HASTANEDE OKUNANLAR- Fatma Bayram
0
Yorum
3207

kez okundu..

HASTANEDE OKUNANLAR- Fatma Bayram

 

Hastanede yatmak –üzerinize afiyet- eğer okumaktan alıkoyacak denli bilincinizi kendinizle meşgul edecek ağır bir hastalığınız, ağrınız, sancınız yoksa üstelik de tek kişilik bir odadaysanız okumak için birebirdir.

 

İlkokuldan beri çeşitli nedenlerle defalarca hastanede kalabalık koğuşlarda da yattım. Oralar yeni insanlar tanımak, kimseye anlatmayacakları en mahrem sırlarını dinlemek, hastalıklarının bütün aşamalarını detaylarıyla öğrenmek, köylerinin kentlerinin örfünü adetini, yaşlıların çoluk çocuklarının gelmişini geçmişini öğrenmek için biçilmiş kaftandır, ama kitap okumak, biraz da sizi guruptan ayırdığı için, pek uygun değildir.

 

Neyse biz gelelim geçtiğimiz Eylül’ü (2010), hamdolsun aklımızı başımızdan etmeyen bir rahatsızlıkla hastanede (şükür ki tek kişilik bir odada) geçireceğimiz belli olunca yanımda götüreceğim kitapları belirlemek de hazırlığın bir parçasıydı. Hastanede yirmi dört gün kaldım. Bakalım neler okumuşum:

 

  1. ESMA-İ HÜSNA ŞERHİ, Şahver Çelikoğlu

 

Son birkaç senedir Esma-i Hüsna üzerine okumalar yapıyorum.

 

Esma-i Hüsna’nın inançlarımızın pekiştirilmesi, AllahTeala’ya yakınlık ve güvenin artırılması, yaratanı ve yaratılmışı doğru anlama, nefs terbiyesi ve kişisel tekamül açısından son derece eğitici olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi de bir ders programı çerçevesinde dostlarla paylaşıyorum.

 

İşte bu iki nedenle (: kendimi eğitmek ve geliştirmek ile öğrendiklerimi paylaşmak) Esma-i Hüsna üzerine yazılmış ne bulursam okuyorum.

 

Okuduklarımın neredeyse yarısı (konuyu tenzih ederim, yazanın özensizliği nedeniyle) ıvır zıvır. “Ivır zıvır”dan kastım nedir?

 

  1. Hiçbir açıklamaya dayanmayan iddialı laflar. Ne kaynağı var, ne akla uygun bir açıklaması, ne de herhangi bir sufi geleneğin tatbikatına dayanan tecrübesi. Müellifin de üzerinizde güven uyandıran bir ismi yoksa o yazılan ıvır zıvırdır.
  2. İçerisinde yeni öğreneceğiniz hiçbir bilgi içermeyen, sadece edebiyat yapan, süslü sözler ve ağlamaklı ses tonuyla yazılmış kitaplar. Bu kitaplara özellikle kızıyorum. Çünkü bana hiçbir şey öğretmeyen, sadece yazarın hislerinden bahseden, oku oku bir sonuç çıkmayan kitaplar için de ayıracak vaktim yok. (Bazıları bu tür yazıları saf edebiyat olarak görebilir. Ben öyle düşünmüyorum. Bkz: Klasikler-insan ruhu ve davranışı hakkında neler neler öğreniriz onlardan- ve hemen her konuda yazılmış denemeler-beş on sayfalık bir denmeden nice ansiklopedik bilgiler, hatta hurda teferruat kabilinden hiçbir yerde bulamayacağımız detaylar öğreniriz-. Üstelik hepsi de dört başı mamur edebiyattır. Sanırım işbu hiçbir şey demeden konuşmak günümüzün her işe ve her seviyeden insana bulaşmış baş belası bir salgın hastalık.)

