DÜNÜN DÜNYASI/STEFAN ZWEIG
3
Yorum
4255

kez okundu..

 

DÜNÜN DÜNYASI/STEFAN ZWEIG
Çev: Gülperi SERT, Can yayınları , İstanbul 2011 b2
Anı – Otobiyografi bileşkesi olan Dünün Dünyası Zweig’e aittir. Kitabın kurgusu anne ve babası ve kendi yaşadığı dönemlere ait ekonomik, kültürel, sanatsal ve siyasal akımlar ve bunları besleyen mekanizmaları gündelik hayat çerçevesinde şekillendirmedir. 1881 doğumlu olan yazar, 19. Yüzyılın son çeyreğinden 20 yüzyılın ortalarına kadar, kendi ve Avrupa hayatını anlatır.
Bu yıllara ait bir çok yazarda gördüğümüz ‘kendi hayatını anlatmaktan kaçınma duygusu’ Zweıg içinde geçerlidir. Ona göre bir hayatın yazılması için; normalde tek bir neslin yaşayabileceği olaylar, felaketler ve sınavlardan çok daha fazla şeylerin olması, inanılmaz derecede çok şeyin yaşanması gerekir. Böylece Zweıg modern ve liberal Avrupa kuşağının yaşadığı iki büyük dünya savaşının insanlığı ürperten duygulanımına dikkat çeker. 1939 yılında kitabı yazamaya başlarken geçmişe de o yıldan bakmaktadır artık. Öyle ki insanlığın gördüğü iki dünya savaşının tanığıyım; birinde Alman cephesinde diğerinde Alman karşıtı cephede olmakta ve devrim, kıtlık, terör, develüasyon, salgın, sürgün …, saygı duydum, zengin oldum, aşağılandım, yoksul düştüm… derken mevcut durumun beninde yaptığı travmayı aşikar etmektedir
Kitabı kronolojik olarak incelediğimizde ilk bölüm; gümüş çağ ki Zweıg’in anne babası, kendi gençlik ve erken olgunluk dönemine tekabül eder. Bireysel özgürlüğün ‘mutlak değer’ olarak ivme yaptığı ve herkesimin bunu dillerdirdiği bir dönemdir. İkinci bölüm altın çağ; eserler verdiği, dünyaca tanındığı, ellinci yaşına kadar olan safha ve üçüncü bölüm bronz çağ; eserlerinin Almanya’da yakıldığı, yasaklandığı, yolda gördüğü halde  tanıdıklarının selam vermediği, pasaportunun iptal edilip vatansız kaldığı, ülke ülke dolşatırılırken derece derece inen insan onurunu yaşayıp anlam veremediği ve sonunda Brezilya’da intihar ettiği safhadır. Bir anlamda kitapta linear bir hat üzerinde seyreden hayatta Zweıg, modern kabullere göre yetiştirilmiş bir bireyin bütün inandığı ilkelerin yerle bir edildiği ve sonucunda yaşadığı dibe vurmayı ve nasıllığını anlatmaktadır diyebiliriz.
            Bir Avusturya Yahudisi olan Zweıg ailesinde baba; ufak bir tezgahtan fabrika sahibi olma başarısı gösteren yeni zenginlerdendir. ne var ki o günlerin refahı ‘tasarruf’ üzerine oturduğundan bir çok ailede de olduğu gibi kazancın önemli bir bölümü bir sonraki yılın sermeyesi olarak aileye yansımaz. Yeni yaşam tarzının mekanı olan kentler bilim ve teknolojinin imkanlarından da yararlanmaya başlarlar. Viyana’nın geniş caddelerinde yeni moda kıyafetlerle bayanlar piyasa yaparken geleneksel muhafazakar algıda varlığını sürdürür.
Zweıg bu dönemde çok az kişinin sahip olduğu imkanlarıyla okula gider ama müfredat ve o yıllara ait gelişmenin gerisinde kalan okul hayatı  işkence gibi gelir. Dolayısıyla   arkadaşlarıyla beraber farklı bir yöntem geliştirir ve  dönemin sanat, edebiyat, müzik, tiyatro faaliyetlerini ülke sınırlarını aşan yazarlar ve eserlerini uzun tartışma ve karşılaştırmalar yaptıkları cafelerde öğrenirler. Ne var ki Zweıg için bu da yeterli değildir; çünkü Viyana  yapacağı okumalar için gerekli vakti sunacak yapılanmadan da yoksundur. Bunu çok iyi gören Zweıg üniversite eğitimi için Berlin’e gitmeye karar verir ve kendisini yormayacak, devamlılık istemeyen bir bölüme kaydını yaptırır. Bu durum Zweıg’e uzun okumalar ve bir çok önemli yazar ve sanatçıyla yazışma imkanı verir. Bu durum dönemin bilgiye susamış nesil ve her şeyi öğrenme talebine işaret eder.
