HERMANN HESSE
0
Yorum
1735

kez okundu..

 

HERMANN HESSE
Bernhard Zeller- Çev: Kamuran Şipal  -YKY
Hermann Hesse’yi Bozkır Kurdu’yla tanıdım ve çok etkilendim; ve nadir takip ettiğim edebiyatçılardan oldu. Özellikle cümle yapısı bana çok uyuyor. Uzun ve zor ifadelenimleri çok akıcı bir üslupla sunuyor. Siz olay örgüsünü takip ederken bir de bakıyorsunuz bir paragrafı çoktan okumuşsunuz. Dolayısıyla çok rahat okunan ve bir o kadar da düşündürücü metinle iletişime geçmiş oluyorsunuz. Yapı Kredi Yayınlarının rafında Hesse’nin biyografisini görünce bu düşünceler tekrar aktiftendi ve hemen aldım. Hesse’nin hayatını öğrenme imkanı doğması ayrıca bir heyecandı.
         Ve okumaya ondan başladım. İlk açılan kapıyla Hesse’nin hayat yolcuğuna çıkarken birinci sürpriz de gecikmedi: bir otobiyografi veya hatırat yazmamış. Peki o zaman bu kitabı kim yazdı veya nasıl yazıldı? … Her ne kadar kitabın kapağında başka bir yazar ismi olsa da, hep Hesse’nin müdahil olacağı bir metin düşlemişim demek ki. Böylece sendeleyip okumaya devam ettim. Hesse yazdığı hemen hemen her metne hikaye – roman, şiir, röportaj kendi hayatıyla ilgili bilgiler koymuş. Bir çok yazarın yöntemi olan bu durum Hesse için de geçerliymiş… dolayısıyla elimdeki otobiyografi Hesse’ye ait metinlerden yapılan çıkartmalar ve çok kısa olarak bir dönem tuttuğu günlüklerinden düzenlenmiş. Hesse’nin cümle yapısı ve üslubunun bozulmaması da çok başarılı bir tercüme örneği sunuyor. Böylece noktanın ulaşabileceği en son sınıra kadar sizi ışık hızıyla gezdiren kelimelerin verdiği keyifle güzel bir okuma gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Kitabın yazılması hem Hesse’ye ait bütün metinlere vakıf olmak hem de dönemin olaylarını bilmeyi gerektirmekte. Bernhard Zeller bunu başarıyla yapmış bana göre. Hesse’nin metinlerinde bulamadığı veya otobiyografiyle akması gereken yaşanmışlıklar döneme ait olaylarla mezcedilmiş. Bu da hem metni zenginleştirmiş hem de üç noktaların vereceği boşlukları kapatıp, derinlik sağlamış. Artık Hesse’yi tanımaya geçebiliriz.
Hesse 1877-1962 yılları arasında yaşamış bir Alman yazar. Babasını tanıtırken; doğrunun hizmetinde canla başla çalışan , hiç kimseye karışmayan yalnız bir Protestan rahip’ der. Anne ise müzisyendir. Hesse ilk dini eğitimi aile ortamından alır. İlk gençlik yıllarında ateşli bir Protestan iken daha sonra giderek çözülür ve hayatının son yıllarında; ..herkesin kendine göre bir inancı vardır. Ben yalnızca bir şey inanıyorum o da çöküştür…’ diye ölüm ve yok oluşa doğru gidişini aşikar eder.
Hesse eğitim hayatından ve gençlik yıllarından sonra hayatını kazanmak için kitap, editör, yeni yayınlar içinde kendine bir yaşam alanı kurar. Önceleri sıkıntı çekse de zamanla bu işe alışır ve devam eder. Goethe en çok etkilendiği yazardır. Jung psikanalizmini beğenir, yardım alır, Freud’dan ise hoşlanmaz, sahtekar diye tanımlar. İşten kazandığı tecrübe hem kendi yazımlarına hem de dönemin eserlerini değerlendirme yeteneğini geliştirir.
Yapısal olarak duygusal, içe kapanık, yalnız biridir. Hatta o kadar ki bir arkadaşına yazdığı mektupta; … okul döneminden beri sürekli yalnızlığa mahkum edilmiş olamam ve sonunda yalnızlığın adeta bir kız arkadaş kimliği kazanmış olması tuhaf doğrusu. Dostluk kuracak birini bulamıyorum, belki de nedeni fazlasıyla mağrur oluşum…alıştım artık, üç yıldır yalnız başıma düşünüyor, yalnız başıma ezgiler mırıldanıyorum’ diye yazar. Bu yalnızlık Hesse’nin işten kalan vakitlerinde kitaplara gömülmesini sağlar. Ve ; ‘doğrusu özel olarak çalışmam, birazcık okuyup incelememdir ki yaşamı benim için değerli kılan, akşamları kitapların dış dünyasından kaçıp iç dünyasına sığınıyor, sistematik biçimde edebiyat tarihine, genel olarak düşün tarihine ilişkin inceleme ve araştırmalar yapıyorum; umarım bunları ileride değerlendirme fırsatı bulurum…’ diyerek yaşama biçimini açığa çıkartır.
