KOŞUYOLU DÜNYALAR KADAR
0
Yorum
1824

kez okundu..

 

KOŞUYOLU DÜNYALAR KADAR
Müge İplikçi
‘Dünyalar kadar’ sözünü ne zaman duysam, okusam çocuğun sevgiyle ilgili belirlediği sınırlar aklıma gelir. Çocuğun dünyasında ‘dünya’ ulaşılabilecek en son sınırdır. Müge İplikçi de benzer bir durumdan yola çıkmış ve çocukluğunun ilk on yılında yaşadığı Koşuyolunu bu şekilde betimlemiş.
2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesine ait bir kitap da Müge İplikçi’ye sipariş edilmiş anlaşılan. İyi de olmuş: Böylece bir edebiyatçı yaşadığı semti nasıl anlatır, yazar ilişkisini görme imkanımız oluyor. Bu çerçevede birkaç semti okuduğumu da belirtmeliyim. Okumalarımı belirleyen faktör ‘çalıştığım konular’ üzerinden olmakta. Bir süredir Koşuyolu’yla ilgili çalışma yapmayı düşünmem de beni Müge İplikçi’nin kitabına ulaştırdı.
Müge İplikçi kendi çocukluğunda ki Koşuyolun 1970 -1980 yıllarını kapsamakla birlikte semt sakinlerinden aldığı bilgilerle geçmişi de insana yaklaştırıyor. Özellikle Muhtar Taşkın Tuna Koşuyolu’nun geçmişe dönük tarihinde neredeyse yüz yılına yakın bilgiler vermiş. Ayrıca Reşat Nuri Güntekin Okulu ve Öğretmenleri, okul öğretmen ilişkisinin konjüktürel başkalaşımını gözler önüne seriyor. Semt sakinlerinden birkaçı ile yapılan röportaj benzeri uygulama da kitaba ayrı bir hava sağlamış. Mahalle algısının ve mahalleli olmaya dair ilişki ve duygulanım biçimlerine de yer verilmiş. Muhtar Taşkın Tuna’nın Kadıköylü olmanın getirdiği ‘medeniyet/şehirlilik’ algısına yaptığı vurgu da dikkat çekici. Altmış yıllık muhtarlık hayatı olan ve çocukluğu da Koşuyolu’nda geçen Tuna: ‘eskiden Caddebostan muhtarları yanında esamemiz okunmaz, ağzımızı açamazken şimdi onlar bizi dinliyorlar’ sözü büyük halkaya dahil olmanın gururunu göstermektedir diyebiliriz. Semtin Altunizade’ye yakınlığı, Üsküdar’a komşu olması Üsküdar’dan sayılabileceği yanlışlığına düşülmemesine şiddetle dikkat çeken Tuna’nın yaklaşımını Kadı karyesinin bir zamanlar bilad-ı selasen olan Üsküdar’a bağlı olduğunu unutmakta veya önemsememektedir şeklinde değerlendirebiliriz.
Bence kitabın en ilginç yönü yazarın ‘insanın mekanla yolculuğuna’ dair kendi yurtdışında yaşama tecrübelerinden katkılar sağlayarak yazdıkları. Yabacı ülkede yaşama – göçmen algısının süreç içinde coğrafya, ev, aidiyet algısıyla kesiştiği noktaları yazdıkları bölümler…
…. “Göçmenlik hissinin ‘ne orada ne burada’ olmak olduğunu anlamam için bir araç haline gelmişti çocukluğum, Koşuyolu. Birçok kez Koşuyolu’ndaki sokaklarda kayboldum, Columbus’ta kaybolduğum gibi. ..”
…. “Sürgün çocukluk günlerine yeniden dönmek için açtığınız bayraktır. Eviniz, şehriniz, arkadaşlarınız, hatta kederleriniz şimdiki ana yerleşmiş canlı bir tablodur. Onları sevişinizde yatan gerçeğin ne olduğunu keşfedersiniz. Hiçbir zaman bu kadar köksüz, bu kadar evsiz ve bu kadar kimsesiz olmadığınızı fark edersiniz. Ve sonra hayatın içinde yeniden tutunmaya mecbur olduğunuzu…”
… “kaybolduğumuzda ya da kaybolduğumuzu sandığımız zamanlarda dünyadaki yerimizi yeniden belirlemenin bir yöntemiydi çocukluk ve onunla gelenler…”
            Oldukça kalabalık bir ailede büyüyen yazar çocukluktan gençliğe adım attığı günlerde anne ve babasının boşanmasından kaynakların durumları da incelikli bir biçimde kitaba yerleştirmiş. Bu anlamda edebiyatçı olmanın yazma eylemine kazandırdıklarını da görmekteyiz. Birbirinden kesik kesik ve ilgisiz gibi duran halkalar bir sonra ki dönemeçte sizinle yola revan oluyor. Tıpkı Koşuyolu’nun birden bire karşınıza çıkan merdivenli daracık sokakları gibi …
Müge İplikçi’nin çocukluğunu yaşadığı Koşuyolu’na 1987 itibaren çiçeği burnunda memur olan ben dahil oluyorum. Bir başka pencereden tabi ama yazarın hiç de yabancısı olmadığı Zümrüt hafız ekolünden belki!...
….. dilinde tek bir nakarat, tutulup kalmıştı Zümrüt Hafız. la ilahe illallah…o nakaratta geceler gündüzleri, gündüzler geceleri, geceler gündüzleri, gündüzler geceleri izlerdi. Geceler botunca gündüzler ve gündüzler boyunca ve geceler la ilahe illallah, tut – kal. Git git git üç sözcüğe sığınmak. Böyle bir hayat. Susmak, sonun akadar. Konuşmak sonuna kadar. Öylece kararsız kalmak. Öylece anı unutmak…
Yazar; meğer o kadar çok şey öğretmiş ki Koşuyolu dünyanın neresinde olursam olayım bir biçimde hatırlayacağım bir dolu şey! Koşuyolu dünyalar kadarmış meğerse diye kitabını bitirmekte.
Stresli ve sıkıcı zamanlarınıza iyi geleceğini düşündüğüm, güzel, akıcı bir solukta okunacak bir kitap.
27.11.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.