ALO FETVADA BİR RAMAZAN
0
Yorum
1076

kez okundu..

 ALO FETVADA BİR RAMAZAN: Haziran 2015

Kulu yaratıcısına yaklaştıran en önemli imkanlardan biri de ibadetlerdir. İbadetler dünyevi kaygı ve telaşların arasına dahil edilerek insana Allah’ın olduğu ve önemli olanın da yaratıcıyla kurduğu bağı hatırlatır, kuvvetlendirir. İnsanın ayağını kaydırmak üzere kurulan tuzaklardan da uzaklaştırır. İbadet kulluk bilincini idrak ettirerek dünyevi bağımlılıklara mesafeyi, bir anlamda özgürleşmeyi sağlar. İbadet bir vazife anlayışından çok kurtuluş reçetesini yerine getirmek olarak algılanmalıdır. İnsanın insan olma yolunda mücadelesinde önemli bir eşiktir. İbadet anında Rabb’iyle direk iletişime geçen kul, onun hazinelerine, ikramlarına kapı aralamış demektir. Bu anlamda bir haz ve keyif imkanı olarak da değerlendirilebilir.

Bu bağlamda Ramazan bir ay süren ibadet neşe ve sevincini yaşama imkanı demektir. Dolayısıyla Müslüman dünyada bir bayram sevinciyle karşılanır. Hoş geldin ramazan nidaları ortalığı inletirken, senenin hangi gününe, hangi ayına tekabül ettiğinin bir anlamı yoktur.  Zaten bütün seneyi şereflendirmesi de baştan bir kabulü, adalet ve eşitliği içermektedir. Bu anlamda Müslüman yaz oruçlarını gün çok uzun niyetlenmeyeyim de kışın tutarım diyemez. Takdir edilen zaman Yaratıcının kulunu yanında görmek istediği andır. Bu keyfi veya dünyevi telaşlar öne sürülerek terk edilemez. Sunulan hediye sağlık gerekçesi hariç en güzel şekilde kabul edilir ve korunur.  Ne var ki yaşadığımız dönem ibadet açısından olsun, ramazan özelinde olsun bir çok yanlışın yaşandığını karşımıza çıkarmaktadır.  Diğer yıllarda almadığımız kadar “ yarın şu işim, iftara misafirim veya yaz tatili için gelen misafirlerim var gibi gerekçelerle niyet etmeyip oruç tutmasam olur mu? soruları  dikkatimizi çekmektedir.  Ramazan bir ay ibadet etmek üzere tayin edilen bir vakit olduğu için oruç dünyevi telaşlara kurban edilemez.

Diğer bir sorun da, sahur vakti yeme içme zamanıdır. Ramazanda insanımıza kolaylık olsun  diye sahurun bittiği anda sabah ezanı okunmaktadır. Ramazandan sonra ise ezan, sahurdan kırk beş dakika, bir saat sonra okunur ki sünnete uygun olan da budur. Ve fakat bu bilgiyi bilmeyen ülke insanımızın özellikle ramazandan sonra tuttukları oruçlarda ciddi imsak sorunu yaşanmaktadır. Ramazandan sonra oruç anlamında bize danışan bir çok kişinin imsağı ezana göre yaptıkları ve dolayısıyla oruçları sakata geldiği açığa çıkmaktadır.

Ramazanda yaşanan bir başka soru ivmesi de zekatta görülmektedir. Borcunu takside bağlayıp birikimini olduğu gibi koruyan kişinin borcuna rağmen zekat vermesi gerektiği de anlaşılamamaktadır. Borcu olanın nasıl birikmiş altını olabilir sorusuyla ise ilk defa karşılaşmakta ve o andan itibaren düşünmeye başlamakta gibidir. Dolayısıyla genel söylemlerin bireysel duruşlarda neye tekabül ettiği de dikkat edilmesi gereken durumlardandır.

Zekat konusunda bir başka soru yoğunluğu da birincil derecede yakınların birbirlerine zekat, fitre, fidye verme taleplerinde görülmektedir. Kendi yakını muhtaçken bir başkasını düşünmenin algılanmadığı durumları içeren bu yaklaşım tam da ibadetin insanı eğiten, nefsini olgunlaştıran imkanlarına tekabül etmektedir. Ayrıca ibadet üzerinden yapılacak bir ayrışmaya da engel olunmakta, paranın kendi aile efradı arasında sirkülasyonu önlenmektedir.

Bunun yanında kişiye özel durumlar, hastane, üniversite imtihanları … vs gibi gündeme dair olaylar da oruçla ilişkilendirilip sorular gelmektedir.

Nevin Meriç

26.6.2015 

26.6.2015 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.