Zweıg özgürlüğü içselleştirmiş bir bireydir sanki. Seyahatler ve diğer dillerde yaptığı tercümeler hem fikir hem de yazın hayatını olumlu etkilemiştir. Fransa, İtalya, İngiltere, Hindistan, Rusya, Amerika seyahate dair kazanımlarında etkili olur. Sanatla, tiyatro ve müzik eserlerini izlemek, dinlemek hayatının vazgeçilmezidir. O kadar ki yanlarında olan Balkan savaşı, I. Dünya savaşı geldiğinde bunun bir heves olduğu çabuk atlatılacağına inanılmaktadır.! Savaşın neden olduğu tahribat develüasyon tam bir felaket olurken Viyana’yı bundan sanatçılar ve oyunları kurtarır sanki. Hayat devam etmekte ve yaşayanlar da hayatta kalmak zorundadırlar. Bu süreçte psikolojik ivme sanat yoluyla sağlanır. Zweıg de artık olgunluk dönemlerindedir. Eserleri beğeniliyor, başka dillere çevriliyor, bir çok programa katılıyor ve hatta yazdıklarıyla para kazanmasına kendi bile şaşırmaktadır. Bu imkanı koleksiyon toplamakla değerlendirir. Biyografi yazarı da olan Zweıg’i en çok heyecanlandıran yazdığı sanatçıların müsveddeleri, eskizleridir. Bir sanat eseri ortaya çıkmadan önce sanatçının yaşadığı özel duygulanımlar, çabalar ancak o şekilde bilinebilir çünkü. Balzac’ın birkaç sayfalık müsveddesini bulduğunda çok sevinmiş bir cümlenin inşa süreci ve geçirdiği durumlar, atılan, yer değiştiren kelimeler, karalamaktan okunmayan cümlelere o şekilde tanık olmuştur. Müzisyenler ve diğerleri için de aynı durum söz konusudur.
Zweıg'in  bir diğer özelliği de geri çekilmesidir. Kendini özgüvenim eksik diye tanımlarken geri çekilme durmunun bunda etkili olduğu açığa çıkar. Sertlik ve ideolojilerin kan emici yönü onu rahatsız eder. Rus seyahatinde kendine gülen ve gelişen Rusyayı gösteren yaşantılar onu heyecanlandırırken, dönüşüne yakın cebine konan birkaç satırlık yazı gerçeğe daha yakın durmasını sağlar. Her an izlenmekte ve tercümanı her yaptığını merkeze haber vermektedir. Bu yaklaşım özgür Zweıg’in temkinli olmasını sağlar. Savaş bir çok değer yargısını da alt üst etmiştir. Kadınlar ve erkekler bir önceki dönemden daha yakın olurken fahişelik ve fuhuş da toplum hayatında görülmemektedir artık! Cinsel devrim ve tıbbi ilerlemeler bu süreci beslemiş ve değiştirmiştir. I. Dünya savaşından sonra değişen bir başka toplumsal kabül de 'gençlik' algısındadır. Sporun birey hayatında içselleştirilmesi, sağlam vücut sağlıklı birey algısı genç ve dinç kalmayı öne çıkarmıştır. Önceki toplumların aksine artık değer genç olmada ve genç kalmadadır. Kitapta Zweıg toplumsal kabuller ve davranma biçimleri üzerinden bu trendi çok iyi işlemektedir.
Alman yayıncısı diğer dillere çevrilen eserleri ve tirajını söylediğinde çok şaşırır. Artık sınırlar ötesi Çin’de bile bilinen bir insandır. Ve elli yaşındadır. Ona göre elli yaş dönüm noktasıdır. Huzursuz bir şekilde geriye bakan insan, yolunun ne kadarını gittiğini düşünürken kalan yolun kendisini daha yukarı mı yoksa aşağıya mı götüreceği tedirginliğini yaşar. Bence Zweıg burada kurgu yapmakta ve hatıratını yazmak için oturduğu yıldan elli yaşını tarif etmektedir. İnsan mutlu geleceğe planlandığından ve elli yaşında da Avrupa I. Dünya savaşının yaralarını sarıp ilerlemeye başladığından bizzat o günlerde böyle bir duygulanımın ancak kurgu olabilir.
