FETVA'NIN GÜCÜ -
1
Yorum
1468

kez okundu..

FETVA'NIN GÜCÜ -

İbrahim Akkurt- Yeditepe Yay

Kitap başlığın altında 'iki padişah'ı tahtan indiren Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi (1834-1898) yazmaktadır. Başlıktan da anlaşılacağı üzere 'fetva'nın gücü'nün merkeze oturdulduğu kitap aynı zamanda  bir dönem tarihi olarak da karşımıza çıkmadır. Dönemin siyasi aktörleri, Padişah/ları ve olayrı da kişi/ler merkezli olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fetva kelimesinin çağrıştırdığı kişi herkesin de malumu olacağı üzere Şayhülislam' ve tabi güçlü bir şayhülislamı zihinlere getirmektedir. O kadar ki sadece bir değil iki padişahı görevinden ederken, birinin de öldürülmesi süreci de yaşanmış. Tabi bunlar kitap başlığının uyandırdığı ilk fikirler;  peki öyle mi? kitabın sayfaları bize bu konuda neler söylemektedir.  

Öncelikle dönemin Padişahlarına bakalım. Abdülmecid, Abdulaziz, V. Murat ve Abdülhamit'i de içine alan 1800 yılların ikinci yarısı özellikle. Şeyhülislam Hayrullah Efendi'nin görev süresi ise ilki 1874 tarihinde 42 gün, ikincisi 1876 tarihinde ve bir yıl, iki ay, ondört gündür. Her ikisinin toplamı bir yıl üç ay gibi bir süreye tekabül etmektedir.

Görev yaptığı zamanların Padişah'ı ise, birincide Sultan Abdülaziz, ikincisinde V. Murat'tır. Her iki padişah'ın hal'inde  fetvası bulunmaktadır. V. Murat'ın hastalıklı yapısının iyice belli olması üzerine görevden uzaklaştırılması uygun görülse de onu önceleri 1. Ve 2. Saray imamı yapan sonra da Şeyhülislam olarak tayin eden Sultan Abdülaziz'in hal'ini gerçekleştirenlerle bir olmasını ne halk ne de bir sonraki Padişah olan II. Abdülhamid kabul etmiştir. Ve şeyhülislam olduğu için idam edilmemekle birlikte Medine Harameyni olarak gönderilmiş daha sonra da Taif Kale'sinde 18 yıl  hapis yatıp vefatı da burada olmuştur. 1898

Hasan Hayrullah Efendi sesinin güzelliği ile dikkatleri çekmiş, önce hocasına damat - Arpaçılar Sofusu Şeyh Ahmet Efendi- sonrada Sultan Abdülmecid'in 2. İmamı olarak saraya girmiştir. Abdülmecid'den sonra tahta geçen Abdülaziz, Hüseyin Avni Paşa'nın da tavsiyesi üzerine Şeyhülislam yaparken kanatini de; Bizim imamı Şeyhülislam yaptım biraz da vükela/ bakanlar kahrını çeksin' diyerek açıklar. Bu anlamda Hasan Hayrullah  Efendi ne ilmen ne de ahlaken Şeyhülislam olacak düzeyde olmasa da dönemin siyasi yapısına uygun emre itaati yerine getirecek tıynette olduğu için bu makama geldiği görülmektedir.

Nitekim yaptığı icraatlar da bu kanıyı güçlendirmektedir. Padişah Abdülaziz'in yurtiçi ve yurtdışı seferlerinde 1. İmam olarak yanında bulunmuş ve gerekli arpalık ve payeleri almıştır ama onun hal edilmesi için uğraşan siyasilere de yardım etmiştir. Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mütercim Rüştü Paşa, Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi mahşerin dört atlısı misali Padişah Abdülaziz'in hal ve öldürülmesinde rol oynamışlardır. Bu olaydan sonra kendisine 'Şerullah' lakabı takılan Hasan Hayrullah Efendi ikbal uğruna ihanete cevaz veren yapısıyla da ömrünün sonuna kadar Taif çöllerinde hapis hayatı yaşamıştır. Kitap bu konuda bütün detayları, mektupları, arşiv belgelerini istifadeye sunmaktadır.

Hasan Hayrullah Efendi  Padişah Abdülaziz'in hal'i için verdiği fetva halkın mal ve mülkünü kendi nefsi arzusuna göre harcayıp fakirleştirmek ve zihni melekeleri bozulmuş, siyasetten de anlamaz hali üzerinde padişahlığına son verildi mealindedir. (BOA, Y.EE. 21/28)

Oysa fetvada belirtilenler yanlış dolayısıyla fetva da yanlıştır. Nitekim Adliye Nazırı Cevdet Paşa'da diğer bir çok ulema gibi fetvanın yanlışlığını beyan eder. Çünkü Sultan Abdülaziz'in hem siyasi dehası hem de ülkenin güçlenmesi uğruna deniz kuvvetlerini yenilemesi ...   vs yaptığı işler herkesin malumudur.

