MEÂL OKUMALARI ÜZERİNDEN İSİM KOYMA
1
Yorum
2210

kez okundu..

 

MEÂL OKUMALARI ÜZERİNDEN İSİM KOYMA
Nevin MERİÇ*
İnsan hayatında önemli bir basamak olan isim koyma bir çok açılardan değerlendirilebilir. Geleneğimizde isim, isim-müsemma ilişkisi bağlamında ele alınır ve ismin anlamının kişiyi etkilediği ve bir oranda da belirlediği kabul edilir. Oysa ismi söylendiğinde çocuğun verdiği tepki, anlam üzerinden değil, aidiyet ve kendilik algısı üzerindendir. Bu anlamda isim -kendilik algısı kişinin edindiği ilk tecrübî bilgidir. Bu durum isim-müsemma ilişkisinin psikolojik arka-plan bilgilerinin de zeminini oluşturur.
İsim; aile, sosyal çevre ve toplum açısından da önemli bir bilgi kaynağıdır. Bu anlamda çocuğa konulacak ismi etkileyen birçok faktör bulunduğu söylenebilir. Bu faktörlerin başında din gelir. Din isim koyma hususuna dikkat çeker ve çocuk için güzel isim tercih etmeyi ve terbiyesini güzel vermeyi ana ve babanın çocuğa olan görevleri arasına koyar.1 Bazı hadîs-i şerîflerde çocuklara hangi isimlerin konulacağı/konulmayacağı veya bir kısmının yeniden düzenlenerek nasıl iyileştirileceği açıklanır. Hz. Peygamber (s.a.v.) putperestliği çağrıştıran ve İslâm âdâbına uymayan adların değiştirilmesini tavsiye etmiş ve kendisi de bu isimleri değiştirmiştir. İslâm Peygamber’i Allah'tan başkasına kulluk anlamı taşıyan isimleri koymayı haram kabul etmiş ve bunları başka isimlerle değiştirmiştir. Nitekim İslâm tarihindeki örneklerine baktığımızda Abdü’ş-Şems’in ‘Abdullah’ olarak değiştirilmesi böyle bir iyileştirmeyi ve aynı zaman da dinin iman-kul ilişkisinde korunmasını istediği en önemli sınırı gösterir. Bu anlamda isim, Allah-kul ilişkisinin birey bazında nasıl olması gerektiğine dair bir bilgiyi de ifade eder. Bu bilgi hem dinin hem de insanın isim konusundaki hassasiyetini meşrulaştırır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) çocuklara ad koyma konusunda titiz davranılması gerektiğini bildirmiş ve bu konuda ısrarlı tavsiyelerde bulunmuştur: "Siz kıyamet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Onun için güzel isimler koyunuz."2 Dinî anlamda çocuğa isim koyarken dikkat edilmesi gereken hususlar; ismin tevhîd inancını zedeleyici bir mahiyet taşımaması ve alay konusu yapılabilecek bir adın çocuğa verilmemesidir.
Bir başka açıdan da isim, toplumsal alanda tedavül edilen kültürel, aktüel ve dinî bilgilerin dönemsel verilerini sunar. Bu sebeple insanların taşıdığı isimler toplumsal değişmenin de inceleme alanına girer. Ailelerin öncelediği durumlara göre isim ya sürekliliği ya da günümüzdeki farklılaşmaları yansıtır. Ailelerin önceliğini ise, bireysel kabul edişler kadar, toplumsal ortak payda da belirler. Modern dünyada medya bu konuda da etkilidir. Özellikle modernlik ve şehre aitlik, medyada yer bulan film kahramanları veya öne çıkarılan diğer isimler üzerinden olur. Nitekim medyadaki dizi kahramanlarına ait isimlerin, toplumda hemen karşılık bulması da bunun göstergesidir. Dolayısıyla bu süreçte çocuğa anneanne, dede… vb. büyüklerin ismini koyma geleneği günümüzde ciddi bir değişime uğramaktadır. Zira medya, topluma ait kültürden ziyade, baskın küresel kültürü merkeze almaktadır ki, bu da toplumsal-kültürel bağlamda bir kırılmayı ifade eder diyebiliriz.
