FETVA SORULARINDA AİLENİN DAĞILMASI
0
Yorum
3554

kez okundu..

FETVA SORULARINDA AİLENİN DAĞILMASI
VE AİLE BÜROLARI
I. EVLİLİK SÜRECİNDE YAŞANAN PROBLEMLER
 
a. Ailenin şekillenişinde fiziki farklılıklar/güç
a1. Şiddet
b. Duygusal farklılıklar
c. Geleneksel-Toplumsal algıda cinsiyet
d. Kötü Alışkanlıklar ve Fizyolojik durumlar
e. Cinsel sorunlar, farklı cinsel talepler
f. Ekonomik durumlar
g. Dini hassasiyetler
h. Ahlaki donanım
 
II. BOŞANMA SÜRECİNDE
A. MODERN GÜNDELİK HAYATTA DİNİ BOŞAMA
 
a.Cehalet
b. Öfke
c. Vesvese
d. Mekansal uzaklık
e. Öğrenme talebi
 
B. BAŞKA NİKAH!
III. RESMİ BOŞAMA
  1. Resmi boşama- Dini nikah
  2.  Aynı mekanı paylaşma:
  3. c. Boşanma süresinin uzaması
 
IV. BOŞANMA SONRASI YAŞANAN DURUMLAR
  1. Aynı kişiyle tekrar evlenme
  2. Bir başkasıyla evlenme
  3. Öngörülemeyen durumlar
  4. Babanın evine dönme
 
V. DAĞILAN AİLE BİRLİĞİNE AİLE DİB BÜROLARININ KATKISI
a. Psikolojik-tıbbi tavsiye
b. Dini tavsiye
b1. Dinleme
b2. Konuşma
c.Faaliyetler
d. Dini bilgilenme
 
FETVA SORULARINDA AİLENİN DAĞILMASI
VE AİLE BÜROLARI
Aile bütün toplumlarda sosyal hayatın temelini oluşturur. Toplumsal sistemlerin ve neslin devamında tek modeldir. Aile kavramı insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihsel süreç içinde sosyal ve kültürel faktörlerin etkisiyle bir çok değişimler geçirmiştir. Dinler ve toplumsal akımlar farklı aile düzenekleri sunarlar. Aile bireylerin kendi kimliğini inşa etmede, toplumsal-kültürel kodları aktaran, tutum ve normların öğretildiği/öğrenildiği ilk kaynaktır. Bu anlamda sosyo-kültürel yapılanmalar ailenin taşıyıcı rolüyle sürekli beslenirler. Bu çalışmada aile birliğinin dağılma süreci ve sonrasına dair fetva sorularındaki örneklik ele alınacaktır.
Ailenin sonlandırılması çok zor ve önemli bir karardır. Dini anlamda da zorlaştırılmıştır. Aile bireylerinin her birini olumsuz olarak etkileyen bu durum fetva sorularında da sıklıkla yer almaktadır. Talak sorusunun olmadığı bir günümüz yoktur diyebilirim. Burada boşanmaya götüren sebepler olarak ailede yaşanan huzursuzlukları ele almamız gerekmektedir
I. EVLİLİK SÜRECİNDE YAŞANAN PROBLEMLER
Biyolojik, fizyolojik, psikolojik olarak tamamen birbirinden farklı iki cins ve yakın çevresinin uzun yıllara sürecek birliktelik için bir araya gelmesi demek olan aile kurmak dünyanın en zor işidir. Bununla birlikte insanoğlunun gerçekleştirdiği en anlamlı ilişki biçimidir. Dolayısıyla dinler tarafından tavsiye edilmiş, desteklenmiş ve dağılması zorlaştırılmıştır.
İnsan hayatındaki en önemli eşiklerden biri de evlilik kararı ve eş seçimidir. Geleneksel dönemde daha çok aile büyükleri tarafından belirlenen bu karar günümüzde bireylere ait kılınmıştır. Kararda psiko-sosyo-kültürel faktörler önemli ve belirleyici olurken günümüzde süreç gittikçe karmaşıklaşmaktadır Benzer alışkanlıklar, aynı değerler, ortak hayat görüşü eş seçiminde her dönem tercih sebebi olarak dikkatleri çekmektedir. Nitekim Allah'ı Teala ayet-i kerime de; "O'nun ayetlerinden biri de, size kendi nefislerinizden, kendileriyle sükun bulacağınız eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır." (Rum 30/21) buyurarak iki cinsi bir araya gelerek aile kurmasındaki etkene dikkat çeker. Bununla birlikte; fiziksel görünüm, ekonomik sosyal dini unsurlar aile birliğinin gerekçeleri olmaktadır. Ailenin harcı sevgidir. Allah rızası temel alınarak kurulan aile, karşılıklı sevgi ve saygıyla büyür gelişir ve kök salar. Aile uzmanları kişilerin bir arada yaşamayı öğrenmesi, paylaşım, etkileşim, duygusal ve fiziksel farkındalıklar geliştirme, ortak haz alanları oluşturma süreci ailelerde en az üç yıla tekabül ettiğini söylemektedirler. Taraflar birbirini ancak 3 yılda tanıyıp aile olma yoluna girerler. Ailenin dağılması ise evliliğin ilk aylarında olduğu gibi çok geç dönemde de olabilmektedir. Konumuz olan fetva sorularında aile oluşturma sürecinde yaşanan gerginlik alanlarını şöyle maddelendirebiliriz.
a. Ailenin şekillenişinde fiziki farklılıklar/güç: İnsan ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde düzenlenmesi 'güç ve irade' faktörünün doğru bir şekilde gerçekleştirmesine bağlıdır. Dinler gücün doğru kullanımı bağlamında 'adaleti' merkeze koyarlar. Bu anlamda gücün kendisinden çok nasıl kullanıldığı önemli olmaktadır. Nitekim ayet-i kerimede; O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever. (Al-i İmran 3/ 134.) buyurmaktadır. Hadisi Şeriflerde de konu etraflıca ele alınmıştır. Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:  "Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir." [1]
Aile birliği insan insana ilişki biçiminin en yakın örneğinin gerçekleştirildiği yerdir. Aile kontrolsüz güç ilişkisinin sergilendiği bir yaşam alanından çok, gücün adaletli dağıtıldığı yer olmalıdır. İnsanın zaaf ve eksik yanlarının da açığa çıktığı durumlar karşılıklı ön yargılarla farklı sonuçlara neden olabilir. Bunun yanında kadının psikolojik, fizyolojik …vs eksikliği üzerinden inşa edilen geleneksel-toplumsal algının, dini söylemler üzerine bina edilmesi tehlikeli sonuçlara neden olmaktadır. Fetva sorularında insan hayatına dair problemleri incelediğimizde de bu durum açığa çıkmaktadır.
a1. Şiddet: Geleneksel- gündelik hayat cins bağlamında erkeğin hakimiyetini merkeze almıştır. Erkek cinsi üzerinden şekillenen geleneksel gündelik hayat güç-iktidar olgusunu merkeze alarak çevreyi tanımlamıştır. Bu kabul ailede erkek-kadın ilişkisini mutlak anlamda erkeğin talepleri çerçevesinde şekillenmesine neden olmuştur. Dini talepler ve davranma biçimleri de dahil her durum 'erkeğin izni'ne tabidir. Bu işleyiş aile ilişkilerinde hem ciddi gerginlik alanlarına hem de din üzerinden yanlış çıkarsamalar neden olmaktadır. Önemi ve yaygınlığı açısından şiddet burada ayrı bir madde olarak ele alınmıştır. " Kayın validemlerle birlikte oturuyorum. eşim beni sürekli dövüyor. Aile büyükleri bir şey söylemiyor. İki kızım var. En çok da bu yüzden dayak yiyorum. Kaynımın ise oğlu oldu. Eşim hem içki içiyor hem de kumar oynuyor. Eve bakmıyor. Bunları söylediğimde de dayak yiyorum. Sürekli hakaret. Ben abdestli namazlı bir kadınım. Biraz bu ortamdan uzaklaşırım diye Kuran Kursu’na yazıldım ama ona da bırakmıyorlar. Kayınpederim sürekli tatsızlık çıkartıyor. Her namazımda dua ediyorum. Kız çocuğumun olması eksiklik mi, günah mı, ben kötü bir insan mıyım. Çok sıkıntılı bir durumdayım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Tek kurtuluş alanım dua ama her hangi bir değişiklik şimdiye kadar olmalı. Sizce duaların kabulü kaç yılda olur. Ben boşanamam. Annem kabul etmiyor, beyindir, çekeceksin diyor. Hem artık çocuklarım da oldu. Bana ne tavsiye edersiniz.?
 
