SALİH TUĞ - Meridyen Biyografide HAMİDULLAH HOCAYI ANLATIYOR
0
Yorum
1431

kez okundu..

SALİH TUĞ - Meridyen Biyografide HAMİDULLAH HOCAYI ANLATIYOR. 31.10.2014 Kamusal Haftanın son günü olan bir cuma akşamında hafif yağmurla birlikte meridyendeyiz Meriç ile. Bu hafta 29 Ekim tatilinden sonraki iki günü izinli geçirerek İsam’da dört günlük kampa girdim. Kasımda sempozyum ve tebliğ var. Okumaların metne dönüşme zamanı geldi. İşte böyle bir yorgunluğa eklenen taze ve güzel bir soluk almaydı, Salih Tuğ hocanın sunumu. Önceleri hem hocadan bir kaç kez Hamidullah hocayı dilediğim için hem de geç vakitte biteceğinden eve dönme gerginliği gitmemi engelliyordu. Ama program vakti yaklaştıkça gitmem gerektiğini hissettim. Benim zamanımda Fakültede Dekandı ve birçok anı yanında, keyifle dinlenen sohbetini de biliyordum. Fakat epey yaşlanmış olmalı. Artık bu değerleri çok iyi korumalı ve birliktelik imkânlarına asla es geçmemeliyiz diye düşünüyorum. O gün İsamda Yıldız'da vardı. Onunla vakit geçirebilmek imkanı hele isam ortamında daha keyifli oluyor ve birlikte olmaya özen gösteriyoruz. Akşam o da sunuma geleceğini söyledi ama ben Meriç'i alacağımdan ayrı ayrı gittik. Vaktin biraz öncesinde mekandaydık. Yerimizi alıp mekanın havasını solumaya başladık. Çünkü Meridyen eski bir Rıfai tekkesinin restorasyonuyla oluşturulan mekanı kullanıyor. Dolayısıyla bulunduğunuz her an dönemin hava ve eylemlerini zihne taşıyor. Her ne kadar kamufle edilse de sandukalar bile mekanda. Bu da mekana özel bir hava katıyor. Nitekim Salih Tuğ hocada konuşmasına mekanın atmosferinin öznelliğiyle başladı. Böyle bir mekanda böyle güzide bir topluluk huzurunda Hamidullahı anlatmak da nasip oldu... Salih Tuğ hoca bir çok kereler Hamidullah Hocayı anlattığını ama bu sürecin biteviyesizliğini 84 yaşımı ikmal ettiğim bugünde daha iyi anladım dedi. Ve kocaman bir dosyayı kürsüye koyarak konuşmasına başladı. Bu konuşma için Hamidullah Hocanın örnek alınacak yönlerinin önemli olduğunu, zaten eserleri ve diğer çalışmalarına ulaşmanın çok kolaylaştığını söyledi. 1930 doğumlu olan Salih Tuğ Hamidullah Hoca ile Edebiyat Fakültesi'nde misafir öğretim görevlisi olduğu zaman tanışmış ve uzun yıllar belki de hayatının son günlerine kadar irtibatı olmuş bir hocamızdı. Bu anlamda Hamidullah'ı anlatacak en doğru ve sağlıklı isimlerden birisiydi. Hamidullah Hoca Haydarabat doğumlu. Ulema bir aileden geliyor. Babası, dedesi, amcaları eserler yazmış ulema bir aile. Babası Haydarabat müftüsü. Hepsi bir arada beş katlı bir binada yaşıyorlar. Her daim ilim yapılan konuşulan bir muhitte oturuyor, büyüyor. Haydarabad’ın Osmanlı içinde önemli olduğunu ve iki Osmanlı sultanı’nın saraya gelin gittiğini de bu önemi desteklemesi bağlamında konuşmasına ekledi. Aslında Hamidullah Hoca'nın çalışma konusunun Devletler Hukuku olduğunu söyleyen Tuğ, Hamidullah'ın devletler hukukunda çalışmaya başladığımda hayretle bunun aslında bir siyer olduğunu anladım. Daha doğusu İslami ilimlerden Siyer, siret bahsine tekabül ettiğini anladım dediğini söyledi. Hamidullah bu sonuca çocukluğunda halalarından dinlediği masal ve hikâyelerden yola çıkarak varır. Aslında halalarım da bunu bilmiyor ve tabi ki bana masal diye anlatıyorlardı ve fakat ben siyer okumaya başladığım bir çok bahsin dinlediğim hikâyelerde karşılığını buluyordum derdi. Hamidullah Hocanın tab'an ilme meftun olduğunu söyleyen Salih Tuğ, yoksa daha 1930'da Süleymaniye, Nuruosmaniye kütüphanelerinde henüz