Geleneksel Merdiven İftarı Ekibi Yeni Katılımlarla Yine
1
Yorum
1590

kez okundu..

 

Geleneksel Merdiven İftarı Ekibi Yeni Katılımlarla Yine
Sultanahmet Karadeniz Pidecisindeydi
Geleneksel olunca benim yazmam gerekti sanırım yine iftar serencamını. Geleneksel Merdiven iftarı ekibi yeni katılımlarla yine Sultanahmet Karadeniz Pidecisindeydi iftar için dün akşam. Yeryüzü doktorlarında geç vakte kadar süren toplantı nedeniyle iftar öncesi sohbetler ve her gelenin sevgi, muhabbet ve küçük çığlıklarla karşılanışını kaçırmış oldum ben - Öyle değil miydi? Ben öyle hayal ettim - Ekipte yazar ve çizer kısmı daha fazla olduğundan aslında yazmak bana düşmez ama neyse ...
Masanın en başında herkesi tek tek gözden geçiriyorum; değerli hocam gezi arkadaşım, beni yıllar sonra anlayan kaderdaşım, geceler boyu gönüllerimizi paylaştığımız sevdiceğim, ne zaman dönsem arkamda bulduğum güçlü kadın bacım, hala tavafta tuttuğum elini avucumda hissettiğim hac arkadaşım, iyi günümde kötü günümde şahidim dostum, kavga etmeyi en çok sevdiğim heyecanlı hatun, sohbetini hep özlediğim yıldızım, küçük mü büyük mü bir türlü karar veremediğim kardeşim, ne desem eksik kalacak biricik kardeşim ... Yani kısaca Ramazan Teyzeleri
Ve kızlar kızlar ... Annelerine duyduğum muhabbetten midir yok yok galiba direk bir bağ bu ... Teyzelerini gördüklerinde farkettiğim gözlerindeki ışıltı hissettiriyor bu bağı bana. Her ne kadar her işlerine karışsak da ...
Kiki hemen anlatmaya başlıyor daha biz orucumuzu açmadan fotoğraf çektiği dükkandaki adamın yaptıklarını. Yanımdaki arkadaşım 'ulusalcıdır' diyor 'kesin' 'Gidip kıziyim adama'. Ama gidip özür dilenmiş bile kızlar adına, aslında amaç dükkanda kalan çantayı almak - biz amacın sadece o olduğuna inanmak istiyoruz -
Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığına tütünle mücadelede danışmanlık yapan arkadaşım duman altında arkadaşlarla tanışırken teyzeler geceyi planlıyor.
Firuzağa'da akşam namazı ... Korka korka 'biz alt katta kılsak' diyoruz. Twitterda başlayacak yeni bir hashtagın konusu olduğunu bilmeden. Bizi tıktıkları kafes dışında kıldığımız her namazı bir lutuf sayarak.
Sultanahmet her zamanki gibi tam bir cümbüş alanı. Geçen yıl ki sosyal araştırmacı arkadaşımız yok bu yıl, halka karışmaktan hazetmeyen dostumuza düşüyor bu görev bu sefer biz namazdayken. Ama çok sürmüyor, her zaman ki eli açıklığıyla - o gün eline geçen paranın da mutluluğuyla tabi- bize çay ısmarlayabileceği lüks mekanları sıralıyor, itiraz ediyoruz.
Ramazan Teyzeleri bu akşam Zeynep Sultan Camiinde. Gülhane Parkının karşısında hemen yola bitişik daha önce hiç farketmediğim bir yer burası. Bilmeseniz girişini kaçırabilirsiniz, girdiğinizde ise daha önce niye farketmediğinizin vicdan azabı, biraz sanki aldatılmışlık, biraz kıymet bilmezlik ve en çok da cahillik üzer sizi. Koskoca çınar camiyi, avluyu ve sizi kucaklar kocaman dallarıyla, korur ve örter kandillerle ışıl ışıl yanan yapraklarıyla. Bahçede önceden ayarlanmış gibi duran sette otururken oymakbaşı anlatır Zeynep Sultan'ın hüzünlü hikayesini. Üçüncü Ahmet'in yaşamayan 30 çocuğundan bahseder - tabi işgüzar doktorlar hemen genetik bir neden arar bu duruma - , kızlarından, Zeynep Sultanın yıllarca bodrumda kalan kemiklerinden. O sırada duvarın hemen ötesinden gelen akordeon sesi yol kenarındaki küçük kızı hatırlatır bazılarına, müziğe 'buz gibi soğuk su' çığlıkları karışır. Çocuklar Sokakta Solmasın der teyzelerden biri içinden sessizce. 'Teyze' olmak zor iştir, ağır iştir aslında.
Yaşlı imam önce şaşırır kalabalık cemaate, rehberlik etmek ister, yer gösterme çabaların girer; sonra bakar ki bunlar onun bildiği teyzelerden değil. 'İstediğiniz yer de kılabilirsiniz'.
5 kişilik cemaatin ikisi yatsıdan sonra ayrılır. Beşe onbeş ... Cemaatteki çocuğun da garibine gider bu durum, her selamda dönüp arkasına bakar şaşkın ve gülümseyen bir yüzle. Her arada kalkıp vantilatörleri kendi etraflarına toplayan teyzelerin rahatlığıdır garibine giden belki de. Yayla gibi püfür püfür esintilerle kılınan teravihin içinden yine trenler geçer, tramvaylar ... İmamın ihlas ve mutlulukla okuduğu ayetler bu sefer galebe çalar, kimse farketmez bile kaç tramvay geçtiğini. Herkesi büyüleyen rengarenk avizelerin altında camiyi dolaşırken teyzeler Zeynep Sultan'ın kız kardeşleri gibi hissederler kendilerini; orada olduklarını bildiğini sanırlar, selam ve rahmet gönderirler ona. Ramazan Teyzelerini ürküten ve üzen kaba ve kalın kadın kafeslerinin aksine sadece bir ayrıcalık belirten kafes Sultan'ın zerafetini anlatır onlara. Eşi Melek Ahmet Paşa'nın yanındaki kabrini ziyaret ederler. Ne yazık ki onun mezar taşı Latin alfabesiyle yazılıdır. İlk tramvay yapılırken Caminin güzel bahçesinin bir kısmı gibi onun da kabri istimlak edildiği ve yıllar sonra tekrar defnedildiği için. Kocaman ağaçları, haziresi, çiçekleri ve kedileriyle bu güzel bahçede sık sık soluklanmak niyeti ve ümidiyle veda ederler imam Abdülaziz Hocaya.
Teravih sırasında sanki Gülhanenin oradaki tramvay yoluna sihirli bir el değmiş gibidir. Akordeoncu kız gitmiş, iftar dükkanları kapanmış, profil değişmiştir. Gelirken dikkati çeken başörtülü elele gençlerin yerini turistler kaplamıştır çoğunlukla.
Ayasofya, Sultanahmet, ağaçlar, çocuklar, insanlar ... Ne çok şey var farkedilecek, yaşanılacak, sezilecek ...
Ramazan Teyzesi sadece teravih değil belki de ... Geleneğe göz kırpmak, gençlerin elinden tutmak, kadınlara yol göstermek, geçmişi anmak, kıymet bilmek, değerli kılmak, mutlu olmak, eğlenmek, sevmek, sevmek ...
27.7.2012 Havva Sula
31.7.2012 tarihinde yazıldı..
Havva Sula

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
eline sağlık havva, çok içten bir uslubun var. iyi ki ramazan teyzesi oldum. harika bir tecrübe..
yıldız ramazanoğlu


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.