b. Duygusal farklılıklar: İnsan cinsiyet bağlamında fizyolojiden-psikolojiye farklı donanımlara sahiptir. Aynı ailede yetişen kardeşler arasında bile farklar vardır. Farklı aile ve çevrede yetişen iki insanın aile kurması ise dünyanın en zor işlerinden biridir. Bununla birlikte farklılıklar her zaman olumsuz değerlendirilmez. Kadının yapısı erkeğe nazaran daha duygusaldır. Erkek ise daha ben merkezci düşünür ve yaşar. Aile birliğinde yönetici konumunda olması da kendini bu şekilde inşa etmesinde etkili olmuştur. Sosyo-toplumsal açıdan da erkekten bu şekilde davranma biçimleri beklenir. Modernleşme kadının toplumsal alanda görünür olmasını merkeze alarak daha farklı hareket alanları açarken erkeğin dış mekandaki alanını daraltmıştır. Erkeğin yeni durumu kabullenip rıza göstermesinde uzun yıllara rağmen başarılı olunamamıştır. Dini anlamda ise kişilerin birey olarak hakka ve sorumluluklara sahip olduğu esas alınır. ‘Mümin erkekler mümin kadınlar’ hitabıyla örneklenen bu gibi durumlar olaylar karşısında ki bireysel duruşları ifade eder. Ahiret hesabı da bireyseldir. Ailenin geleneksel olarak şekillenmesinde cinsiyet bağlamında erkeğin öncelendiğini görmekteyiz. Toplumsal -geleneksel dini söylemlerde bu durumu onaylamaktadır.
Aile birliğinin sağlıklı bir şekilde devamında duygusal hassasiyetlerin  gözetilmesi gerekmektedir. Birlikte yaşamda zamanın ilerlemesi duygusal anlamda sevgiden saygıya yönelme, alışkanlık ve ünsiyet kesbetme yanında karşılıklı ilişkilerde yıpranma meydana getirebilir. Tahammül sınırlarının iyice azaldığı günümüzde ilişkilerde yaşanan hoyratlık, duygusal hasiyeti olumsuz etkilemektedir. Bu süreç zamanla aile birliğini dağılma noktasına getirir. Nitekim fetva sorularında da evlilik sürecinde yaşanan problemlerin temelinde kadının bir çok açılardan aşağı görüldüğünü gözlemlemekteyiz. Erkeğin, ' ego merkezli' yaklaşımları ailede din ve dini hassasiyetlerde olumsuzluklara bile neden olmaktadır. Geleneksel dini söylemlerle dışlanan kadın bu süreçte ciddi tıkanmalar yaşamaktadır. Bu gibi durumlarda yaşadığı evliliği bir çok açıdan sorgulayan kadının, din üzerinden yaptığı çıkarımlar ciddi gerginliklere işaret etmektedir. 'Eşim sürekli Filistin ile ilgili haberleri seyrediyor. Ben de psikolojik olarak etkileniyorum ve bazen televizyonu kapatmasını istiyorum. O da bana ‘sen Müslüman mısın ki?’ diye alaycı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıyor. Ben de zaman zaman bunalıma giriyorum gerçekten ailede İslam nasıl yaşanır. Böyle dediğim için Müslümanlığım gider mi?' şeklindeki soruda da açığa çıkan gerginliğin temeli duygusal hassasiyetteki yapısal farklılıktır. Buna rağmen din üzerinden evrilerek kişinin Müslümanlığının sorgulanması çözüm zorlaşmıştır diyebiliriz. Fetva sorularından yola çıkarak dini algı ve öğrenilmiş davranma biçimlerine dair toplumsal ve psikolojik analizler yapılabilir.[2]
c. Geleneksel-Toplumsal algıda cinsiyet: Aile hayatında birlikte  yaşam alanları karşılıklı anlayış ve hoşgörüyle desteklenmelidir. Dini anlamda insan olma açısında erkek ve kadının üstünlüğü veya değerliliği söz konusu değildir. Nitekim din 'üstünlük takvadadır' diyerek insan ilişkilerinin nasıllığının en optimum derecesine açıklık getirmiştir. Ülkemizde bazı yörelerde görülen 'kadın ve ailesinin eksi değer' üzerinden tanımlama olgusu ise tamamen yanlıştır ve anlayışı, hoşgörüyü yok etmektedir. Bu yaklaşımın neden olduğu gerginlikler aile ilişkilerinin yıpranmasında etkili olmaktadır. Sürekli 'güç ve hakim olmak' güdüsüyle yetiştirilen erkeğin aile olduktan sonra bunu gerçekleştirmek için bir çok yanlış davranma biçimi geliştirdiği görülmektedir. Kadının sosyal hayatta eğitim ve hareket alanını kısıtlama üzerinden, kendi gücünü ortaya çıkarması hem ailede ciddi sıkıntılara hem de kadının savunma mekanizması geliştirerek karşı tavır alışlar geliştirmesine neden olmaktadır. 'Kocam benim ailemi ziyaret etmek istemiyor. Ben de onun ailesine aynı şekilde davranabilir miyim?' Kadının böyle bir durumda benzer karşılığı vermesinin dini açıdan bağlayıcı olup olmadığı fetva sorularına yansımaktadır. Burada yapılan davranışın dini karşılığını öğrenme talebi kadın dindarlığı kadar, kadına olumsuz değer atfeden geleneksel dini söylemde etkili olmaktadır diyebiliriz.
d. Kötü Alışkanlıklar ve Fizyolojik durumlar: Aile yakın ilişkilerin sağlıklı ve meşru zeminde yaşamasına imkan veren birlikteliktir. Fizyolojik durumlar, alışkanlıklar aile ilişkisini etkilemektedir. Horlama, ağız kokusu kadar içki, sigara kullanma gibi alışkanlıklar zaman içinde gerginliklere neden olmaktadır. Bunlara karşılıklı anlayış gözeterek çözümler bulmak gerekirken, duygusal çıkarımlar yaparak yanlış sonuçlara neden olacak tavırlar takınmak sorunu daha da içinden çıkılamaz hale getirmektedir. Bu durumda eşleri ciddi anlamda kaygılandırmaktadır. "Kocama ağzın kokuyor dedim o da uzak yatalım dedi. Bu nikahı etkiler mi?...  Kocamı içkiliyken ilişkiye girmesem günah mı?...
e. Cinsel sorunlar, farklı cinsel talepler: İnsanın cinsel ihtiyacının meşru temeli aile birliğiyle sağlanır. Neslin devamı için de gerekli olan cinsellik aile hayatının en temel dinamiğidir. Kadın ve erkek olarak farklı süreçlerden geçen bireylerin cinselliğe karşı tutumları da değişik olmaktadır. İnsan belli bir yaşa gelince cinselliğe karşı olumlu duyguların kazandırılması ve cinsel sağlığı koruyucu bilgilerin verilmesi gerekmektedir. Cinsel talep kadar, giderilme biçimi de evlilik hayatını etkilemektedir. Bu konuda sorun genelde; kadının erkek kadar talepkar olmaması ve erkeğin ihtiyacı farklı biçimlerde giderme talebidir. Durum ailelerde ciddi gerginliklere neden olmaktadır. Evlendikten sonra veya zaman içinde yaşanan cinsel sorunlar ailenin devamını tehlikeye sokan en önemli etkendir. "15 yıllık evliyiz. Eşim ilk defa arkadan ilişki istedi. Şok oldum. Bu talebi yerine getirmesem günah mı, ya bizi terk ederse yerine getirsem günah mı?. … "Kocam .çok iyi bir insan beni hiç sıkıntıya sokmaz ama bende çok naz yapıyorum. Artık çok yoruldu senden hiçbir talepte bulunmayacağım dedi. Beni terk ederse diye çok korkuyorum ne yapmamı tavsiye edersiniz?… "?[3]
f. Ekonomik durumlar: Aile birliğinin kurulması ve devamı sevgiyle mümkündür. Nitekim Allah'ı Teala'da ailede 'duygusal yakınlığı' tesis ettiğini belirterek ilişkiyi destekler. Bununla birlikte aile hayat boyunca sürekli sınanmalar geçirir. İnsanın hayat serüveni lineer bir seyir takip etmez. Başlangıcında bir çok yoksunluğa rağmen ileride çalışır kazanırım inancıyla kurulan aile hayatı, bu kazançlarda başarılı olunmadığında sorunlar yaşar. Maddi kazanç aile hayatının devamında etkilidir. Bununla birlikte düzgün ahlaklı bir aile reisi, muhtaç olmadan işleyen bir yaşam düzeneği ve sağlık- eğitim hayatı sorunlu olmayan çocuklar ailenin en büyük kazanımlarıdır. İnsan ise bazı durumlarda sadece ekonomik duruşu merkeze koyar ve ailede sıkıntıların yaşanmasına neden olur. Bu sıkıntı dini yaklaşımlardan duygusal duruşlara kadar aile bireyleri tarafından fetva sorularında dillendirilmektedir. "Ailede kadın ve erkek açısından sevgi % kaç olmalı. Erkek, kadın birbirini % kaç sevmeli. Ben emekliyim. Eşim senin evin yok, araban yok bak senin emsallerinin kaç katlı evleri var diyor ve huzursuzluk çıkarıyor. Bu konuda din ne demektedir. Sanki hanımım beni sevmiyor?"
Değişen kent hayatının getirdiği farklılıklar da aileyi etkilemektedir. Kadın ve erkeğin daha sık bir araya geldiği, çevre oluşturduğu, iletişime geçtiği kent hayatında aileler de değişmektedir. Yeni durumlar erkek ve kadın ilişki biçimini de değiştirmekte daha özgür, demokratik bir seyir gelişmektedir. Değişimin dini yönü ise ‘İş yerinde kadın eleman çalıştırmanın şartları ve şekli kadar, bu elemanla karşılıklı ilişkinin nasıllığı’ fetva sorularına yansımaktadır. Bu gibi durumlarda kadın erkek ilişkisinde ölçü gözetilmediği zaman ciddi bozulmaların yaşandığı fetva sorularından takip edebilir. “Kadın elemanımız bütün paramızı yedikten sonra kocamı bıraktı. Bir evimiz var onun da satılmasını istiyor. Tapu benim üzerime ben satılmasını istemiyorum. Kocam şiddet uyguluyor ne yapmalıyım?... Bayan iş arkadaşımla yalnız yurt dışına iş seyahatine çıkmam doğru olur mu? Eşim bu durumdan rahatsız oluyor ne yapmalıyım?...” vs
 
