Geçmişten Günümüze Adabımuaşeretin Halleri
0
Yorum
450

kez okundu..

 Geçmişten Günümüze Adabımuaşeretin Halleri

Nevin MERİÇ

 

Toplumsal alanın âdâb-ı-muâşeret üzere inşası, insanı çevreleyen habitatın da bu değerleri merkeze alması ve her türlü araçla bunları vazetmesiyle mümkündür. Olumsuz bir davranış yaptığında yanında bulunan büyükler, hocası, komşusu, dedesi tarafından bir kelamı kibarla karşılanan çocuğun aldığı mesaj ve öğrenme biçimi hem teknik bilgi anlamında âdâb-ı muâşereti hem de estetik davranmanın nasıllığını görme ve yaşama imkânıdır.

 

Adabımuaşeret, şart mı?

İnsanın en önemli özelliği bir arada yaşama becerisidir. Bu hem ihtiyaç hem de gerekliliktir. Aile olmanın temelinde de bir arada yaşama güdüsü vardı. Bir arada yaşamak da belli kuralları zorunlu kılar.  Böylece bir aradalığın selameti ve güzeli inşa etme talebi gerçekleşir insanın. Nitekim son yıllarda artan adabımuaşeret yoksunluğu ve ders olarak okutulma-sı taleplerini de bu çerçevede değerlendirebiliriz.

 

Adabımuaşeretin Dayandığı Temeller

Adabımuaşereti geriye doğru götürdüğümüzde karşımıza ilahi kanunlar çıkar. Üst başlığın ahlak olarak belirlendiği yalan söylemekten, kan dökmeye, ticarette kandırmamaya kadar bir dizi kurallar karşımıza çıkar. Kur’ân-ı Kerim’in ayet bazında ‘evlere kapıdan girin’, ‘belli vakitlerde izinsiz anne ve babanızın odasına girmeyin’, ‘sesinizi yükseltmeyin’, ‘sövmeyin’ şeklindeki ihtar ve hatırlatmaları da bu alanın önemli açısından tekrar tekrar düşünmeyi gerektirir. Çocuklara da bu eğitimin verilmesi hem aile hem de toplum olarak bir vecibedir.

Adabımuaşeret toplumsal alan ilişkisini en bariz seyahat kitaplarında görebiliriz. Nitekim İbn-i Fazlan’ın Seyahatnamesi buna güzel bir örnektir. H. 308 ( M. 920-921) yılında İslamiyet’i yeni kabul etmiş Volga Bulgarlarına giderken yaptığı seyahat ve karşılaştığı kabilelerin davranma biçimlerine dair verdiği bilgiler hem adabımuaşeretin hem  din temelini hem de olmadığı zaman nasıl bir yaşama biçimi oluşturulacağını gözler önüne sermektedir diyebiliriz.

 

Batı Adabımuaşereti ile Karşılaşma

Osmanlı devletinin Batı ile yakın temasa geçtiği dönemde, sosyal alanın değişmesi için vaz edilen kurallar manzumesidir adabımuaşeret. Batılılaşma, garbın topunu tüfeğini almakla kalmamış, önce erkeğin sonra kadının mevcut sosyo-kültürel yapıların hilafına değişmesine neden olmuştur. Hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki elçilikler bu kuralları öğrenme ve pratik yapma alanıdır. Osmanlı erkeğinin dans ile imtihanı yine dönemin yazılı basın ve kitaplarından takip edilebilir. Erkekde başlayan değişme bir sonraki eşikte kadını da içine alarak hızla devam etmiş, Cumhuriyetle resmi jargonun önemsediği ve övdüğü zorunluluklar olmuştur. Bu süreçte yaşanan gerginlikler sosyal psikolojinin araştırma sahasıdır ve yazılı kaynaklarda ciddi malzeme bulunmaktadır.

Tabi Adabımuaşeret sadece dans değil. Burada dans bir figür olarak modern bireyi inşa eden araçlar gibi düşünülmeli. Bir de Batı’nın batı-dışı toplumlara uyguladığı sosyal baskı. Ötekileştirmeden ancak bu şekilde kurtulunacağını düşünülmüş ve tabi yanılınmıştır. Bu anlamda Batı adabımuaşereti ideolojiktir ve kendi kültürel kodlarını merkeze alan bir yapı vazeder.

 

Bizde Adabımuaşeret

Osmanlı toplumu düşünülürse sünnet merkezli bir toplumsal hayatın şekillendiğini görmekteyiz. Ahlak ve edepten diye söylenenleri bir tık daha geri götürdüğümüzde ya ayet ya da hadis karşımıza çıkmakta. Toplumsal alan, sözlü kültür üzerinden inşa olduğu için de, kurallar iyice rafine olarak beyit veya kelamı kibara dönüşmüş zamanla. Bu anlamda toplumsal alanın adabımuaşeret üzere inşası, insanı çevreleyen habitatın da bu değerleri merkeze alması ve her türlü araçla bunları vazetmesiyle mümkündür. Olumsuz bir davranış yaptığında yanında bulunan büyükler, hocası, komşusu, dedesi tarafından kelamı kibarla karşılanan çocuğun aldığı mesaj ve öğrenme biçimi hem teknik bilgi anlamında adabımuaşereti hem de estetik davranmanın nasıllığını görme ve yaşama imkânıdır.

