ALASAKAL MÜFTÜ MUSTAFA EFE 1923-2011
0
Yorum
1932

kez okundu..

 

ALASAKAL MÜFTÜ MUSTAFA EFE 1923-2011

 

 

Hatıratlar hayat-insan ilişkisine düşülen kısa notlardır.  Sosyal ve toplumsal hayat ile beraber akan mikro hayatın içiçe geçen yanları , çatışma ve uyum zamanları, başarılara götüren beceri ve eylemler, hayat hikayelerinin satırlarında bize kendini belli eder. Mikro ve makro hayatlar insan üzerinden tekrar kurgulanır. Okuyucu satırda akan hayatla, satır arasına gizlenen duygu ve derinliği de yüklenir.

Genellikle de uzun ömur sahiplerinin hatırat yazdığını görüyoruz. Hem yaşlılık döneminde geçme bilmeyen zamanı değerlendirme hem de geçen hayatın kişi de bıraktığı duygulanım, yazım işini geciktirdiği kadar normalleştirir de. Eskiler hatırat yazmaya pek sıcak bakmamışlar ve 'hayat işte geldik gidiyoruz' yazmaya ne hacet diye düşünürlermiş. Günümüzde ise belki de yazma kültürünün iyice ikame olmasından neredeyse her adım yazılıyor adeta. Sosyal medya da bu süreci hem hızlandırdı hem de dönüştürdü diye düşünmekteyim. 

Alasakal Müftü (1923-2011) tarihleri arasında yaşamış. Görüldüğü gibi oldukça uzun bir ömür. Ülkede yeni rejim dönemi, uzunca bir dönem yaşanan savaşlar, değişen siyasi yapı ve yapılan inkılaplar. Harf devrimi, okullar... vs Alasakal Müftü Efendi’nin çocukluğunda ülkenin yaşadığı profil. Bir diğer ifadeyle olaylar oldukça meşakkatli ve zor yıllardan haber vermekte adeta.

Alasakal Müftü Efendi’nin bir çok özel yeteneği, duruşu var ama ben en çok sünnete bağlılığı ve çalışkanlığını merkeze almak istiyorum. Nitekim büyük resimde de bu özellikleri apaçık ortaya çıkıyor.

Babasına her gün bir cüz okuyarak sık sık hatim yaptığından 'hoca' lakabı verilmiş yakınları tarafından. Ne var ki bu baba, oğlu Mustafa Efe İlkokulda çok başarılı olduğu ve öğretmenlerinin 'okutun' ricalarına ve ilçede köy enstitüsü olmasına rağmen geri çevirmiş. Bunun nedenlerini hatırat vermiyor ama babanın çocuklarının dindar kimliklerini gözettiği şeklinde değerlendirebiliriz. Oysa köylülerin ve sosyal çevrenin algısında Köy Enstitülerini, yaşanan bir kaç örnek olayla anlatması ilginç olurdu. Bizde babanın yasağını da varsayımlar üzerine oturtmazdık. Bunun üzerinde hemen hemen her köylü çocuğu gibi çobanlık yapmaya başlar.

Alasakal Müftü artık büyümüş kendi hayatını kurmanın yollarını aramaktadır. Bir köye ziyarete gittiğinde sabah soğuğunda çeşmeden namaz için abdest alan kızı görünce, o an karar verir evleneceği kız olmasına. Araştırır köyün hocasının kızı ve ailenin de onayıyla evlenir. Burayı okurken, Hz. Peygamberin evlenecek kişide aranması gereken özellikleri belirttiği hadis aklıma geldi. Müftünün en uzun evliliği ve bütün çocukları 11 tane bu hanımdan olur. Altı kız beş oğlan, hayatın meşakkatli akışı içinde kendilerine de yer bulurlar.

Alasakal Müftü aynı zamanda alimdir. Kitabın başında Fetevayi Hindiyeyi tercüme ettiğini okuduğunuzda gıpta ediyorsunuz, ve fakat hatıratın başında babasının okula göndermediğini okuduğunuzda bir meraktır sarıyor; o zaman bu iş ne zaman ve nasıl oldu diye.

Alasakal Müftü askerde okumaya başlar. Gündüz askerlik, akşam bulunduğu bölgenin hocasından Arapça dersi ve çok kısa zamanda hocasının şaşkın bakışları altında bitirilen Emsile, Bina maksut, Kafiye...Arapça bilenler bilir bunlar hiç kolay dersler değildir. İnsan yıllarını verir yine öğrenemez. Arapça yanına fıkıh ve tasavvufu da ekliyen Alasakal Müftü cahil olarak çıktığı köyünden alim olarak yoluna devam eder.  Diyanetten görev alır, imam, vaiz, müftü olur...

Alasakal Müftünün en önemli özelliklerinden biri de çalışkanlığıdır. Hiç durmadan gece gündüz çalışır. Bulunduğu her yerde kız erkek ayırt etmeden öğrenci yetiştirir. Hatta bu faaliyetinden dolayı soruşturma geçiri: ülke yasaklar ülkesidir o yıllar, Kuran öğretimi de yasak listesindedir çünkü. En son emekli olduktan sonra giriştiği ve oldukçada başarılı geçen Kuran öğretimi akim bırakılınca tercümelere yönelir. Allah hiç bir zaman bütün kapıları kapatmaz, sadece rızkı bitmiştir o kapının...

