BAHARI MÜJDELEYEN GÜNLERİN AREFESİNDE CUMA
0
Yorum
1462

kez okundu..

 

 
BAHARI MÜJDELEYEN GÜNLERİN AREFESİNDE CUMA
Cuma günlüklerine epey ara verdim. Bugün güneşi görünce günlük yazmak istedim. Ne alakası varsa!
Henüz bahara gelmedik. Hatta dün bir ara kar bile serpiştirdi. Çok korktuk kalıcı olacak diye ama tutmadı. Ve bugün güzel bir bahar güneşiyle uyandık. Önceleri tereddüt ettim, hava durumunu da dinlemediğimden günün nasıl geçeceği konusunda bilgim yoktu. Neyse ki her mevsime uygun kıyafetle dolaştığımdan çok etkilenmiyorum...
Bugün Eda sabahtan başladı, cumayı nerede kılacaksın kaç rekat kılacaksın diye sormaya. Benim için rutin olduğundan ezberimi bozmayacağımı söyledim ve bana takılırsan günle ilgili diğer nimetlerdende nasiplenirsin diye de ekledim. Büşra’yla kıldığımız namazda hoca vaazı Sebe suresi ve tam da benim çalıştığım Süleyman Peygamber – heykel konusunda bırakmıştı ama ertesi Cuma başka yerlerde olduğumdan devamını dinleyemedim. Aslında Cuma vaaz konularının düzenli ve istikrarlı biçimde sürekliliği olacak şekilde yapılması halkı bilgilendirme de çok önemli ve dahi gerekli diye düşünüyorum. Yaygın eğitimin bir cüz’ü de olur. Nitekim Cezeri Kasımpaşa camindeki vaazlar bu şekilde. Bu da hem cemaatin takibini hem de bilgilenmeyi olumlu etkiliyor.
            Vaktimiz gelince biz Eda ile düştük yollara. Havanın güzelliğinden mi yoksa resmi tatilden mi oldukça fazla turist var. Nitekim Hz. İsa’nın ölüm yıldönümü 25 Mart’mış. tr.wikipedia. org/wiki/ Noel öyle diyor. Böylece turist yoğunluğu üzerinden bilgilenmek de gündemimize yeni girmiş oldu. Eda caminin kalabalık olup olmadığını, girişi falan soruyor. Oldukça çok basamaklı  merdivenle çıkıyoruz, vakit yakın olduğu zaman da çok kalabalık oluyor dedim. Henüz kalabalıklaşmamış. Merdivenleri çıkıp mekanımıza geldik. Yavaş yavaş kadın cematte geliyor. Bugün öğrencilerim yok. iki çocuklu turist bir hanım geldi. Çocuklardan biri üç diğeri iki  yaşında. Çok sevimliler ve birlikte oynuyorlar. Bize rahatsızlık vermedikleri gibi hoş sesleriyle mekanı neşelendiriyorlar. Ve iki hanım daha geldi. Bize ayrılan yerde  bir saf hanım cemaat olacağız anlaşılan.
            Ezan okunuyor. Uzun süreli yerde oturamadığım için  tabure üzerinde ezanı bekliyorum. Bu yöntemi Medine’de keşfettim çok da rahat oldu. Tam namaza başlayınca tabureyi bırakıyorum. Sırada namaz var, sünneti kıldık. Çocuklar yine kendi aleminde oynamaya devam ediyorlar. Farzda ne okunduğunu unuttum. Günlük de olsa vakit geçinde unutmalar oluyor işte. Hutbe ise Çanakkale zaferiyle ilgili. dinlerken Ayşe Hür'ün TRTTürk'te 'Geçmiş Zaman' programında söyledikleri aklıma geliyor. Çanakkale zaferini nasıl abarttığımız falan ...  o kadar şehit yok daha az. Okullar veya istanbul savaştan habersiz vs.. gibi. Bu yaklaşım hiç bitmeyecek ve biz ortada buluşmayı hiç başaramayacağız heralde. Artık böyle bir beklentim yok. Bu toprakların yaşadığı uzun yıllara tekabül eden ve açıdan yaşadığımız ızdırap neden sağlıklı bir zeminde konuşulup, yazılmıyor. Herkes kendi tarafından toplumsal duruşları anlamlandırıyor.
 
Namaz bitti erkeklerin camiyi boşaltmasını beklerken çocukların anneleriyle konuşabiliriz. Önce nereli olduklarını soruyorum. Libya’dan ziyaret amaçlı gelmişler. Kızının adı Mariya’ymış. Çok şaşırdık ve hemen hristiyanlıkla ilişkilendirdik ve neden bu isim dedik … Hatta  yanlış duymuş olabiliriz diye 'Meryem' mi şeklinde düzeltme yaparak tekrar sorduk. Kadın ısrarla Maria dedi ve  zevcetü’n-Nebi eklemesinde bulundu. O zaman jeton düştü, tabi ya Hz. Peygamberin eşi sadece Hz. Ayşe değil ya.  Bu gaflete gülmekle beraber bizdeki mesafenin nedenleri üzerinde de düşünmeye başladık. Ne kadar köşeli bir eğitim ve tabi ön yargı. Bir de toplumsal uygulama biçimi var tabi. bu topraklarda kullanılmayan bir isim; bilginiz olsa bile pratiği olmayınca böyle küt diye kalıyorsunuz.  Libya’da ise çok yaygın olarak kullanılan bir isimmiş. Oğlu ise Abdullah.
            Bu günkü cumanın bizde ki hatırası da böyle işte. Yabancılaşmayı iliklerinize kadar hissedip, silkinmek hiç de kolay değil. Anlayacağınız Maria bize çok şeyler öğretti .… bakalım hayırlısı. 16.3.2012 Nevin Meriç
16.3.2012 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.