Gündelik Hayat Değişiminin Dine Yansıması
0
Yorum
903

kez okundu..

 Gündelik Hayat Değişiminin Dine Yansıması

Nevin Meriç

İnsan toplum ilişkisi karşılıklı işleyen bir mekanizmadır. Bireyden topluma, toplumdan bireye insanın zihinsel duruşundan, davranışlarını belirlemeye kadar biteviye bir akış söz konudur. İşleyişin organize edildiği alan gündelik hayattır. Gündelik hayat mekânlar içinde devam eder. Ve yaşanılan, içinde bulunulan yer, birey davranışını etkiler, belirler. Çünkü birey ile toplum arasındaki iletişim ve etkileşimin sağlandığı süreçlerden biri de sosyalizasyondur. Toplumsal değer, inanç ve kurallar, bireye sosyalizasyon yoluyla aktarılır. Bu aktarma süreci, bireyin toplumsal rollerini belirler. Bu yazıda gündelik hayatın değişiminin dini tavır alışlara nasıl yansıdığını ve insanların değişimler karşısındaki duruşlarını ele almaya çalışacağım.

Günümüzde gündelik hayat modern kentte cereyan etmekte... Konumuz açısından meseleye baktığımızda modern kentin düzenlenişinden, araçsal uygulamalar ve kullanma biçimlerine kadar bir dizi gelişmeler, dindar bireyi de etkileyip dini tavır alışlarında değişmeye neden olduğunu gösteren tablolar karşımıza çıkmaktadır. Bu tabloyu gözlemleyebileceğimiz en pratik yerlerden biri müftülüklerdeki “alo-fetva” birimine gelen sorulardır. Alo fetva soruları bir turnusol kâğıdı gibi hayat-an durumunun, dinle ilişkisini ve ilişkilendirmeyi karşımıza çıkartır. Bir diğer ifadeyle hayat-din ilişkisine dair iç içeliğin birey bazında şekillenişini aktaran imkândır. Bu bağlamda fetva; tarihsel donanımın anla ilişkilendirip mevcudu yaşanabilir, geleceği de umutvar hale getirme eylemidir aynı zamanda. Fetva insanın dinle ilişkisine süreklilik kazandırırken, maneviyat ve huzura yaptığı katkıyla psikolojiyle, insan-toplum ilişkisiyle de sosyolojiyle irtibatlandırılabilir. İbadetleriyle ilgili sıkıntı yaşayan insanı bundan kurtarmak hem psikolojik hem de sosyolojik bir durumdur.

Değişen Gündelik Hayatta İbadetler

Modernleşmenin kent bağlamında neden olduğu değişimlerin ana dinamiğini hız, haz, bilim/teknoloji şeklinde formüle edebiliriz. Zamanın kullanımı, kamusal mekânlar, çalışma hayatı gibi bir dizi farklı mekânlar üzerinden örgütlenen ve düzenlenen kentte, gündelik hayatın değişimi de bu alanlarda seyreder. Mekânların dizaynından kullanım biçimine kadar çok sayıda yenilik insanı etkileyerek değiştirmektedir. Kişinin gün içinde bulunduğu yerler ibadetle ilişkisini sağlıklı anlamda devam ettirmede, ibadet edilecek yerin düzenlenişinden, kullanma biçimindeki farklılıklara bir dizi sıkıntıları karşımıza çıkartmaktadır.  Namazların cem’i konusunun son yıllarda daha çok gündeme gelmesini bu açıdan değerlendirebiliriz.  Kadın kıyafetlerinde tesettüre dair farklılaşmayı da bu merkezde değerlendirmek gerekir. Bunu farkeden ve çözümler üreten Şule Yüksel Şenler’i de anmadan geçmek olmaz.