Emeğini budaktan esirgemeyen Alasakal Müftü tayin ile gittiği ilçe ve köylerde hem çalışacağı kurum binasını hem de evini yapar. Hatırat bu konuda oldukça mebzuldür. Sıva, taş, toprak işinden anladığından diyelim ki kirada oturduğu halde ev sahibiyle veya evle ilgili bir sorun çıktı, hemen bir arsa alınır ve birkaç güne kadar iki katlı ev ortaya çıkar. Böyle 39 ev yaptığı yazılı kitapta hatta bir evini yaparken hanımı ailesini ziyarete gider; geldiğinde ev bitmiş, müftü de herkesi yemeğe çağırmış şekilde bulur.

On bir çocuk özellikle ufak bir memur ailesi için oldukça zahmetli bir hayattır ama Müftünün becerikliliği ve alimliği ile aile gayet iyi  geçinir. Alasakal Müftünün kendi çocukları ile olduğu gibi bütün çocuklarla ilişkisi çok iyidir. Her fırsatta dini bilgilerini sınayıp hediyeler verir. Oğullarından birinin evlenmek istediği kız aileye uygun görülmediğinde, çocuğa hissettirilmeden tayin isteyerek oradan uzaklaşırlar. Öncelik çocukları için uygun bir aile kurmaktır çünkü. Böylece bu gaileden de fazla sıkıntı vermeden kurtulunur. Alasakal müftü yaşadığı her anın kıymetini bilir, hakkını verir. Bir kapı kapandığında hemen diğeri hemen açılır. Emekli olup öğrenci yetiştirmeye başladığında müftü olduğu halde 'okutma belgen yok' diye engel olunur. Bunun üzerine Medine'ye gider ve beş sene gibi kısa sürede Fetavayi Hindiyye (Ansiklopedik İslam Fıkhı 16 Cilt) tercüme eder. Sonra Almanya’daki Türkler orada yaptıkları camide kendi ve çocuklarını eğitsin çağırırlar. Çocuk yetiştirmeyi çok seven ve ülkesinde engellendiği için de biraz kırgın olan Alasakal Müftü Almanya yollarına revan olur. Orada biraz rahat eder. Hem ilim öğretmekte, hem vaaz vermekte hem de yardıma muhtaç dünya Müslümanları için çalışmaktadır. Afganistan'a yardım için topladıkları paraları bizzat kendi gidip dağıtır.

Başından üç evlilik geçer. Hanımları vakit gelip ahirete göç ettiklerinde techiz tekvin ve miras görevlerini kendi yapar. Hanımlarına karşı da müşfik ve yardımcıdır.

Alabildiğine temiz ve dürüstür Müftü Alasakal. Hatta bir ramazanda Kadir gecesi kapısına tanrı misafiri diye gelen aile tarafından kandırılır ama yapacak bir şey yoktur nasıl olsa ameller niyetlere göredir ne gam....

Alasakal Müftü’nün kalemi de güçlüdür. Bir çok basılı eseri vardır. Meslek hayatında karşılaştığı sorunlar üzerine kitaplar, risaleler yazması da halka hizmetin çok boyutluluğuna örnek olarak tanımlanabilir. Süt Kardeşliği, Taharet-i Kübra...vs.

Bir keresinde vaazlarında süt kardeşliğinin anlamı ve öneminden bahseder. Cematten biri eve geldiğinde annesinin torununu emzirdiğini görür. Hocanın söylediklerini hatırlar ve hemen annesine müdahale eder. Anne ise ne yaptığından bi-haber; ' ne var oğlum ben çocukken karını kaç kere emzirdim ağladığında' der. Beyninden vurulmuşa dönen adam koşa koşa Alasakal Müftüye gelir hayatıyla alakalı çok önemli bir karar vermesi gerekmektedir çünkü…Alasakal Müftü Efendi’de de hayatını Hakkın rızası için adayan ve yaşadığı sürece bundan geri durmayan güzel insanlar kervanına 2011 yılında dahil olur. Ne mutlu onlara…

Din adamları/kadınlarının en çok hatırat yazan kişiler olması gerektiğini düşünüyorum. Alasakal Müftünün hatıratının bu anlamda da önemli bir boşluğu dolduracağını düşünüyorum. Hem din adamı hem de içimizden biri olarak Alasakal Müftü Efendi’nin hayatı bizlere çok önemli bilgiler vermektedir. Bununla birlikte kitaba eklenen gereksiz bir önsöz ve metin halinde yazılmış soy ağacı kısmı zaiddir. Neredeyse 50 sayfayı bulan bu bölüm hem kitabı hantallaştırmış hem de okunma ve maliyetini olumsuz anlamda etkilemiştir. Kitabın sonunda yakınlarının düşünceleri ve öldükten sonra çıkan haberler ise iyi bir yaklaşım olmuş. Kitap oğlu Ahmet Efe'nin ısrarı, takibi ve düzenlemesi sonucu gerçekleşmiştir. Boğaziçi Yay, 2013 Ankara..

Nevin Meriç

27.3.2014

 

27.3.2014 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.