AİLE GÜNLÜĞÜ - MEMDUH EZİNE
0
Yorum
1775

kez okundu..

 

 

AİLE GÜNLÜĞÜ - MEMDUH EZİNE
YKY- EKİM 2011
Günlüklerle bir biçimde kesişen hayatım devam eden okumalarımla gittikçe renkleniyor. Nevhiz ile başlayan süreç Sabri Koz beyin hediyesi olan Memduh Ezine’nin Aile Günlüğü’yle devam ediyor. Bir anlamda Nevhiz’in kredisini kullanıyorum. Özellikle bu kitabın bende böyle bir arkaplan hikayesi var.
         Sakız mahkemesinde savcı vekili olan Memduh Ezine bir gün Şems Matbaası sahibi Şemsettin Efendi’nin daveti üzerine sanat-ı tıbâatı görmek için matbaasını ziyarete gider. İşte o ziyaret Ezine’de bir deftercik yaptırma fikrini doğurur. Çünkü Ezine’ye göre aile hayatında yaşanan önemli olayların kaydı ileri de Celaleddin’e hayli malumat verecektir.
Celaleddin’in doğumu 29 Nisan 1899- defterin takvimlendirilerek yazılmaya başlanması 13 Kasım 1899’dur. Dolayısıyla günlük tutma saiki kendiğinden bir biçimde Memduh Ezine’de neşet etmiş bir düşüncenin sonucudur diyebiliriz. Doğumdan çok sonra ve tesadüfü bir olay neticesinde günlüğe başlanması bu fikri desteklemektedir. Bunun yanında Osmanlı entelektüellerinin davranma biçimlerini belirleyen okumalar ve kitaplarla ilgili bir çalışmanın gerekliliği dikkatleri çekmektedir. Ruzname olarak gelenekte de gördüğümüz günlük tutmanın batılı formatlarda ki günlüğü etkileyen ve belirleyen süreçleri açığa çıkacaktır diye düşünmektedir. 37 -38 yıllık bir hayatın detay bilgilerini içeren günlük bu anlamıyla hem sosyal tarih hem de edebiyat alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Günlüğe gelirsek Ahmet Nedim’den sonra okuduğum ve benzer yılları da içine alan bir metin olması benim için ilgi çekici oldu. Burada yazarlarda ‘baba – çocuk’ algısından ‘cinsiyet’ farklılığının metinde nasıl şekillendiğini görmek de ilginçti. Aynı olayların farklı detayları yanında bazılarına hiç değinilmemesi de bir başka önemli bilgidir. Memduh Ezine daha çok büyük oğlu Celaleddin ve onun yaşadıklarını günlüğüne koyar. İkinci çocukları Mustafa Orhan’nın doğumu ve yaşadıkları ise çok kısa olarak metne dahil olur. Kız ve erkek çocuklarını arasındaki farkın izini metin üzerinden sürersek ilk önce aklıma erkek çocuk doğar doğmaz hak ettirilen mühür geliyor. Bunların resimleri de kitapta var. Bir çocuğa neden mühür yaptırılır veya bu gelenek erkek çocuktan dolayı mı yoksa hem erkek hem de bürokrat bir aileden olmaktan mı kaynaklanmaktadır. Bunları öğrenmek gerekiyor işte. Diğer bir fark da övgü ve sıfatlarla ilgili… Bu daha anlaşılır bir durum.
Dil olarak oldukça sade ve anlaşılır bir lisan kullanılması Osmanlı sivil metin yazımında önemli bir duruş olarak değerlendirilebilir. Ahmet Nedim ile birlikte değerlendirildiğinde ise hem dil hem de duygu durumlarının ifadelendirilmesinde çok gerilerde kaldığını söylemeliyim. Bu durum da benim favorim hala Nevhiz’in günlüğü olmaktadır.