 

Günümüz!

Günümüzde hızla değişen teknolojiyle akıl almaz bir değişimin içindeyiz. Bir yanda zihniyet ve davranma biçimi olarak köyünü yaşayan geleneksel şehirli nüfus, bir yanda ultra modern, istese aylarca evinden çıkmadan yaşayabilecek internet kuşağı. Kanaatimce bu sarkacın ortasında adabımuaşeret durmakta… Köy ve değerleri burada duygusal bir öteleme olarak ele alınmamakta bilakis şehirde yabancıyla iletişime geçişi engellemesine dikkat çekilmekte. Köyde herkes tanıdık olduğu için birinci şahıs hitapları kullanılır. Amca, abi, emmi, bacı vs. Şehir ise çok farklı yerden gelenlerin bir arada yaşama becerisi göstermesi gereken yer olduğundan, aile dışında birinci şahıs diliyle hitaplar yapılmaz. Siz dili, hanımefendi, beyefendi hitapları, köyde hocam, hacda hacım hitabının muadilidir şehirde.

Şehir kurumsal alan merkezlidir. Ve şehirde yaşayanlar her daim kurum personelleriyle iletişim halindedir. Okuyan, çalışan nüfus aynı mekânı belli bir süre kullanan yabancı kadın ve erkekler/dir. Dolayısıyla hitap dili siz olmalıdır. Bu durumda mesai arkadaşınıza yenge hanım denmez. Kürsüde size sunum yapan kadına senin kocan var mı söylediklerini ona da uygula denmez. Bu örnekler zihinsel kurgu değil bilakis kurumsal anlamda yaşanmış gerçeklerdir. Şehirde olup da köylü kalmak derken bu ve benzeri davranma biçimleri kastedilmiştir.

Tabi bunun gençlere dönük yüzü daha da facia. Argonun yaygınlığı ve normalleşmesi ilişkileri daha sert ve katı hale getirirken, emoji ile konuşma sevdası zaten kısır olan dil ve hitabı hepten olumsuz etkilemekte. Şehre ait kurumsal yapılar, sosyal kurgulanma jenerasyonların biraradalığını zorunluluğunu getirmiştir. Bu durum kreşten, okula, işe kadar genelde akran ilişkisiyle iç içe olmayı sağlarken, neden olduğu yoksunluktan en çok adabımuaşeret etkilenmiştir.

Sosyal medyanın maskeli aktarımlara imkân tanıyan yönü, insanın argo ve hakaretamiz davranışlarını normalleştirmesine neden olmuştur. Fakat maskeli yaşamla parçalanan kişilikler de kişiye hayırdan çok zarar getirir. Ayrıca bütün yüzlerin ayan olduğu günde sosyal medya maskeleri de bir bir düşecek, ümmet içinde sipsivri kalınacaktır. Bu hakikat din-adabımuaşeret ilişkisinin zamanlar üstü yönünü göstermesi açısından da önemlidir diyebiliriz.

 

Sonuç

Geçtiğimiz günlerde bir milletvekilinin kanun teklifiyle gündeme gelen adabımuaşeretin ders olarak okutulması bence gereksiz … O kadar çok ders var ki gencin daha da ters davranmasına neden olur. Ama anaokullarında bu konu oyun, ilişki biçimlerine dikkat çekilerek halledilebilir. İlkokulda da ders gibi ele alınabilir.  Ortaöğretimde ise, seminer, çocukla birebir iletişime geçeme, öğretmenlerin derslerde adabımuaşerete dair edebi metin veya anekdot aktarımları …vs. şeklinde olmalı.  Bu aktarımların çocuğun daha çok zihninde kalacağı ve ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Hem derse de canlılık ayrı bir hava enerji getirir.

Ayrıca toplumun dini yönden imar eden mimarları, kürsü ve mihrap sahiplerinin de bu konuyu insanın gözünü çıkartmadan, bizzat kendi hal ve hareketleri ve sürekli topluma aktarmalarıyla mesafe alınabilir. Ve fakat önce onlar bu konuda ciddi eğitimden geçmeli tabi … Artık sadece karşısındakine rol biçmek, kitabi bilgi vermek yerine, her konuşmasını bir seyahatname, bir hatırat, bir kelamı kibar, bir beyitle bitiren kürsü ve mihrap sahiplerini hak etmekte bu millet diye düşünüyorum …

Edebiyat ve kültürel araçlarla da konu sıklıkla ele alınmalı ki herkesi içeren bir öğrenme olsun. Kafanın kırıldığı portakal kamu spotu adabımıaşeretten çok şiddet ve kaygıyı anımsatmakta … Bu spotun amacı o değildir denilebilir. Ama mesele zaten her yapılanın künhünde adabımuaşeretin düşünülmesinin gerekliliği olmalı. Bir yandan yıkarken bir yandan yapamayız. Dolayısıyla Allah’ın emri, Peygamberin sünneti, Müslümanların birey ve toplumsal inşası açısından adabımuaşereti gerçekleştirmek bir vecibe, noksanı durumlar ise kul hakkına haizdir diyebiliriz.

Umran Dergisi Eylül 2017 s.52-53

 

 

11.9.2017 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.