g. Dini hassasiyetler: Ailenin şekillenişi ve huzurunda dini yaklaşımlara karşı ortak tavır alışlar da önemlidir. Bu konudaki farklı duruşlar ailenin huzurunu engellemektedir. Fetva sorularında da sık sık karşılaşmaktayız 'Eşim hacca gitmesine rağmen namazını kılmıyor, mukaddesatla dalga geçiyor, yalan söylüyor. Münafıkların yaptığı her şeyi yapıyor. Onunla evli kalmak dinen doğru mu?... Karısı namaz kılmayan adamın boşanması mı gerekir. Çok söylüyorum söz verdi ama kılmıyor, benim bu durumda sorumluluğum nedir? '[4]
h. Ahlaki donanım: Aile güvenin tesis edildiği, en üst noktada gerçekleştirildiği, gelecek kuşaklara aktarıldığı bir yerdir. Değerler, ahlak, dinin aktarımları ailede öğrenilir. Bu bağlamda aile ilişkilerinde yaşanan kırgınlıklar, hayretler ailenin devamını olumsuz etkilemektedir. Kendisine güvenilmeyen eşler -kadın olsun erkek olsun- aile birlikteliğini sıkıntıya sokmaktadır. " Yalan sebebiyle boşanma olur mu?... Beyime hiç güvenmiyorum. Sürekli yalan söylüyor. artık konuşamaz hale geldik. Ne yapmalıyım? …vs."
Yaşam tarzındaki gayr-i ahlâki sonuçlar da aileyi derinden sarsmaktadır. 'Zina nikahı düşürür mü? sorusunda karşılaştığımız bu durum hem kadın hem de erkek açısından sorulmaktadır. Zina edebilen kişinin mevcut nikahından kaygılanması toplumsal hafıza da dini tutumlar bağlamında psiko-sosyal açısından incelenmesi gereken önemli bir duruştur diyebiliriz. Aile birlikteliğini tehdit eden durumlardan en önemlisi bir başka kadın olgusudur. (bkz s7)
II. BOŞANMA SÜRECİ
A. MODERN GÜNDELİK HAYATTA DİNİ BOŞA[N]MA
Aile birliğinin tesisi veya sonlandırılması fetva sorularında 'dini ve resmi nikah/talak' şeklinde ifade edilmektedir. Toplumumuzun önemli bir kesimi evlilik din ilişkisinde bu durumu önemsemektedir. Biz de bu çalışmamızda 'dini boşanmayı' sosyo-kültürel açıdan ele alacağız. Dolayısıyla toplumun önemli bir kesimi tarafından gerçekleştirilen bu gibi tavır alışlar hem aile ilişkisinin nasıllığını etkilemekte hem de aile bireylerini psikolojik açıdan ciddi sıkıntılara sokmaktadır. Toplumsal algıda dini boşamanın seyrini ve içeriğini takip etmek için fetva sorularına baktığımızda; aile birliğinde erkeğin gücünü tesisten, boşanmadan kaynaklanacak sorunlardan kaçmaya kadar bir dizi tavır alışları görmekteyiz. Bu durum aile birliğini sonlandırma anlamına gelen boşamadan çok, ailenin düzeni ve devamlılığında farklı durumları gözlemlediğimiz modern [dini] sosyo-kültürel yaklaşımları karşımıza çıkarmaktadır. Bizim tespitlerimiz basında da benzer şekillerde teyit edilmektedir [5] Bu anlamda 'dini boşa[n]mayı' geleneksel dini zemininden kopartılarak modern gündelik hayatta dahil edilen dini bireysel tavır alış olarak sürekliliğini devam ettirmektedir diyebiliriz. Fetva sorularının önemli bir yekununu tutan 'talak' günümüz ailesinde bu konuda yaşanan durumları ifade etmektedir. Bu anlamda dini boşa[n]malar aile birliğinde gerginliklerden, resmi boşanmanın gerçekleştirilme sürecine kadar yaşanan durumları açığa çıkartmaktadır. Dini boşama durumlarını şu şekilde maddeleyebiliriz.
 
