ALİ MURAT DARYAL HOCAMIZIN ARDINDAN
0
Yorum
797

kez okundu..

 ALİ MURAT DARYAL HOCAMIZIN ARDINDAN:

 

Günlerden Perşembe (16.3.2017), iki haftadır dişimde bir sorun var. Ağrıyor, biraz şişiyor, sızlıyor. Doktor yurtdışındaymış. Beklesem geç kalır mıyım başka sıkıntılar çıkarır mı, beklemesem nelerle karışılacağım, zaten kendimi bildim bileli sıkıntıdayım dişlerimle. Bu gerginlikle oyalanırken grupların birinden Ali Murat Daryal Hoca vefat etmiş mesajı düştü ... Dünya hayatını noktalamış da darül bekaya sefer eylemiş hocamız. Üzüntü had safhadaydı.

Hemen diğer gruplara, sosyal medyaya haberi pas ettim. Marmara İlahiyat’ta uzun yıllar görev yapan ve damgasını vuran hocalarımızdan duymayan  olmasın. Hem cenaze teşyi olsun hem de taziye ziyaretleri olsun en önemli sünnetlerden değil mi. Nitekim haber bir anda duyuldu, tanıyan mesaj yazdı, tanımayan dua…

Bir arkadaş telefon edecektim birkaç gündür aklımdaydı dedi. Diğeri ailece görüşürdük on beş gün önce ziyaretine gitmiştik, iyi görünüyordu dedi. Mesajlarda hocanın ders anlatılarından örnekler geldi, tencere kapaklarıyla sınıfa girip Osmanlı padişahlarının başarılı oldukları dönemi ve devletin çöküş surecini anlatışını unutamıyorum dedi bir arkadaş mesela, bir diğeri hala öğrencilerime anlatırım bize öğrettiği hikayeleri dedi. Hemen herkes neşeli, eğlenceli ders anlatışını, nüktelerini hatırlıyordu. Ben de izzetli olmaya yaptığı vurguları hatırladım. Ara ara yapardı bunu; kaldırın kafalarınızı Müslüman izzetli olur, başını eğmez derdi. Kibirden arınmıştı çok mütevazıydı.

1931 doğumlu olduğunu duyunca ne kadar zor yılların çocuk ve gençliğini yaşadığı anında zihnimde belirdi.  Ailesi İstanbullu kökten. Taksim, Şişli o taraflarda meskun. Cumhuriyetin din ve dindarlar üzerinde uyguladığı şiddetli mahalle baskısının en revaçta olduğu yıllarda doğmuş ve ilk gençlik yıllarını geçirmiş. Sürekli başınızı kaldırın demesinde bu yılların izi var mı bilemiyorum hocamızla konuşma imkanımız olmadı, hatıratı da yok. Belki biyografisi çıkar mı? Kaçırdık hocamızı elimizden işte. İlahiyatçılar o kadar büyük işlerle uğraşıyorlar ki bunlar heba ediliyor çok yazık. Hoş ister miydi ondan da pek emin değilim. Ne yapacaksınız benim hayatımı derdi ama otuzlu, kırklı, ellili yılları ondan öğrenmek iyi olurdu. Bu ciddi bir kayıp bence …

Çok çileli bir hayatının olduğunu düşünüyorum ki bunu yansıtıyordu. Bir kere yaşadığı yıllar, konjüktür. Sonra tercih ettiği dindar kimliği ve içinde bulunduğu akademik ve kamu, özellikle öğrencilik yıllarında onu etkilediği gözlemleniyor. Bu yapı hem din-dindar ilişki ve algısını görmesi ve sorgulamasını hem de diğer tarafın dini ötekileyen tavrına cevap verme bağlamında kendini yetiştirmesine neden olmuş. Olumsuzlukları artı değere dönüştürmüş. Kitaplarına baktığımızda da bunları görürüz. Kurban kesmenin psikolojik temelleri öyle çok da kolay yazılacak bir kitap değil. Nitekim şimdiye kadar da kimse ilgilenme gereği duymadı. Burada ibadetin öznelliğinin psikolojik ve toplumsal açılımını yapmaya cesaret etme var. Bu anlamda çok  cesur. Doğru bildiğini söylemekten çekinmez. Muhaliflerine ikna edici cevap vermekten de. Cevabı olmadığında da mertçe söyler daha o noktayı tam halledemedim diye ki ben bunu çok az kimsede gördüm. Şimdiler de ise yok gibi bir şey. Bizim zamanımızda ilk hanımında yeni boşanmış uzun ve sıkıntılı bir dönemden geçiyordu. Ara ara konuşmalarının satır aralarında bundan izler görüyorduk. Müslümanların kadın – erkek ilişkileri ve algısı da eleştirdiği konulardandı. Bu konuda bize rehberlik etmek istiyor, kırıcı olmak istemiyor orta yolu bulmaya çalışıyordu. Sonradan anlaştığı Yıldız hanımla evlenmiş. Cenazede gördük çok iyi bir insan Allah sabır versin çok üzüntülüydü.

