5- KORONA GÜNLÜĞÜ
0
Yorum
105

kez okundu..

 5- KORONA GÜNLÜĞÜ

Yine uzunca bir aradan sonra günlük yazma vaktimin geldiğini düşündüm. Korona günlerimiz Ramazanın içinde kalan 19 Mayıs bayramı haftasonuna denk gelince 4 gün ve akabinde ki haftasonu da Ramazan bayramına denk gelince 4 gün daha sokağa çıkma yasağıyla pik yaptı adeta. Aslında yasak olmadığında da gerekmedikçe sokağa çıkmıyorduk ama yasak psikolojini insan daha ağır hissediyor evde. Ama rakamlar hissedilir ölçüde azaldı. 700lere falan geriledi ve yaz da hissedilir oranda kendini belli edince 1 Haziran 2020den itibaren normalleşme takvimine geçildi.

Gerçi normalleşmede de kurallar vardı. Her bir işletme için özel kurallar tespit edildi il pandemi kurulları tarafından. Ve kademeli olmakla birlikte birkaç hafta içinde bütün işletmeler açıldı. İnsan yaşlarına ait yasaklar da kalktı ama maske, mesafe, hijden üçlüsü kesin kural olarak herkese şamil kılındı.

Açılımın en önemli kazanımı camiler, cemaat ve Cuma olsa gerek. Bayramdan sonra kılınmaya başlayan ilk Cuma müthiş heyecanlıydı. Gençlerin ellerinde seccade camiye koşuşu görülmeye değerdi ama deklanşöre düşen bir kare içimize işledi. Yaşlı olduğu için cemaate dahil edilmeyen bir amca köprü üzeri demir parmaklıklardan cemaati izliyordu da insanın içi parçalandı. Yani kapıya kadar geleni almamak ne kadar doğru bilemiyorum arkalarda bir köşede gerekirse dış mekanın dışında ama sesin duyulacağı yerde bir seccade verilip kılması sağlanabilirdi diye düşünüyorum. Nitekim daha sonraki haftalarda bu sağlandı.

Ve yeni normalimiz diye başladığımız açılım serüveni birden bire eskiyi aktifledi. İnsanlar o karantina baharını yaşamamış gibi maskesiz sokaklarda, mesafenin ihlal edildiği kalabalık caddelerde, park, Pazar, piknik alanlarında yer almaya başladılar. Doktorlar Cumhurbaşkanı idareden herkes maske, mesafe, hijyene dikkat çektikleri halde bir umarsızlık seline kapılmış gibi bir görüntü var dış mekânlarda.

Ve bu durumun kaçınılmaz sonucu rakamlar hızla artmaya başladı. Bugünlerde 1600lerde ama bu umarsızlık devam ederse çıkacak. Virüsün bizimle özel anlaşması veya yazdır bahardır diye bir derdi olmadığından son sürat bulaşmaya devam ediyor.

Tehlike arz eden iller yayınlandı İstanbul yok Allah’a şükür merkezden bu hale gelmek hiç kolay olmadı ama turist gelmeye başladığında nasıl olacak o da ayrı muamma. İşletmeler zor durumda turist istiyor virüs hız kesmeden bulaşıyor, doktorlar artık bizi biraz dinlendirin diyor önümüzdeki günlerin manzarası hiç de içaçıcı değil yani. Anadolu bazında en çok bulaşın olduğu alan gelenekler gözüküyor. Cenaze, taziye, mevlit vs uygulamasından bir türlü vazgeçilmediği için 4 kişi pozitif olduğu bir mahallede rakam 200 kişiye çıkmış birkaç gün içinde. Yakında tarikatlar toplantılarına başlarsa oralardan da haberler gelmeye başlayacak sanki. Dolayısıyla gelenekle mücadelede diyanet personelinin görev alması gerekiyor. Bu süreçte bilgi veren konumunda ne yazık ki ilahiyat hocaları hiç konuşturulmadı ama gelinen nokta mecburen ilahiyat diyor. Yatsıdan sonra bir sala okunuyordu laf söylemeyen kalmadı niye cenaze mi var diye sosyal medyada tv kanallarında. Bu kadar ülke insanının değerinden uzak idareci ve söz söyleyenin olduğu ülkede yaşam gerçekten son derece sıkıntılı. Virüsün derdi bir yandan bunların takıntılı söylemleriyle mücadele etmek bir yandan vatandaş hali perişan.  İl kültürel sosyal kurulları diye de bir birim oluşturuldu galiba onlara dahil etmişler ilahiyatçıları.

Nitekim ben de yürüyüşlerime başladım gün aşırı da olsa öğle sıcağında belki biraz daha ortalık sakin olur diye çıkıyorum yürüyüşe ama başıma güneş geçer mi diye de endişe ederek. Pandeminin bize öğrettiği sosyal medya üzerinden ders, sanat, sohbet, vs imkanını da çok çabuk içselleştirdik. Hatta o kadar ki ben bile Üsküdar’ın farklı bölgelerinden çekimler yapıp ekliyorum hesabıma … geçen çok enteresan bir şey oldu Valide Atik cami haziresi vs çekiyordum ki tam sona geldik hazirenin kitabesini çekerken birden video kayboldu. Ne çöpte var ne arşivde zaten son işlem yapılmadığı için olmazdı da ama neden böyle bir buharlaşma yaşandı anlayamadım. Erenler istemedi mi diye de düşünmedim değil. Bilmiyorum bakalım hayırlısı. Zaten çok yeniyim hem yürü hem konuş hem trafiği kontrol et telefon sürekli oynayınca çekimlerde gereksiz hareket ve kaymalar oluyor. Artık idare edeceksiniz deyip çıkıyorum işin içinden. Neyse biz de tarihe böyle katkıda bulunalım derken eksik ve yanlışları temizlemek de tarihçilere düşüyor tabi.

Nevin Meriç 16.Haziran 2020

 

16.6.2020 tarihinde yazıldı..

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.