KIZILTOPRAK ANILARI
0
Yorum
1521

kez okundu..

KIZILTOPRAK ANILARI

NEZİH H. NEYZİ

Neyzi soyadıyla ilk defa Ali Neyzi’nin Hüseyin Paşa çıkmazı no: 4. İsimli  keyif alarak okuduğum kitabıyla tanıştım, daha öncesi var mı hatırlamıyorum aklımda kalan ilk kare bu. Neyzi soyadıda kolayca akılda kaldığından unutmadım. Mehmet Ali Ayni/dede ile akraba olduklarını öğrenince de ailenin hayatına merakım iyice arttı. Bu sene Sahaf fuarı sergisinde yine bir Neyzi’ye rastlayınca hemen aldım. Ve tabi bir solukta da okudum. Bir önceki okumalarımla da birleştirilince aile ve olaylar bayağı tanıdık gelmeye başladı. Bir de olayların diğer kitaplarda ele alınış şekli ve detaylar bir başkasında daha bir açığa çıkıyor. Aslında bütün kitapları birleştirip bir aile çalışması yapılabilir ama benim işim değil. Ben daha çok gündelik hayat ve değişim üzerinden okumalar yapıyorum. Elimdeki kitaplarda da istemediğim kadar var.

Kitaba özne olan ve yazarın yakından gördüğü bildiği kişi ailenin en büyüğü Leyla Saz. Babasının hekimbaşı olduğundan uzunca bir süre Sarayda yaşıyor oranın hayatına yakından tanıklık etme imkanı buluyor. Kitapta Leyla Saz’ın babası, kendisi, çocukları, torunları ve damatları derken oldukça geniş bir aile sklası tek tek anlatılıyor. Kitabın sonunda da soyağacını gösteren bir şema var. Bu da güzel olmuş.

Coğrafi mekan oldukça geniş Girit’ten, Bağdat, Diyarbakır, Trabzon ve tabi İstanbul en çok anlatılan yerler. Konya’nın Girit’e verdiği göçler mübadeleyle tekrar geliyor. Sürekli bir hareketlilik hali…

Gündelik hayat takvim olarak, Osmanlı son dönem, cumhuriyet ilk dönem ve devamını kapsıyor. Dolayısıyla kapanan bir dönem birey – mekan ilişkisi bağlamında çok güzel verilmiş. En azından Nezih Neyzi çok istemesine rağmen Kızıltoprak’taki köşkü koruyamıyor. Annenin vefatı köşkün de yıkılıp apartmana dönüşme sürecini başlatıyor. Yıkıntılar arasında neleri, nasıl aldığını ve tabi alamadıkları da kitabın sayfalarında…

Ve tabi insan ilişkileri, düzen, yazısız kurallar. Sofrada, salonda, ailenin birlikte oturduğu mahallerde herkesin yeri bellidir. Kimse bu kuralları ihlal edemez. Çocuklar konuşmaz, sual edilirse cevap verirler. Odaya bir büyük girdiğinde hemen ayağa kalkılır. Bu ve benzeri kurallar evdeki büyükler tarafından bıkmadan usanmadan anlatılarak davranışa dönüşmesi sağlanır. Nezih Neyzi ‘kaç yaşımda öğrendim bilmiyordum ama bir biçimde bütün kuralları biliyordum’ diyor.

. Ailenin hem kadınları hem de erkekleri çok okuyor, birkaç dil biliyor. Büyükler Fransızca bildikleri halde Nezih Neyzi’nin annesi ve kız kardeşi İngiliz kolejine gidiyor. Herkesin odasında kütüphane var. Tabi en büyüğü M. Ali Ayni’nin.  Nezih Neyzi bizi meşgul edecek çok fazla bir şey olmadığından mı bilinmez çok okurduk diyor. M. Ali Ayni idareci/valilik yapmış, emekli olduktan sonra da darülfünunda felsefe hocası. Velud bir yazar da diyebiliriz. 30 yakın eseri var.

Bir de dönem itibariyle çok yürürdük. Kızıltopraktan tren geçmekle birlikte onu beklemek yerine tabana kuvvet; ev ile Haydarpaşa arası genelde yürünürdü diyor. Bu yüzden ailenin geliri iyi de olsa ayakkabılar Sümerbanktan ve hemen eskimesin diye pençe vurulduğunu da ekliyor. Sümerbank ilk yerli işletmelerden aynı zamanda…

Kitabın dikkat çektiği bir husus da davranma biçimleri. Büyük hanım/ Leyla saz, kızı/büyük küçük hanım, torunu/küçük hanım yılların davranış kalıplarına yaptığı etki anlatılıyor. Büyük hanım yanına/arkasına evde hizmet görenlerden birini almadan asla sokağa çıkmaz, torunda ise bu adet çoktan kaybolmuştur…vs.