Azla yetinir, elindekini verirdi. Nitekim bir hocamız burs verdiği birkaç öğrencisi olduğunu bunun için de arkadaşlarından yardım aldığı yazdı bir mesajda. Dileneceksin dermiş. Yani arkadaşından üç kuruş da olsa burs parası isteyeceksin demek istiyor. Dilenme kelimesini kullanması önemli. Yoksa bir çok kelime var kullanabileceği ve zaten yaptığı da dilenme değil. Nefsi terbiye anlamında hem kendi hem de karşısındakine mesaj diye düşünüyorum. Kullandığı kelimeler hem dikkat çekici hem de çarpıcıydı. Hatta bazen çok gerer sonra da kendini eleştirerek konuyu tatlıya bağlardı. Kendiyle barışık ve şakalarına dahil eden bir insandı. Yüzündeki derin çizgilerin sakladığı çileye inat hep gülerdi.

Aslında cenazeye gidip gitmemek konusunda tereddütlüydüm. Bana çok yakın olduğu halde kadın ve cenaze teşyi arasında gelenekten de beslenen ciddi mesafe var. O yüzden tereddütlüydüm hatta dişe gideyim diye yola çıktım ama ayaklarım Şakirin Cami’ne yöneldi.  Yol tahminlerimin ötesinde açıktı. Bağlarbaşı İstanbul’un her daim trafik tıkanıklığının yaşandığı bir yer olduğundan baya da şaşırdım bu işe. Namaza vakit olduğundan birkaç durak önce inip yürümeye başladım. Cami avlusun geçip musalla taşlarının olduğu yere geldim. İki tane cenaze dünyaya kapalı, ukbaya nazır beklemede. Hocamızın başına vardım dua ettim.

Etrafıma baktığımda tanıdık birkaç sima belirdi.  hemen taziyeye başladık birbirimize. İlahiyatta öğretim üyesi olan hanımlar, teşyiye gelen erkek hocalar vardı. Kendiliğinden uzun yıllar görüşemeyen bir hoca-öğrenci sohbetleri başladı. Bir anlamda hocamız, eski öğrencileriyle, hocalarını da buluşturmuştu. 

Eşi Yıldız hanım taziyeleri kabul ediyordu. Arkadaşlarla birlikte yöneliyoruz, tanımıyorum ama burası son istasyon tanıyan da bir tanımayan da. Bir yakını gelmek istiyorduk ama rahatsız etmek de istemiyorduk biliyorduk ki çok acı çekiyordu ama belli etmiyordu biz varız diye o yüzden dedi. Üç yıldır kanser tedavisi görüyormuş. Bu illetin insana yaşattığı acı herkesin malumu … bedeni acıları da son buldu … elhamdülillah. Hocanın neden İlahiyat Cami’nden uğurlanmadığı da merak konusu oldu. Ben de düşündüm doğrusu yıllarını oraya vermiş emekli olduktan sonra bile sözleşmeli ders veren bir hocamız İlahiyat Cami’nden uğurlanmalıydı diye. Şakir’in Cami’ni hanımın istediğini onun da  zaten  Karacaahmet’e gömülecek gelenlere yetiştin yetişemedin telaşı olmasın dediği söylendi. Ezan okunuyor, ikindi kılınacak camiye girdik. Hocalar ve öğrencileri olarak kılınan bir ikindi namazı oldu. Sırada cenaze namazı var.

Cenaze kalabalık değildi. Kendi arkadaşları, meslektaşları, aile yakınları, öğretim üyesi olan kız – erkek öğrencileri ve birazda toplumda değişik kademelerde görev yapan kız-erkek öğrencileri. Hanımların teveccühü de erkekler kadar vardı. Bunda hocanın kız öğrencilere yaklaşımının önemli olduğunu düşünüyorum. Birkaç arkadaş benim çocuğum yok sizler benim kızlarımsınız dediğini söyledi. Ben de bundan sonra ona kendi rahmetli annem – babam gibi davranacağım diye de ekledi. Cemalnur Sargut hanım da oradaydı. Başında sarı bir namaz örtüsüyle cenazeyi teşyiye katıldı. Cenaze namazına katılmayan hanımlar da fazlaydı. Kadın – cenaze ilişkisinde mesafe burada bütün boyutlarıyla açığa çıktı. Bu durum en çok hac ve umrede açığa çıkıyor. Ümmet kadını erkeği ile cenaze namazı kılarken bizimkiler oturuyor. Artık kadınların da cenaze namazını öğrenme ve kılma zamanı gelmedi mi? Bir ümmete ayıp oluyor …

