EMEKLİ CUMALARI
0
Yorum
856

kez okundu..

 EMEKLİ CUMALARI

Üsküdar Mihrimah Sultan Cami: EYLÜL 2016

Cuma namazı ile emekliliğin ne alakası var denilebilir. Bir de özne hanım olunca iş hepten değişiyor. Emeklilik mevcut halden farklı bir formata geçmek olduğuna göre mevcutta yaptığınız bir çok şeyin değişmesi de doğaldır. Buradan baktığımızda Cuma namazlarında farklı tavır alışlar da normal gözükmekte en azından benim açımdan. Bu da Cuma namazının kamusal alan ibadeti olduğu tezimi ve  kesintisiz olarak Cuma namazı kılmaya yine kamusal alan içindeki yaşantımdan dolayı başlamamı da destekliyor. Peki emekli cumaları nasıldır o vakit…

Güne veya haftaya dair bir işi halletmek için Cuma gününün seçilmesi ve o gerekçeye eklemlenen bir namaz olmakta daha çok. Öncelikle kadının Cuma sorumluluğu olmaması rutin takibi de etkiliyor ve azaltıyor. Her Cuma değil de müsait cumalar diye yeni bir gündem belirleniyor. Bir biçimde namaza dahil olunduğunda ise atmosfer de değişiyor. Nitekim geçen haftaki Cuma namazını Mihrimah Sultan caminde kılmak nasip oldu. Sanırım Üsküdarlı olarak bir çok vakit namazı kıldığım bu camide ilk Cuma namazımdı. O anlamda biraz da heyecanlıydım.

Hava biraz sert, artık sonbahardayız havaların limoni halleri insanı da etkiliyor. Sararan yapraklar, hafifçe çiseleyen yağmur melankolili bir ruh hali, sonbaharı belirleyen özellikler. Bugün de öyle işte. Kurban bayramından sonra ilk Cuma. Henüz tatilciler İstanbul’a gelmedi, on günlük ekstrayı kullanıyorlar. 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından sonra izinler iptal edilince bu da normal oluyor tabi. O yüzden şehir sakin, geleneksel Cuma pazarı olmasına rağmen Üsküdar da sakin. İşlerimi bitirip camiye yöneliyorum. Hava sert olduğu için dışarı mahfili geçip içeriye giriyorum. Kutu gibi caminin kutu gibi kadınlar yeri ama iki kat. Süleymaniye, Sultanahmet ve Nuriosmaniye’den sonra Mihrimah sultan cami. Ölçekte insana, hayata dair küçülmeye mekan da dahil oluyor demek ki. İlk tesbit ettiğim farklılık....

Ben bu sefer alt katı tercih edip kapının yakınına konuşlanıyorum. Girdiğim kapalı mekanlarda oturma durumumu çabuk çıkabileceğim yerler üzerinden belirlerim. Sınıf, anfi, cami farketmez. Kapıa yakın olmak, çıkışı hızlandırır. Bu da hayatı aheste yaşayan kişilerle olumsuzluk yaşanmasını engeller. Namaza beş on dakika var. Cami yavaş yavaş doluyor. Zaten kutu gibi cami vakit namazlarında bile çok dolu. İmam güzel bir vaaz yaptı. Bir ara cemaati kaldırıp oturttu: dışarıda birikenleri yerleştirmek için. Ve ezan başladı.

Üsküdar’ın çifte ezanları. Nuriosmaniye’de de epey dinlemiştim. Çok hoşuma gider. Birbirini takip eden ve fakat hiç karışmayan, sırasını şaşırmayan iki sesin camide de şehirde de akışı gerçekten çok etkileyici. Kadınlar yeri de doldu ama üst katta yer var. Kapıdan bakan bir turisti yukarıya yönlendiriyorum. Merdivenler kolonun arkasında olduğundan görülmüyor. Neyse o da halloldu. Kadın cemaat te namaza hazırlanıyor, saflar düzeltiliyor ve cumanın sünneti için tekbir duyuluyor. Artık namaz vakti herkes sünnete başlıyor. Burada anakaradaki turist cemaat olmadığından önce sünnetin kılındığını bilmeyenlere  rastlanmıyor. Sünnet bitti sırada hutbe var.

