İşte orası caminin en muhkem yeridir…
2
Yorum
1645

kez okundu..

 

İşte orası caminin en muhkem yeridir…
 
Bu sene 2012 Şubat ayı çok karlı geçti. İstanbul’un karlı zamanlarını da bildiğimi sanıyorum ama süreli olurdu. Bir haftaysa bir hafta on günse on gün. Ondan sonra soğuklar, karla karışık yağmurlarla kışı atlatırdık. Bu sene ise biraz geç yağmakla birlikte durup durup iştahla yağmaya devam ediyor. Daha geçen haftayı atlatamazken bu hafta da yoğun kar yağışı altında geçti. hava durumu doğru çıkarsa şubat ayı hep böyle olacakmış. Gerçi barajlar ve İstanbul nüfusunu düşününce biraz daha rahatlıyor insan. Neyse güneş açtı şimdilik de olsa hava düzeliyor…
Bu Cuma izin almam gerekti. Sistem değişmiş Süleymaniye’ye gidip imza verecekmişiz. Bende öğle saatine denk getirerek namazı da Süleymaniye’de kılacak şekilde kendimi ayarladım. . Güneş çıktığı için karlar eriyor, yollarda sicim gibi akıyorlardı. Süleymaniye caminin bahçesinde ki karlarda yavaş yavaş erimeye başlamış ama ben kar olan yerlerden yürüdüm. Böylece hem karda yürünüyor hem de kaymalar engelleniyor. Nitekim 12 de işim bitti ve camiye geldim. Henüz cemaat toplanmamıştı. Caminin arka bölümü komple kadınlara ayrıldığından restorasyondan önce imam odası olarak kullanılan bölüme geçtim. Öncesi ve sonrasına dair bilgilenme insan değişik duygulanımlar yaşıyormuş. Bunu tecrübe etmiş oldum. Öncesinde daha gizemli herkesin ulaşamayacağı kocaman camlı ve perdeleri çekilmiş bir yerdi. Orada da namaz kılmıştım ama bazı misafirlerin hürmetine … bir de önceki dönem kadınlara arkada ufak bir bölme ayrılmıştı. Dolayısıyla çok yetersiz kalıyordu. Bunun için arka üst balkonu da verdiler bir zaman sonra… işte orası caminin en muhkem yeridir. O günlükler bir zaman arşivden çıkarsa neler yaşandığı daha iyi anlaşılacak. Bu dönemde üst arka balkona çıkan merdivenlerin kapısı kalın zincirlerle bağlanmış. Dolayısıyla oraya çıkamıyoruz. Ama bütün arkanın kadınlara ayrılması yeterli oluyor.
Kürsüde Abdüssamet hoca var. ben pek vaazla ilgilenmiyorum. Restorasyonun camiye getirdiği yenilikleri gözlemlemeye çalışıyorum. Yerden ısıtmalı kalorifer ise camiye çok yakışmış. Biraz fazla oturduğunuzda çok rahatlıyorsunuz ama onun da sakıncaları var dikkat etmeli, neme lazım sonra abdestiniz ihtimalli hale gelebilir. Cemaat yavaş yavaş toplanıyor, cami önceki kıldığıma göre daha kalabalık. Demek insanların ayağı alışmaya başlamış. Bir de üniversiteyi çektik mi cami yeteri kadar dolacaktık. Kadınlar yerinde bir saf hanımdık. Hepimiz de yerli. Burada kadın cemaat profili Sultanahmet’ten çok farklı. Herkes ne yapmasını biliyor. Camiye cemaate odaklanmış dua modunda kimse konuşmuyor. Dışarıdan ezan sesi duyuluyor. Tekbir alıp namaza başladık.   Hutbe meleklere imanla ilgiliydi. İlginç bizi de bir sabi şereflendirmiş, bugün dünyaya adım atmıştı. Bağlantı ilgimi çekti. Burası Sultanahmet’ten daha mı dar. Minberdeki imamı çok rahat görülüyor, Sultanahmet’te ise daha geride kalıyor. Namaz da ise Amenerrasülü okundu. Kıraat ta bu toprakların tınısı var. güzel bir okuyuş insanı çok etkiliyor. Hem namaz dua hem kıraat atmosfer küllün dua oldu. Süleymaniye’nin kubbesi daha bir genişledi sanki … ve namaz bitti. Çıkışta atölyeden tanıdığım bir arkadaşla konuştuk. İş arkadaşları hanımları Cuma kılmaya ikna edemediğinden yakındı. O zaman benim Cuma günlüklerimi okusunlar dedim. Ne kadar etkileyici olur bilemiyorum ama benim için kamusal alanda Cuma vazgeçilmez oldu. Bir zaruretten başlayan süreç, alışkanlık ve zevk almakla birlikte kaim oldu. On sene önce müdavim bir Cuma cemaati olacağımı ben de bilmez, söyleseler inanmazdım ama hakikat bu şekilde işte. Evde olduğum cumalarda ise namaz için dışarı çıkmıyorum. Dolayısıyla Cuma konseptine uygun olarak cereyan ediyor ben de dermişim…10.2.2012
10.2.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
Hümeyra hanım alakanız için teşekkürler
nevder
CALISMANIZDA BASARILAR DILERIM


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.