Hal'in yurtdışı ayağında da İngiltere ve Almanya bulunmaktadır. Osmanlının teknolojik ve ekonomik atılımları yanında , Padişah'ın Rusya'ya sıcak bakması da Avrupa'nın çıkarına ters düşmektedir. Bu anlamda İstanbul sefiri Elliot'ta Abdülaziz'in hal'inin önemli kahramanlarındandır.

Abdülhamit'in tahta geçmesiyle işler tersine döner. Sultan Abdülaziz'i tahtan indiren grubun başı Hüseyin Avni Paşa bir ayaklama - Çerkez Hasan- neticesinde ölmüş, mütercim Rüştü Paşa göreve getirilmemiş ve Hasan Hayrullah Efendi tek başına kalmıştır. Dönemin Adliye Nazırı Cevdet Paşa Mecelle çalışmalarına başlarken Şeyhülislamın engellemelerini Maruzat'ında açık açık anlatır. Bu durumda yanlız kalan Hasan Hayrullah Efendi Şeyhülislamlık vazifesinden azolunarak, kendi isteğiyle Şeyhülharemlik vazifesi için Medine'ye gönderilmiştir. 1879 .

Ne var ki ammisinin/amca öldürülmesinden son derece rahatsız olan Padişah II. Abdülhamit Yıldız Mahkemesini kurarak faillerin yargılanmasını sağlar. Bu süreçte asıl ele başlarla ismi anılan Hasan Hayrullah Efendi'nin Şeyhülharemeyn olmasına iyi nazarlarla bakılmaz ve görevine son verilir ve Taif sürgünlerinin - Mithat, Mahmud ve Nuri paşaların - arasına katılır. Mahkeme sürecinde Hasan Hayrullah Efendi kendisine yapılan suçlamaları kabul etmez. Özellikle imzası bulunan Sultan'ın hal’ fetvasını kendisinin yazmadığını, fetva emini Kara Halil Efendi'nin yazdığını hatta ona da yazdırıldığını söyler. ' ben fetva vermedim başkaları yazdılar ve tashihnettiler ve bana imza ettirdiler' deyu cevap vermiştir. (s. 113)

Hasan Hayrullah Efendi'nin beyanı mazur görülmez ve ömrünün son yıllarını Taif'te sürgünde geçirir. Hayrullah Efendi'nin İstanbul'daki ilk hanımından üç kızı olmuş ve hanımı ve iki kızı ondan önce vefat etmiştir. Mekke'de evlendiği ikinci hanımından ise bir oğlu olmuş ve fakat henüz sütte iken hapse girdiğinden onu görmesi ve ilgilenmesi pek mümkün olamamış ancak hizmetlisi bunu gerçekleştirmiştir. Vefatından sonra İstanbul'a gelen oğlu Mehmed Mekki Bey'e verdiği arzuhal üzere babasından maaş bağlanmıştır.

Sonuç olarak bu kitapta, bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede Şeyhülislam olan Hasan Hayrullah Efendi verdiği fetvalar ile iki Padişah'ın hal'ini ve dönemin siyasal ve sosyal hayatına dair bilgiler vermektedir. Bir diğer ifade ile güç fetvada değil siyasal erk'in fetvayı kullanma biçimindedir diyebilir. İkbal ve makam arzusunun kamçıladığı fetva hem kendi oturduğu zemini yanlışlığı hem de haksız yere tahtan indirilip öldürülen bir Padişahın hayatına mal olmuştur. Hayrullah Efendi’nin bunun bedelini oldukça ağır bir şekilde ödediği de hayata dair izlerde karşımıza çıkmaktadır.

Hamiş bu gibi davranma biçimleri tarihin bir çok zaman diliminde olduğu gibi günümüzde de yaşanmaktadır. Peki o kadar değiştik, toplum alt üst oldu, o zaman bu değişmezlik nedir?... Değiştiğimizde olağanüstü farklı bir topluma sahip olacağımız yanılsamasını aşıp yüzyıllardır hiç değişmeyenlerin neden ve niçin/lerine bakmak lazım diye düşünüyorum.

Nevin Meriç

30.7.2014  

3.8.2014 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
İst 2014
nevder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.