Kentsel dönüşümün ilk örnekleri yıkılan, yapsatçıya yok pahasına satılan köşkler. Bir büyük ailenin yaşadığı, bahçeli garajlı evin, bahçeye de bir apartman kondurmak suretiyle 15 -20 ailenin oturduğu mekana dönüşmesi…

Kitap iki bölüm ; ilk bölümde aile, ikinci bölümde cumhuriyet ve devrimler sonrası yaşanan sosyal hayat anlatılmış. Harf devrimi ve sonrasında yaşananlar oldukça detaylı verilmiş. Aile olarak dilin sadeleşmesi taraftarıdırlar. Hatta bu konuda çalışma yapan bile var ama dilin değiştirilmesi özellikle büyüklerin aklının alacağı bir şey değil. Bir yığın insan işsiz ve kütüphaneler okuyucusuz kalmıştır çünkü. Ve fakat Nezih Neyzi durumun farkında; ‘dil devrimi yapılmasaydı eskiye dönüş çok kolay olurdu’ diyor. Türkçe okunan ezan ve mukabele de döneme dair bir başka enstantane…Kitapta 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesine ait; ‘ hafız Burhan Kabataş Camiinde Elfürkan/el- Furkan suresini Türkçe olarak okumuştur’ diye bir ilan da bulunuyor. Kıyafet devrimi de jenerasyonlar arasında farklı duygulanımlara neden olmuş. Okulda yasaklanan Kuran ve din dersini öğretmesi için eve gelen cami imamının sarıksız hali, ne yapacağını bilmeyen; utangaç çocuk’ gibidir mesela…

Ailenin sanat yönü de çok kuvvetlidir. Başta bir çok bestesi bulunan Leyla Hanım olmak üzere hemen herkes bir müzik aleti çalar. Hatta Leyla hanım yaşlanıp şişmanlayınca elleri sazının teline uzanamadığından gövdesi yassı bir saz yaptırır. Ne yazık ki bu saz da evle birlikte yok olur.

Ve tabi savaş, işgal İstanbul’u. Her gün bir cephesi düşmana giden, tarumar olan Osmanlı. Aile Kızıltoprak’ta olduğu için bunlardan pek etkilenmez hatta İstanbul’un karmaşası ve güvensiz ortamından kurtulmak için bilinçli olarak seçilmiş bir yerdir orası. Nitekim Nuriosmaniye’de oturan dayı’nın evini beğenen işgal kuvvetleri ertesi gün köşke geldiklerinde çok küçük bulurlar: çünkü dayı bir gecede evin bir bölümüne duvar çektirmiş diğer detayları da kamufle ettirerek evini işgal kuvvetlerinden korumuştur. Bu dayı aynı zamanda kısa bir müddette olsa şehremaneti de olan 1921 Yusuf Razi Bey’dir.

Ve daha bir çok ayrıntı. Hayat hikayelerini bu yüzden seviyorum. İnsana dokunuyor, dönemi okuyup anlamaya çalışıyorsunuz. Bir de üzerine bastığınız toprak, gezdiğiniz mekanlarsa hayat hikayeleri daha da tanıdık oluyor…

Kitabın belki de tek kusuru kurgusu. Süre giden bir akış yok, benzer hikayeler birkaç yerde geçtiği halde metin içinde olduğu gibi verilmiş. Öznenin hikaye etme zamanında da karışıklık var. Ali Neyzi bu konuda daha başarılı. Zaten dede M. Ali Ayni’de fark edip çocukken ilgilenmiş. Daha ortaokul zamanında kitabı çıkmış. Ama Nezih Neyzi’nin verdiği bilgiler onun kitabın da yok. Dolayısıyla bu kitabın da okunması lazım. Nezih Neyzi kitabı Peva’ya 1986 bastırmış. Okurken kitabın tekrar bir editör tanziminden geçmesi gerekir diye düşünmüştüm. Nitekim iletişim de basmış ama ne gibi iyileştirmeler veya çıkarma var bilmiyorum. Belki de bu haliyle basılmıştır. Ona da en yakın zamanda bakıp yazının son haline vermeyi ümit etmekteyim.

Nevin Meriç 16.10.2013

16.10.2013 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.