a.Cehalet: Aile birliğinde eril gücün tesisi farklı tavır alışlarla karşımıza çıkmaktadır. Kadını ikinci konumda değerlendiren bu algıda boşama daha çok tehdit bağlamında kullanılmaktadır. Kadın ve erkek olarak aile birliğini kurmak yerine, kadının 'söz dinlemesi veya sözümden dışarı çıkmasın' şeklinde erkeğin duygusal yaptırımları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu gibi durumların muhatabı olan kadında ise dini bilgisi çerçevesinde şekillenen farklı davranma biçimleri gözlemlenmektedir. 'Talak'ın ne olduğu bilinmeden yapılan boşama geçerli midir? sorusunda da karşılaştığımız gibi bazı ailelerde kadın; ne talak'ın anlamından ne de sonuçlarından haberdardır. Eşinin bu durumunu bildiği halde dini yaptırımlarla kendini destek arayan erkek hem psikolojik hem fizyolojik anlamada bu konuda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. 'Karım sözümü dinlesin diye farklı zamanlarda boşadım. Ama o bunun anlamını bilmiyor ve böyle boşanma olmaz diye sürekli yanıma geliyor. Bende git diyemiyorum. Zaten gitmesini de istemiyorum. Ama bu boşamaların sayısı çok fazla oldu. Şimdi Allah beni cezalandıracak başımıza kötü bir şey gelecek diye çok korkuyorum. Karımı çok seviyorum ondan boşanmak istemiyorum ne yapmalıyım? … 'Dört aylık evliyim. Eşim sözümü dinlesin diye üç ayrı zamanda boşadım ama şimdi bütün haklarım bitti. Ne yapacağım. Çok kötü durumdayım?...vs
Günümüzde aile içinde yaşanan gerginliklerden sonra öfkeli durumlarda yapıldığını gözlemlediğimiz dini boşama, bireylerin zihinlerinde ve davranma biçimlerinde geleneksel dini zemininden kopartılmış bulunmaktadır Şaka yoluyla söylenen boşama kelimelerini de bu bölümde değerlendirmek uygun olacaktır. "Eşim şaka ile bana iki defa “boş ol” dedi. Evliliğimizin durumu nedir?... Eşimi yanımda olmaksızın boşadım. Bu boşama geçerli mi?
 Dini bilgilenme kaynaklarının yetersizliği bu konuda bir çok sıkıntıların yaşanmasına neden olmaktadır. "Eşime boş ol dedim. Cami imamı bir hakkın gitti dedi. Ne yapmalıyım" şeklinde ki fetva sorusu bu duruma kısa bir örnektir. Bunun yanında; "Beyimle boşanma konusunu konuşuyorduk. Sürekli boşanma , boşadım sözlerinden örnekler okuduk. Bu durum nikahımızı etkiler mi? şeklindeki sorular da toplumda bu konuda yaşanan bilgi eksikliğine güzel bir örnektir.
 
b. Öfke: İnsanı olumsuz olarak etkileyen bu durum dini boşamalarda sıklıkla yaşanmaktadır. Burada da kasıt aileyi sonlandırmak yerine bireylerin güç üzerinden gündelik hayatlarını yeniden tesis etme mücadelesidir. Nitekim eylemin akabinde pişman olmalar, fetvayı arayıp çözüm yolları talebi de niyetin boşanma olmadığını göstermektedir.
Öfke ikiye ayrılır. Psikolojik veya fizyolojik herhangi bir rahatsızlıktan kaynaklanan boşamalar. "Beyim şeker hastası kızınca beni boşuyor sonra da üzülüyor. Ne yapmam gerekir?... " vs
Ailede yaşanan kavga ve tartışmalar sırasında yapılanlar. "Beyimle kavga ettik. Ama iyi bir kavga. Şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamıştık. Çok kızdı. İlk defa boşama kelimelerini söyledi. Bu durum evliliğimizi etkiler mi?... "Öfke anında boşama sözleri geçerli mi?"
Kadının hareket alanının kısıtlandığı durumlar da kullanılan örf merkezli kelimeler de -şart- aile düzenini olumsuz olarak etkilemektedir. 'Kocam bana bir daha sorarsan kötü olur, şart olsun dedi. Bu ne demek,  nikahımızı etkiler mi? şeklinde fetva sorularına yansımaktadır.
 
c. Vesvese: İnsanın bilmesi, öğrenmesi sağlıklı düşünmesi, doğru kararlar almasında etkilidir. Hayatı an boyutundan çıkartıp dünden yarına şeklinde daha geniş bir zaman dilimine yayarak düşünmek insanın alacağı kararların önemli ve sağlıklı olmasını belirler. Yapılan yanlışı düzeltecek doğru bilgi kaynaklarından yoksun olmak da insanı sıkıntıya sokar. Nitekim geçmişe yönelik olarak duyulan pişmanlıklar insanın psikolojisini bozmakta ve takıntılı hale gelebilmektedir. Nitekim bir fetva sorusundan karşılaştığımız; '4 yıl önce eşime boşama sözleri sarf etmiştim, ardından tekrar dini nikah kıydırdık; fakat şimdi içimiz rahat etmiyor, nikahımız şu an var mı?  bu durum vesvesenin boşama sözleri üzerinden devam eden sürekliğini açığa çıkartmaktadır diyebiliriz.
d. Mekansal uzaklık:Aile birliği ortak mekanın paylaşımını gerektirir. Bireylerinin karşılıklı yakın ilişkileri aynı mekanın paylaşımıyla mümkündür. Ne var ki hayatın içinde yaşanan sıkıntılar bazı durumlarda mekandan da uzak kalmayı gerektirmektedir. Her hangi bir sıkıntı olmadan yaşanan mekansal uzaklıkların boşanma anlamına gelip gelmediği fetva sorularına da yansımaktadır. "Eşim yurt dışında çalışıyor. Senelik izninde görüşüyoruz. Bu kadar uzun ayrılık nikahı bozar dediler. Bu doğru mu?. .. vs"
e. Öğrenme talebi: Boşama sözlerinin ne gibi yaptırımlar getireceğini öğrenme talepleri de fetva sorularında görülmektedir. Özellikle dini nikah resmi nikah - dini boşama resmi boşama karşılıklılığı toplumda yanlış algılamalar ve sonuçlara neden olmaktadır. " Resmen boşanan dinen de boşanmış sayılır mı?" sorusunda da görüldüğü gibi bu konu bilinmemektedir. Modern gündelik hayatı kolaylaştıran ve hızlandıran teknolojik aletler de aile birliğini sonlandırmada kullanılmaktadır. "Beyimle kavga ettik. İşe gitmişti. Oradan seni boşadım diye mesaj çekmiş bu olur mu?... vs."
 
B. BAŞKA NİKAH
Aile ilişkisi bir aidiyet zemini oluşturmaktadır. Kadın, erkek, çocuklar, sosyal çevre ve toplum, aidiyetin içeriden dışarıya doğru genişleyen halkalarıdır. Bu aidiyet aileyi dış etkenlere karşı korumakta, zarar görmesini engellemektedir. Erkek algısında önemli bir yeri olan 'bir başka kadın' olgusu sıkıntılı bir durumdur. Güç ilişkisinden, motivasyon talebi kadar, değişen sosyo-ekonomik çevreye uyum sağlama veya bozulan sağlık karşısında moral bulma anlamında da 'bir başka kadın talebi' erkek davranma biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumu aktaran fetva sorularına ; "Beyim 50 yaşında. Çok sağlıklı bir adamdı ama bazı arazlar görüldü. Bu onu çok etkiledi. Morali bozuldu. Ben de sağlıklı ve genç gösteriyorum ama beni unut diyor. Kalkavan gibi dünya turuna çıktı diye düşün ben evleneceğim dedi ve gitti. Bu ne demek şimdi. Hem kocamı durdurmak hem de dini anlamda beni olumsuz duruma sokmayacak nasıl tavır almalıyım?, . İkinci eş almak için hanımın rızası şart mı?, … "Erkek arkadaşım eşine saygısızlık yapmamak için dini nikah yaptırmıyor. Onu nasıl ikna edebilirim. Biz günaha girmiyor muyuz?" …vs şeklinde birkaç örnek verebiliriz.
 