Ama insanlık yaşananlardan ders almamış şimdi de Nasyonalizm üzerinden inşa edilmektedir. Hitler , Musolini ve bu süreç kitapta bir hatıratın elverdiği oranda anlatılmaktadır. Ne var ki bu dönem Zweıg için kara günlerin geldiğinin de habercisidir. Almanya Avusturya’ya girmeden İngiltere’ye gider. Ve artık bir pasaportu da yoktur. İlk anda Almanya tarafından işgal edilen ve horlanan Yahudi kimliğinden kurtulduğunu zannıyla sevinirken modern insanın beden ve ruhtan başka pasaportunun da olması gerektiği gerçeğiyle karşılaşır. Pasaportu olmayan insan bile sayılmamaktadır. Oysa 1914 öncesi Hindistan’a İngiltere’ye yaptığı seyehatler de böyle bir durum söz konusu bile değildir. 'O yüzyıllarda yeryüzü tüm insanlığa aitti' diyerek dönemin birey özgürlüğünü bir çok yerde olduğu gibi burada da olumlar. Ellisekiz yaşında bir insan olarak pasaportumun elimden alındığı gün; insanın yurtsuz kaldığında etrafı çevrili bir vatandan daha fazla şeyini kaybettiğini de anlamıştır. Bundan sonrası tam bir faciadır. Artık bir vatanı olmadığı veya birkaç vatanı olduğu için yabancılar dairesinde uzun beklemeler yapacak ve bin bir ricalarla aldığı beyaz kağıtlarla yaşayacaktır. En kötüsü de ‘nereye ait’ olduğunu bilememektir. Üstelik Almanya İngiltere’ye girerse ‘düşman yabancı/göçmen’ olarak sınır dışı edilecektir ki bir derece daha dibe vurmadır.
İnandığı birleşik Avrupa ülküsü tamamen alt –üst olan Zweıg’in dünyanın bir ucunda karısıyla birlikte intiharını açıklarken sanatçı-hakikat ilişkisinde ki mesafe dikkatimizi çeker. Yakın dostu Freud’a göre gerçeğinde sınırları vardır; peki hakikat, hakikatin sınırını var mıdır ve insan bilebilir mi … prensesin uzun yalvarmaları işe yarar ve yaşlı Freud İngiltere'ye götürülür. Bunu öğrenen Zweıg artık bir çok saatler Freud ile sohbet ederek İngilterede ki vatansızlık travmasını tolere etmeye çalışır. Bir keresinde de Dali'yi götürür. Konuşurlerken Dali'de freud'un resmini yapar ama Zweıg bunu  gösteremez. Çünkü Dali Freud'un yüzünde ki ölümü çizmiştir. Çok kısa bir süre sonra da ölür.
Bir anlamda birey olarak çok derin ıztıraplar ve travmalar yaşayan kuşağın temsilcisi ve çalışkan,  çok fazla eserler veren Zweıg’i ve hayatını öğrenme imkanı bulduğumuz bu kitap başarılı çevirisiyle de çok rahat okunmakta. Zweıg’in nasıl yazdığı, yazmaya nasıl hazırlandığı bölümler ise özellikle yazma deneyimi olanların dikkatlice tekrar tekrar okuyacağı sayfalar. 'Bin sayfalık kitabın sekizyüz sayfasını atıp geriye sadece süzgeçten geçmiş ikiyüz sayfasını bırakırım. Kitaplarımın bir şekilde etkili olduğu söyleniyorsa bunun nedeni kesinlikle önemli olanla sınırlı kalarak kısa biçimi tercih etmem konusunda ki katı disiplinimdir’. Nevin Meriç 29.7.2011
29.7.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder
 
selam teşekkürler canım.
nevder
Süper olmuş, ellerine, yüreğine sağlık... bu kitap da okunmalı:)
Şadiye Çimen
Zweıgden sonra tezer özlü okumak hiç iyi gelmedi. özlünün defresif ruh yapısı kitabına da yansımış. cümleler de kesik kesik okurken insanı zorluyor. Zweıgın cümlelerinde ki harekete ve aktiviteye rağmen rahat ve düz yolda kayar gibi akıcılığının üstüne özlü hiç de iyi gelmedi. daha öncede okuyup benzer duygulanımlar yaşamıştım. Gülhanım çok sevince acaba ben mi yanılıyorum dedim ama yok özlü bana iyi gelmiyor. bir daha okuyacağımı sanmıyorum.
nevder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.