CARLO GİNZBURG- PEYNİR VE KURTLAR
0
Yorum
445

kez okundu..

  

CARLO GİNZBURG- PEYNİR VE KURTLAR

Metis yay, İstanbul 2016

 

Metis yayınlarından çıkan ve 240 sayfa olan kitap 2016 yılında basılmış. ilk baskısı 1999 muş.

Hikaye 16. Yyda İtalya'nın bir dağ köyünde geçiyor. Köyde değirmencilik yapan Menocchio herkesin tanıdığı, bildiği, dürüst, çalışkan, kitap okumayı çok seven iyi bir insandır.  Latincesi yetersizde olsa eline geçen, halk diline çevrilmiş, içlerinde Kuran'ın da bulunduğu birçok kitap okur. Okumanın bir işlevi de insanda neden olduğu zihinsel ve davranışsal dönüşümdür. Nitekim Menocchio'da da benzer sonuçlar görülür ve başlar evren, yaratılış, dirilme, Peygamberler vs gibi konuları düşünmeye, konuşmaya ... bir zaman sonra da açık açık kilisenin vaaz ettiği gibi düşünmediğini söyleyerek kendi evren kuramını insanlara vaaz eder. Ona göre dünya, kaostan, bozulan peynirde oluşan kurtlar gibi oluşmuştur. İsa da sıradan, yoksul bir köylüdür. Cehennem de araf da papaz ve keşişlerin halkı soymak için uydurdukları şeylerdir diye köy ve ticaret yaptığı civar yerlerde konuşup gezince kilise bundan hoşlanmaz ve Engizisyona verir.

Kitap Menocchio’nun engizisyonda yargılanma sürecini anlatır ki iki kere bunu yaşar. Birincisinde tövbe edip özür dilemesi üzerine köyünden çıkmamak şartıyla affedilir ve fakat Menocchio görüşlerinden vazgeçmez. Kısa bir zaman sonra da civar  köylerde yine görüşlerini anlatmaya başlar. Engizisyon bunu haber alınca ikinci bir defa daha yargılanır, afolmaksızın idama mahkum edilir ve bir kaç gün sonra idam edilir.

Kitap Menocchio üzerinden 16 yy katolik- protestan sürecinin İtalya'nın bir dağ köyündeki serencamını, izlerini karşımıza çıkarmakta. Engizisyonda yargılanırken hakimler kiliseyle karşı karşıya geldiği konuları sorup cevaplamasını isterler.  Böylece Menocchio’nun düşünceleri kayıtlara geçer ve otorite yanında birçok dinleyiciye sunulma imkanı bulur.

Bir diğer nokta olarak da yazılı kültür -sözlü kültür karşılaşması ve toplumsal alanda neden olduğu değişimin izlerini yakalamak diyebiliriz. Matbaadan sonra hızla çoğalan kutsal kitaplarla en ücra yerlere ulaşan bilgi ve bilgilenme süreci bu konuda yaşanan değişimde önemli bir eşiktir. Menocchio da bundan beslenirken bir hemşiresine 'anlamıyor musun engizisyoncular bizim onların bildiklerini bilmemizi istemiyor'!  diye kitabi bilgi – iktidar ilişkisine dokunur.

Kitapta Menocchio'nun savunularının dayandığı kaynaklar da verilmekte. Bu anlamda yazılı metinle dini bilginin edinilmesi, söz söyleme hakkının otoriteden bireye doğru bir süreci başlatmıştır diyebiliriz. Böylece mevcut sözlü kültürün dinamikleri içinde zihinsel ve davranış biçimlerini belirleyen kişilerin çok kısa zamanda otoriteye başkaldırma ve dini anlamda dayatılan rollerin sorgulama sürecini başlar ki bunların önde gidenleri rahiplerdir.

Bir diğer nüans da sınıflar arası sınırlarda yaşanır. Mesela bürokrat ve ruhban sınıfların bin yıl boyunca hiyeroglif ve ideografiyi tekellerine aldıkları Çin ve Mısır gibi örneklerde bu çok açık görülebilir. İsa'dan 15 yy önce ilk kez bu tekeli kıran alfabenin icadıydı ama yine de yazılı sözcüğü herkese ulaştırmaya yetmemiş ancak matbaa bunu daha somut hale getirmiştir. Yazılı sözcüğün ve yazılı kültüre hakim olup onu aktarabilme becerisinin İktidarın kaynağı olması önemli bir değişim. Egemenliği sağlamak için gösterilen bu yeni çaba Avrupa'nın değişik bölgelerinde farklı biçimler almakla beraber, kırsal bölgelerin Cizvitler tarafından Hristiyanlaştırılması ve Protestan kiliselerinin başardığı, aile temelinde yükselen kılcal dinsel örgütlenmenin beslendiği kaynak baskı olur. Cadı mahkemelerinin yoğunlaşması ve yersiz yurtsuzlarla, çingeneler gibi marjinal gruplar üzerinde sert bir denetim kurulması da bu dönemde olmuştur.

Kitabı okurken nasıl yazılmış olacağını, Ginzburg bunu nasıl kurguladığını düşünürken mahkeme kayıtları karşımıza çıkıyor. Ginzburg, halk kültürünün iktidar karşısındaki konumunu incelerken, günümüze kalan belgeler ve Engizisyon kayıtlarından yola çıkarak tarihi yeniden kurguladığını öğreniyoruz. Bunu bilmek iyi geldi yıllardır arşiv belgelerinin akademik veri dışında, tarihi roman, hikaye, öykü, resim ...vs alanlarda da kullanılması gerektiğini savunurum. Dolayısıyla bizim cenahtan olmasa da karşı mahalle bu ispatlamış ve bir adım öne geçilmiş.

Kitabın bende oluşturduğu duygulanım: Ülkemizde İlahiyatçıların acilen edebiyat ve fiziki bilimlerle yandal uygulamaya geçmeleri ve itikadî bilgiler de dahil olmak üzere edebiyatın imkanlarını kullanma becerileri kazanarak üretimlerde bulunmalarının gerektiği oldu.

Nevin Meriç

10 MART 2020

 

10.03.2020 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.