Modern gündelik hayatta kadın hem maddi hem de fiziki anlamda daha serbest olmaktadır. Eğitim ve çalışma hayatında kadının da yer alması aile ve sosyal çevre hinterlandını genişletmiş ve değiştirmiştir. Büyük şehrin farklı kalabalıkla birlikte tesis ettiği gündelik hayat tarzı bireyselleşmeyi hızlandırırken kişiyi yalnızlaştırmış ve gücünü azaltmıştır. Nitekim modern gündelik hayatta çalışma hayatının zorluğu ve aile ilişkisini devam ettirmesini engelleyen durumlar, ekonomik özgürlüğünü elde eden kadını bir partnerle birlikte yaşamaya yöneltmektedir diyebiliriz. Bu durum erkeğinde işine gelmekte hem ekonomik açıdan aile sorumluluğundan kurtulmakta hem de yakın ilişkisinde farklı motivasyonlar yaşamaktadır. Konu fetva sorularına; "Karısının haberi olmadan evli bir adamla dini nikah caiz mi?, "… "Evleneceğiz diye bir ilişkiye girmiştik. Sonradan evli olduğunu öğrendim. Çok üzüldüm ama ilişkim yedi devam ediyor. Üstelik ailem bilmiyor. Sürekli beni isteyenler oluyor ve hayır diyorum. Tam bir çıkmazdayım. Ne yapmalıyım? …"Erkek arkadaşım evli. Bari dini nikah yaptıralım diyorum. ondan maddi hiçbir talebim yok hatta daha çok kazanıyorum. Ama dinen çok önemli aile sorumluluğu alamam diyor. Bu ne demek. Dinen aile önemli de ilişki önemli değil mi?... vs." şeklinde yansımaktadır diyebiliriz.
 
Mevcut durumun benzerini gereksizlik olarak kabul eden kadın algısı ise bir başka kadını kabul etmez, israf görür. Dolayısıyla kadın açısından anlamadığı ve anlamlandıramadığı durumları yaşamak zorunda kalması depresyondan ailenin dağılmasına kadar ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. "Ben çok güzel bir kadınım. Gencim elimden her iş gelir. Ama kocam yine de bir başka kadını sevmiş. Bunu hazmedemiyorum. 'Bitti bak sana döndüm' diyor ama kocamı affedemiyorum. Ne demek sana döndüm ben ailesi değil miyim. Çocukları var, karısı var, her şeyi yerinde ne istiyor bu adamlar anlamıyorum ki. Erkeklerden nefret ederken oğluma bile dokunamıyorum. Bu şekilde düşünmem günah mı?"... vs.  Bu anlamda aile birliğini tehdit eden en önemli sorun 'bir başka kadın' talebidir diyebiliriz.
Kadının duygusal, fiziksel, ekonomik açıdan kendini eksik hissetmesine neden olan bu durum, fetva sorularında bütün boyutlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Arkası güçlü olmayan veya kendi ayakları üstünde durma imkanı olmayan kadın, eşini dışlayarak ailesini devam ettirirken bir çok vakıa da boşanmayla sonuçlanmaktadır. 'Kocam bir kadına takıldı içkiye başladı. Artık onu hiç anlamıyor ve ilgilenmiyorum. Çocuklarımla bir hayat kurdum. Zaten bizi gördüğü yok. Onun da işine geliyor yani. Kocamla bu şekilde yaşamamız nikahımızı etkiler mi?...[6]
III. RESMİ BOŞAMA
Toplumların hayatında boşanmanın olmadığı hemen hemen hiçbir çağ ve kültür çevresi görülmemektedir. İslam dini de haklı/ meşru bir sebebin varlığı durumunda boşanmaya cevaz vermiştir. Kur'an-ı Kerim; "Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermektir…" (Bakara 2/229) diyerek durumun dini karşılığını açığa çıkartır. Boşanma aile birliliğini bozmakla beraber bazı durumlar da kazanımlar sağlar. Devamı psikolojik, ekonomik, fizyolojik anlamda imkansız olan ve fertlerini harama yönelten aile atmosferleri boşanma sayesinde normale dönebilir. Bununla birlikte keyfi olarak veya kişisel hedonik yaklaşımlarla aile birliğinin sarsılması veya bozulması doğru değildir. Nitekim aile birliğinin devamı dini anlamda desteklenirken, ailede yaşanacak eksiklikler erkek ve kadına ayrı ayrı cennet nimetleri olarak vaat edilmektedir. Bu durumları fetva sorularına şu şekilde maddelendirebiliriz.
a. Resmi boşama- Dini nikah: Toplumumuzda dini nikah-resmi nikah ikiliğinin sonuçlarından biri de resmi boşamanın dinen boşama yerine geçmediği kabuldür. Gündelik hayatta karşılaşılan sıkıntılara çözüm bulmak amacıyla dini boşanmalar yapılmaktadır. Bu durum hem aile hayatını devam ettirmek isteyen çiftler tarafından hem de resmen boşandığı halde karısına eza çektirmek isteyen erkekler tarafından gerçekleştirilmektedir. Aile hayatını devam ettirmek isteyen çiftler özellikle yaşadıkları maddi sıkıntının telafisinde bu yola tevessül etmektedirler Yalan beyan üzerinden yapılan bu gibi tasarruflar kişinin mevcut durumunu olumsuz olarak etkileyerek psikolojik sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Fetva sorularında sıklıkla karşılaştığımız durumlara ; "Babasından maaş almak için kadın resmen boşanıp dinen boşanmasa nikahı devam eder mi?... İflas ettik. Mallarımız elimizden alınmasın diye eşimden ayrıldım. Aynı evde oturuyoruz dini nikah yaptırmam gerekir mi?... Resmen boşandık ama beyim dinen boşamadım, hiçbir yere gidemezsin diyor. Mahallemizdeki hoca kadın da beyin boşamazsa bastığın toprak lanet eder dedi. Bu doğru mu?..."[7] şeklindeki sorular sadece birkaç örnektir.
b. Aynı mekanı paylaşma: Aile hayatının geçirdiği sarsıntılar bazı durumlarda içinden çıkılamayacak ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle düşük gelirli ailelerde veya eşlerin kendi bakımlarını gerçekleştiremeyecek durumda olması boşanan aileleri zorlamaktadır. Sosyal çevre ve çocukların etkilenmeleri de boşanmaların açığa çıkmasını engellemektedir. "Biz eşimle boşandık ama kimse bilmiyor. Çocuklar etkilenmesin istiyoruz. Çevremiz de bize kızacak, onların da haberdar olmasını istemiyoruz. Bu durumda evden ayrılmamız mümkün değil. Aynı evi paylaşıyoruz ama ben kızımın odasında kalıyorum. Zaten ev benim eşim kendisine ev alacak durumda da değil. Kendi bakımını da gerçekleştiremez. Böyle bir yaşam tarzı günah mı?...  Karım çok asabi beni ve annemi dövüyor. Bundan nasıl kurtulabilirim? Boşanacağız ama ailesine söylemeyeceğiz, öyle istiyor. Çok zor durumdayım. Böyle yaşamak dinen günah mı?...vs" [8]
c. Boşanma süresinin uzaması: Resmi boşama süreci uzun soluklu bir yoldur. Her ne kadar son düzenlemelerle kısaltılsa da ailenin devamı esas alındığı için bu sürede fertlerin uzlaşıp uzlaşmayacaklarına bakılmaktadır. Yeni kurulan aile mahkemeleri de bireyleri uzlaştırmaya yönelik bir açılımdır. Nitekim bu süreçte barışan bir çok aile görülmektedir. Bununla birlikte uzlaşma imkanı olmayan çiftlerde boşanmanın uzaması ciddi gerginliklere neden olmaktadır. Özellikle bir sonraki evliliğin gecikmesi durumu fertleri farklı çözüm arayışlarına yöneltmektedir. "Boşanma sürecindeyim ama hala boşanmadık. Uzun sürüyor. Bu aşamada bir başkasıyla imam nikahı yaptırabilir miyim?'…  Boşanma sürecinde bir adamla dini nikah olur mu?... Resmen boşanmamış olan kadınla dini nikah yapabilir miyim?... vs"
IV. BOŞANMA SONRASI YAŞANAN DURUMLAR
 