 

Ivır zıvır kabilinden okuduklarımı saymaya gerek yok. Ama bir eseri zikrederek başlamalıyım bu konuya. Ki o kitap benim esma derslerimde ders kitabı olarak seçtiğim ve elime geçen, Esma ile ilgili her kitabı okuduktan sonra doğru bir esçim yaptığıma şükrettiğim kitaptır: Ali Osman Tatlısu’nun Esma-i Hüsna Şerhi. Diğerlerinden seçildiği üç yönü var bence bu kitabın:

  1. ilme aykırı, hurafa sayılabilecek, sadece kişisel keşfe dayalı hiçbir söz içermiyor.
  2. ilmi bir kitap olmasına karşın halk diliyle yazılmış. (bence bu vasıf bir kitabı başarılı kılan en önemli özelliktir.)
  3. her ismin sonunda, bu ismin sizde tecelli etmesi durumunda nasıl bir kişiliğe sahip olacağınız anlatılmış.

 

İşte bu vasıflarıyla bu kitap diğer bütün esma kitaplarının önündedir bana göre. (gözden kaçırdığım değerli bir çalışma varsa bildirilmesini isterim.)

 

Birisinin “en çok beğendiği” her hangi bir şey o kişinin varabildiği “en üst” anlayış düzeyini de ortaya koyar. “En beğendiğiniz” şeyi söylemek bu açıdan bir risk almaktır. Bunun bilincindeyim. Bu nedenle bazıları hiçbir şeyi beğenmiyormuş gibi yaparlar sürekli. Kişisel olarak ben giyim kuşamda, dekorasyonda, mimaride, yeme içmede ve tabii ki okunası kitaplar konusunda sadeliğin “en üst” güzellik ve başarı ölçüsü olduğunu düşünüyorum. Her devirde, çağını ve ardından gelen çağları en çok etkileyen kitapların (şüphesiz kutsal kitaplar bu değerlendirmenin dışındadır) içerdiği bilginin dozu, kitabın düzeni, dil ve üslubu bakımından sadeliği başarabilmiş kitaplar olduğunu düşünüyorum âcizane, haddimi aşarak.

 

Aslında ben hastanede okuduklarımı anlatacaktım ama esma okumalarından söz açınca Ali Osman Tatlısu’ya değinmeden geçemedim. Ruhu şad olsun.

 

Gelelim Şahver Çelikoğlu’nun Esma-i Hüsna Şerhi’ne. Öncelikle böylesine ciddi ve ilmi bir konuda bir kadının bu kadar kapsamlı bir eser vermiş olmasından gurur duyduğumu belirtmeliyim. Çünkü ortalama kitap boyutunda, her biri 500 küsur sayfadan oluşan beş ciltten söz ediyoruz demektir, bu kitaptan söz etmek. İlk üç cildini hastanede okudum. Yazarın açıklamasından öğrendiğimize göre yerel bir radyoda yapılan sohbetlerin kitaplaştırılmasıyla meydana gelmiş bu eser. Konuşmayı (gerçek bir) yazıya dönüştürmenin, yazıyı baştan yazmaktan daha çok emek istediğini (ben de o yolun yolcusu olduğumdan) iyi biliyorum. Konuşmayı yazıya dönüştürmek bir kaydı çözümlemekten ibaret değildir. Asıl emek ondan sonra başlar. İşte (yazarı küstürmeyelim ama) bu kitapta bu ikinci aşama emeğinin gerektiği kadar verilmediğini düşünüyorum. Çünkü konuşmanın seyri içinde doğal olabilecek çağrışımlar, daldan dala atlamalar, akla hemen o anda geliveren, üzerinde çalışılmamış örneklemeler olduğu gibi kitaba geçirilmiş. Önceden okuduklarıma ilaveten yeni bir şey bulabilir miyim diye (şöyle hızlıca) okudum kitabı. Ve biraz daha çalışılıp fazlalıkları, tekrarları çıkarılsaydı ne iyi olurdu diye düşündüm. Bütün mücevherlerini aynı anda takmış bir kadın gibi olmamalı bir eser.

 

Siz benim dediklerime bakmayın, kaynaklara vakıf, ne dediğini bilen, hoş sohbet bir yazarla karşı karşıya kalacaksınız bu kitabı okursanız. Hele de vaktiniz dar değilse her gün bir ismi okuyun ve konuşulanlar (yazılanlar demediğime dikkatinizi çekerim) üzerine düşünün. Göreceksiniz iyi olacak. 2.10.2010

17.4.2011 tarihinde yazıldı..
Fatma BAYRAM

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.