Kızlar ve Babaları
0
Yorum
2183

kez okundu..

 

Kızlar ve Babaları
Paradigma Yay, İstanbul Haziran 2011
Kitap 56 kadın yazarın babasını anlattığı metinlerden oluşuyor. Anlatılarda sayfa tahdidi yok galiba ama yine de en uzun yazım on sayfa kadar. Babaların doğum tarihi 1914 -1940 arasına tekabül ediyor. Kızlar ise 1940-1980 arasındalar. Takvimler anlatıları konjüktür üzerinden düşünmemizi kolaylaştırır.
Kitabı okuduğum zaman ‘bir baba nasıl anlatılır’ diye sordum kendi kendime. En iyi, doğru cümleyi bulmaktı muradımn Şükran Yücel’in ‘Babamla Bir Yolculuk’ başlığını tercih ettim. Zaten kapak da kızının elinden tutarak yola revan olan bir babayı resimlemekte. Nitekim bütün metinlerde yolculuktan izler var. Hadis de hayatı yolda olan insanın gölgelenme vakti olarak tanımlamıyor mu. O halde her daim yoldayız. Yanımızdakiler önemli tabi, yol arkadaşları, rehberlerimiz. Babalar bizimle beraberler…
Konjüktür üzerinden anlatılara baktığımızda babaların öğütleri dikkatleri çekiyor. Doğruluk, dürüstlük, yalan söylememek, çalışmak, el emeğine saygı … vs. Henüz liberal dalgadan etkilenmeyen kuşak. Baba kız ilişkisinde geçmişin izleri de var , günün kabulleri de. Her ne kadar babaların babaları büyüklerin yanında çocuklarını sevemeyen nesilden olsalar da kitaptaki babalar bunu aşmış. Eleştiri gelse de çocuklarını sevmekten imtina etmiyorlar. Kızların söz hakkı, konuşması, dinlenmesine önem verilmekle birlikte diğer cinsle iletişimde belli bir ölçü daha doğrusu engellemeler görülüyor bir çok anlatıda.
Bir iki kişi hariç kızların hepsi üniversite mezunu. Kızlarını okutmakta babaların gayreti ve çevreye karşı müdafaası dikkat çekiyor. Okumayanlar da öğrenci olaylarından dolayı; can güvenliği olmadığı için eğitim alamamışlar. Bu da konjüktürün bir başka yönü işte.
Kızların hepsinin yazıyla ilişkileri var. Edebiyatçı, gazeteci, akademisyen kitapları var. Bu durum metin örüntülerine de tesir etmiş. Başlıklardan itibaren her kelime ince elenip sık dokunularak konulmuş. Bazı yazılar direk benim babam diye başlarken, bazısı büyük aileden başlamış, bazısı da bir oyun, yolculuk veya vefat eden babayla mezara konulmadan önce yapılan hasbihal şeklinde düzenlenmiş.
Babalar üzerinden dönemin siyasi tarihi de metinler yer almış. Kitap her kesimden anlatıcıya imkan vermiş gibi. Ekonomik olarak ise orta düzey aileler çoğunlukta. Memur, işçi, esnaf, şoför …vs.
Annelik doğuştan, babalık sonradan öğrenilir diyor bir metin. Dolayısıyla anne her iki cins çocuğuyla yanı düzeyde ve  baba da her iki cins çocuğuyla aynı durumda oluyor. Babadaki mesafe sürekli kapatılmaya çalışılan bir alan: bazen kızdan babaya, bazen de babadan kıza doğru çabalar metinlere yansımış.
Bazı kızlar boşanmış aileden geliyor. Hikaye değişiyor; suçlu aranıyor çocuk tarafından; bir kısım anlatı da anne, çoğunda da baba oluyor suçlu… geçmişe  doğru yönelmek hatırlama ve hesap sormayı içeriyor. Nitekim bazı metinler de hesabın açık ve örtük izleri karşımıza çıkıyor. 'Neden baba' nidası bu metinlerin en farık vasfı olurken hesap sorma 'aslında ben biraz da sendim' şeklinde itirafla bitiyor. Bu anlamda yazım, ben inşasında olumlu bir motivasyona neden oluyor. Yıllardır bellekte tortulanan 'neden/ler' yazımla dış dünyaya çıkarak kişiyi taşıdığı yükten kurtarıyor.
Bir de ‘baba neden anlatılır’ diye sorduğumuzda varacağımız nokta kendimizdir. İnsanın kendini öğrenme tamamlama çabasında ilk durak, başlangıçtır baba anne. Kitabı okurken bunun önemi bir kez daha bellekten geçiyor. Bir makalede sperm çocukların büyüdükten sonra babalarını arama çabasını okumuştum da kanım donmuştu. Sırf bu sıkıntıdan kurtardıkları için bile babalara ne çok teşekkür edilmeli.
İşin ilginç yanı yazımlar teklifi geldikten sonra yapılıyor: neden bu kadar geç kaldıklarına dair hayıflanmalarla birlikte. Babanın anlattığı hikayeleri kaydetmemiş olmanın getirdiği pişmanlık insanın kendini arayışını da eksik bırakıyor. Şükran Yücel babasının bıraktığı resimler ve onların arkasına yazdıklarından hikayesini yazıyor, babasına teşekkür ederek. Kendisinin böyle bir adeti yok maalesef günümüzde dijital ise fotoğrafla ilişkimizi tamamen farklılaştırdı.
Kızlar için baba ne anlama geliyor. Şövalye, kahraman, sırdaş, yoldaş, rehber … vs. daha çok liman, sığınılacak güvenli bir liman diyor bazı metinler. Baba otorite ve özgüvenin kaynağı; her daim kızlarının arkalarında, onaylamadıkları işlerinde, evliliklerinde bile. Bu ikisini oluştururken çektiği sıkıntılar ise babanın arkadaşlarından öğrenilebilir değil mi. Zaten kızların anlatılarında yok. Peki babalar ise kızlarını 'prenses, balım, gülüm... vs' olarak isimlendirmişler.
Kitabı neden okuduğuma gelince kadın ben algısına dair izlekler arıyorum. Ama tahmin ettiğim gibi çıkmadı. Bir günlüğün verdiği detaylar bu metinlerde görülmüyor. Yine de bir çok bilgilenmeler mümkün tabi. Yayınevi önce Oğullar ve Babaları kitabını çıkarmış. Oğullar olurda kızlar olmaz mı denmiş ve şimdi de kızlar ve babalarını çıkardı. Ve  bir çok kız babalarını yazmak için kuyruğa girmiş bekliyor. Ben ise her gün el sallamaktayım ne de olsa yoldayız … Nevin Meriç 5.7.2011
 
5.7.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.