CUMHURİYETTE ÇOCUKTULAR.
0
Yorum
1463

kez okundu..

 

 CUMHURİYETTE ÇOCUKTULAR.

Cumhuriyet'te çocuktular, Mine Göğüş Tan, Özlem Şahin, Mustafa Sever ve Aksu Bora'nın derlediği büyük ebatlı bir çalışma. Doktora ve yüksek lisans öğrencilerinden oluşan bir grup çalışması. Cumhuriyette çocuk olan 115 kişi ile yapılan röportajlardan 52 sini düzenleyip yayınladıkları bir kitap. Hedef cocukluğun nasıl kurgulandığı daha doğrusu çocukluk toplumsal bir kurgudur/ Aries savını test etmek. Ayrıca çocuk tarihine de katkı yapmak. Bu anlamda başarılı bir çalışma .

Doğum tarihleri 1908-1927 yılına rastlıyor. Daha doğrusu bir kişi 1927 doğumlu, çoğunluk, 1914-1920 arası. Dolayısıyla cumhuriyetin ilk yıllarında ya ilk okula oluyorlar. Burada en dikkat çekici resim harf devrimi tabi. Okulun iki, üç senesini eski harfle okuyup tam ortasında yeni harfe başlayanlar. Bir de bu hikayenin evlere dönük yuzü, aileler bu süreci nasıl yaşadı onlara dair de bilgi var tabi. Konu çocuk olunca anne baba baş aktör tabi. Ne var ki babasını hiç tanımayandan çok erken kaybedenler fazla  savaş yıllarının tahripkar yönü. Ve yoksulluk-yoksunluk üzere inşa edilen çocukluk. Anne ve babaların savaşa karşı tutumları da hikayede yerini alıyor.

İstanbul ve bazı illerdeki eşraf aileleri daha şanslı. Anaokulundan itibaren okula giden ve önlük yerine kıyafet giyen kolej öğrencileri paranın çocukluğu inşada yerini açık ediyor.  Hikayelerde en başat anlatılar okul ile ilgili. Okula geliş, gidiş dahil bir çok action zihinde kalmış: okula giderken dağılırken falan ikişer olarak dağılırdık. Okul başkanı vardı. O bir süre yürütür, herkes evinin hizasına gelince oradan dağılır evine giderdi. Şey bir nizam vardı. ( Mehmet Yiğit) : okuldan çıktığımız zaman oldum olası sokağa düşmezdim. Aşağıdaki salonda herkes toplanırdı. Herkesin bi eşi vardı. Eşlerınan böyle çiftleşirdiler. Bir de tabur başımız vardı. İclal isminde büyük bir kız. Bizi alırdı yürüye yürüye başımızda kırmızı kurdelalar, namaz bezi herkes muhitine geldi mi ayrılırdı. O şekilde girerdik eve. (Neriman Çabuker)

Çocuğu etkileyen  birinci kaynak aile. Anlatılan hikayelerde de bu çok bariz. Ailesinde ittihat terakki mensubu yakınları olanların tanımladıkları dönem kurgusuyla , yalın ayak, kuru ekmeği zor bulanların hikayeleri, kullandıkları kelimeler, sosyal çevreleri...vs  çok farklı. Bu da çocukluğun toplumsal yönüne işaret eder. Ve tabi devrimlerde çocuk hafızasında yerini alır. Okulda derslerin iptal edildiği bir gün Şapka isyanı olarak hafızaya kaydedilir. O dönemin gayrimüslimlerle içiçeliği de bazı satırlarda kendini gösteriyor. Onların hikayesi de var kitapta.

Kitabın bir diğer kazanımı da kent tarihine katkı babından. Yeni kurulan Ankara başşehir olurken, kimlerin arazisi nasıl kullanılmış çok önemli bilgiler var.

En önemli etkinlik Cumhuriyet bayramı tabi. Daha doğrusu cumhuriyetin 10. Yılı kutlamaları. Zaten Sorulardan biri. Herkes çok net hatırlar. Hatta yapılan hazırlıklar, diğer illerden gelenler, onlara gösterilen kalma yerleri, dağıtılan yemekler vs zihinlerde hala canlılığını korumuş.

