ALO - FETVA GÜNLÜĞÜ/2
0
Yorum
480

kez okundu..

 ALO - FETVA  GÜNLÜĞÜ/2

18. EYLÜL. 2017

Yine alo-fetvanın ilk yılları, yalnız çalıştığım zamanlardan bir gündü. Her ne kadar işe alışsam, sistemi kavrasam da işin doğası gereği sıkıntı, üzüntü, problem yoğundu. Bizim en rahat en keyifli sorularımız ibadetlere dair olandır. Aile, insan ilişkileri, yaşanılan hayata dair üç bazen bir soru bile sizi bitirir de mesaiyi nasıl tamamlayacağınızı düşünürsünüz. Mesai bitince de hemen kendinizi yollara atar yürür de yürürsünüz. Sabahları servise biner ama akşamları iş çıkışında genelde yürürdüm. Üç vasıta da olsa yürümek, denizi solumakla ancak sıkıntıları dışarıda bırakarak eve gelebiliyordum. Hatta neden servise binmediğim pek anlaşılamadı. Hele yol parasını düşündüğünüzde hiç de az tutmuyordu. Ama kendinize gelebilmek için farklı atraksiyonlar yapmazsanız o odanın atmosferinden çıkmak mümkün değildir. Bir diğer yöntemim de yazmaktı. Bu anlamda fetva soruları hem beni besledi hem de kamusal alanı …

Neyse sorumuza geçersek, aile sorunlarından bunaldığım bir gündü. Peş peşe telefonlar geliyor, cevap veriyordum. Ve bir telefonu kapattıktan sonra  Ya Rabbi kocasından memnun olan kimse yok mu bu dünyada diye bir cümle çıktı ağzımdan da, şaştım kaldım niye böyle dedim diye. Kendi kendime de sorularım çok oluyordu fetvada. Meseleler kadar insanı da anlamaya dair epey çözümleyici durumları yakaladığımı düşünüyorum. Mesela dini kabullerin insana sağladığı en önemli, nimet, imkan zihni hijyen. İnsan tövbe ediyor, Allah’a sığınıyor da, unutuyor mu? Asla. Ben bunu fetva sorularındaki hayatlardan öğrendim.

Neyse ben ağzımdan çıkan cümleyi unuttum hemen. Telefonların biri bitiyor, diğeri geliyor derken,  bir telefonda, çok yavaş bir ses ve geç geliyor. Bu gibi durumlarda sizin karşınızdakini rahatlatmanız ve konuşur hale getirmeniz gerekiyor. Karşı sorularımı ardı ardına sıralıyorum artık, hanımefendi buyurun, sorun nedir kısa bir bilgi alayım. Ağlarsanız anlama zorluğu çekebilirim… vs diyor ara ara da dalışlar yapıyorum. Namazla mı alakalı, çocuklarla mı alakalı sorun veya ailenizle mi derken hanım cevap verdi.

-Hocahanım biliyor musunuz biz çok mutlu bir aileydik.

- Maşaallah bizim nadir duyduğumuz bir cevap. Ne mutlu size, çok şükür, bol sadaka eşliğinde devam edin o zaman …

- İlk başlarda bir iki niza oldu ama on küsur senelik evliliğimizde üç asla olmadı. Çok iyi götürdük. Birbirimizi dinler, konuşur anlaşırdık. Sesimiz bile yükselmezdi birbirimize. Aile geçimsizliği, sorunu hiç yaşamadım ben dedi.

-Sizin adınıza çok sevindim maşaallah, sorumuz buradan değil o zaman dedim.

Ses çatallaşarak konuşmaya devam etti

Evet, eşim bir hafta önce vefat etti. Ve ben sudan çıkmış balığa döndüm. Çok erkendi diyeceğim günaha girmekten korkuyorum. Gelen gidenden Allah razı olsun ama her kafadan bir ses çıkıyor. Bu konuda çok da bilgili değilim. Bir bilenle konuşayım dedim. Bir komşu geldi yedisini yapacağız dedi. Ötekisi kırkı, elli yedisi de var unutma. Ben zaten acımla nasıl devam edeceğimin derdinde kaç gün geçmiş farkında bile değilim. Bana neler tavsiye edersiniz dedi.

Pandoranın kutusunu açtık da içi yine acı dolu çıktı. Öncelikle hüznünüzü, acınızı yaşayın. Bu durum insanın kendinin bile kabullenmekte zorlandığı çok büyük bir imtihan. Ama acının içinde de kaybolmayın. Psikiyatrlar yakın kaybı için dört ay veriyorlar. Yani insan acısını yaşayamazsa onun aksüamelleri hayat boyu devam ediyor. İlla bu süreyi tamamlayacaksınız demek değil tabi bu, sadece isyan etmediğinizi bilmek istersiniz diye söyledim. Sizin ruh haliniz isyana kapalı şu anda.

Çocuklarınızın olması iyi bir şey. Sürekli onların murakabesi altında olacaksınız.  Gülüyorsanız gülecek, ağlıyorsanız ağlayacaklar o yüzden birlikteyken konuşun ve düşüncelerini öğrenin ki onların yanlış sonuçlar çıkarmasını engelleyin. Konuşmak acının paylaşımını da sağlar. Hatıralarınızı, anılarınızı konuşur dua edersiniz. Bu çocuklar için de bir öğrenme imkanı. Acımızı hafifletecek yöntemlerden biri de Kur’an okumak. Bilmiyorsanız öğrenin, biliyorsanız yavaş da olsa kendiniz okuyun. Eşinize dünyadan sizin gönderdiğiniz en önemli hediye Kur’an, dua  ve sadakadır. Dolayısıyla imkanlarınız nispetinde yavaş yavaş azar azar bunları hayatınıza dahil ediniz … bu minvalde epey konuştuk. Konuşma hanımın rahatlamış ve güveni yerine gelmişti. Teşekkürle telefonu kapattı. Derin bir oh çekerken, gün içinde ağzımdan çıkan sözü hatırladım ve hafif bir tebessümle; kocasından memnun olan çok da sana hep acı yönü düşüyor meslek gereği artık alış buna dedim …

Not: telefonu kapatıp kendi kendime sorduğum sorular hep devam etti. Birkaç telefon sonra da cevaplar geldi. Bunu farkettim ama yine devam ettim ve cevaplar yine  gel

Nevin Meriç

18 Eylül 2017

 

18.9.2017 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.