K. MIKES – TÜRKİYE MEKTUPLARI
0
Yorum
1719

kez okundu..

 

K. MIKES – TÜRKİYE MEKTUPLARI
MEB YAY 2C, Ter Sadrettin Karatay.*
Ramazan öncesi izin dönemimde çok özlediğim kitap okuma eylemimi gerçekleştirdim. Sınırlı internet imkanının da bunda etkili olduğunu düşünüyorum. İnternet iyi de insanı çok meşgul ediyor. Bir de twitter çıktı.
Neyse böyle kısa soluk alma imkanlarını değerlendirmek isterken karşıma K Mıkes’in Türkiye Mektupları çıktı. Klasiklerden 1944 yılında Türkçeye çevrilmiş. Dönemin çeviri harekatının ürünü yani. Zaten sahaf raflarından alınmış bir kitap. Benim de olmayınca okuma işini hızlandırdım. Mektuplar olmasa da günlükler dikkatimi çekiyor. Ne bileyim insanı orada daha samimi ve doğal buluyorum belki. Mektuplar da ise daha uzun aralıklı olmasına dikkat ediyorum. Zaman aşımı gibi üzerinden yüzyıl falan geçince okuyabiliyorum ancak. İlginç işte.
Neyse gelelim Mıkes’s. 18.yy ait elli küsür yıllık (1717 – 1758) İstanbul, Tekirdağ havzası hakkında ki mektuplarına. Kitabı kurgudan uzak olacağını umarak büyük bir hazine bulmuş gibi sevinçle başladım okumaya. Kitabın sayfalarında ilerlerken beklentim ile yazılarlar arasında ki mesafe gittikçe açılmaya başladı. Kitapta yazarın o yıllarda sonradan İstanbul’a da gelen ablasına yazdığı mektupları görüyoruz. Doğal olarak da dönem bilgisi, sosyal ve çevreye yönelik haberler, ilişki biçimleri vs… olması gerekir diye bekliyorsunuz ama nafile. Adam adeta vaaz ediyor. Kitabın yarıdan fazlası dini nasihat. Oryantalist bir kuşatmanın versiyonlarından sanki. 500 sayfalık iki cilt kitapta Türklere ait dönem bilgisi 2. Cildin son elli sayfasında. Onlar da ansiklopedik bilgi gibi. Yazarın bahsettiği grup önce İstanbul sonra da Tekirdağ’da konuşlandırılan Macar göçmenleridir.
Kitabın bir yerinde ablasının mektuplarına verdiği cevapların çok güzel ve önemli olduğundan bahsederek bunların basılmasını istiyorum diyor. Ne var ki kendi yazdıkları basılıyor. Bu ve benzeri durumlar kitabın mektuptan çok, bu tarzda yazılmış kurgusal bir dini metin olduğunu düşündürtüyor.
Buna rağmen vaaz kısımlarını atladığınızda ilginç bilgiler de yok değil. Mesela yılbaşının o yıllarda özellikle Fransa da kutlanmasına özen gösterilen bir adet olduğu. İpek böcekçiliğini ülkeye iki papazın getirdiğini yazıyor oysa ki Kafkaslardan gelen ipekböceği zanaatçılarının bunları getirdiğini biliyoruz. ‘Veba’ korkusu ve yayılma düzeyi de sık sık geçiyor kitabın sayfalarında. Hatta İstanbul özelinde şehirde konumlandırılan farklı din mensuplarına ait ayrı mahalle uygulamasını vebanın salgınını engelleyen bir yöntem olarak olumluyor. Hayat tarzı olarak Türklerin sakin oldukları ve yeme içmelerine özen gösterdikleri ve Hıristiyanlardan ayrı oturduklarını yazıyor. Ceza uygulamasına ait hız da kitabın sayfalarında geçiyor. Türklerin idaresini, intizamını övüyor. Farklı dini kimliklerin bu idare altında rahat yaşadıklarına değiniyor. Rumları hiç sevmiyor. Kitabın bir çok yerinde Türk idaresi olmasa Rumların kendilerine rahat vermeyeceğinden bahseder. Ermeniler Yahudiler de bazı adetleriyle kitabın sayfalarında geçer. Haçlı savaşına katılan askerlere ödenen para ve borçlarının affına dair bilgi de benim için önemliydi.
Yazarın kadın algısı da süper. ‘Kaburga kemiğimizi’ ister istemez sevmemiz gerekir diyor. Hoş bugün de algı benzer düzeylerde olduğundan yazara çok da yüklenmemek gerekir.
Sonuç olarak vaaz kısımları dikkate alınmazsa okunması gereken bir kitap. İlginç bilgiler de yok değil. Özellikle farklı dini kökenler üzerinden verilen bilgiler dikkat çekici.  Nevin Meriç 8.7.2012
·        Yanılmıyorsam mütercimim hayatı TRT Türkte yayınlandı. Onun hikayesi de çok ilginç.
8.7.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.