Cami-mekân ilişkisinde kadınlar
0
Yorum
1650

kez okundu..

 

 
 
Camiler Hz. Peygamber zamanında kadın ve erkeğin birlikte yer aldığı mekânlardı. O günleri anlatan çeşitli rivayetlerde görülebileceği gibi, ibadet etmek için olduğu gibi camideki derslere, vaazlara katılımda da kadınlar ile erkekler arasında bir ayrım bulunmuyordu. Yine bir rivayete göre Hz. Peygamber gece namazını camide kılmak isteyen hanımını engellememesi için erkeğin/kocanın dikkatini çekmişti. Hatta cami sohbetlerinde hanımların duymasını kolaylaştırmak için mekândaki yerini buna göre ayarlamıştı. Hz. Ömer’in halife olduğu dönemde, mescitte kadınların mehirlerinin fazlalığından şikayet ederek, bunun düşürülmesi ile ilgili konuştuğunda, hemen bir hanım sahabinin bu öneriye itiraz ederek bu uygulamayı engellediği de bilinen bir husustur. Bu durumda, özellikle Hz. Peygamberin sağlığında olmak üzere, ilk dönemlerde caminin kullanımında cinsiyet temelli bir ayrımcılığın bulunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
 
 
Osmanlı uygulamasında ise, camilerde kadınları belli gün ve gecelerde görmekteyiz. Kandil, mukabele, teravih uygulamalarında kadınların camileri yoğun bir biçimde kullanmaları sözkonusu olsa da, günlük ibadetlerde durum farklıdır. Mahalle camilerinde bile, günlük vakit namazlarına katılıma pek rastlanmamaktadır. Bu durumun günümüzde de geçerli olduğu dikkate alınırsa, toplumumuzda cami kadın ilişkisi mübarek gün ve gecelere hasredilmiş paket program veya etkinlik düzeyinde kalmaktadır diyebiliriz. Ancak kadınları camiden uzak tutan bu uygulamaların, hem caminin işlevinde hem de kadının dinî ve sosyal taleplerini karşılamada ciddi anlamda eksikliğe neden olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir.
 
 
İslam geleneğinde cami hem ibadet edilen, hem de “cem” olmaktan, birlikte bulunmaktan kaynaklanan sosyalleş-tir-me işlevi dolayısıyla, kültür ve medeniyete dair akışın imkânlarını sunan mekânlardandır. Kadınların bu imkânlardan mahrum olması, hem dinî bilgilenme açısından eksikliği ve dolayısıyla dinî zafiyeti, hem de sosyalleşme sürecine daha geç katılımı beraberinde getirmektedir. Bu durumu bir sorun alanı olarak değerlendiren Diyanet İşleri Başkanlığı, özellikle son iki yıldır, kadın yöneticilerin de teşviki ve çabasıyla, kadınların camiden daha çok yararlanması için çeşitli çabalar içine girmiş durumdadır. Kadınların cuma namazı kılmalarını teşvik eden ve kolaylaştıran bir dizi konuşma ve beyanın yanı sıra, cami mekânında namaz kılma yerlerinin ayrılması ve güzelleştirilmesi çalışmaları da bunlar arasındadır. Bu uygulamalar, geleneksel İslami hafızada yer etmiş bulunan “Kadınlar Cuma namazı kılmaz!” algısını değiştirdiği gibi, mekânın kadınlar tarafından kullanılma imkânlarını da arttırmıştır. Ayrıca geleneksel düşünce taraftarlarında da bir farkındalık oluşmasına ve kadının cuma namazı kılmasının eskiye göre önemli oranda kabul görmesine vesile olmuştur diyebiliriz.
 
 
Bu uygulamanın kadınlar tarafından coşkuyla kabul edilmesi ve desteklenmesi de önemlidir. Öncelikle şehrin imkânları ve mekânlarından yararlanmak isteyen kent kültürü içinde yetişmiş hanımların dile getirdiği bu talep, zamanla toplumun diğer kesimini de içine alacak şekilde yaygınlaşmıştır. Bugün artık şehirde bir çok camide kadınlar cemaate dahil olmakta ve Cuma namazı kılmaktadır. Bu gelişme bir anlamda “asla rücû” bağlamında değerlendirilebilirse de, bu sonuçta Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan, müftü yardımcısından vaizlere, Kur’an kursu öğreticilerinden uzmanlara kadar pek çok kadın personelin emeği ve ısrarlı takiplerinin payı olduğu tartışılmaz bir hakikattir. Özellikle kadın eğiticilerin, hem halkı bilgilendirme hem de uygulamadaki eksiklikleri giderme açısından önemli gayretleri ve çabaları olmuştur. Bu anlamda cami mekânının kadınlar tarafından daha kaliteli ve doğru kullanımında kadınlar hem talep hem de hizmet açısından birlikte hareket etmişlerdir diyebiliriz.
 
 
Burada şöyle bir soru akla gelebilir: “İyi, hoş da, kadınların Cuma kılması hayatlarında ne gibi değişikliklere neden olmuştur?”
 
Cevap olarak şunları söyleyebiliriz: Cuma namazı kılan hanımlar, bunun bir buluşma/toplanma vesilesi olmasından hareketle, arkadaşlarıyla anlaşıp belirli bir camide toplanarak namaz kılmaktadırlar. Böylece haftada bir gün bu vesileyle bir araya gelmekte ve dostluk, arkadaşlık bağlarını tazelemektedirler. Ayrıca Cuma namazı gün ortasında ve sesli kılınan tek gündüz namazıdır. Diğer günlerde kılınan öğle ve ikindi namazlarını, imam sünnete uygun olarak sessiz kıldırır. Gündüz saatlerinde dış mekânda olan ve camiye giden kadınlar da namaza dair bu uygulamayı gayet rahat öğrenirler. Cuma namazı ise bu uygulamanın istisnasıdır. Camiyi sadece kandil ve teravihlerde kullanan kadınların bu uygulamadan haberdar olmaları zordur. Nitekim Medine’de Mescid-i Nebevî’de namaz kıldığım bir gün umreci hanımlardan biri, kılınan öğle namazından sonra ‘imam ne biçim namaz kıldırdı okumayı bile bilmiyor’ demişti. Bu düşündürücü olay ülkemizde kadınların cami mekânını daha çok kullanması ve bunu geleneğin dışındaki günlere de hasretmesi gerektiğine güzel bir örnektir
24.Temuz 2012 taraf nevin meriç
2.8.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.