Pınar Demir, Yazar Nevin Meriç le yeni kitabını konuştu
0
Yorum
2111

kez okundu..

 

Pınar Demir, Yazar Nevin Meriç le yeni kitabını konuştu...
 
Ayşe Hümeyra Ökten Cumhuriyetin ilk egitimli dindar kadinlarindan biri. Bütün okullarının birincisi olarak tamamladığı eğitim hayatı sonunda, idealist bir doktor hanım olarak kendini İslama ve insanlara adamış örnek bir sahsiyet. Peygamber aşkı ve insanlara hizmet tutkusunun şekillendirdiği seksen küsur yıllık ömrüne sayısız ibretlik hadise sığdırmış. Bu başdöndürücü hikaye  Nevin Meriç'in nehir söyleşisiyle Timaş yayınları tarafindan kitaplaştırıldı. "Dindar Bir Doktor Hanım" adıyla okuyucuya sunulan kitaba dair Nevin Meriç ile bir söyleşi gerçekleştirdik.  


-Sizin açınızdan Ayşe Hümeyra Ökten'in en önemli vasfı nedir? Hangi hususiyeti dolayısıyla örnek bir hanımdır?

- En önemli özelliği diye bir ayrıştırmayı Ayşe Hümeyra Hanım için doğru bulmuyorum. İnsan, kadın, dünya, din/darlık algısı, olarak inşa ettiği hayatı önemsiyor ve anlattıklarını tekrar tekrar düşünmek gerekir diyorum. Bu anlamda insan- hakikat ilişkisini doğru zeminde kurgulamış gibi geliyor. Bunu hayat tarzından  çıkartabiliriz.



-Onu niçin bir Cumhuriyet kadını olarak tanımlıyorsunuz?

- Bu soruyu birkaç açıdan ele almalıyız. Öncelikle takvim olarak cumhuriyetin ilk nesli. Dönemin kadın eğitimi ve imkanlarından yararlanıp  kamusal alanda yer alıyor. Bir başka açıdan ise kendini tanımlarken; Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşk’ından seçtiği mısraya dikkat etmek gerekir. ‘Tarz-ı selefe takaddüm ettim. Bir başka lügat tekellüm ettim, Gencinede resm-i nev gözettim.Ben açtım o genci ben tükettim’ diyor. Şeyh Galip o dönemde de , ondan önceki dönemde de bu topraklarda çok okunan bir şair. Burada şu soruyu sorabiliriz: Daha önceki dönemlerde de okunan bu şiir, okuyucu olan kadınlar açısından ‘yeni bir ben inşasına/selefe takaddüm eden’ neden olmuş mudur? Ve bu ‘yeni kadın beni’ sosyo-toplumsal düzenleme de ne gibi değişimlere neden olmuştur? Bu sorunun cevabı için çok yönlü ve derinlikli bir tarihi sondaj gerekmekle birlikte, bir genelleme de yapıp; bu topraklarda toplumsal
değişim üst yapının kontrolünde gerçekleşmektedir diyebiliriz. Bugün için de bu böyledir. Dolayısıyla Ayşe Hümeyra Hanım gelenekten beslenerek, onu yeniden düzenleyerek, değişen yeni toplumsal düzenlemenin imkanlarından yararlanan modern bir dindar kadındır diyebiliriz.

- Celaleddin Ökten gibi çok güçlü bir baba figürü var hayatında. Sizce bu onun kişiliğini nasıl şekillendirmiştir?

- Dirayet, cesaret, kararlılık ve  aşk.  Ayşe Hümeyra Hanım’daki baba kodlarını bu şekilde düşünebiliriz. Yaşadığı dönemi düşünürsek bir çok karşı çıkmalara, muhalif duruşlara direnmesinde bu yönünü çok açık olarak  görüyoruz. Zaten babasının kendisinden memnuniyetini,  sadece çocuklarına karşı zaaf olarak değil,  Ayşe Hümeyra Hanım’daki benzer kodları yakalamasından da olabilir diye düşünebiliriz.

- Annesi alış veriş için bile dışarı çıkmasına razı olunmayan bir kadınken Hümeyra Ökten'in modern eğitim kurumlarına gitmesi babası tarafından teşvik ediliyor. Bu kadın tasavvuru açısından değişik bir tutuma işaret etmiyor mu? Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

- Bu soru tam da anlatmak istediğim dönemsel duruşlara işaret ediyor. Ayşe Hümeyra Hanım’ın annesi de eğitimli fakat kendi döneminde geçerli olan  kadın, birey algısı ve toplum hayatının içinde bir ben ilişkisine sahip. Dolayısıyla bir önceki nesle ait kadın algısı ve sosyal-hayat düzenlenmesini yaşıyor haklı olarak. Nitekim Ayşe Hümeyra Hanım döneminde ‘İstanbul Lisesi Kız Öğrencilerinin’ çıkardığı hatıratta da benzer anne  örneklerine rastlıyoruz. Dolayısıyla burada Celaleddin Ökten zaten çok zeki ve değişen dönemin kodlarını iyi okumuş olmaktadır. Artık toplum değişmiş ve insan ilişkileri bireysel durumlar üzerinden yeniden düzenlenmektedir. Bu durumda da kız veya erkek çocuğun en azından maddi geçimini sağlayacak iş imkanının olması gerektiğini kabul etmektedir. Nitekim kitabın bir yerinde bunu belirtir: çocuklarının geçimlerini sağlayacak meslekleri olduğu için
memnun, anne için ise kaygılıdır. Bir başka açıdan ise Celaleddin Ökten kendi hayatı üzerinden çocuklarına bakmıştır diyebiliriz. Trabzon’dan işini de  bırakarak okumak için İstanbul’a gelen Celaleddin Ökten benzer okuma aşkı içindeki kızına engel olmayı kabullenemez ve arkadaşlarının itirazına rağmen üniversiteye gönderir. Burada baba-kız, hoca-cinsiyet, din- modern hayata ait düzenlemelerde iç içe geçmiş, sağlam, doğru kurulmuş bireysel duruşları görmekteyiz diyebiliriz.

