KUBBEDEN ŞEHİRE DAĞILAN HUZURUN ADI
2
Yorum
1635

kez okundu..

 

KUBBEDEN ŞEHİRE DAĞILAN HUZURUN ADI
SELİMİYE’DE CUMA
2011 Eylül ayında bir Cuma namazını Selimiye caminde kılmak nasip oldu. Yıllardır gidemediğim yakın şehirlerden biriydi Edirne. Kuzenimin öğrenciliği vesilesiyle gittiğim bu şehri Fulya’nın memurluğu vasıtasıyla ikinci defa görmek nasip oldu.
Edirne geniş Trakya ovasının en tepe noktasına konuşlanmış Selimiye caminin güçlü ve pek zarif kubbesi altında kendinden emin bir şekilde arz-ı endam etmekte sanki. Diğer tepede de şu an ibadete kapalı ve Selimiye ile paralel halde Muradiye cami var. Selimiye cami Edirne demek, bütün yollar Selimiye’ye çıkıyor. Çok uzaklardan minaresi görülüyor. Bu görüntü Edirne’nin profili gibi. Bu günlerde tartıştığımız değişen İstanbul profilinin akibetine uğramaz inşaallah. Selimiye dışında da tarihin izlerini gösteren çok fazla mekan var bu şehirde. Yanılmıyorsam Unesco tarafından en çok tarihi eserin bulunduğu şehirlerden biri olarak kabul edilmiş. Bu da her sokakta tarihten bir hazire/hazinenin sizi beklediği anlamına geliyor. Zaten her yer yürüme mesabesinde. Birkaç günde bitirilebilir. Biz ise çok hızlı ve kısa bir geçiş yaptık ama Edirne’yi öğrenme ve fikir edinme anlamında yeterliydi. Birkaç gün kalınsa bütün şehir de öğrenilebilirdi sanki. Burada yollar yürümekle bitiyor anlaşılan. İnsanı ürkütmeyen mimari yapıları, eski evlerin, binaların çokluğu önemli bir imkan. Bunların korunup kullanıma dahil edilmesi bir sokak, mahalle konseptinin bozulmadan restorasyonu Edirne’yi hem biz hem de gelecek kuşaklar açısından özel hale de getirebilir. Edirne hem Anadolu hem de balkan açılımı imkanına sahip önemli bir şehir.
Güne erken başlayıp vakti iyi kullandığımız için Cuma vaktinde Selimiye’ye yetiştik. Yatsı namazını da burada kılmıştık. Vakti doğru planlayamadığımız akşam namazı içinse koşa koşa darü’l-hadis camine zor yetiştik. Bu konsept bir arkadaşımızın dikkatini çekti ve ‘bu cemaatle namaz iştiyakına şaşırdığını ’ söyledi. Evet önemli bir tespit. Cemaatle namaz gündelik hayatın bir parçası olması gerekirken bunu sadece dış gezilere hasredersek yapılacak çıkarsama da bu olur tabi … Ama dış gezilere cami ve namazı da dahil etmek çok güzel oluyor. Bir resmin parçalarını doğru tamamlamak gibi sanki. Şehrin cami ve türbelerini ziyaret sılay-ı rahmin daha geniş perspektifte ihyası gibi. Tanımaya büyükleri de dahil etmek gibi sanki …
            İlk defa Selimiye caminde Cuma kılacağım için heyecanlı ve diğer cumalarla bağlantı kuracağım için de merak ediyordum. Kadınların Selimiye’de nasıl konuşlandırıldığını da görecektim. Selimiye camine girdiğimizde vaaz vardı. Diğer hanımlar gibi üst kata çıktık. Bütün üst kat kadınlara ayrılmış ve önemli bir kısmı doluydu. Kadınların cemaate iştiraki burada Cuma namazı kılma alışkanlığının yerleştiğini gösteriyor gibi. Erkek cemaat ise caminin yarıdan biraz fazlasını dolduruyor. Camide tam mihrap hizasını gören bir yere oturduk. Okunan ezan ile vakit girdi. Tekbirle namazın sünnetine başladık. İç ezan ile hutbe zamanı başladı. Birden mihraptaki imam görüntüsünün ne kadar karizmatik olduğunu fark ettim. Edirne’yi bekleyen, koruyan, gözeten Selimiye caminin bir benzeri gibi. Cemaatine şefkatle yaklaşan onları yakın ve uzak tehlikelerden haberdar eden imam efendi camiden çıkıp bütün şehire sesleniyordu. Selimiye’nin büyüklüğü bu imajı besledi sanki. Bir çok büyük camide Cuma kıldım ama bu görüntünün verdiği duygulanımı ilk defa hissettim. Selimiye farkı bu olsa gerek diye düşünüyorum. Mimari yapıya dair estetik ise benim anlatabileceğim bir şey değil. Ne Süleymaniye ne de Sultanahmet’in havası Selimiye de var. Selimiye anıt bir eser gibi benzerlerinden bağımsız tek başına dimdik duruyor. Hem büyük hem de çok zarif. Dev kubbenin oturduğu ayaklara baktığınızda bu daha da belirginleşiyor. Küçük güzeldir klişesini tersine çevirmiş gibi. Süslemeler camiye cıvıl cıvıl ayrı bir hava vermiş.
 Selimiye’nin güzel mihrabında imam efendinin pazartesi açılacak okulları hedefleyen okul, eğitim, bilgiyi edinme imkan ve ilişkisini kotaran hutbesini dinledik. İlerleme, aydınlama ve okul-bilgi ilişkisi bağlamında kurduğu bağlantı bizim ekipte soru işaretiyle karşılandı. Ne de olsa üst bir eğitim sürecinde olan ekip sürecin geriye doğru izlerini sürdükleri ve bu alakalandırmanın çok da doğru olmadığını bildikleri için yetersiz olarak tanımlandı. Şeyma okullaşma süreci ve bilgiyi edinme yollarının değişimine dair teorik bir eser yazacak. Heyecanla bekliyoruz o da biraz hızlanırsa yakın gelecekte bu alakalandırma biçimlerinin oturduğu zemin ve yerine dair bilgileneceğiz inşallah … Namazdan sonra okunan salate'n tüncina duası ise 17 Ağustos depreminden sonra DİB aldığı kararı hatırlattı. İstanbul'da artık okunmuyor ama Edirne devam ediyor demek ki... Aslında güzel bir uygulama müsait cemaatin katılımıyla arz edilen ortak duygu ve talepler... Allah kabul etsin.
            Bununla birlikte süre açısından hutbe tam kıvamımda idi. Sultanahmet’te ki hutbelerle karşılaştırdığımda ne kastettiğim daha iyi anlaşılacak. Sünnete uygun tam bir hutbe formatıydı. Böylece doğru düşündüğüm bir kez daha ispatlanmış oldu. Selimiye’de Cuma kılmak önemli bir ayrıcalık buna Edirne’ye ait birkaç sokak ve mekan eklemek ise tarifi imkansız mutluluk. Bir başka ifadeyle kubbeden şehre dağılan huzurun adı Selimiye’de Cuma kılmak güzeldi. Nevin Meriç 18.9.2011
18.9.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
selam estağfirullah canım. iyiki varsın çok teşekkür ederim.
nevder
Eyvallah Nevin abla, eline sağlık.
fulya ibanoğlu


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.