Bir kaç hikayede dindarlara, dine karşı muhalif duruşlar da anlatılmış ama çok az kişi. Din dersi okullardan kaldırılır.  O dönemde herkesin evde öğrenmesi gerektiği kanaati kabul görür. Oysa bir kaç sene önce henüz ' Anadolu'daki Rumlarla, Rumelide'ki Türklerin değişmesi yapılmamışken Rumlarda bizim rüştiyeye gelirdi. Yalnız Malumatı Diniye Müsabahat-ı Ahlaki diye bir ders vardı. O ders olurken Rumlar beden terbiyesi yaparlardı dışarıda. Türkler, Müslümanlar derse girerdi. İbadet usulleri, namaz kılmak, oruç tutmak filan...'( s. 129) uygulama bu şekildedir.  .... Her gün öğle vakti olacağı zaman öğrenciler okulun bahçesindeki çeşmede abdest alır, gelir o direğin birisinde bir öğrenci, birisinde de başka bir öğrenci ezan okurdu. Biz ufacık öğrenciler hemen namaz vakti dershaneye koşup bi öğretmen bize namaz kıldırırdı. Ondan sonra dağılırdık. Eskiden çok eskiden. Ondan sonra daha namaz falan kılmadık okulda....' (İbrahim Topsakal) Bir yığın hikayeden bunu cımbızlamak her metin taraftır aynı zamanda...

Çocukla içkin olan oyun ve eğlence de sorulardan biridir. Zihinlerdeki oyunlar, nasıl oynandığı, arkadaşları bir bir zihinden satırlara kaydedilir. Okurken duyulan yoksunluk ise önlenemez.

Kişilerden eski yeni toplum, insanlar, çocukluk karşılaştırması da istenir. Eskinin insan ilişkileri, eğitim, ahlak, saygı...yönü açık ara öndedir. Bugüne dair de değişen hayat, bolluk, israf ve söylenir.’ Şimdiki çocuklar iyi değil hep sokakta. Biz o zaman birimiz öğretmen olurduk biliyor musun? Tatilde. Onlara marş söyletir, onlarınan tiyatro kurardık. Şimdiki heç çocuklar her biri bir yerde onu taşyorlar bunu taşıyorlar. Bir şey görüyor musun çocuklarda, hah hıçbir şey bilmiyorlar. Biz öyle değil hemen...' (398)

Bugün ise Teknolojiyle ulaşılan bilginin kişiyi daha doğru, aklı başında yaptığı kanaatindedirler. Büyüklerin çocuklarının sözlerine göre hareket etmeleri ise onların havsalasının alamayacağı bir şeydir. Bu anlamda zihnin bugüne ait katmanı şaşkınlık içindeyken,  zihindeki çocukluk duruma gıpta ile bakar.

Kitaptaki eksikliklere gelince. Çok önemli isimlere ulaştıkları halde bunu hatırat ve nehir konuşmasına yönlendirememişler. Oysa öyle kişiler var ki kesinlikle hayat hikayelerinin bilinmesi sivil tarih açısından da önemli olurdu. Belki de zula da vardır sırasını bekliyordur. Bilemiyorum en azından duymadım.

Bir diğer sorun da asla bağlı kalmanın nasıllığında yaşanmakta. Bazı anlatıcıların hem yaşlılık hem de şiveleri metne olduğu gibi aktarılınca ciddi anlama sorunu olmuş. Hatta en azından metnin değerlendirildiği 1. Bölümde böyle yapılmasa çok daha güzel olacaktı diye düşünmekteyim. 'yokuşlar çıkarlardı, bi şiprik olurdu. Ayaklarında terlik gibi donarlardı, buyarlardı. (Ali Erbaş) böyle oldukça fazla kelime , cümle var.

Sonuç olarak çocukluk tarihine olduğu kadar dönemsel okumalara da ışık tutacak önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Üzerinden çok çalışma yapılır epey malzeme var çünkü... Kitap Boğaziçi Yayınlarından çıkmış. Çalışma oluşum ve baskı süreci de anlatılıyor, ilginç ve ibretlik hikayelerde süreklilik.

Nevin Meriç

28.12.2013

28.12.2013 tarihinde yazıldı..
Nevin MERİÇ

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.