RAMAZAN SEMPOZYUMUNUN ARDINDAN
2
Yorum
1721

kez okundu..

 

RAMAZAN SEMPOZYUMUNUN ARDINDAN
AKILDA KALINANLAR
Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen 13-15/7/2012 Uluslar arası Ramazan Sempozyumu bitti. Ramazan’ın bir sempozyum başlığı ve formatı altında ele alınması gündelik hayat ve anlama algılama biçimimizin değişen ve farklılaşan yönüne işaret eden bir tarz. Ama artık bu dünyayı ve gündelik hayatı yaşıyoruz formatlarımızın farklılaşması da normal. Üç günlük sempozyumun son gününe katılabildim. İstanbulu bilenler Haliç Kongre Merkezi’nin güzel ve fakat ulaşım imkanının kıt olduğunu da hemen anlarlar. Nitekim katılım panalistlerin bir programda kürsüde diğerinde izleyici koltuğunda yer aldığı bir resmi karşımıza çıkarıyordu. Yine de bu vesileyle de olsa bilmediğimiz Elif Efendi dergahının varlığından da haberdar olduk. Orası da düzenlenip yakın zamanda kamuya açılacakmış.
         Sempozyum programı, uluslararası Ramazan networku oluşturma imkanına bir katkı bağlamında da düşünülebilir. Düzenleyicilerden Fahrettin Altun’da buna dikkat çekti. Ayrıca ileriye yönelik olarak devamı da düşünülüyor. Yurtdışından gelen panalistlerin yerel oruç ve pratiklerine ait sunumlar ilginçti.
         Benim katıldığım bölüm ise Ramazana ait literatürün edebi metinlerdeki kullanım alanı ve biçimine dairdi. Divan edebiyatında ramazan kelimelerinin serencamını izlemek ilginçti. Beyitler arasında eyleşirken bunları günce haline getirebilir miyiz diye düşünmeden edemedim. Fuzuli’nin Ramazan güncesi mesela … veya diğerleri ‘hab için yatmışken etti teravihe kıyam’ (Nedim) yevm-i şekte imamın ve cemaatın yaşadığı hali anlatıyor. ‘Merhaba etti bizimle yine Ramazan/ Her taraf avâze-i Kur’an Ayasofya’da. Meyhane kapılarının kapanmasından müşteki olan Fuzuli lahavle çekerken, hem hadise hem de bağımlıların psikolojilerine telmih yapıyor. Dolayısıyla güne/güncele ait bir kayıt. İfade biçimi süper ve döneme ait…
         Bu oturumu dinlerken gündelik hayatın ibadet eksenli akışı dikkatimi çekti. İbadetin olması gereken yerde inşa edilen bir gündelik hayat. Dil ve ifade araçları da bu materyalleri sonuna kadar kullanıyor. Görsel malzeme mahya ve diğer eğlence biçimleri olurken, edebiyat bi dolu ramazan kelimeleriyle halkın hem ibadet hem de gündelik hayat kurgusunu pekiştiriyor ve tabi estetik bir form kazandırarak.
Bu atmosferin ramazan algısına etkisinin müthiş, toplumsal kabulleniş ve riayet bağlamında üst düzeyde olacağını düşünüyorum. Toplumsal alanda kaygı duyulan bir ramazan ve oruç pratiğinden misafir formunda algılanan bir ramazan kabulünde önemli bir ayak. Ramazanın bir kavuşma, bayramın ayrılık olarak tanımlandığı tasavvufi irfan … Sevgiliye kavuşmanın imkanı olan Ramazan, yakıcı, kavurucu anlamıyla da hem oruç hem de aşkın bütünleşmesidir aynı zamanda. Yine sevgilinin kaşına benzetilen bayram hilali, ilişki formunun farklı düzeylerine işaret eder. Bu ve benzeri bir çok beyitte Ramazan literatürüyle bir ‘sevgili’ resmedilirken, ibadet – insan ilişkisi de üst duygulanım formuyla sevimli ve yakın hale getirilmektedir diyebiliriz.
Bütün bunlar bugün yaşadığımız yoksunlukların da nedeni açıklıyor bir anlamda. Bugün artık kimse, bayram hilalini sevgilinin kaşına benzetmiyor. Sevgili alıyor eline bir sanatçının fotoğrafını plastik cerrahinin yolunu tutup, baştan yarat formuna dahil oluyor. Bugün şiir de yazılmıyor, beste de yapılmıyor. Bizi besleyecek orijinal kaynaklar kurudu. Bir dj dilediğin tv programında şunu söylemişti: Batıda farklı formlarda üretilen müzikten kulağını ve zihnini temizlemek için müzisyen kiliseye gider. Çünkü kilise müziği batı müziğin saf ve orijin halini sunar. Ben nereye gideceğim, böyle bir yer var mı? evet bir zamanlar vardı. Bu toprakların müziğinin orijinal hali tekkelerde icra ediliyordu. Buradan müziğe başlayan sanatçı daha sonra kendi ekolünde yoluna devam ediyordu.
Bir başka problemde yerli oryantalistlerimizin toplumun muhafazakar kesiminden de çıkıyor olması. Son günlerde dinlediğim bir iki sunum bunu acı bir biçimde hissettirdi. Bunu hala anlayabilmiş değilim. Veya yukarıda ki süreç direnenleri de bir biçimde içine almış gözüküyor. Bir sunum tam da söylediğim çerçeveye oturuyordu. Dinin vaaz ettiği siyaset ile siyasal islam arasında mesafe mi benzeşme mi var… Tezimizi doğrulayacağız diye hakikatli törpülemek bize ne kazandıracak … vs. Kendi tezimizin mi hakikatin mi faaliyiz. Buradaki düzlem farkı ve eksen kaymasında dikkat etmek lazım … Dolayısıyla bir çalışma yaparken yergi edebiyatına ait kayıtları çoğaltmak yerine hakikate yakınlaşan metinlere sahip olmayı önemsiyorum.
Neyse Ramazan sempozyumun son gününden aklımda kalanlar üzerinden yaptığım çıkarsamalar böyle işte. Sıcak bir tatil gününde biz bize güzel bir ortamda entelektüel çaba saffettik vesselam. Daha ne olsun. Nevin Meriç 16.7.2012
16.7.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
selam teşekkürler canım. katılımı zorlaştıran bir çok faktör vardı ama ortam da mekan da güzeldi. hayırlısı sağol güzel dileklerin için
nevder
hocam, kalemine sağlık. sempozyumun varlığını geçtikten sonra öğrendim. başarabilir miydim bilemem ama yine de orada olmayı istemiştim. paylaşmanı önemsiyorum. fikir sahibi olduk. teşekkür ederim. selam ve dualar
mukaddes güney


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.