- Pozitivizmin mutlak hakim olduğu bir eğitim hayatı, özellikle tıp eğitimi Humeyra Ökten'in İslam ile ilişkisini de etkilemiş olmalı. Siz bu ilişkiye dair neler gözlemlediniz?

- Tıp eğitiminin içerdiği rasyonaliteye sahip. Zaten böyle de olması gerekiyor. Ama hayatına ve hasta ilişkilerine baktığımızdan gelenekten beslenen rolü de dikkat çekici. Yine kitaptan soruyu cevaplarsak, Hümeyra Hanım, ölüm döşeğindeki hastalara daha dikkatli olunması gerektiği, cesetlere daha nazik muamele edilmesi gerektiğini o dönemden çalışma arkadaşlarına ve öğrencilere hatırlatan konumda. Ölecek hastanın başında içinden de olsa dua okuyan bir doktor. Nitekim hastası Sahire Selma’ın da son anlarında onun talebiyle yanında olan bir doktor. Dolayısıyla Hümeyra Hanım doktor olarak da din ile ilişkisini iyi kurup hizmet alanlarında bunun gereğini yerine getiren önemli bir örnektir. Manevi yönünü ise maneviyet - mahremiyet ilişkisi içinde dış mekana açmak istememiş ve açmamıştır.  Bunu da saygıyla karşılamak gerekir kaldı ki satır aralarından bu konuda da küçük küçük
duruşlar çıkartılabilir.

- Modern Turkiye'nin temellerinin atıldığı çok çalkantılı ve kritik bir siyasi atmosferde dindar bir kadın, müstakil bir birey olarak var olmaya çalışmış. Bu onda nasıl bir iz bırakmış olabilir?

- Yeni toplum hayatından kadın dindarlığının görünür alandan tamamen dışlanması, dışarıda tutulması onda bir geri çekilmeye neden olmuştur. Bütün hocalarının kariyer yapacak gözüyle baktığı bir öğrenci olduğu halde okuldan ayrılmasında  bu saik baskındır. Böylece önemli bir bilim kadınından da mahrum kaldık diyebiliriz. Bunun yanında  o dönemde yaşayan bir çok hanımda da bunu görebiliriz. Özellikle kitapda ki diğer kadın hayatlarında benzer nedenlere ait izler karşımıza çıkmakta.

- Mesela başörtüsü ve dini pratiklerinin kısıtlanması karşısında mücadeleci ve meydan okuyucu bir Hümeyra Ökten yok. Bunu bir mağduriyet olarak bile görmüyor. Oysa tek başına çölleri aşan kararlı bir kişiliği var. Bu konuda otoriteye karşı pasif ve "idareci" bir tavır geliştirmesini nasıl açıklıyorsunuz?

- Soruda geçen ‘kadın tavrı’ muhalif duruştan çok, bir çok mücadeleden geçen modern kadın duruşuyla içkindir. Ayşe Hümeyra Hanım döneminde ise daha naif ve muhalif ve fakat suskun kadın tavırlarıyla karşılaşıyoruz. Konuşan kadın örneği olarak Halide Edip’i ve hayatını  düşündüğümüzde meselenin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Ayşe Hümeyra Hanım için böyle beklenti tam da uzaktan üstenci bir bakış açısıyla meseleyi okumaya çalışan gelecek kuşak yaklaşımıdır. O anlamda insanı ve hayatı değerlendirirken dönemsel kodları çok iyi görmek, anlamak ve okumak gerekli diye düşünüyorum. Ve Ayşe Hümeyra Hanım pasif bir direnç göstermemiş, bilakis karşı durabileceği her alanda ısrar etmiş. Kendi hayatından vazgeçmiş,  elde bavul hayatı seyretmiş. Bu hiç de pasif bir direnç değil. Bilakis kadın olarak çok radikal bir duruş. Bunda başarılı olması
içinde yer aldığı hayatta aşk’a duyulan saygıdan olsa gerek diye düşünüyorum. Ayşe Hümeyra Hanım’ın tek başına seyahatlarında  olsun, hayatından vazgeçmesinde olsun bu aşkın izlerini görürüz. Dolayısıyla hayatın bizim gördüğümüz ve bildiğimiz kodları aşan bir  yönü olduğunu da dikkat etmek gerekmekte …

- Humeyra Ökten pek çok açıdan öncü ve örnek bir dindar kadın  olarak kendi zamanını yaşamış. Bugün, şimdiki zamanın dindar kadınları ile karşılaştırınca ne tür farklar ya da paralellikler göze çarpıyor?

- Aslında  kitabı okuduğumuzda bunları çok açık görmekteyiz. Hayatı anlama ve anlamlandırma kodlarımız  ciddi tahribata uğradı. Buradan çıkış var tabi de nasıl, onu ben de bilmiyorum." Bu da geçer yahu " deyip ümit ediyorum…

Ropörtaj: Pınar Demir medyasofa

2.5.2011 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.