İmam hutbeye başladı ki,  birden dışarı çıkmak için adımlarını hızlandıran bir hanım beliriyor. Namazın tam ortasında dışarı çıkmak da ne oluyor şimdi. Üstelik erkekler dış kapının ağzına kadar camiyi doldurmuş. Şimdi onların dizlerinin dibinden nasıl camiden çıkılacak. Kaldı ki avluda kilim serilmiş her taraf lebalep cemaat. Bu kadar adamın içinden kuğu gibi süzülmek edep ve adap noksanlığı yanında fikr etme nakısasını da gösteriyor. Madem erken çıkacaksın niye caminin en tepesinde namaz kılıyorsun. Dışarıda da mahfil var ve bir çok hanım da orada kılıyor. Çok canım sıkıldı. Uzun mücadelelerle zar zor elde edilen kadınların Cuma namazı kılma imkanının bu gibi düşüncesizliklere kurban gitmesine çok üzülürüm. Ama ondan da önemlisi insanı rahatsız etmek hele ki cami de namaz esnasında kimsenin hakkı olamaz. Madem Cuma kılmaya geldin, ta baş köşeye geçtin, cami boşalana kadar bekleyeceksin kardeşim. Kur’an oku, teşbih çek, kaza kıl camide yapılacak iş mi yok. Yeter  ki böyle düşüncesizlikler yapma… cami rehberi gerekiyor bu gibi aksaklıkları önlemek için sanki. İçeride zaten çok az cemaat var hepsine tek tek soracak namazın hangi cüzünde camiyi terk edeceksiniz diye. Belki o zaman bu gibi aksaklıklar önlenir. Ufak cami ama avlusu içinden daha çok cemaat barındırıyor. Yoldan geçen, vapurdan inen veya giden camide…

La havle çekip hutbeye konsantre olmaya çalışıyorum ama ne mümkün… hutbe de bitti. Farza geçtik. Farz biter bitmez cemaat hızla seyreliyor. Yine de dışarı çıkmak kolay olamayacağı için ve tabi son sünnette gerekli olduğundan sünneti kılıyoruz. Bu arada yine her camide rastlanan cumanın nasıl kılınacağı, zuhri ahir eklemesiyle yandaki hanımlar tarafından konuşuluyor. Araya girmiyorum. Demek ki onlara o kadarı nasip olacak. Artık sünnette bittiğine göre çıkabilirim. Emekliliğin bir avantajı da camide mesai gerginliği yaşamadan namazın son dakikasına kadar kalabiliyorsunuz. Gerçi yine hızımdan erken çıktım ama yavaş yavaş buna da alışacağım. Dışarıya çıktığımda kadınlar mahfilinin de dolu olduğunu gördüm bu anlamda cami kadın cemaat açısından da gani demek ki. Otobüslerin oraya inen merdivenlere doğru yöneldiğimde türbe arasında da bir öbek hanımın namaza dahil olduğunu gördüm. Namazın ortasında camiden çıkan kadın burada konuşlansaydı kimseyi rahatsız etmezdi.  Kadın cemaatin Cuma kılmak için verdiği çabayı önemsiyor ve takdir ediyorum. Cuma hem gün ortasında sesli kılınan tek namaz, hem de hutbe ve vaazıyla kadın cemaati de bilgilendiriyor. Buda onu diğer vakitlerden ayrıştırıyor. Kadınların da bu imkandan nasiplenmesi güzel bir şey tabi. Allah sayılarını daha da çoğaltsın.  Namaz ortasında camiden çıkan veya kadın Cuma kılmaz diye namazın bitmesini bekleyip tek başına öğle namazı kılanları da azaltsın diye dua ediyorum. İşte emekli Cuma namazı böyle farklılaşmalarla gündelik hayatta yerini almaya başladı… Allah nasip etse de; Üsküdar’ın diğer camilerinde Cuma hayatı nasıl akıyor görsek. hem gezelim hem de Cuma kılalım o vakit…

Nevin Meriç.

Eylül 2016 

23.9.2016 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.