a. Aynı kişiyle tekrar evlenme: Aile insanı bir çok açılardan etkileyen kurumdur. Sosyal anlamda aile olmakla toplumsal hayatta yeni bir kimlik ve misyon sahibi olunur. Bireysel anlamda kazancın ve dolayısıyla kazanmanın paylaşarak çoğalmasına imkan verir. Aile için harcanan parayı sadaka olarak değerlendiren hadis-i şerif de kişinin kazanma hırsını hem bireysel hem de toplumsal anlamda dengeler ve hayra çevirir. "Bir kimsenin harcadığı paraların en değerlisi (birinci sırada olanı) aile fertlerine harcadığı paradır."[9]
Aile bireye kendini gerçekleştirme imkanı verirken sosyal ve toplumsal sorumluluklarını da derinleştirir. Günümüzde hayatın rutinliği ve yakın ilişkilerde yaşanan yıpranma çok çabuk aile birliğini sonlandırırken hayatın zorluklarına aile olarak karşı koymayı taahhüd eden nikah algısında da ciddi değişmeler olmaktadır. Bu anlamda hayat zorluklarla mücadeleden çok haz eksenli olarak yeniden evrilmekte ve tahammül sınırı iyice azalan modern insan için boşanma hızlanmaktadır diyebiliriz. Ne var ki böyle durumlarda boşanma kişiye terk ettiği hayatı tekrar gözden geçirme imkanı vermektedir. Yapılan yanlışlar kişiler de pişmanlığa neden olmaktadır. Fetva sorularında gözlemlediğimiz "Resmi nikahtan boşanan tekrar evlenebilir mi?'… Mahkemenin boşaması kaç boşama. 6 yıldır ayrıyız tekrar evlenmek istiyoruz bu olur mu?"...vs, sorularını bu açıdan değerlendirebiliriz.[10]
b. Bir başkasıyla evlenme: Boşanma dinen hoş görülmemekle birlikte meşru bir davranma biçimidir. Aile birliğinin devamını ciddi anlamda sıkıntıya sokan durumlar kişilere boşanarak yeniden evlenme imkanı sağlar. Fetva sorularında da bu konuda oldukça fazla örnek vardır. "Boşanan bir kadın ne zaman evlenebilir? sorusu bu konunun en başat örneğidir. Bununla birlikte resmen boşanmanın uzaması bireylerde ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Bir de psikolojik anlamda karşı tarafı sıkıntıya sokmak hedefleniyorsa yeniden evlenerek hayat kurma gittikçe zorlaşmaktadır. "Mahkeme yoluyla boşanmada iddet ne zaman başlar?, sorusu bu gibi durumlarda yaşanan sıkıntılara işaret etmektedir.[11]
c. Öngörülemeyen durumlar: İnsan hayatta bir çok olaylar yaşar. Dini anlamda da insana dünya hayatı bir imtihan yeri olarak ifade edilir. burada bir çok sınanmalardan geçeceği söylenmiştir. Nitekim ayeti kerimede Allah'u Teala; ' Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder (Şûrâ - 42/30) buyurarak yaşamayı tercih ettiği hayat tarzında insanın rolünü açığa çıkartır. Aile olarak yaşananlar da başa gelen sıkıntıların bir bölümüdür. Hastalık, sağlık, varlık, yokluk dünya hayatının imtihanlarıdır. Yaşanan sıkıntıların konumuza teallük eden fetva sorularında ki bir örneği de; "Eşim yedi yıldır hapiste , bir kez boşanma davası açmış vazgeçti, şimdi çıkacak , yeniden nikah akdi yapmamız gerekir mi?... Eşimin eski ortağı bir işinden mahkemelik. 15 yıl oldu. Bir türlü sonuçlanmadı. Şimdi iflas etti. Eşim vekil olmuştu davanım peşine düşmedi. Unuttuk bile. Ama mahkeme en son eşime ceza verdi. Hapse girecek o da kaçtı. Ne yapacağımı şaşırdım. Çok korkuyorum. Malları kaybetmemek için boşanacağız. Bu durumda evlenmemiz zaman alacak. Nasıl yaşayacağız. Eşimle görüşmemiz günah mı, çok moralim bozuk ne yapacağımı bilmiyorum, bana yardım eder misiniz?... vs ", şeklindedir diyebiliriz.
 
d. Babanın evine dönme: İnsanın yaşadığı bir çok problem aile birliğine zarar verip boşanmayla sonuçlanmaktadır. Aile birliği içinde kendine ait bir yaşam alanı kuran kadın, erkek, çocuklar ailenin dağılmasıyla ciddi gerginlikler yaşamaktadırlar. Her yeni durum kişiden farklı beklentiler talep etmektedir. Sırf bu talepler bile aile birliğinin bozulmasını engellemektedir. "On yıllık evliyiz. Beş yaşında bir kızım var. Eşimle çok ciddi sıkıntılarımız yok aslında ama evle pek ilgilenmiyor. Sanki biz yokuz. Evde ben ve kızım bir grup bir o tek başına istekleri olan kişi şeklinde bir yaşamımız var. Buna çok üzülüyorum. Bize vakit ayırması gerektiğini ona ihtiyacımız olduğunu söylüyorum ama. Bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. Böyle ne kadar devam ederim bilmiyorum ayrılmak istiyorum ama eve dönmek ağabeyimlerin, babamın baskısı demek. Bir de dul kadınsın. Bu baskıyı istemiyorum eşimin yanında da bu şekilde nasıl devam ederim bilmiyorum. Bana ne tavsiye edersiniz?[12] "…vs
Ailesi içinde kendine aitliği öğrenen bireyler ise bu yeni durumdan çok etkilenip psikolojik rahatsızlıklar yaşayabilirler. "Boşandıktan sonra babamın evine geldim. Kardeşim bana darp etti. Doktor raporu var. Mahkemeye versem günah mı? …[13]
Bunun yanında dinen kendi haklarını boşanma stresi veya cahillik nedeniyle alamayan kişiler de; "Boşanmış ve mehrini almamış kişi mehrini daha sonra isteme hakkına sahip midir?, şeklinde sorular sormaktadırlar.
 