Günlük hem Osmanlı son dönemini hem de cumhuriyet ilk on yılını içine aldığından önemli bir belgedir. Osmanlı’nın yaşadığı son dönem çalkantılı ve bir o kadar da üzüntülü hayat günlükte pek yer almaz. Hatta Birinci Dünya Savaşı Avrupa boyutuyla çok güzel resmedilirken ileriye yönelik olarak Osmanlının yaşayacağı durumlara hiç atıf yoktur. O kadar ki günlükte gelecek kurgusu hiç yoktur diyebilirim. Bu anlamda da ilginç bir yazım olarak değerlendirilebilir. Ahmet Nedim’in kendi ve Nevhiz üzerinden kurduğu gelecek güzel günler Memduh Ezine de görülmez. Oysa devletin en çalkantılı döneminde Selanik, İstanbul arasında sürekli gidiş gelişlerin içindedir Ezine. Padişah’ın İstanbul’dan çıkartılmasını olumlarken, yeni halife’nin cihat-ı ekber ilan etmesini de desteklerken yine aynı Halife’nin İstanbul’dan gidişine sevinir. Bu durumda Ezine mevcut’un ötesini ya düşünememekte ya da hazf etmektedir diyebiliriz.
Cumhuriyet sonrasında Ankara’ya gidişler sıklaşır. Ve yatırımlar, değiştirilen sosyal muhit yeni yaşama biçimleri. Mahkeme’den emekli olup sigortacılığa başlayan Ezine aynı zamanda yeni yatırım alanlarının da ilk temsilcisi gibidir. O kadar ki neredeyse istifa ederek sigorta şirketine girecekken bir yakının tavassutuyla emekliliğini işletir. Üsküdar Valideatikte başlayan, sonra Moda’ya, oradan Şişli’de bir apartman dairesine ve son olarak Beyoğlu Ezine apartmanında geçen hayat-mekan serüvenide Ezine’nin gündelik hayatında ki yaşantı mekanları ve alanları hakkında bilgi vermektedir.
Cumhuriyet ve devrimleri de Ezine’nin kitabında yer alır. Türkçe ezandan, halkın yeni lisanı öğrenmek için 14-40 yaş arasında herkesin millet mektebine gitmesinin gerektiği de günlüğün satırlarında geçer. Ve diğer devrimler, takvim, yılbaşı, kılık kıyafet … vs. Ezine bir satırla da olsa bahsederken yine duygu durumlarını es geçer… İstanbul’un başkent olmaktan tenzili ise Memduh Ezine için en büyük devrimdir.
Memduh Ezine’nin günlüğü aynı zamanda bir dönem tarihinin detay bilgilerini vermektedir. Dolayısıyla bu dönemi okuyanlar için önemli bir kaynaktır. Duygu durumları açısından çok cılız bir metindir. Hatta okurken ‘baba- oğul’ günlüğü böyle mi yazılır diye düşünmedim değil ama bu tesbit için henüz erken diye düşünüyorum. Bu minvalde birkaç yazar daha okumalıyım.
Kitapla ilgili bir başka nokta da aslına bağlı kalınarak latinize edilmesi. Nevhiz'in Günlüğünde ki problemli duruştan vazgeçilmiş. Böylece dile ait farklılık da korunmuş oluyor. Fotoğraflarla da  desteklenen metin bu açıdan da ayrıca incelenebilir. Birde orjinal yazıma ait fotoğraf eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Nihayetinde el yazısı bir metin kamuya açılıyor o zaman yazım örnekliğini görmek imkanı da verilmeli diye düşünüyorum.
Memduh Ezine’nin aile günlüğü; metin – havadis yazımı hakkında önemli nüaslar içerirken zihinsel akışlarda çok ketum kalmaktadır. Belki de bu açıdan daha dikkatli okumalıydım; neyse artık böyle bir ödevim bulunmamakta. Bu durum metin okuma eyleminde rahatlık – duruş ilişkisi açısından da benim için ilginç oldu diyebilirim. 25.12.2011 Nevin Meriç
25.12.2011 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.