İŞGAL KADINLARI - EMPERYALİST FEMİNİZM İLE UYANIŞ ARASINDA
0
Yorum
1796

kez okundu..

 

İŞGAL KADINLARI
EMPERYALİST FEMİNİZM İLE UYANIŞ ARASINDA
– YILDIZ RAMAZANOĞLU- Kasım 2012 Timaş
Hem hikayeci hem de araştırmacı kimliğiyle tanıdığımız Yıldız Ramazanoğlu yine güzel bir kitaba imza attı. Bu kitabında dünya kadınlarının toplumsal alanda geçmiş uygulamalardan farklı bir biçimde varolma mücadelesini taraflar ve örnekler üzerinden verirken, oluşturulan boşluklar yaşanan ikircikli tutumları aşikâr ermekte dikkat çekmektedir.
Batı düşüncesinden beslenen Feminist hareketin istikametini doğuya çevirdiğinde nasıl Emperyal bir Feminizme dönüştüğü de kitabın örnekleri arasında oldukça fazla sayıda bulunmaktadır. Ramazanoğlu kitabını, Emperyalist Feminizm, batıda Müslüman kadının Temsili, Türkiye Tecrübesi, ve İslam Dünyasından Birkaç Tecrübe olarak 4 ana başlık altında kurgulamış. Ramazanoğlu’nun dikkat çekmeyi hedeflediği konu Batı’nın özellikle son on yılda İslam dünyasına yönelik saldırganlığında ‘kadın’ın hem aktör hem de pasif boyutunu açığa çıkarmak gibi gözükmekte.
Birkaç yüzyıldır Batı’nın Batı dışı toplumlara yönelik ötekileştirici tavrı, son yıllarda hemen hemen tek hedef İslam Dünyası şekline dönüşmüştür diyebiliriz. Savaş ve işgalin bir imkan olarak kullanıldığı bu yaklaşımda kadın hareketi, özgürlüğü süreçlerinin nasıl işleyebildiği/işleyeceği de kitabın satırlarında gözükmektedir. Nitekim ‘İslam’ın kadına statü kaybettirdiği’ öngörüsü üzerine inşa edilen Batılı zihinler, işgalleri ‘kadını özgürlüğü’ kavuşturma biçimi olarak tanımlamaktadır. Böylece işgal altında herhangi bir muhalif hareketin oluşması da önlenmiş olmaktadır.
Emperyalist Feminizmin kökeninin oldukça eskilere dayandığından bahisle 1978 yayınlanan Edward Said’in Orientalism kitabında anlatıldığına değinen Ramazanoğlu, özellikle Batı’nın önceleri ‘gizem ve merak’ üzerine kurguladığı Doğu’dan, ikinci aşamada ‘kötülcül ve aşağılama’ sürecine geçişe dikkat çeker. Burada Doğululaştırma ve Kadınsılaştırma süreçlerinin iç içe geçişi önemlidir. Doğu, Doğulu kadın – Kızılderililer hepsi de Batı’nın öteki konumunda gördüğü ve benzer taktiklerle ilişki kurduğu dünya insanlarıdır. Taktiği besleyen argümanlar ise aynıdır: öteki olarak belirlemek, kuşku duymak, itham etmek ve son aşamada mahkum edip ceza vermek. Rana Kabbani ‘de Avrupa’nın Doğu İmajı, kitabında bunlara açıklık getirmiştir. Artık doğu kurtarılması gereken bir alandır ve burada başat faktör ‘kadın’dır. Din tarafından da mağdur edilen, ezilen kadının Batı tarafından özgürleştirilmesi, geri kalmış doğunun kurtuluşa ulaşmada tek seçeneğidir adeta. Ne var ki Batı’nın Doğu üzerinde kurduğu hegemonyayla da örtüşen bu algı, Batı ülkesinde yaşayan doğu kökenliler için geçerli kabul edilmez. Nitekim medeniyet ve insan haklarında oldukça ileri gözüken Almanya’da kocasından şiddet gördüğü için boşanma talebiyle mahkemeye başvuran Müslüman bir kadının davasını yargıç reddeder. Çünkü yargıca göre dininde olan bir şeyden müntesibinin rahatsız olması düşünülemez. Batı medeniyetinin ikircikli yönü birlikte yaşamın Batılı kodlarını da açığa çıkarmaktadır. Yargıç karara varmadan önce Osmanlı Sicillerindeki gayrimüslim davalarını ve sonuçlarını okusaydı yüzü kızarır mıydı dersiniz. Bu konuda insanlığın tarihi tecrübesinden yararlanabilirdi oysa.