V. DAĞILAN AİLE BİRLİĞİNE DİB AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARININ KATKISI
 
Başkanlığımızın Aile İrşat ve Rehberlik Büroları DİB 2000'li yıllarda müftülükler ve merkez camiler bünyesinde geliştirdiği yeni hizmet birimleridir. Vatandaşların yaşadıkları aile sorunlarının dini karşılıklarını vermek üzere tesis edilmiştir. Boşanmanın dini anlamda olumsuz değer olarak kabul edilip kadın üzerinde bir de dini baskı kurulmasının sıklıkla yaşandığı günümüzde aile büroları kadın, erkek, çocuk ve aile hayatının devamında olumlu anlamda yardımcı olmaktadır diyebiliriz. Dağılan ailelerin streslerini, gerginliklerini daha kolay gidermelerine vesile olmaktadır. Aile bürolarının aileye destek yardımları şu şekilde maddelendirilebilir.
 
a. Psikolojik-tıbbi yönlendirme: Öncelikle yaşanan sorun karşısında zor durumda kalan bireyin mevcut durumda kendi olumsuz algısını düzelterek ayaklarının yere sağlam basması sağlanmaktadır. Zulme rıza gösterilmeyen dinin mensupları olarak erkek olsun kadın olsun yaşanan durumun sağlıklı tetkiklerinin yapılması gerekmektedir. Aile büroları birey bazında yaşanan durumun test edilmesini sağlayarak problem alanları ve sonuçlarıyla alakalı olarak tarafları bilgilendirmektedir.
Bu zaviyeden olarak psikolojik sıkıntı yaşayan aile bireyleri uygun sağlık birimlerine yönlendirilirken dini olarak yaşanan durumun ibadet ve imanını etkilemediği konusuna açıklık getirilmektedir. Böylece gündelik hayatında ciddi anlamda sorun yaşayan kişi, dinden destek alarak ayakta durmayı başarmaktadır. Sağlık anlamında tedavinin gerekliliğine aile bürolarının destek vermesi kişi için tedavi süreci hızlandırmaktadır. Burada en sıkıntılı durum erkeğin tedaviye yanaşmaması olmaktadır diyebiliriz.
 
b. Dini tavsiye: Din aynı zamanda öğüttür. Yukarıda ki örneklerden de anlaşılacağı gibi bizi arayan bir çok vatandaş doğru kişilerle konuşmak, dertleşmek istemektedir. Ele aldığımız konu çerçevesinde düşünürsek genelde ailelerde bir çok sorun yaşanmakla beraber boşanma düşünülmemektedir. Bunda boşanmanın dinen çirkin görülmesinden ekonomik imkansızlığa kadar bir dizi neden rol oynamaktadır. Aile büroları boşanmaktan çok dertleşmek, sohbet etmek, sorunundan haberdar etmek isteyen kişinin güvenilir bir insanla konuşarak psikolojik rahatlamaya yardımcı olmaktadır. Bu durum şu şekilde maddelendirilebilir.
 
b1. Dinleme: Aile büroları kişilerle karşı karşıya temas halinde olunan mekanlardır. Öncelikle muhatabı iyice dinlemek gerekmektedir. Bazı durumlarda sırf dinlemek bile kişinin soruna dair stresini hafifletmektedir.[14]  Özellikle büyük şehirlerin kalabalığında iyice yalnızlaşan bireyi ayakta tutmak gerekmektedir. Yanında yakınında kendini dinleyecek ve dedikodusunu yapmayacak, onu küçük düşürmeyecek kişilerden yoksun olan şehir insanı diyanet bürolarında bunu gerçekleştireceğini düşünmekte ve güvenle hem telefon etmekte hem de bizzat bürolara gelmektedir.
Bazı durumlarda da çocukları ve ailesi için kendini feda eden bir çok kadın yaşadığı sorunun çözümü ayrılmak olduğu halde bunu gerçekleştirmemektedir. Bunda kadının zayıf iradeli olması kadar boşanma sonrasında ihtiyacı olan destek imkanlarından mahrum olmasının da etkisi vardır.
Bazen de aile destek olsa bile kadın sosyal algıdaki indirgemeci yaklaşımla mücadele edemeyeceği için boşanmak istememektedir. Kocasına alışma ve bağımlılık geliştirip eşini sevdiğini söyleyen kadın da kocası ne yaparsa yapsın boşanmayı düşünmemektedir. Bu ve benzeri durumlarda DİB aile irşat ve rehberlik büroları olarak öncelikle doğru soru analizi yapılmaktadır. Gelen telefonda ki kasıt neye tekabül etmekte bu açığa çıkartılmaktadır. Karşı tarafın sohbet talebi imkanlar çerçevesinde yerine getirilmektedir. Bu anlamda aile büroları öncelikle iyi bir dinleyen formatını gerçekleştirmelidir diyebiliriz.
 
b2. Konuşma: Büro elemanı hakkı tavsiye formatında kendini eğiten bir kişi olmaktadır. Karşısındakine örnekler verirken tek taraflı beyanlardan uzak, aile olmanın önemi ve anlamını kişilerin sorunlarını da gözeterek tekrar gözden geçirmelerini tavsiye etmektedir. Günümüz şartlarını da gözetmeli afaki örneklerden kaçınmalıdır. Aileler genelde olayları sadece kendi açılarıyla vermektedirler. Bunu aklından çıkarmayan büro elemanı kadın ve erkek olarak danışanın boşluklarına dikkat çekmeyi ihmal etmemelidir. Konuşma bittikten ve kişi rahatlatıldıktan sonra da hakkı tavsiyeye sıra gelmektedir. Hz. Peygamberin hayatından örnekler verildiği gibi bir çok kişinin de benzer sorunu yaşadığının söylenmesi karşı tarafı rahatlatmaktadır. Sadece kendisinin böyle bir sorun yaşadığını sanan kişi Allah'ü Teala'nın cezalandırdığı tezi üzerinde varlığını anlamlandırmaktadır. İşte aile büroları tam da burada kişinin yaşadıklarının benzerini veya daha ağırını diğer insanların da yaşadığını aktararak sıkıntısının etkisi hafifletilmeye çalışılmaktadır. Bu anlamda aile büroları kişileri sorunun içinden çıkartarak ayaklarının daha sağlam yere basmasına neden olmaktadır. Takdir edersiniz ki boşanan ama dinen boşamadım diyen bir eş karşısında zor durumda kalan kadına hem dini hem de psikolojik yardım ancak aile büroları tarafından yapılabilir. Burada kadın dinen de boşandığını öğrenmesi Allah katında yanlış yapmadığının bilgisi sağlarken hem itikadi hem de psikolojik anlamda rahatlamaktadır.
Bu arada büro görevlisi görev alanının terapi yapmak olmadığını da hep aklında tutmalı, gereksiz açıklamalardan kaçınmalıdır. Özellikle vesvese sorularında ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu gibi durumlarda kişi vakit kaybetmeden doktora yönlendirilmelidir.
 
c. Faaliyetler: Halkı dini anlamda bilgilendirmek başkanlık elemanlarının en önemli görevleridir. Aile büroları da görev alanlarında hedef kitle olarak aileyi merkeze koyarken içerik olarak çocuktan- yaşlıya çok geniş bir yelpazeyi bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Bu faaliyetlerin içerikleri bürolara danışmaya gelen kişilerin yaşadıkları sorunlar baz alınarak oluşturulmaktadır. [15]
Uygulama içerikte kalite yanında konunun uzmanlarının büro faaliyetlerinde değerlendirilmesi imkanını sağlamıştır. Bu anlamda DİB faaliyetleri artan kalitede genişleyerek devam etmektedir. Burada hem kurum mekanlarında eğitim gören vatandaşlarımız bilgilendiği gibi kültür merkezlerinde yapılan programlarda kurum görevlilerimiz rol almaktadır. Ayrıca hutbe ve vaaz konularında da aile bürosunda karşılaşılan sorunlar değerlendirilmektedir. Aile büroları açılımı kurumumuza bir çok açılardan yeni faaliyet alanları kazandırmıştır.
 