Bu süreçte dinî referansları güçlü kişiler, hem dini hem de modern görüntüyü ifade eden isimlere yönelmektedirler. Dolayısıyla gelişme modern topluma ait kodları dindar kesim tarafından da içselleştirilerek normalleştirildiğini gösterir ki bu da mevcut duruma uyumda önemli bir davranma biçimidir. Bir anlamda popüler kültür doğal olarak dindar kesimi de etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu konuya; gelenekte Hz. Peygamber’e saygı bağlamında çocuklara ‘Muhammed’ yerine aynı kökten türeyen Mehmet verilirken, günümüzde Muhammed isminin çok rahat konulmasını ve kullanılmasını örnek olarak verebiliriz. Bu anlamda durumu peygamber algısındaki geleneksel hassasiyetten uzaklaşma ve diğer ülkelerin kültürel kodlarından etkilenme şeklinde değerlendirebiliriz.
Toplumumuzda son dönemlerde daha farklı bir değişimin örnekleri gözükmektedir. Özellikle fetva sorularından yola çıkarak yaptığımız gözlemler, bize bu değişmeye dair bazı bilgiler vermektedir. Bir arka plan bilgisinden yoksun olarak yapılan meâl okumalarının bu sonuca katkısı olduğu düşünülmektedir. Kur’an meâlini okurken rastlanılan bir kelime, anlam-bağlam ilişkisi gözetilmeden çocuğa isim olarak konulmaktadır. Dini bilgi eksikliği kadar, anlamdan çok, ‘farklı’ olmanın öncelendiği bu tavır alışta, çocuğun ismi, gülünç olmaktan, edata, zamire kadar olumsuz bir yelpazede seyredebilmektedir.
Toplumumuzda son zamanlarda sıklıkla duymaya başladığımız, ‘Aleyna, minha, elâ’ isimleri, zamirlerin şahıs ismi olarak kullanılan örneklerinden sadece bir kaçıdır.3 Oysa dilde zamir kişi ismi olarak değil, var olan ismin tekrarı halinde onun yerine kullanılmaktadır. Bu durum modern duruşa ait ‘farklı olmanın’ toplumun her kesimi tarafından içselleştirildiğini gösterirken, bilgi-anlam açısından bir irtifa kaybını da açığa çıkarır. İsmi açısından çocuğun ileride yaşayacağı indirgeyici durumlar ise ailelerin henüz gündeminde görülmemektedir diyebiliriz.
* Din Hizmetleri Uzmanı, İstanbul Müftülüğü
DİPNOTLAR
1) Fethu’l-Kebîr, II, 74.
2) Ebû Dâvud, V, 236.
3) Burada fetvâya gelen iki soruyu örnek olarak vermenin uygun olacağını düşünüyorum. Birincisi şu şekildedir; ‘Tebareke sûresini okuyordum. Orada ‘elâ’ kelimesi geçiyor. Birden çok güzel isim olacağını düşündüm. Zaten yakında doğumum var isim arıyordum. Elâ ne mânâya geliyor isim olarak koymam doğru mu önce bir sormak, öğrenmek istedim.’ İkincisi de; ‘Alhıra’ isim olarak konulur mu şeklindeydi. Ben de önce bir anlam veremediğim için ‘hayır’ dedim. Cevap; ‘Kur’ân-ı Kerîm’de var nasıl bilmezsiniz?’ oldu. Böyle bir kelimeyi hatırlamadığımı söyleyerek karşı tarafı konuşturmaya başladım. Kur’an’ın neresinde, hangi sûrede diye konuşurken kelimenin Hira dağı olduğu ve el takısıyla birlikte kullanıldığı açığa çıktı. Yani Arapça’daki el-Hıra, soruda Alhıra olmuştu. Buradaki problemin İngilizce’den yapılan tercüme kelimelerin isim olarak kullanma talebi olduğu sonunda açığa çıkmıştı.
not bu yazı http://www.dinvehayatdergisi.com/kuranyazi10.html dergide yayınlanmıştır.
30.5.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
İsim-müsemma ilişkisini 1- Oysa ismi söylendiğinde çocuğun verdiği tepki, anlam üzerinden değil, aidiyet ve kendilik algısı üzerindendir. 2-...Bu anlamda isim, Allah-kul ilişkisinin birey bazında nasıl olması gerektiğine dair bir bilgiyi de ifade eder. Bu bilgi hem dinin hem de insanın isim konusundaki hassasiyetini meşrulaştırır. 3-Bir başka açıdan da isim, toplumsal alanda tedavül edilen kültürel, aktüel ve dinî bilgilerin dönemsel verilerini sunar. Bu sebeple insanların taşıdığı isimler t
Davut Özgül


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.