OBUR OKUYUCU
0
Yorum
1620

kez okundu..

 

 
OBUR OKUYUCU
 
 
Acil okuması gereken bir kitap yoksa, bir okuma programı yapmamışsa, üstelik de önündeki masada, arkasındaki dolapta alınıp alınıp yığılmış, her karıştırmada iç geçirten kitaplarla kuşatılmışsa  insan ne okur? Aç  gözlü, obur biri gibi bir o kitaba bir bu kitaba saldırmaz mı?
 
Her tür oburluk gibi kitap okuma oburluğu da gurur duyulacak bir şey değil. Hatta hazımsızlığa, beyin kıvrımlarının yağlanmasına, zihinde bilgi dolaşımında tıkanıklıklara sebep olması yanında kibirli ve bilgiç davranışlardan dolayı görüntü kirliliğine de yol açabilir.
 
Ama bütün çirkinliğine  rağmen hangimiz bütün bu endişeleri bir yana bırakıp sinirsiz oburluk kaçamakları yapmayız ki? İste bu son günler. benim de bir o kitaba bir bu kitaba saldırdığım ölçüsüz, amaçsız oburluk günlerim oldu. Şimdi bütün o karışık tüketimden dolayı beyin fesadına uğramış bir şekilde düzelmeyi beklerken baktıkça bulantı veren bütün o abur cuburlar ortadan kaldırmadan önce kayda geçirmeliyim.
 
Önce uzun bir suredir bitiremediğim, ama kaldırıp bir tarafa da atamadığım "Elli Parça” yı kayda geçirelim. Murathan Mungan her okumak istediğimde ertelediğim bir yazardı. Bu durumun yazarın kendisinden ve benim saf edebiyata ayıracak vaktimin azlığından ve daha pek çok nedenden kaynaklanan sebepleri vardı. "Elli Parça”yı  görünce hah dedim, işte bir taşla bir kaç kuş. Çünkü bu kitap -sanırım- pek çok kitabından seçmelerden oluşmaktaydı. Üstelik yazılmış kitaplarından değil, yazılacak kitaplarından. Yazarın  kırkıncı  yaşında (2005) çıkmıştı ve ilk sayfasında bir daha basılmayacağı yazılıydı. Ansiklopedik boyda 545 sayfa (ama-belki de yazılacaklara işaret eden boşlukları göstermek için- sayfaların yaklaşık üçte biri yazılı) olan bu kitapta en çok "Sairin Romanı”nı ve "Eldivenler" hikayesini beğendim. (özellikle "Eldivenleri)
 
Çokça ve hızla yazan çoğu yazar gibi zaman zaman kendini tekrarlasa da Nevzat Tarhan’ın "Güzel İnsan Modeli" kendini okutabilir. Hızlıca ve rastgele sayfaları karıştırarak olsa bile. (aslında bu sözler kitaba ve yazarına haksizlik. Nevzat Tarhan’ın insan karakteri ve davranışları üzerine kısa ve net formülasyonlarını çok faydalı buluyorum ve uzun emek ve tecrübeler sonucu olduğuna güveniyorum. Bu sözler sadece bir o kitaba bir bu kitaba saldıran bir oburun sözleri...)
 
Son zamanlarda okumayı istediğim ama hep araya başka kitaplar girdiği için ertelediğim bir yazarı da bu oburluk günlerinde araya katabildim: Murat Gülsoy. Onun "Bu Kitabı Çalın" isimli öykü kitabı da yukardan beri sayılan diğer kitaplarda da görüldüğü gibi asla bir abur cubur olmamasına rağmen benim oburluk günlerime denk geldiğinden kitaptan kitaba sekerken uğradığım hoş metinlerden biriydi.
 
Bu aralar dua ve evrad kitaplarını da elden geçiriyorum. Artik yaş döneminden midir, aslına dönüşten midir bilemiyorum ama Aliyyulkari'nin "HizbulAzam"ını  yeniden başsınlar diye yayınevine vereli beri doğru dürüst bir dua kitabı bulamamanın bunaltısıyla saldırdığım beş on çeşit evrad kitabında da aradığım tadı bulamadım. Böyle olunca onların adlarını vermek doğru olmaz değil mi? Ne demiş olacağım yani? "Bunlardan uzak durun" mu?
 
Yatağımın baş ucuna koyduğum ve uykuya dalmadan önce birkaç sayfa okuduğum -ve ne yazık ki beni hayal kırıklığına uğratan- "Edebiyattan Hic Anlamam"ı da karıştırmaya devam ediyorum uykuya gitmeden.
 
Bu arada bir ileri iki geri hızla okuduğum (kaldığım yerden devam edebilmek için hep biraz geriden almak gereken) ciddi kitaplar da okuyorum kuşkusuz. Bernard Lewis'in "Çatışan Kültürler" kitabi (60 kusur sayfalık bir kitapçık) neredeyse aylardır  elimde, çantamda, evin mutfak masasından çocukların odalarına kadar her kösesinde sürünüyor. Alt baslığı "Göçler Cağında Yahudiler-Hıristiyanlar ve Müslümanlar" olan bu kitap aslında bir konferans metni ve çok okunası bir kitap ama gel gör ki araya girenler var. Ama her şeye rağmen (isin asli sadece bir ders gurubunda anlatmaya söz verdiğim için) bastan sona tekrar okuduğum ve onu okumayanın İslami bu çağa anlatırken bir şeyleri eksik bırakacağına inandığım bir kitap var ki belki de ona bu denli odaklanmamın sonucu olarak ciddi okumalara bir mola verme ihtiyacı  duymuşumdur: Muhammed Hamidullah'ın "İslam Peygamberi".
 
Bu mola nedeniyle baştan otuz kusur sayfasını okuyup masanın üstünde hemen önümde okunmak üzere beni bekleyen, okumaktan asla vazgeçmeyeceğim, ama gününü ve saatini bekleyen bir başka kitap da "İbn Arabi'ye Göre İbadetlerin Manevi Yorumları"
 
Ara sıra elime alıp, her seferinde bir kaç sayfadan oluşan müstakil bölümlerinden birini  okuduğum  bir  diğer kitap da  Abdülkadir  Geylani'nın vaazlarından oluşan "el-Fethu'r-Rabbani". Dışarıdan aç karınla eve döndüğüm bir günde elimde güzel bir yemek tepsisi ile oturma odasındaki koltuğa oturup bir yandan da bu kitaptan rastgele  bir  yeri okumak  istediğimde  "çok  yemenin zararlarından"  bahsederek satir aralarından delici bakışlarını bana hissettiren Geylani Hazretleri de bu okuma curcunasında kerametini izhar ediyor.
 
Bütün bunlara ek olarak sohbetlerimize katılan genç bir arkadasın "hocam ben okudum çok beğendim, bir de siz bakin da beğenirseniz arkadaşlara da hediye edeceğim" demesi  üzerine  bana kalsa hiç  donup  bakmayacağım "İnsanlar Uyurlar Ölünce Uyanırlar" isimli bir kitabi da karıştırıyorum ister istemez.
 
İşte  böyle. Hayat  dışarıda  akıp  giderken, hayata katılamayanların yasama iç güdüleri türlü türlü  oburluklar seklinde kendini gösteriyor. Aşırı yemek, aşırı tüketim ve aşırı  okuma, hepsi aynı açlığı, yasama açlığını doyurmanın turlu görünümleri bana kalsa ... Fatma Bayram 23.11.2011
 
 
 
 
 
 
23.11.2011 tarihinde yazıldı..
Fatma BAYRAM

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.