Modern dünyanın haz üzerinden düzenlenmesi bir  duygu durumunun ihtiyaç-gereklilik şeklinde formüle edilerek normalleştirilmesi ve meşrulaştırılmasına olanak sağlamıştır. Sektörel uygulamalardan, sosyal, siyasal, kültürel oluşumlar da dahil gündelik hayatın haz merkezli işleyişiyle bağlantılıdır. Bu zaviyeden olarak acıların, sıkıntıların, kamufle edilip steril bir hayatı merkeze koyan kent hayatında acılar da estetize edilerek yeniden düzenlenmiştir. Ölüm, vefat haberlerinin medyada, dizilerde ele alınış şekilleri bu konuda birçok örnekten biridir sadece.

Teknolojik gelişmeler de gündelik hayatın işleyişini ve düzenlenişini değiştirmektedir. Günümüz gündelik hayatında dijitalleşme ve sosyal medya, değişimin önemli aktörleri olarak tanımlanabilir. Gerek kurumsal işleyiş gerek eviçi düzenlemelerde dijital araçların kullanımı her geçen artmaktadır. Dini hayatın düzenlenişinde de dijital araçlar da kullanılmaktadır ki bu zaten önlenemez bir durumdur. Nitekim 2000’li yılların başında hiç görülmeyen cümlelerin “alo-fetva” sorularına yansımasını bu bağlamda ele almak gerekir.  Facebook veya twetterda görülen bir dua veya  videonın dini bilgi açısından doğru olup olmadığını test etme yeri de alo-fetvadır artık. Ayrıca fetva sorularında araçsal kullanım da farklılaşmıştır. Söz, mektup, telefon sürecinden sonra internet de soru akışında kullanılmakta ve her geçen gün sayısı artmaktadır.  Ve fakat internet güvenlik anlamında ciddi sorunlara neden olduğu için son yıllarda sitem e-devlet üzerinden işletilmektedir.  Sorular günden, güncel olduğu gibi bireysel durumlarla da alakalı olmaktadır.  Bir senelik evliyim ama anlaşamıyoruz boşanmaya karar verdik. Anlaşmalı olarak boşanacağız. İki taraftın da özel talepleri olmasın diye de anlaştık ama avukat illa nafaka almalısın bu senin hakkın diyor.  Avukatın ısrarını anlayamıyorum. Nafakaya ihtiyacım yok, çalışıyorum, çocuk yok. Bu nafaka bana pek uygun gelmiyor. Siz ne dersiniz bu nafakayı almak caiz mi?... Soruma kaç günde cevap veriliyor. Ne kadar bekleyeceğim… vs.

Hayatın Anlam Arayışı İçinde Din

Modern dünya insanın anlam arayışını da etkilenmiş ve değiştirmiştir. Günümüzde hakikat de farklılaşmış çoklu hakikat şeklinde yeniden formüle edilerek algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu durum insanın anlam arayışında da sıkıntılar yaşamasına neden olmaktadır.

Modern hayatın, araç fazlalığı daha doğrusu her işi, her detayı kaplayan araç/ürün geliştirmeye matuf bir yapısı vardır. Her ekonomik standarda uygun eşya, araç, gereç fazlalığının gündelik hayata dâhil edilmesi, anlamdan çok araçlarla/oyuncak vaktin geçirilmesine katkı sağlamaktadır. Her yaş için üretilen dijital oyunların toplumda revaç bularak giderek yaygınlaşması da oyun ve eğlencenin içselleştirildiğini gösterir. O kadar ki genç kuşak ailelerinde boşanma nedenleri içinde ilk sırayı bilgisayar oyunları almaktadır.  Fetvaya gelen “bilgisayar oyunları bağımlısı çocukları ve eşleriyle ilişkilerinin nasıllığına” dair soruları da bu bağlamda değerlendirebiliriz.  Beyim akşam eve geliyor, yemek bir iki kelamdan sonra bilgisayarın başına oyun için oturuyor ve bir daha kaldırmak mümkün olmuyor.  Her gün böyle, biz ne zaman konuşacağız, dertleşeceğiz bilmiyorum.  Bu evliliği nasıl devam ettireceğim onu da bilmiyorum. Çocuk olmasa çoktan biterdi de çocuk olunca zor. Siz ne dersiniz böyle bir gerekçe caiz olur mu? …  Mesaiye tabi çalışanım. Eve gelince dinleneyim ailemle vakit geçiriyorum istiyorum ama karım bütün gün ben baktım sıra sende deyip çocuğu bana bırakıp arkadaşlarıyla buluşmak için çıkıyor. Veya dinlenmek istiyorum deyip odasına çekiliyor bilgisayarda oyun oynuyor. Kadının evle aileyle ilgilenmesi vakte  mi bağlı?. Birlikte vakit geçirmek için de haftalık program mı yapacağız. Bu evlilik böyle nasıl, ne kadar gidecek bilmiyorum. Çocuk olmasa kolay da… vs. Sosyal medya ve bilgisayar kullanımı ve oyunlarında  cinsiyetler arasında pek fark görülmemekle birlikte erkeklerin daha fazla olduğu görülmektedir.