d. Dini bilgilenme:Aslında fetva sorularında da gözlemlediğimiz gibi erkeğin ve kadının dini öğrenme ve davranma biçimlerinde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Ailede veya kamuda görülen şiddetten, gündelik hayatta yaşanan değişimlere kadar bir dizi ego merkezli karşılıklar, dini anlamda eksik bilgilenmeyi de açığa çıkartmaktadır. İnsanın mevcut durumlar karşısındaki tavır alışları aile ve sosyal çevreden öğrenmeleri üzerinden gerçekleşmektedir. Eğitimin bu ayağının eksik olması insan ilişkilerinde de sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Dini doğru bilgilendirme imkanları aşağıdaki şekilde tasnif edilerek cevaplandırılabilir.
DİB yazılı ve görsel medya imkanlarından yararlanarak halkı doğru dini bilgilendirme açısından etkili olmaktadır.İlahiyat Fakülteleri ve DİB dini kaynakları basmak ve okunmasını sağlamak bakımından dini eğitime ciddi anlamda katkıda bulunmaktadır.
Telefonla sorunların danışma hattı olan fetva birimi DİB'in en yaygın doğru bilgilendirme hizmetidir. Bunun yanında Internet sitesiyle de sanal alemde dini bilgilendirme yapılmaktadır. Aile büroları vatandaşı 'sorunu' açısından aydınlatırken kurumsal anlamda da dini doğru bilgilenmeyi gerçekleştirerek toplum bazında aile sorunlarını azaltmaya katkıda bulunmaktadır. Medya programlarıyla da halkın dini doğru bilgilenme ihtiyacını gidermektedir.
Not:   Bu tebliğ  14.4.2009 Kutludoğum Haftasında sunulmuştur (Balıkesir).
 
 
 
 
 
 


[1]Buhari, Edeb 76, Müslim, Birr 107, (2760); Muvatta, Hüsnü'l-Halk 12, (2, 906)
[2]Eşim sürekli beni aşağılıyor. Ne yapmalıyım, Kocamla anlaşamıyorum. Çok sert ve kırıcı ne tavsiye edersiniz, Eşim çok küfrediyor. Bu yüzden bunalıma girdim. Bunalım durumumun geçmesi için özel yapacağım ibadetler var mı?
[3] Bizim karı-koca ilişkimiz yok. 7 yıllık evliyiz. Ben çocuk istiyorum. Tüp bebek yapsak olur mu?...” … Beyim oral seks istiyor. Ben çok rahatsız oluyorum. Kendimi kötü kadın gibi hissediyorum. Bu günah değil mi ?... vs."
 
[4] "Kocamın ikinci evliliği, benim ilk. Karısı vefat etmiş. İyi bir insan dediler evlendik ama kaçak elektrik kullanıyor. Hem de caminin. Buna alışmış. Bir türlü vazgeçiremedim. Başımıza bir felaket gelecek diye çok korkuyorum. Bir keresinde şikayet ettim geldiler kestiler. Ama pek fayda vermedi şimdi de akşamları geceleri kullanıyor.. Bana günah olur mu. Biz böyle şeyler görmedik. Babam çok dikkat ederdi. Ne tavsiye eder siniz?...vs"
[5]."Öyle boşanma hadiseleriyle karşılaşıyorum ki Kur'anî prosedüre uyulmamış , fıkhi ahkama riayet edilmemiş, ehliyet unsurunu ortadan kaldıran-sarhoş-öfke vb.- durumlarda yapılmış ve şimdi pişmanız , ne yapacağız sorusu…" Ahmet Kurucan, 'Boşanmada Yetki Düzenlenmesi', 2.4.2009 zaman
[6] "Eşim iş adamı. 30 yıllık evliyiz. Çocuklarım üniversitede. Ayda iki ayda Rusya'ya gidiyor. İki sene önce Rusya'da evlendiğini duydum. Kendisi de kabul etti. Boşanmayı asla kabul etmiyor. Ben sizsiz yapamam diyor, bizim bir dediğimizi de iki etmiyor. Ta oralardan durumumuzu sorup eksiğimiz var mı diye kaygılanıyor. Doğrusu hakkını yiyemem bize iyi bakıyor ama ben o kadını bir türlü kabullenmiyorum. Rusya'da sokakta kalmış bir çocuğu olan dul bir kadınmış. Onu sokaktan kurtarmak için evlenmiş. Boşansam beyim bırakmıyor. Geçenlerde fala baktırdım. Eşini eve bağlayabilirim dedi. Ama şimdide günahından korkuyorum. Hem yaptığım işin günah olduğunu hem de eşimi o kadından uzaklaştırdığımda sokakta kalırsa onun vebalini taşıyıp taşımayacağım beni düşündürüyor. Sizce ne yapmalıyım. Eşimi o kadından uzaklaştırmak için okuttursam günah mı?"
[7] Karımın çok borcu var, evimizde elimizden gidecek resmen boşanıp aynı evde yaşasak olur mu?...
[8] "Eşimden boşandım. Ama çocuklarım var. Gerçi büyükler ama birlikte oturuyoruz. Evli değiller. Bana ihtiyaçları var. Ben bir başkasıyla dini nikah yaptırdım. Üç ay oldu. Şimdi senin benim evime gelmen gerekir, benim karımsın diyor. Bu yaptığın günah hakkımı helal etmem diyor. Doğru mu?...vs
[9] Müslim, Zekat, 38. I, 692. Tirmizî, Birr, 42. IV, 344. No: 1966. İbn Mâce, Cihad, 4. II, 9222. No: 2760. Ahmed, V, 277) Bu konuda bir çok hadis-i şerif bulunmaktadır. Bir diğeri de şudur: "Nefsinin ihtiyaçlarını karşılaman kendin için bir sadakadır. Çocuğuna yedirip içirmen senin için bir sadakadır. Eşine yedirip içirmen senin için bir sadakadır. İşçine / hizmetçine yedirip içirmen senin için bir sadakadır." (Ahmed, IV, 131-132. bk. İbn Mâce, Ticâret, 1. II, 724. No: 2138. Müslim, Vasiyet, 8. II, 1253
[10] Bir başka soru da; "Biz iki kere resmen evlendik. Evlilik ve ayrılık süremiz toplam 15 seneye tekabül ediyor. Şimdi tekrar evlenmek istyoruz. Bu nikah caiz mi?"
[11]Bu konuda bir başka soru da; "Eşim bir türlü boşamıyor. Mahkeme uzadı da uzadı. Ben ailemin yanında kalıyorum. Çok zor durumdayım. Başkasıyla evlenmek istiyorum. sürekli talip getiriyorlar ama boşanamadığımız için evlenemiyorum. Mahkeme sonuçlanana kadar dini nikah yaptırsam günah mı?"
[12]  Bu soruyu soran müftülüğe geldi. Birlikte konuşmalarımız sonunda; 'çok dikkatimi çekti. Aslında ben bir senedir aile danışmanına gidiyorum. Telefonunu verdi sürekli ararım. Ama gördüm ki aynı şeyleri söylüyorsunuz. Çok çok dikkatimi çekti 'demişti..
[13] "Ben liseye gidiyorum. Annem babamdan ayrı. Anneannemlerle yaşıyorum. Bir yakınım bana taciz etti. Anneanneme söyledim. Uydurma dedi. Annem kendini dine verdi. Gündüz dini toplantılar gece namazları beni görecek halde değil. Ne yapacağımı bilmiyorum. O kişiye darp etsem günah mı, polise şikayet etsem ailemin adı çıkar mı ?".
 
[14]Bu konuda telefon konuşmalarımızda da teşekkürler almaktayız.
[15] Nitekim İstanbul Müftülüğü aile bürosu kitapçığı bu şekilde hazırlanmıştır.

 

5.5.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.