Ramazanoğlu işgal eden ve işgale uğrayan ve muhalefet edenler kurgusu üzerinde toplumsal aktörleri tasnif ederek, psikolojik açıdan da bir çok örneklerle detaylandırır. Batı’nın dayatmacı ve buyurgan dili Doğu’yla ilgili bir çok metninde görülürken, işgal – ve kadın teması da bundan en çok nasibini alır. Kadının en önemli hakkı olan tercih imkânını yok eden bu dil, Mısır’ı işgal eden İngilizlerin Komutanı Cromer’in ağzından şu şekilde çıkar. İngilizler Medeniyetle ilişki kurmalarını öğretmek için girdikleri Mısırda kadınların tıp fakültesine girmesini engellerler. Çünkü; kadınlar arasında kadın doktorlar tarafından tedavi edilmek gibi yerel bir tercih var. Oysa uygar dünyada erkek tıp uzmanlarının kadınlara bakması kuraldır. Cromer ve bu algı, kadının kendilik inşasını yok ederek batılı kodların giydirildiği bir doğu kadını için tüm imkanların seferber edildiğini de gösterir. Farklı kültürleri aşağılamak ve özellikle kadınları Batılı pratikler için zorlamak, işgalcilere kutsal bir aydınlanmayı taşıma misyonu yükleyerek aklanma talebinin neticesidir. Bir diğer ifadeyle feminizmin dilinin koloniciliğin hizmetine sunulmasıdır. (s38)
Meselenin İslam dünyası cephesi de çok parlak değil ne yazık ki. Din ile seküler bir ilişkiyi merkeze koyan toplumsal yaşam oluşturma eylemi, bir çok hak ihlallerini de beraberinde getirmekte. Her ne kadar bazı kesimler kadının çalışma hayatına sıcak bakmasa da önemli bir çoğunluk olan tesettürlü Müslüman kadının, okuma ve çalışma hak ve imkanları hala çözüm bekleyen önemli konulardan. Bu konuda zihinsel kabul düzeyleri de hem cinsiyet açısından hem de toplumsal düzenleniş açısından bir çok eksiklikleri barındırmakta. Bu alanda bir çok görüşten yararlanır Ramazanoğlu. Mesela A. Böhürler’e göre; İslamcı erkek ve kadınların bir arada yaşama deneyimleri eksik. Bu hala tamamlanabilmiş bir süreç değil. Böyle olunca erkekler bu camianın kadınlarını da birikimlerini de yeterince tanımamakta. Timaş yayınlarının editörü olan Eroloğlu ise yalnız yaşama biçimini; Meryem de yalnızdı, Musa’yı bulana kadar Asiye, Hatice, Hz Peygamberin vefatından sonra Ayşe’de yalnızdı fakat hiçbiri tek başına değildi ben de değilim diyerek din, gelenek, kadın skalasında farklı bir boyuta işaret eder.
Kitabın son bölümünü İslam dünyası kadın erkek entelektüellerinin kadın ve hakları konusunda ne gibi açılımlar yaptıkları ve tecrübeler yaşadıklarına dair birikimlerine ayırır. Kadının dünya ölçeğinde Batı ve Doğu’da algı ve inşa biçimlerini, iktidar aktörleri açısından inceleyen kitap hem çok önemli bilgiler sunmakta hem de zengin bir literatür imkanı sağlamaktadır. Ayrıca kendi ülkesinde oryantalizme reddiye kuşağı içinde büyümüş ve fakat toplumsal alanda ülke imkanlarına bir oryantalist gibi bakan ve yorumlayan kuşakların olduğu bir zamanda böyle bir kitabın önemi daha da artmıştır diye düşünmekteyiz. 3.3.2013 Nevin Meriç
3.3.2013 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.