Modern dünyada sirküle edilen algı “insan-ihtiyaç” ilişkisini değiştirerek anlam arayışının yeniden düzenlenmesine neden olmaktadır. Gündelik hayatta da araç sirkülasyonu ihtiyaçtan azade oldukça fazladır. Bu durumda “israf haramdır” argümanı bir başka açıdan tüketim nesnesi haline gelmektedir diyebiliriz.  Nitekim alo-fetvaya gelen israfa dair soruların daha çok yaş ortalaması yüksek kuşaktan gelmesi de bunu teyid etmektedir.

Maslow’un insanların ihtiyaçları sınırsız olduğu argümanı çok da doğru değildir. Daha derinlemesine bir bakışla “insan-ihtiyaç” ilişkisi değerlendirildiğinde temel ihtiyaçların her canlıda aynı olduğu ve gidermek için de araç bolluğuna ihtiyaç olmadığı gerçeği karşımıza çıkar. Son yılların trendi olan “minimal yaşam” söylemleri, bir açıdan ihtiyaçların azlığını göstermekle beraber, günümüz gündelik hayatının “moda-akım” merkezli işleyişine katkı bağlamında da düşünülmelidir. Bu araç bolluğunda insan ne istediğini, ne de nasıl mutlu olacağını bilemez vaziyette günü/vakti heba formatında geçirmektedir. Oysa insanın vakitten başka sermayesi yoktur.

Modern dünyada her an, kişi, mekân görselliğin malzemesidir. Sosyal medya da bu görselliğin paylaşımına imkân sağlamakta normalleştirmektedir. Bu yaklaşım mahremiyeti etkilemiş ve yeniden düzenlemesine neden olmuştur. Artık ev içi, kapalı mekân güzellikleri yerine, görselliğin merkeze taşındığı, paylaşıldığı ve beğeni sayılarıyla mutlu olunduğu bir formda devam etmektedir.  Bu baskılanım dini düşünme ve davranma biçimlerini hem etkilemekte hem de değiştirmektedir. Sosyal medyada paylaşılsın diye bir ambians formu içinde sunulan, seccade, mumlar, kadın fotoğrafları... Tesettürün buharlaşmasında da bu mekanizmanın etkisi vardır. Başı açık fotoğrafına aldığı beğenileriyle mutlu olan dindar kadınlar, gündelik hayatın rutinleri arasına çoktan dâhil olmuşlardır.

Sonuç olarak günümüzde modern insan kadar, din ve dini davranma biçimleri de ciddi sarsıntı geçirmekte. İnsanlığı bu çıkmazdan kurtulması sahih bir iman, amel ve hizmetle mümkündür.  Dünyayı azaltıp yerine hakikat arayışı koyulduğunda mutluluğun çok da uzak olmadığını göreceğiz.

Aralık 2019 Nihayet dergisi

 

7.01.2020 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.