıtkı Yırcalı, Namık Gedik, Tevfik İleri bir kenara bırakılarak Adnan Menderes anlatılamaz 120  Muhalefetin ağır baskısı ve yapılan bazı yanlışlar partinin kontrolünde de ciddi sıkıntılara yol açar. İspat-ı hak davası üzerine bazı partililer istifa ederek Hürriyet Partisini kurar. Fevzi Lütfü  Karaosmanoğlu gibi Menderes'e çok yakın bazı mv  bu partiye geçerek amansız düşman kesilirler... 119 

Bunun yanında her ne olursa olsun Menderes’ten ayrılmayan dr Mükremin Sarol, Samet Ağaoğlu, Fatin Rüştü… ve daha bir çokları. Hatta o kadar ki idam kararı verilenlerin üç kişi olmasını bir türlü kabullenmeyen Samet Ağaoğlu onlar suçlanan konularda tek başına değillerdi hep birlikteydik bizi de assaydınız demektedir.204

Dönemin basın da iktidar zamanında Menderes’in yanındadır. Ethem Benice, Ahmet Emin Yalman, Sefa Kılıçlıoğlu, Nadir Nadi Abasıyanık, Ali Naci Karacan, Sedat Simavi, menderesin çevresinde hükümet üyelerinin bir ikisi dışında hemen hepsinden daha etkili daha kuvvetli halkalar teşkil etmişlerdir. 137-138  ve idam kararı verilmesi için uğraşan sürekli yazılar döşeyenler de bu yazarlar arasındadır.

İhtilal mahkemesinin yargılama sürecinde yaşananlar da kitabın sayfaları arasındadır. Menderes’in şu ifadesinden en tabi insan hakkının nasıl elinden aldığı öğrenmek anlamında dikkat çekicidir. Ülkeye on yıl hizmet etmiş ve aldığı yerden adeta sıçratmış bir Başbakan hakime: sadece usule ait maruzatım var. Bendeniz beş aydan beri tamamen tecrit vaziyetteyim. Bir tek odanın içinde ve günün 24 saatinde her saat değişen bir nöbetçi subay beyin nezaretinde hiç bir kelime konuşmak imkanı olmamak şartıyla yaşıyorum.... 177 demektedir.

Aklın ve vicdanın kilitlendiği bir dönem yaşandı o yıllarda ve Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Biz ise lekeleri temizlemek ve hep birlikte ülkenin barış ve huzur içinde yaşamasına katkı sağlamak için buradayız.  Bu anlamda artık gözünüzü açın ve sizi inkılaptır, Atatürk’tür şeklinde sokağa dökenlerin oyununa gelmeyin. Çünkü onlara bir şey olmamak ta ama siz de diğer vatandaşlar da ve tabi ülke de ciddi zarar görmekte … Samet Ağaoğlu, Arkadaşım Menderes, İstanbul 1967

Nevin Meriç

15.6.2016

15.6.2016 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.