Nuriosmaniye’nin tarihi taç kapısından geçemiyorsanız…
0
Yorum
1558

kez okundu..

 

 
Nuriosmaniye’nin  tarihi taç  kapısından geçemiyorsanız…
İstanbul’un sıcak günlerindeyiz. Dışarıda yakıcı güneş, içeri de klima özürlüsü olduğum için hava akımıyla yetinmeye, yetindirmeye çalışıyoruz. İstanbul’un  boşalması  bu sene mümkün olmayacak galiba. Nuriosmaniye’nin tarihi   taç  kapısından geçemiyorsanız biliniz ki boğaza turist gemileri gelmiş. Böyle  bir  hafta  geçirdik.  Neyse ki  bugün gitmişler de sokakta biraz daha rahat yürünüyor. Ben de çok yoruldum. Ramazan gelmeden kendimi dinlendirmeliyim. İstanbul’a dışarıdan bakıp, telefonları kapatıp sadece kitap okumayı planlıyorum. Bakalım hayırlısı... Cağaloğlunda olmanın nimetini yaşamak için kitap siparişlerimi yaptım. Türk edebiyatına uğrayıp birkaç dergi aldım. Başkasının hayatı, biyografi,  hatırat okumalarım devam edecek anlaşılan... 
Tramvay yolunu geçip yeni düzenlenen meydandan rahat rahat geçerken her gün girdiğimiz avlu kapısının kapatıldığını gördüm. Program dışı bir uygulamaya adapte olmanın sıkıntısı devreye giriyor. Ana çaresiz orta kapıya yöneliyorum ama kadınlara yönelik kapıdan girmeyeceğim: çok kalabalık oluyor ve diğer taraf daha sakin olduğu için,  iç avludan yine eski yol üzerine devam ediyorum. Bahçeye kocaman bir kepçe koymuşlar. Anlaşılan bu bahçede düzenlenecek ama takvim yanlış. Ramazana ben kala bahçe düzenlemesi mi olur. İnsanlar yine sıkıntıya girecek, ramazan sonrasına kalsaydı diye düşünmeden edemiyorum.  Merdivenleri geçip hanımlar kısmına yöneliyorum. Her zamanki yerimiz uygun hemen konuşlanıyorum.
Mikrofonda E. Hatipoğlu hoca var. Kıyamet alametlerinden bahsediyor. Dışarının sıcağıyla uyuşan bir konsept ama mikrofon sorunu var. Vaaz dinleme özürlüsü olduğum için yeni aldığım dergiyi açıyorum. Hanımlar biraz garipsiyor ama yapılacak bir şey yok. Dergiden Kahramanmaraş’ta yapılan Dulkadiroğlu sempozyumunun değerlendirmesini okudum. Yazılanlara göre Kırşehirli Dulkadiroğlularından ise bende onlardan oluyorum; sempozyumda ki bir çok kişi gibi ben de bunu yeni öğreniyorum. Yazı bitti ezan vakti gelmiş. Ve namazda da Hatipoğlu hocamız. Hutbe ezan ile alakalı. Ezan namaz .. vs ve bir hocamızın klasiği olarak en yavaş moddan  dinlemeye geçiyoruz. Ama sıcaklarda hiç çekilmiyor, ağlayan bebekler, uyuyup uyanan çocuklar, dizleri ağrıyanlar Emrullah hocanın gündeminde yok.
Namaz da Cuma ve tin suresi okundu. Ama ben koptuğum için kendimi bir türlü veremiyorum. Namaz bitti hemen çıkmalıyım. Burada kadın cemaat klasiği devreye, hanımlar merdivende bekliyor, çıkmıyorlar. Erkekleri gördükleri için. Burada da devreye girip kapıyı açtırıyorum ve diğer taraftan gelen bir çok hanımla birlikte kapıdan çıkıyoruz. Benim anlamadığım madem bu kadar takvasın otur yukarıda neden merdiveni işgal ediyorsun kardeşim. Yani anlaşılan bayağı hareketli bir Cuma geçirdik. Ayşe arıyor. Alman çeşmesinin yanında buluşuyoruz.
Cuma cemaati olanrak bir kaç aydır görüştüğümüz  Ayşe  gidecek, hem de yurtdışına.ona bir veda hazırlamalıyım; tarihi bir mekanda kendi çapımızda, Sultanahmet'e nazır bir veda yaptık. Güzel oldu. Hayırlısı ne diyelim; hayat bir yolculuk, zamanını tayin edemediğiniz hayatın yine zamanını belirleyemediğimiz tanışıklıkları, uzun ve kısa süreli olarak gidenler, gelenlerle devam ediyor. Ve hızla mekanımıza  geliyoruz. Telefonlar ve bildik görüntülerle bu günü bitireceğiz. …  8.7.2011 Nevin Meriç
8.7.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.