tasnifi edilmemiş kitaplardan yaptığı çalışmalarını nasıl anlayabiliriz dedi. Bu örneği başka alanlarla da çeşitlendiren Tuğ, bir gün tv izlerken ünlü Türk Matematikçi Cahit Arf'ın’ın – matematikte Arf teorilerini bularak tarihe geçen ünlü Türk matematikçisi- spikerin dönemin koşulları gereği yaşadığınız bir çok yoksunluğa, meşakkate rağmen bu buluşları nasıl başardınız sorusuna çok kısa ; bunlar hep merak ve sevgiden olur hanımefendi dediğini de söyledi. Ünlü Sanatçı Edif Piat'ında benzer sözlerini ekledi. Fuat Sezgin, doksan küsür yaşında hala ilim ile meşgul. Aşk ve sevgi olmazsa olmuyor; bir nevi fena fil-ilm hali, ilim dünyaya sığmıyor dedi. Salih Tuğ hoca Hamidullah Hocanın ilim iştiyakını kendisine anlattığı anekdotlarla çeşitlendirdi. Bir bayram sabahı, bütün aile bayramlaşma için bir arada toplanır ama Hamidullah ortalarda görülmez. Babası sinirli, sinirli Hamidullah nerdesin diye seslenir... Bunun üzerine Hamidullah beşinci kattan cevap verir; buradayım baba buyur. Hadi gel bayramlaşacağız. Hamidullah o aralar yüksek lisans talebesi. Biz bayramlaşmadık mı baba der, üzerinde çalıştığı konuya döner. İlme bağlılık bu kadar had safhada yani... Hamidullah Hoca 1932 Osmaniye Üniversitesinden aldığı bursla İstanbul'a gelir. O dönem kütüphaneler tasnif edilmemiş yazmalarla dolu. Avrupa'da doktora yapıyor. Paris’te yine siyerle alakalı; Hz Peygamberin siyasi mektupları. Sanırım 35-36 mektup var. Bu mektuplardan harp - sulh hukuku, bi-taraflılık...vs gibi devletler hukuku var. Kitaplarını Fransızca’dan Paris ten tanıştıkları yakın dostu Kemal Kuşçu tercüme ediyor. Kuşçu Samatya'da bir konakta otururdu. Hamidullah hoca İstanbul'a geldiğinde Eyüp Sultan'da sonra ilk ziyaret ettiği ev orasıydı dedi. Hamidullah Hoca Paris'te doktora yaparken Haydarabat, İngiliz gözetiminde bağımsız bir ülkedir. Tam İngilizlerle bağımsızlık konuşulurken bir sabah ansızın Hindistan askerleri işgal eder. Hamidullah hoca Fransa'da Devletler Hukukunda doktora yapmaktadır. Haydarabat'ın işgaline çok üzülür, sinirlenir ve gazetelerde çok sert bir kaç yazı yazar. Bunun üzerine Hindistan hükümeti Hamidullah hocanın ülkeye girişini yasaklar. Hindistan - İngiltere arasındaki anlaşma gereği İngiltere'ye girişi de yasaklanır. Bu ülkelere girdiğinde tutuklanacağı için ömür boyu oralara gidemez. Böylece İngiliz arşivleri çok değerli bir araştırmacıdan mahrum kalır1950 .... Bunun üzerine Hamidullah Paris'e yerleşir. Bazen neden Paris'e yerleşti ülkesinin bağımsızlık mücadelesine katılmadı diyorlar. İşte bunun nedeni yasaklardır. Ve hayatının dil/Arapça, Farsça, Urduca öğreterek kazanmaya çalışır. Aslında ciddi geçim sıkıntısı da yaşar. Bu yıllarda Fransız ilmi Araştırmalar Merkezinde emekli olana kadar 1977'e kadar çalışır. 1951’de İstanbul Üniversitesi’nde Zeki Velidi Togan’ın başkanlık ettiği kongre düzenlenir. Hamidullah Hoca da bu kongreye davetlidir. Sunumundan sonra hocayı, üniversitede açmak istediği İslam Medeniyeti ve Kültürü Enstitüsü’nde bir sömestri ders vermeye davet eder. Ve 1977 yılına kadar ara ara yazları İstanbul Üniversitesi’nde ders verir. Bu derslerde bugün Türkiye’nin önemli hukukçuları çıkmıştır. Yusuf Ziya Kavakçı, Mehmet Akif Aydın…vs Salih Tuğ hoca burada konuşmasına biraz ara verdi ve konuşma sırasında gelen soruları cevaplandırarak devam etti. Hamidullah Hoca’nın ibadet hayatı şeklinde bir soruya; güçlü ve kuvvetli bir Müslüman gibi ibadetlerini yapardı. Şimdi Basın Müzesi olan Sipahi Palas