Cumada camiye gelen kadınlar, Cuma namazı kılmalılar! …
0
Yorum
1757

kez okundu..

 

Cumada camiye gelen kadınlar, Cuma namazı kılmalılar! …
Ve bir Cuma daha. Önce arşive uğrayıp dosyalarımı talep edeyim ki pazartesi alabileyim. O da ayrı bir iş  ve  sürekli organizasyon hali yani.  Neyse planladığım gibi öğle tatilinde arşive gittim çok hızlı bir taramayla dosyalarımı talep ettim.  Böylece  Sultanahmet rotam da değişti. Gülhane’nin önünden geçerken okul çocuklarını görünce belgelerde mesire yerleri için izin isteyen okulları hatırladım. Zaman değişiyor ama sistem değişmiyor. İzinlerden Gülhane’yi yılda kaç okul ziyaret etmiş bulmak kolaydır. Neyse ben yoluma devam edeyim.
Hava kapalıydı ama öğleyin biraz açtı. Güzergahta Beşir ağa cami de var fakat İstanbul’un en eski camilerinden ve Cuma için hanımlara yer olması mümkün değil. Neyse ki bir boş vakitte gezmiştim şirinliğine diyecek yok. Biraz ileride de Zeynep Sultan cami var. Bir gün  Sacide’yle kapısında epey beklemiş ama açan olmadığı için aşağıda ki camiye gitmiştik. Bu caminin  içine görmedim sanki, yoksa gördüm de unuttum mu. Resimler çok bulanık hatırlayamıyorum … yukarı doğru çıkmaya devam ediyorum. Bu gibi yollarda en çok dikkati mi çeken kotların yükseltilmesinden dolayı iyice aşağıda kalan çeşme yalakları. Zeynep Sultan camiden sonra da böyle bir çeşme var. Çok değil yüz sene önce yaşayan bizden öncekiler ne kadar da aşağıda  yürüyorlarmış meğer.  Meydan düzenleme çalışmaları bayağı yol aldı ama hala bitmedi. Her yerde turuncu şeritlerle yayalara kapatılan bölgeler var. Şeritleri takip ederek açık yerlerden Sultanahmet’e ilerliyorum. İlk avlu kapısından girdim. Her zaman ki kalabalık hali görülüyor, derken oldukça büyük bir hanım kafilesinin avlu merdivenlerini çıktığını görüyorum. Bu kafileden bana sıra gelip camiye girmem mümkün değil çaresiz yine rota değişecek ve ön yan kapıdan gireceğim. Yan kapı merdivenlerini başına geldiğimde diğer  tarafta iki haham gördüm. Bayağı da ilgi topluyor. Kudüs’te ne çok görmüş, epey de resim çekmişlerdi arkadaşlar. Etrafları kalabalık sayılır ne konuşuyorlar bilmiyorum ama ben kendimi camide nasıl konuşlandıracağımın derdindeyim.
Erkekler kapısına doğru yöneliyorum, çok kalabalık değil. Camiye giren gruba ben de dahil oluyorum. Burada da Marakeş’i hatırladım. Önce ki gün girdiğim kapıdan bir gün sonra  Cuma olduğu için girememiş ve kadınların kapısını bulmak için bütün camiyi dolaşmak zorunda kalmıştım. Yani demem o ki kapısı kadınlara kapatılmayan çok nadir camilerden Sultanahmet … İçeri girdiğimde benim kaçtığım grup diğer kapıda göründü. Merdivenleri de onlardan önce çıkmazsam birbirlerine demir ağlarla bağlı grubu delmek mümkün olmayacak gibi gözüküyor. Oldukça  hızlı bir yürümeyle merdivenlerde buldum kendimi. Ve  sağ bölüme baktım. Cami pek dolu değil çok sevinerek ön tarafta yer buldum. Bu safı da bir grup doldurmuş olduğundan  kopmadan bana da yer açtılar. Kürsüde ki hoca İstanbul’un Fethi’i anlatıyor. Ahmet Nedim’den öğrendiğimiz ilk Fetih kutlamaları aklıma geliyor. Bugün için oturduğu zemin biraz havada mı kalıyor diye düşünmeden edemiyorum. Bununla birlikte her daim hizaya sokulan bir toplum olduğumuz gerçeğini düşünürsek çok da havada kalmıyor gibi de geliyor. Dünkü derste öyle söylenmiş bir türlü burnunun sürtüldüğü anlamayan, kabullenmeyen bir milletin sürekli hizaya sokulma hali. Zor ve sıkıntılı durumlar…
Dışarıda ezan okunuyor. Artık toparlanmalı ve namaza hazırlanmalıyız. Birden her iki yan bloğunda hanımlara ayrıldığını görüyorum. Geçen hafta ki izdihamdan sonra yetkililer atağa geçmişler.  Harika demek yaz sezonu geçtik. Haftaya  hem Recep’in biri hem de Regaip kandili. Ne güzel böylece  takvimde ve mekanda bir örtüşme olmuş. Ve öbek öbek gelen kadın kafileleri camide çok rahat yer bulma imkanına kavuşmuş. Kürsüde ki hoca ise  pek vaazı bitirecek gibi görünmüyor. Ayağa kalkıyorum. Vaaz bitti. Safları düzeltip namaza geçeceğiz ama arkada bekleyen bir kadın da safa dahil olmak istiyor. Camide her taraf kadınlara ayrılmışken ve dahi bir çok boş yer varken  o illa bizi sıkıştırmak istiyor. Boş yerleri gösterdim ama aklen mi kalben mi burunan mı görüyoruz pek anlamadım ve kadın da safa dahil. Böylece kenetlenmiş bir vaziyette namaza başladık … demek ki sorun yer azlığı değilmiş …
            Sırada hutbe ve Emrullah hoca minberde. Fetih ile ilgili. Bugün sabah hutbedeki hadisin harekelerini göremeyen bir hoca arayıp harekeleri öğrenmişti. Dolayısıyla hadise aşinayım. Hoca her zaman ki konuşma üslubuyla devam ediyor. Kafasını kaldırıp karşı balkona baksa oldukça büyük bir hanım kafilesinin namazın farzını bitirdiğini görecek. İşte yine Cuma namazında öğle kılan kadınlar fotoğrafı. Haftaya makineyle gelip bunu resimlemek istiyorum belki yazı da yazabilirim. Toplumsal hafızadan, kültürel bellekten kurtulamayan kadının kendini Cuma namazından mahrum etmesi serüveni mesela …
Ve yine aynı resim biz farza başladık arkada namaz kılan grup kalabalık olduğu için gürültülü bir şekilde camiden çıkmaya başladı … Camide Fatiha ve fetih suresi eşliğinde kıyamdaki cemaatten kendini mahrum eden bir öbek kadın grubu!. Yine sinirlendim. İkinci rekatta kadınlar yeri bayağı boşalırken imamın nasr suresini okuduğunu fark ettim. Müjdelenen zafere dair vaad camiyi doldururken kadınlar çoktan dışarı çıkmışlardı.
Kıssadan hisse; kadınlar artık Cuma vaktinde camiye geliyorlar yani problemin birinci ayağı halloldu sanki. Sırada ikinci ayağı var ki en sıkıntılısı o galiba. Artık camide ki kadına Cuma namazı kılması, imama uyması gerektiği öğretilmeli ki  hüsran yine hüsran mı, ancak bu şekilde aşılabilir sanki … 27. 5. 2011 Nevin Meriç
27.5.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.