Biz de İnanamıyoruz Ama İstanbul’a Yaz geldi
0
Yorum
1571

kez okundu..

 

 

Biz de İnanamıyoruz Ama İstanbul’a Yaz geldi

Biz de inanamıyoruz ama İstanbul’a yaz geldi. Bir güneş bir yağmur geçen Mayıs ayından sonra Haziranda yaza ulaştık elhamdülillah diyorum. Sıcağı seven bir insan olarak yazdan memnunum tabi. Ama nem ciddi anlamda sıkıntı oluyor. Neyse henüz o günlerde değiliz şimdiden hayıflanmaya gerek yok. soğanın cücüğünü göstermeye meraklılar bayram ediyor, diğerleri renk ve cins değişikliği üzerinden hayatlarını devam ettiriyorlar… Bu havalar da hep ihtida ettiğim Moldovyalı hanım aklıma geliyor. Neden Müslüman oluyorsunuz diye sorduğumda, burada laleliye indik. Yolda yürürken hayatımda ilk defa kapalı kadınlar gördüm ve o zaman ‘evet kadın kapalı olmalı’ dedim. Ondan sonra da arkası geldi demişti … bu kadının idrakini hepimiz için de diliyorum …
Güzel bir haftanın cumasındayız. İş çıkışı isam konserine yetişmek istiyorum. Yıldızda gelecek. Cuma saati gelince yola koyuldum. Önce Paradigmadan oğullar ve babaları ile kızlar ve babaları kitaplarını alacağım. Ödev diye başladığım iş gittikçe genişliyor, hayırlısı... Gerçi babalarını anlatan kızlar var Nurullah Ataç’ın kızının kitabını okumuştum. Bakalım çift taraflı bir zihin akışını takip etmeyi deneyeceğim … yayınevini bir tariften sonra buluyorum. %50 indirip yaptıkları halde kitaplar pahalı geliyor ama naçar alacağız. Sonra da yukarıda ki Arşiv binasının önünden Sultanahmet meydanına çıkıyorum. Bu sokaklarda ki her adımın kıymetini bilmek istiyorum ama sıcak her şeyi unutturuyor.

Her zamanki avlu kapısından girip bahçeye bir göz atıyorum.camiye girenler, şadırvan önünde kuyrukta bekleyenler kalabalık bir cemaat avluda durumlarına göre vaziyet almışlar. Üst kat hanımlara verildiğinden bu yana ön merdivenleri kullanıyorum. Hemen camiye girip ilk üst kat merdivenlerinden çıktım. Cami tenha geldi. Geçen haftaki kalabalık kandil cemaatiymiş demek. Merdiven başındaki il bölmede yerimi alıyorum. Yanımda bir kızcağız hareketle sukunet arasında gidip geliyor. Akgül hoca vaaz veriyor. Birlik beraberlik ve sukunet içinde bir seçim niyazını da duasına ekliyor. Haftasonu ülke önemli bir dönemeçten daha geçecek. Hoş her daim geçiyor da bazısı hızlı bazısı aşırı hızlı olduğundan farkına varamıyoruz. Hoca duaya geçinde avuşlarımız açtım yanımda ki kızcağız neden dedi. Dua deyince o da esas duruşa geçti. Artık nereli olduğunu sormalıyım ne de olsa iletişim başladı. Cezayirlilermiş. Ah Cezayir; bu günlerde ne kadar sıkıntıları var. Kelime birden koskoca dünyayı zihne getiriyor. Tabi bunların yazılması gerekmiyor Allah’tan.

Hutbe bizin birkaç ay önce Müftü bey’den dinlediğimiz modernleşme – tren – teknoloji temalı yazısı. Hutbe Nuh’un gemisinin çağı yakalamak bağlamında değerlendirilmesiyle bitiyor. Veya aklımda bunlar kalmış. Namazı Emrullah hoca kıldırıyor, dolayısıyla hocamız hutbeyi devam ettiriyor. Bu cami gemi sizler de kurtulmak üzere binenler diyor. Böylece trenle başlayan seyr u sefer, kurtulup karaya çıkanlar bağlamında bizi de içine alıyor.

Namaza geçtik. Zebur’da yazılanlar üzerinden bir kıraat bizi tekrar geçmiş kavimlere götürürken ancak Salih olanlar kurtulması anı kuşananlar bağlamında bizi de içine dahil ediyor. Namaz bu minvalde geçti. Cemaat geçen haftaya nazaran bana az geldi. Haftaya İstanbul’un boşalacağını düşünüyorum. Sakinleşen ve turistlere kalan İstanbul’da bulunmakta güzel oluyor. En azından çarpmadan yollarda yürüyebiliyoruz. ..

10.6.2011 nevin Meriç

 

 

10.6.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.