POPÜLER KÜLTÜR VE KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ
0
Yorum
883

kez okundu..

 Modern dünyada sosyal yaşam etkinlik bağlamında dizayn edilmektedir. Anlatmak veya farkındalık oluşturmak istediğiniz her hangi bir konu haftalar, günler bazında formatlanarak gündem oluşturulmaktadır. Mesela; ‘8 Mart Kadınlar Günü’ yeni toplumsal ilişkiler ve düzenlemeler bağlamında değişen kadın yaşama biçimi ve algısını dünya ölçekli gündeme taşıma ve yeniden inşa etme eylemidir aynı zamanda. Başına ‘dünya’ getirilerek oluşturulan kutlanan diğer günleri de bu bağlamda düşünebiliriz. Bu yaklaşımın haberdar etme, farkındalık oluşturma bağlamında olumlanan yönü olsa da, zaman içinde popüler kültürün baskılanımı altında gerek dil gerek içerik açısından anlam kaybına uğradığı da bir gerçektir.

Buradan ülkemizdeki Kutlu Doğum Etkinliklerine geçersek, Hz. Peygamberi anmak, anlamak ve getirdiği mesajı önce kendimize sonra bütün insanlığa ulaştırarak gündem oluşturmak, farkındalık yaratmak bağlamında ilk 20 Nisan 1989 yılında kutlanmaya başlamıştır. Diyanet Vakfı Mütevelli Heyetinin aldığı bir kararla bu yıldan itibaren Mevlid kandiline denk gelen günlerde kutlanması kararı alınır. Böylece hem gelenek/Mevlid Kandili hem de modern toplumsal hareketlilik yerine getirilmiş olacaktır. Bu haftada, İslam’ın insanlığa mesajı bir diğer ifadeyle hediyesi olan barış, esenlik, kardeşlik temalarının işlenmesi ve sosyo-kültürel yapının bu temalarla yeniden tanışması ve aktiflenmesi gayesiyle hareket edilmektedir.

Ancak nedendir bilinmez 1994 yılından itibaren, Miladi Takvim’e geçilir ve 20 Nisan’a denk gelen hafta Kutlu Doğum Haftası olarak sabitlenir. Daha sonraki yıllarda da devlet kurumlarının yayınlanan genelgelerle katılım arttırılarak ülke çapında daha geniş çaplı organizasyonlar düzenlenmeye başlanır.

Haftanın 20 Nisan olarak sabitlenmesi 23 Nisan kutlamalarıyla çakışır ve bu durum zaman içinde olumsuz mesajlarla gündem oluşturulur. O kadar ki bir dönemin e-muhtıra konularına dahi girer. Bunun üzerine Kutlu Doğum Haftası bir hafta öne çekilerek son günü 20 Nisan’a denk getirilecek şekilde yeniden formatlanır. Haftaya dair takvimin olgunlaşma sürecine dair serencamı kısaca böyledir.

Kutlama, etkinlik bazında oluşturulan toplumsal hareketlilik rutinden kaçma talepleriyle birleşince birden popülerin kucağında kendini bulur. Bu da etkinliklerde de ciddi anlam kaymalarının yaşanmasına neden olur. Özellikle son yıllarda Hz. Peygamberin mesajını anlama ve anlatmaya dair çeşitli yolların denenmesi ve gündem oluşturması daha geri planda bırakılarak ‘doğum günü kutlama konseptine’ geçildiği gözlemlenmektedir. Nitekim Müftülüklerin bile Hz. Peygamber (sav)’e doğum günü pastası yaptırması, bunu da basın önünde kesmek istemesi buna güzel bir örnektir diyebiliriz. Bu nevi örneklerin giderek daha da çoğalacağı ve yaygınlaşacağını da düşünmek gerekir. Ayrıca bu konuyu içeren fetva sorularının da değiştiği görülmektedir. Tersinden bir evrilme ile mevlit kandili olduğu için oruç tutan insanımızı ‘doğum gününde oruç tutmak günahmış’ mesabesine getirmektedir. Oysa dini anlamda kutlama da hüzün de ‘ibadet’ üzerinden karşılanır. Hz Peygamber’e pasta kesmekle, tutulan bir nafile orucun sevabını hediye etmenin karşılaştırılması bile mümkün değilken gelinen nokta tam bir anlam kaybıdır. Sekülerizmle inşa edilen zihinlerin ibadetlerde neden olduğu tahribattır. Fetva sorularına yansıyan bir başka kafa karışıklığı da Mevlit Kandili’nin senenin her gününü ziyaretine rağmen, Kutlu Doğum’un sabitliği olmakta ve haftanın fisk sorusunu olarak kayda geçmektedir. Bu anlamda Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin baskılanımı ibadetlerimizde değişime doğru hızla ivme kazandırmaktadır diyebiliriz. Bunun yanında esnafımızda oluşturulan havaya dahil olur ve kutlu doğum ticaretine başlar. Kutlu doğum indirimleriyle de haftanın anlam ve önemi kapitale çevrilir. Oysa indirim değil sadaka vermek ibadet konseptini korumaya daha yakındır. Ve dahi irili ufaklı bir çok abartı da Kutlu Doğum adı altında hayatımıza dahil edilir. Bu kadar etkinlik olunca gerek medyada, gerek toplum hayatında Mevlit Kandili anma programları, Kutlu Doğumun gerisinde, gölgesinde kalır. Bir başka ifadeyle popüler kültür geleneği eritmektedir diyebiliriz.

Bu ve benzeri uygulamalar Kutlu Doğum etkinliklerinin popüler kültürün yörüngesine girdiğini ve hızla sağlıklı, doğru yaklaşımları tükettiğini karşımıza çıkarmaktadır. Bundan kurtuluş haftanın anlamını ve mesajı unutmadan yani aslolanın ibadet ve itaatın çoğaltılması ve kaliteli hale getirilmesi olduğu her an hatırlamak ve ona göre hareket edilmesi olsa gerek diye düşünmekteyim. Kutlu doğum bizim daha çok ve daha bilinçli ibadet, hayır ve hasenat yapmamız için vesile olursa anlamlıdır. Bu anlamda kapitalist sermayeyi coşturacak davranışlar, popüler imaj ve semboller, bir diğer ifadeyle rutin ‘doğum günü etkinlikleri’ Kutlu Doğum haftasına dahil edilmemelidir diye düşünmekteyim.

Nevin Meriç

11.3.2016 

18.5.2016 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.