KAYINVALİDEME YEDİRDİĞİMYEMEKLER ZEKAT SAYILIR MI?...
0
Yorum
1585

kez okundu..

 

KAYINVALİDEME YEDİRDİĞİM
YEMEKLER ZEKAT SAYILIR MI?...
 
            Eğitim düzeninin tekrar revize edildiği bu günlerde ister istemez, örtük veya açık bir biçimde din – eğitim ilişkisi de devreye girmekte. Ben de bu sürece fetva sorularıyla katkıda bulunayım istedim.
            İnsan hem maddi hem de manevi ihtiyaçları olan ve bunların giderilmesinde karşılıklı ilişkiler içinde bulunan bir varlıktır. Her iki alanda hem aile hem de sosyal çevreden edinilen bilgilenimlerle gelişir, çeşitlenir. Bunlardan mahrumiyet ise insanı farkında olmadığı bir cehaletin içine düşürür.
Dini anlamda insan ilişkileri merkezden çevreye doğru halkalar halinde düzenlenir. İlişkinin zaruri doğal akışı da bu şekildedir diyebiliriz. Merkez; birey, üst tarafta/usul, anne-baba, dede ve anneanne/babaanne, alt tarafta da/füru, çocuk ve torunlar vardır. Bu kişiler karşılıklı olarak birbirlerine bakmak zorundadır ve zekat, fitre, fidye veremezler. Bu bakımlar da ‘sadaka’ bağlamında değerlendirilerek kişilerin kazanç hanesine yazılır. Kişinin evi için yaptığı harcama gibi …
Yukarıda ki derecelendirme de ‘kan bağı’ merkeze alınmıştı. Bu durumda kan bağının dışında kalan, evlilikle bağlanma durumları bizim problem alanlarımız olmuştur. Fıkıh açısından bakıldığında öncelik kan bağına verilirken, hakikatin de dikkate alınması esas olmuş. Toplumsal – dini uygulamalar da ise bireysel - bölgesel farklılıklar dikkatleri çekmektedir.
Aile de özellikle kadın ve kadının usulüne daha indirgemeci yaklaşılırken, parayı kazanan olarak erkek ve usulü hep ilk-planda görülüp gözetilmiştir. Yine yerel uygulamalar açısından bakarsak kadının anne ve babasına bakma imkanı yine erkek ve ailesi tarafından gayet rahat engellenmektedir. Aile büyüklerinin cenazesine bile gönderilmeyen kadınlar fetva sorunlarda karşımıza çıkmaktadır.
Bu yaklaşımın bir diğer versiyonunu yukarıdaki soruda görmekteyiz. Gelin hanım eşinin, Anne ve babasına bakımını ‘zekata’ tahvil ederek hem paradan tasarruf hem de dinin sorumluluğundan kurtulmanın imkanını aramakta. Oysa yaşadığımız tüketim toplumda zekat bir tasarruf kalemi olmasa gerek. Zulmün ortak paydaları ve bireysel duruşlarına tanıklık da insanı etkiliyor ve dahi ürkütüyor. Kan bağı – evlilik bağı derecelendirmesini ‘değerle’ ilişkilendirdiğimizde sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün görülmemekte. Bunun yanında zaruret/gayrısı, usul/furu ve diğerleri de bir derecelendirmedir. Bu sayede zekat usul ve furuun dışına çıkmakta ve yardım asgari olarak da olsa sosyal-toplumsal alana yayılmaktadır.
Bir başka açıdan olaya baktığımızda ise insanın maddeyle ilişkisinin ne kadar sorunlu ve üst düzeyde olduğu/olabileceği durumuyla karşılaşmaktayız. Bu erkekte ve kadında benzer şekilde işliyor demek ki. Kendine bilen adil olur bilmeyen kasıntılı bir şekilde dolaşır. Oysa küçük dağlar da büyük dağlar da ondan önce yaratılmıştır.
Nevin Meriç 16.3.2012
 
28.3.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.