Aşureyi ilk çocuğu kız olan pişirirmiş, doğru mu?
0
Yorum
3150

kez okundu..

 

Aşureyi ilk çocuğu kız olan pişirirmiş, doğru mu?’
Muharrem ayı ve aşure etkinliklerini yaşadığımız bu günler fetva sorularında da bütün hareketliliğiyle devam ediyor. Muharrem ayı ve aşure toplumsal alanda süreklilik ve dini motivasyon konuyu besleyen hikayesiyle sağlanmaktadır. Bu da aşurenin-ibadet/ritüel konseptinde değerlendirilmemesi gerektiğini açıklar. Dolayısıyla aşure dini kültürel tavır alış olarak kabul edilmelidir.
Fetva sorularında aşurenin bir çok farklı ele alınışı görülmekte. Toplumsal cinsiyet rollerini gözlemlediğimiz, ‘aşureyi ilk çocuğu kız olan pişirirmiş, doğru mu?’ sorusundan ‘bu sene kurban kesen aşure yaparmış, doğru mu?, Aşure yapmak günah mı, o gün matem günüymüş, Aşure matem günü olduğu için tatlı değil de tuzlu olmalıymış doğru mu?’ sorusuna kadar yelpaze değişmekte ve çeşitlenmektedir. Aşurenin içine konacak malzemenin çeşidi, sayısı da fetva sorularında dini davranma biçimine dair bilgilenme anlamında sorulmaktadır. Hz. Peygamber (sav) Medine’ye göç ettiğinde Yahudilerin Muharremin onunda oruç tuttuğunu görünce Müslümanlara da oruç tutmalarını ve fakat sadece onunda değil dokuz, on, on birini de eklemelerini söylediğini hadislerden öğrenmekteyiz.
Literatürde ki Muharrem ayına dair olaylara baktığımızda yakın tarihte islam dünyasında Hz. Peygamberin torunlarını ve Müslümanların yaşadığı olumsuzlar ile uzak tarihte Hz Adem’in tevbesinin kabul edildiği gün ve diğer peygambere ait önemli kurtuluşlar görmekteyiz. Bununla birlikte söz konusu olayların, Aşure gününde yani: ay takvimine göre Muharrem'in10. gününde gerçekleştiği rivayetlerinin maalesef dayandıkları hiç bir tarihi delil ve kaynak bulunmamaktadır.
Aşurenin tarihte uygulama biçimleri
10 Muharrem 61/10 Ekim 680 tarihinde, Hz. Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmesinden sonra ise Şia için bu tarih önem kazanmış ve Hz. Hüseyin'in
intikamını alma anlamında bir matem gününe çevrilmiştir. Ancak bu eğilim Emevi idaresi döneminde fiiliyata geçirilmemiş bilakis matemi unutturmak için
bayram havası içerisinde kutlanması sağlanmıştır.
Osmanlılar döneminde ise aşure geleneğinde öncülük saraya aittir. Muharrem ayının 10. günü Topkapı sarayı mutfaklarında pişirilecek aşure için Kilar-ı Has'tan gereken malzeme verilir, birkaç gün önceden hazırlıklara başlanılır. Helvacıbaşılar tarafından büyük kazanlarda hazırlanan aşureden ilk olarak özel bir törenle padişaha, harem halkına sunulur, sonra da devlet ileri gelenlerine, imaretlere, halka dağıtılması adettir.
Evlerde ise her aile kendi konumuna ve ihtiyacına göre 10-17 Muharrem
haftası içerisinde mevsim imkanlarına göre zengin malzemeli aşure pişirirdi. Ve seremoniye devamla büyük kazanlar içinde hazırlanan aşure ocaktan indirilince evin en yaşlısı kazanı karıştırıp bir Yasin-i şerif okur, kazanın ağzına kalaylı bir tepsi, bunun üstüne de beyaz bir örtü örtülür, aşurenin demlenmesi tamamlanınca tepsi alınır, evin en büyüğünden en küçüğüne sıra ile tas tas verilirdi. Herkes salavat getirdikten sonra yer, ayrıca tepsideki "aşure teri" denen buhar suyu da şifa niyetine göz kapaklarına ve alına sürülürdü.
Uygulamalara baktığımızda toplumlar konjüktürün el verdiği biçimde aşureyi kendileri açısından biçimlendirdiklerini görmekteyiz. Bunlar da aşurenin ibadetten çok etkinlik ve tavır alış olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak aşure dini-kültürel tavır alışlarımızdan biri olarak sürekliliğini devam ettirmektedir. Bir etkinlik olarak devam etmesi de önemlidir. Ne var ki günümüz toplumun da aşurenin Hz. Hüseyin ile ilgisi tamamen kopartılmış gibi gözükmektedir. Bunda sözlü kültür ile toplumsal alanın arasına giren mesafe de bunda etkili olmuştur diyebiliriz. Ayrıca aşureye dini/ritüel bir form kazandırmak tehlikeli ve yanlış bir davranıştır. Dolayısıyla aşure yapmak isteyenin ne ilk çocuğun kız olması ne de kurban kesmesi gerekir. İstiyorsa yapar ailesiyle afiyetle yer. Aşure sevimli bir tatlıdır, yılın diğer günlerinde de afiyetle yenirken Kerbela şehitlerine Fatiha okumak da ihmal edilmez. 12.11.2011  medyasofa.com
 
18.12.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.