otelinde kalırdı. Namazlarından önce Kur’an Kerim okurdu. Kurbanını bana vekalet vererek kestirirdi. Hac yapıp yapmadığını bilmiyorum ama uzun yıllar Mekke ve Medine’de kaldı. Bu ziyaretlerinde Hz. Peygamberin savaş stratejisini inceledi. O yerleri adım adım dolaştı ve saha araştırması yaptı. Hadislerle de örtüştüğünü gördü. Hadisleri Kur’an-ı anlamada baş kaynak olarak kabul ederdi. İslam Devlet İdaresiyle ilgili hadisler için Kütüb-i Sittenin dışına da çıkar, bütün rivayetleri incelerdi. Caferi alimlerden gelen rivayetleri de bilirdi ve devlet idaresi konusunda ileri sürdükleri fikirlerinin niçinini bulmaya çalışırdı. Çalışma Metodları: Sabah erken kalkıp, erkenden Fakülteye gelirdi. Ondan önce gelen öğrenci ve hoca görmedim. Bütün gününü çalışma odasında ders hazırlıkları yaparak geçirirdi. Dersleri herkese açıktı. En büyük vasıflarından birisi de vefakarlığı idi. Arkadaş canlısıdır. İstanbul’a geldiğinde ilk ziyaret ettiği yer Eyüp Sultan ve Kemal Kuşçu’nun evidir. Diğer arkadaşlarını fakültede ziyaret ederdi. Nüktedandı ama kahkaha ile gülmezdi. Bir gün Kemal Kuşçu’nun evindeyiz muhabbetin bir yerinde evin hanım; niçin evlenmediğini sordu: Gençliğimde Haydarabat’da subay olmak istedim. İmtihanlara girdim sonra sağlık muayenesine aldılar ve askerlik için uygun görmediler. Askerlik için uygun olmayan evlilik için nasıl olur dedi. Paris’te evine bakan bir hanım vardı. Madam Şifer hocaya; şu paranla Paris’in banliyösünde bir ev alıp rahatça yaşayabilirsin burada 5. katta iki göz odada ne işin var derdi. Hoca çocukken de 5 katlı evde oturduğundan merdiven çıkmaya alışkın. -Oğullarımdan biri ticaretle uğraşır. Fransa’ya her g ittiğinde Hamidullah hocayı ziyaret ettirirdim. Bir keresinde evine çıkarken katların birinde hocanın sandalyeye oturmuş dinlendiğini görmüş. Ve birlikte çıkmışlar. -Samimi ve candan bir yapısı vardır tek derdi, yeter ki ilişkiler vakit kaybına neden olmasın idi. Bir gün Cağaloğlu’nda Nurettin Topçu ile karşılaştım. Hamidullah Hoca’nın Peygamberimizin Savaşları kitabını tercüme etmiştim. Tebrik etti, güzel tercüme yapmışsın dedi ve Hamidullah Hoca’da bir farklılık görüyoruz. Çok farklı bir Peygamber profili çıkartıyor oysa biz şimdiye kadar hep savaşan bir peygamberi öğrenmiştik. Bu adamda bir şey var dikkat et dedi. Ben de evet hocam hiç boş vakti yok. Hep ilimle uğraşıyor, ben böyle bir durumu kendim de dahil kimsede göremiyorum dedim. Bu cevap Topçu’yu pek memnun etmedi galiba o tasavvuf tarafının olup olmadığını öğrenmek istiyordu sanki. Bu tercümemi Hamidullah Hoca’da beğenmişti. Bana Kur’an-ı Kerime’de gir diyordu. Ben Kur’an-ı Kerim Tarihi kitabını da tercüme etmemi istiyor zannettim. Ve o kitaba başladım: Hamidullah Hoca Arapçayı çok iyi bilirdi ve o bilgisi üzerinden kitabını Fransızca yazmıştı ama zorluklar gördüm. Ben de bıraktım. Hamidullah Hoca; İslam’ın ana yapısı bir binanın kaba yapısına benzer çok sağlamdır fakat süsü yoktur. Paris’te bir çok Fransızın Müslüman olmasını sağlamıştır. Bir gün; hiç biri benim alanımdan yola çıkarak olmadı, tasavvuf üzerinden oldu dedi. Tasavvufu İslamı sevdiren alan olarak tanımladı. Nevin Meriç Meridyen/Üsküdar Programın kümyesi: Meridyen Biyografi Konuşmaları Dizisi”nin ikinci toplantısı Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın yakın dostu ve öğrencisi Prof. Dr. Salih Tuğ’un “Vatansız Bırakılan Bir İslam Âlimi: Prof. Dr. Muhammed Hamidullah.
5.11.2014 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.