KAÇ MUHAREBE İLE BU HALE GELDİK…
0
Yorum
1494

kez okundu..

KAÇ MUHAREBE İLE BU HALE GELDİK… Gül nerde bülbül nerde Gülün yaprağı yerde Ülkemizin müstesna edebiyatçılarından olan Tanpınar 61 yıllık hayatına çok önemli birkaç eser sığdırmıştır. Yazı hayatına çok geç yaşta başlayan Tanpınar’ın yaşadığı dönemi merkeze alarak ülkemizin yakın tarihte geçirdiği evreleri, geçmiş gelecek perspektifinde ele aldığı romanlarından biri de huzurdur. Şehir, tarih, zaman, musiki, aşk genel temaları üzerine kurgulanmıştır. Tanpınar için önemli olan İstanbul yani payitahtır. İstanbul için, ‘ 30 senede bir yanar ve köşkleri, konakları pazarlarıyla yeniden yapılırdı’ diyerek eski dönemin felaketini, toplumun hareketliliği ve yenilenmesi bağlamında olumlar. Yeni dönemde yaşanan kafa karışıklığını; 'Batı'nın zihniyetini benimserken zaruri olarak eski kıymetleri atıyor, muaşeret şeklimizi değiştiriyoruz. Diğer taraftan istiyoruz ki eskiyi unutmayalım' diye ifade eden Tanpınar, süreç içinde yaşanan duygusal ve sosyal acıları da; 'bana benzemeyin ben iki yol arasında kalmış biriyim' cümlesiyle adeta iliklerimizde hissettirir. Tanpınar, yeni dönemin değişme ve ufuk arayışını olumlarken, bu sıçramayı gerçekleştirmek için basılacak yerin de her milletin mazisi olduğunu belirtir. Hadiselerle birlikte biz de değişir ve mazimizi yeni baştan kurarız diyen Tanpınar, geçmişin birey ve toplum için önemini açığa çıkartır. Yeni dönemin bakış açısına göre 'her şey yeniden inşa edilmelidir' ama 'her kıymetin Pazarda olması' da doğru değildir. Sosyo - psikolojik açıdan; 'Şark vazgeçer, sade güçlünün karşısında değil zamanın karşısında da vazgeçer' diyerek Doğu Batı karşılaştırması yapar. Böylece Osmanlı'nın yıkılmasına farklı bir anlam yükler ve enkazın altında kalmayı engeller. Romanın önemli bir bölümü musikinin makamları üzerinde seyreder. Musiki eski toplum yapısıdır. Nitekim 'eviç Rumeli'nin hüseynisidir' derken, musikiyle sağlanan toplumsal aidiyete dikkat çeker. 'Mevcut olmayanın yerine geçip onun izinden yürüyerek konuşan neyde ise toplumun akidesini görürüz. O günlerin algılayışında eski döneme ait her şey, dolayısıyla musiki de yasaktır. Bu anlamda yeni dönemde bireylerin toplumsal aidiyet kanallarından biri de kapatılmıştır. Yaşanan sarsıntı; her şey alt üst olmuş…' cümlesinde anlatılırken, eski toplum hayatının 'emniyet' temeli üzerinde devam ettiğine dikkat çeker. 'Para, iş, düşünme şekli, cemiyet hayatı hepsi evvelden döşenmiş yollarda yürümek gibidir. ' diyen Tanpınar, adeta geçmiş dönemin toplumsal huzuruna nazire yapar. Dört bölüm üzerine bina edilen romanın en uzun anlatımı Nuran'dır. Çünkü Nuran yeni dönemin istediği; medeni, okumuş ve hepsinden önemlisi 'özgür' kadınıdır. Bununla birlikte kadın erkek ilişkisinde belli bir ölçü de gereklidir. Nuran ile Mümtaz'ın ilişki biçimini; 'Bir çalışma bir gaye için erkek arkadaşlığı kabul edilebilir, fakat sadece başıboş eğlenmek için [olmaz]’ şeklinde formüle eder. Ayrıca 'benim kahramanım velilik istemiyor hürriyet istiyor onu elde edince de tanrılaşıyor' diyerek özgürlük-birey ilişkisindeki ince çizgiye dikkat çeker. ‘Çocukları muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik bu çok güzel, fakat günü birinde bu mektepler sadece işsiz münevverler çıkartacak’ tesbitiyle adeta günümüzü anlatmıştır. Bu durum Tanpınar’ın ufkunun enginliğini açığa çıkartır. Her satırı okumanın ötesinde saatlerce düşünmeyi gerektiren, ismine rağmen huzurun huzursuz ettiği roman, Tanpınar'ın yaşadığı ızdırabın dışa vurumudur. 'Sonsuz bir sonbaharda yaprak yaprak dağıldılar diyerek geçmiş dönemi resimlendiren Tanpınar göre olanlara dayanabilmek 'kaç muharebe ile bu hale geldik' cümlesiyle mümkün olabilmiştir. 3.2.2009 Nevin Meriç
7.1.2014 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.