Sırada kabir var ve tabi gidecek miyiz, gitmeyecek miyiz durumu. Karacaahmet çok büyük bir mezarlık bir çok kişi arabayla gidiyor bir de o yönü var. Neyse madem çıktık yola, son mekanını da görelim diyor birkaç arkadaşla devam ediyoruz. Tabi herkes bir anda dağıldığı ve ne ada ne yer bildiğimiz için gördüğümüz kalabalığa doğru ilerliyoruz. Bir de geldik ki diğer cenazeymiş. Yani hanım bizi kabrinin başına kadar çağırdı neyse ona da okuyup bizim cenazenin yerini öğreniyoruz. Mezarlığı çıkıp diğer bloğa geçecekmişiz.

O yola giriyoruz. Yolun ortasında çok güzel bir mezarlık var Tenzile Erdoğan yazıyor, ona da bir Fatiha. Kabir algımızı güncelleyelim istedik Allah da bir çok kabiri bize müntazır eyledi. Bildiğim yerler buraların insanıyız. Karşıya geçtik peki neredeler, nasıl bulacağız. Kaldı ki epey de vakit geçti belki de bitirip gittiler kaygısıyla cenaze arıyoruz. Ekip yanlış yola giriyordu ki neyse önledim ve mezarlığın her kapısından çıkıp çıkıp bakmaya başladık; kalabalık nerede diye. İkinci kapıdan çıktığımızda ufukta bir grup insan görünüyordu tamam o zaman istikamet orası dedik ama yol yok mezarların arasından oraya doğru gitmeye başladık. Halbuki dışarıdan gelsek daha kolay olurmuş ama bizim niyet kabir görmek olunca Allah’da hepsini sıraya dizdi sanki …

Ve grubun yanında geldik bloğun başı, yol kenarı dışarıdan bile görünüyor. Nitekim  mezarlığın dışından da teşyiye katılan var.  Gömme tamamlanmış ve dua safhasına gelinmiş tam amin sesiyle eller kalktı ki biz de sıraya girdik. Bütün duaya katıldık. Hocanın mezarı olarak kocaman eski bir mezar görünüyor. O olamaz bu daha yeni gömü ama … Öğreniyoruz ki dedesinin mezarıymış. Dedesinin yanında yani hocamız. Ama şimdi de o koskoca mezarı nasıl kaldırılıp  gömüyü gerçekleştirdiler merakı sarıyor bizi. Mezardan kocaman bir taş bloğu çıkartıp gömüyü yapmışlar ki şimdi de mezarcılar yerine yerleştirmeye çalışıyordu o bloğu. Yani kısacası ; o koskoca mermer mezarlar yandan açılıp, kapanacak şekilde yapılıyormuş. Onu da öğrenmiş oluyoruz ve artık veda zamanı tekrar dua, hocamıza ve  aileye veda edip evin yolunu tutuyoruz.

İşte Ali Murat Daryal hocamızı böyle uğurladık. Hayatta olanlarla selamlaştık. Allah mekanını cennet eylesin dünya yükünden kurtuldu. Ahiret içinse  iyi bir Müslüman olduğundan onun adına umutluyuz.  TRTBelgesel’den Fatma Aydın Mekke’de. dr. Ayşe Hümeyra Ökten’ belgeselini çekiyor. Arada sırada da bana mesaj gönderiyorlar. Ben de onlara cenazede olduğumu ve hocamızın kabir resmini gönderdim.  Dr. Abla sağolsun Kabe’de hemen dua etmiş. Hiç atlamaz böyle işleri tam bir Müslüman örneği. Sonra hatimler dualar … İlahiyat caminde de bir dua olacak sanırım.  

İsmail Kara hocamız Daryal hocanın vefatını bir tel daha koptu yahut bizi öteye çeken kuvvetli iplere biri daha eklendi diye tanımlamış. Buradaki teller azalırken ve henüz vakit varken hayatı boşa geçirmemek, çok çalışmak lazım vesselam … Nevin Meriç  17.3.2017

Not: Daryal, "İslam'ın Doğuşu ve İlk Yayılışının Psiko-sosyal Açıdan Tahlili", "Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri", "Dini Hayatın Psiko-sosyal Temelleri", "Psiko-sosyal açıdan Medeniyetler ve Mesajları" gibi çok sayıda esere imza attı.

 

 

17.3.2017 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.