Dedem Alzheimer Çok Unutuyor...
0
Yorum
1707

kez okundu..

Dedem Alzheimer Çok Unutuyor...

2011-05-10

Dedem alzheimer unutuyor, namaz beni de imam ediyor, böyle kılsak olur mu? Dedeme bunamış lakabı takmasınlar diye etrafa söylemiyoruz ama  anneme  de etrafa da kötü sözler söylüyor,  farkında değil.  Bundan  dolayı dedem vebale girer mi?

Fetvanın hayat-hakikat ilişkisini buram buram açığa çıkartan bir soru daha. Torunun dedesi için duyduğu kaygı ve iç içe geçen duygular hayatlar.


Bu soruda çocuk büyükler ilişkisinden başladığımızda insanı hayata hazırlayan, zamansal olarak önde ve sonda olanın ilişki biçimi ve bundan sağlanan kazançları görmekteyiz. Akran ve anne-baba ilişkisinde kaçırılan bu fırsat çocuk – dede ilişkisiyle sağlanmakta ve bu ilişki biçimleri üzerinden insan kendini inşa etmektedir. Burada ki çocuk öncelikle dedesine imam olmakla ibadet –çocuk ilişkisini en üst düzeyde yaşamaktadır. Dedenin sağladığı bu fırsat ile çocuk kendini inşa etmekte çok önemli verilere sahip olmaktadır. Dolayısıyla hayat-çocuk ilişkisinin önemli kodlarından birini gerçekleştirme şansına sahip olmaktadır.


Diğer sorun ise dedenin hastalığıdır. Alzheimer günümüzde yoğun şekilde karşılaşmaktayız. Fetva sorularında bu konuda yaşanan sıkıntıların boyutları ve çeşitliği görülmektedir. Sorudan devam edersek, yaşlı ve ölüme daha yakın olan dedenin bu rahatsızlığı dolayısıyla Ahirette azap çekip çekmeyeceği kaygısı görülmektedir. Oysa biz hem dini hem de kültürel olarak biliriz ki hastalık kul iradesine ket vurduğu için sorumluluğu da düşürür. Hasta olan kişi yaptıklarından sorumlu olmaz. Bilakis ona yardımcı olanlar, bakanlar sevaba girerler. O zaman delikanlı neden böyle bir kaygılanım taşımaktadır. Toplumda dini bilgi eksikliğinin geldiği noktayı göstermesi açısından önemli bir örnek.
Diğer kaygı toplumsal davranma biçimlerimizde hem dini hem de ahlaki zaaf örüntülerini göstermekte. Sosyal çevrenin ‘bunamış’ lakabından etkilenen delikanlı -büyük bir ihtimalle aile de bu endişeyi taşımakta- hastalığı gizleme gereği duymaktadır. Hastalığın gizlenmesi ise bireyin davranışlarını makul zemine oturtmaya engel olmaktadır. Böylece iki olumsuz durum arasında gündelik hayatı yaşamak ise gittikçe zorlaşmaktadır.


Sonuç olarak hayat zorluk, meşakket, hastalık… vs imtihan verileriyle insanı yakalar. Her insan için bu durum ortak paydadır. O zaman bütün bu hakikate rağmen insanlar neden böyle davranır ve çevrelerinde kaygı uyandırırlar diye sorulabilir. Buna Kuran’dan cevap verirsek; insanın yaratılış olarak ‘cahil’ kısmı karşımıza çıkar. İnsan dünyada bu cahil kısmını eğitmek için vardır ki bunun son halkası insan-ı kamil olmaktır. Dolayısıyla az bulunur, az rastlanır gittikçe mümkünün azaldığı durumlara doğru hızla ilerlemekte olduğumuz karşımıza çıkar.


Neyse konuyu istediğimiz kadar uzatabiliriz. Ama esas olan hastalık da sağlık ta insan içindir. Her iki durumun insana ve çevreye sağladığı özel ve genel kazanımları vardır. Önemli olan bunları keşfedip mümkün olduğunca kazanç hanesini dolduranlardan olmak gerekir diye düşünüyorum. Sorudaki aile ve çocuğa gelince bu kadar hassas olmak da insana zarardır. Hastalığın gizlenmesinden kaynaklanan duygu baskılanımı, zaman içinde sağlıklı yakınlarda ciddi sorunlara neden olur. Kaldı ki hastalanmak ayıp değil günah değil. Bunu idrak edemeyen toplumun ve yakınların kazanacağı günahın bedelini de üstlenmek ve taşımak insana zarar verir. Dolayısıyla bir an önce bundan kurtulup hem dede hem de torun rahatlatmalıdır. medyasofa.com

14.5.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.