OSMANLI GÜNDELİK HAYATINDA RAMAZAN
0
Yorum
215

kez okundu..

 OSMANLI  GÜNDELİK  HAYATINDA  RAMAZAN

Gündelik hayat  yaşanılan zamanın algı ve eylemlerini yansıtır. Bir diğer ifadeyle  söz ve eylemin ete kemiğe bürünmüş hali … Buradan  yola çıktığımızda Osmanlı gündelik hayatında ibadet algısı özelde de ramazanı ele almak istediğimizde ulaştığımız kavram ‘ziyaret’ olmakta diyebiliriz. Ziyaret  karşılıklılık ilişkisi içinde çift taraflı işleyen bir mekanizmayı gösterir. Yani Osmanlı gündelik hayatında ibadeti, “ziyaret-misafir” bağlamında ele alınarak inşa edilen birey ve toplum hayatına ulaşırız. Dolayısıyla her ibadette bir zari karşılayan –karşılanan ilişkisi mevcuttur. Ziyaret üzerinden oluşturulan algı ibadeti hem imkan hem değer açısından motive ederken, süreklilik de sağlar.  Bu anlamda ‘hoş geldin ya şehr-i ramazan’ nidaları kalp ve zihinlerde oluşturduğu duygu durumları da insan için önemli olmakta.

Karşılayan – Karşılanan İlişkisinde Ramazan

Burada üç aylarla başlayan bir takvim söz konusu. Hem zihnen hem de fiziki, çevresel olarak ramazana hazırlık takvimi de başlamakta üç aylarla. Şehirde gruplar halinde yapılan cami ziyaretleri, türbeler, mezarlar hep birlikte bir yol alışın içine dahil etmekte insanı ki bu gelenek bu günde devam etmekte … bu anlamda insan ve mekan bir karşılayan karşılan ilişkisi içinde tarihi de katarak süreci devam ettirmekte diyebiliriz.

Daha mikro ölçekte evlerde  temizlikten erzak tedarikine dair  bir ramazana hazırlık süreci görmekteyiz üç aylardan itibaren. İnsan olarak da bünyenin ramazana hazırlığı söz konusu; kandil oruçları yanında bunun daha da çoğaltılması tavsiyesine uyarak tam bir üç ayı oruçlu geçirenden, recep, şaban ayında nafile orucu çoğaltana kadar ibadet üzere bir inşa söz konusu … kaza, keffaret oruçları da ramazan öncesi insanın telafi etmek için çabaladığı eksiklerini kapatma imkanı olarak devreye girmekte …  bu anlamda ramazan gelmeden insan hem bedenen hem de sosyal hayat açısından ramazana hazırlanmış olmakta bir nevi.

Sosyal hayatta karşılayan-karşılanan ilişkisi

Ta üç aylardan başlayan süreç ramazanın girmesiyle neş vü nema bulmakta adeta. Artık ziyaret başlamış taraflar hemhal olmuşlardır. Şehrin camileri hem temizlik hem de süslenme anlamında mahyalarla donatılarak ramazan neşvesine katılır. Bu hazırlığa tam destek veren Müslümanlar, teravihlerde kadın erkek camileri doldurur. Teravihlerde rekat aralarında getirilen salavatlar ve sonrasında okunan ilahilerde ayın ilk haftası karşılamaya, ortası mağfirete son haftası da vedaya ayrılır.  Bu konsepte bir karşılayan-karşılanan ilişkisini gösterir.

Gündelik hayat da oruca göre düzenlenir. Ramazan hem insan hem de yiyecek bereketinin olduğu bir aydır. Bir toplu eylem ayıdır adeta …  İftar ziyaretleri yanında davetsiz çat kapı gelen oruçluya da hazırdır sofra …

Geceyi bölen sahur ve imsak yorgunluğu güne başlamayı öğleye kadar erteler belki. Amma  Ramazan bir anlamda gecenin şenlendiği, insanın geceleri de uyanık kalarak ihya ettiği bir aydır. Hele yaz ramazanlarında iftar ve sahurun birleştirilmesi gecenin ortalarına kadar uyanık kalmak demektir. Oruçla yeniden formatlanan beden, gündelik hayatın düzenlenişinde de yeni bir forma sokulur. Hattatlar Kur’an yazmak için imkan olarak görürken, ulema da kitap yazmaya, sanatkar meşke, zanaatkar da diğer kaygılarını öteleyerek eserine odaklanır ramazanda. Bu anlamda ramazan ilmi verimliliğin arttığı bir ay olarak karşımıza çıkar.

Geceleri uyanık olmak belli bir eğlence kültürünün de devamını sağlar. Karagözden, meddaha, aşık geleneğini sürdüren kahveler, orta oyununa daha sonraki dönemde de tiyatrolar,  ramazanda sahne alarak insanı ve anı şenlendirir. Ramazan nükteleri, nağmeleri de anı şenlendiren imkanlardır.

Ramazan bütün halkın bir saygı konseptine dahil olduğu aydır. Haram eylemde bulunan, içki içenler de ramazanda bir yudum içmemeye dikkat eder. “Yevm-i şek niyetine şıra sıkarken yâran/ Sıkboğaz etti gelip sahne-i şehri Ramazan” diyen de böyle bir alışkanlığın sahibi olsa gerek …

Son olarak karşılayan-karşılana ilişkisine gündelik hayattan bir yaşanmışlık örneği vererek noktalayalım yazımızı. Bir arkadaşın anneannesi her sene Recep ayının birinde saçına kına yakar, gusül abdesti alır ve gecede oruca kalkarmış. Bunu hayatında hiç aksatmamış. O sene de recep ayını karşılamak için kınasını yakmış, gusül abdestini almış gece sahura kalkmış. Yemeklerini ısıtmış iki rekat namaz kılayım da öyle yiyeyim diyerek kıyama durmuş. Secdede mekan değişmiş darül bekada karşılanmış. Sabah eve girdiklerinde masada yemekler hazır, anneyi secdede bulmuş çocukları. Karşılanan – karşılayan ilişkisi çok önemli yani …

Nevin Meriç

16.4.2019 Mayıs 2019 Lacivert Dergisinde yayınlandı 

9.5.2019 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.