Hesse dünyanın yaşadığı iki büyük savaşın da canlı tanığı olmuştur. Ruhunda en büyük yaralanmaları savaş ve sonrası insanlığın yaşadıklarından alır. Alman aydınların savaş yanlısı tutumlarından olumsuz etkilenen Hesse, savaş karşıtı söylemlerinden dolayı aydınlarının kendisini dışlamaları karşısında bütün inandığı değerleri tekrar sorgular…Nietzsche ise onun için ‘soyu tükenmişe benzeyen bir Alman dürüstlüğünün yalnız kalmış son temsilcisi’ gibidir.
Hesse çok yönlü bir sanatçıdır. Müziğe olduğu gibi resme karşı da yeteneklidir. Günün birinde yepyeni bir haz kaynağını fark eder ve ‘ kırk yaşında ansızın resme başlar. Resim yapmak harika bir şey insan şen ve sabırlı biri yapıyor’ der. Resim Hesse’nin sürekli sıkıntıda olan ruhunu da dinlendirir. Devamlı gelen nöbetlerle baş ağrıları ve psikanaliz terapiler Hesse’nin karmaşık ruh dünyasının dışavurumu gibidir. Dr Lang ile yapılan uzun psikanaliz terapi seansları Hesse’nin yaşantı alanlarının boyutlarını iyice genişletir. Lang ve Jung ile tanışması Hesse’nin dünya görüşünün açıklık kazanmasında etkili olur. ‘Her insanın yaşamı, kendi içinde uzanan bir yol, bir yolu ele geçirme çabası, bir yolun üstü kapalı dışavurumudur. Hiç kimse tümüyle kendi kendisi olamamıştır asla; ama herkes kendi kendisi olabilmek için uğraşıp didinir…
Hesse’nin yazıyla ilişkisi yaşamın karşıtlıklarına nazire gibidir. Kendi yazma serüvenini tanımlarken; ‘…öyle bölümler ve cümleler yazmak isterdim ki, melodi ve karşı melodi aynı zamanda sesini duyursun, her çok renkliliğin yanı başında birlik, her şakanın yanı başında ciddilik yer alsın. Benim için bir yaşam olanağı varsa yalnızca buradadır, iki kutup arasındaki dalgalanmada, dünyanın iki temel direği arasında gidip gelmededir’ diye yazar. Ve yazı ile sanatı ayırarak ‘… bir yazar olarak benim sanat yerine düşünceye başvurarak dünyayla başa çıkmaya çalışmam alnıma yazılmış bir kez’ diyerek yazı ile ilişkisini uhrevi alanla, insanın müdahalesinin mümkün olmadığı durumla birleştirir. Bu durumda Hesse dünya ve içindekilerle sürekli mücadele ve kaygı bağlamında ilişki kurmuştur.
Yazıya başlama anını yazdığı bir eskizde; ‘Bir süre yaşantılarımın, düşüncelerimin ve sorunlarımın simgesi ve taşıyıcısı olabilecek bir figürün gözlerimin önünde canlandığı an, benim için yapıt doğmaya başlamış demektir’ diye yazmaktadır. Yazma ediminin devamında; ‘düzyazıyla kaleme aldığım hemen bütün yapıtlar ruhsal yaşamöyküleridir; hepsinde de sözü edilen olaylar, komplikasyonlar ve gerilimler değildir.; hepsi aslında bir tek kişinin o efsanevi figürün dünyayla ve kendi beniyle ilişkileri içinde gözlemlendiği monologlardır’ Hesse’nin hayatıyla yazıyla ilişkisi paralel gider. Geçirdiği her ruhsal dönemde kendini daha derinlikli tanımayı başarır. Bu süreç yeni bir yazı ve biçimle sonuçlanır.
Dindar ve sanatçı bir anne babanın gözetiminde çocukluğunu geçiren Hesse gençlik yıllarında sıkı bir Alman disiplini içinde Alman eğitiminden nasibini alır. Bu ağır yaşam atmosferi onun yalnızlığı ete kemiğe bürünen bir yoldaş haline getirmesine neden olurken, ruhsal açıdan da travmatik sonuçlar yaşar. İki büyük dünya şavaşı, anne ve babasının ölümü, çok iyi anlaştığı ve kendi istedikleri biçimde kırsal alanda birlikte bir yaşam kurdukları ilk eşinin akıl hastanesiyle sonuçlanan yaşam döngüsü Hesse’nin kırılgan ve duygusal dünyasında derin izler bırakır. Yazıları da bir anlamda bu izler üzerinden gözlemleyeceğimiz hayatına dair akıştır. Dolayısıyla biyografi Hesse’nin hayatının dönemlerine yazdığı kitapları üzerinden de bakan ve açıklayan bir kitaptır.  Nevin Meriç 26.10.2012
26.10.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.